• 24.08.2021 06:45
  • (141)

 

Kadın-erkek, genç-yetişkin, dindar-seküler, Doğulu-Batılı, zengin-fakir, eğitimli-eğitimsiz… fark etmiyor hiç kimse baskı altında yaşamak istemez aynı zamanda güven içinde yaşamak ister. Bununla birlikte sık sık ifade ettiğim gibi her insan içinde var olduğu, yetiştiği çevrenin ürünüdür. Çok az sayıda insan, entelektüel hariç tüm insanlar kendi çevrelerince oluşturulurlar; zevkleri, siyasi görüşleri, alışkanlıkları, rolleri, düşünme biçimleri mutlaka içinde bulundukları çevreden etkilenir. Örneğin, bilgi edindiğiniz eğitim kurumlarından, sürekli bilgi akışı sağlanan konvansiyonel medya ya da internet medyasına kadar karşınıza çıkan birçok bilgiye mutlak doğru muamelesi yaparsınız ve bu bilgi akışı sizi şekillendirir. Ve burada sadece bilgi edinimi sağlanmaz aynı zamanda nasıl davranacağınız da gösterilir ve ona göre hareket edersiniz, sosyal medyanın ürettiği saldırgan tiplere baktığınızda bunu görmek mümkün. Son olarak tüm bunlara post-truth çağında olduğumuz gerçeğini de ekleyince gerçeklikle bağımızın kopma noktasında olduğunu, dahası çoğumuzun bir algının parçası olmaktan ileri gidemediğini görebiliriz.

Daha somut ifade etmem gerekirse, devletler ve onların yöneticilerine değil toplumlara bakalım… Sıradan bir Batılı için Müslümanlar sürekli olarak şiddetle ilişkili, terörist, baskıcı ve gayrı medeni görülüyorsa bunu Batılı yönetici elit, yanına kontrol ettiği medyayı da alarak İslam ve şiddet arasında bağlantı kurduğu için böyle. Ya da size sürekli İslam’ın kadınları köleleştirdiği, geriye götürücü bir din olduğu telkin ediliyorsa, siyasette ve aldığınız eğitimde sürekli bu propagandaya maruz kalıyorsanız bir süre sonra buna inanıyorsunuz. Bir de madalyonun diğer yüzü var, yine medya ile örnekleyeyim; Afgan kadınların, Taliban baskısı altında ezildiği ve Batılı beyaz adamlar tarafından kurtarılacağı propagandası… yani Afganistan’daki kadınların kurtuluşu üzerlerine zorla giydirilen burkaları çıkartmakla mümkün… bu kadar saçma bir şeye normal şartlarda kimse inanmaz ama içinde bulunduğumuz şartlar sonrasında dünyanın yarısının buna inandığını görüyoruz.

Düşünsenize, on yıllardır İngiltere, Rusya, ABD tarafından işgal edilmiş, tepeden inme şiddet dolu yöntemlerle bir gün bile huzur verilmemiş, aynı zamanda “Afganistan nasıl bir yerdir?” diye düşünmek kimsenin aklına gelmemiş, kadınlar öldürülmüş, kadınların aileleri katliama uğramış, çocukları bombalarla parçalanmış, mülteci olmak zorunda kalmışlar, güvensizlik içinde yaşamaları gerekmiş, sağ kalan çocukları işgaller nedeniyle sakat bırakılmış ve sürekli yetersiz imkanlar içerisinde bırakılmış… tüm bunlar olurken siyaset dili ve medya görüntüleri üzerinden birkaç kareye bakarak sadece Taliban’ın Afganistan’da Afganistan ve kadınlar için risk teşkil ettiği söyleniyor ve hatırı sayılır sayıda insan da buna inanıyor. Ve tek kurtuluşun kadınları Taliban’dan kurtarmak olduğuna da ikna olmuş durumdalar. Eğer gerçeklikten bu denli kopmuş olunmasaydı, bu gerçek dışı, tarafgir tutuma kimsenin inanması mümkün olmadığı gibi bu sahte kurtarıcı mitine de kimse kanmış olmazdı. Ama inandılar ve kandılar…

Oryantalist anlayışın bir ürünü olarak, beyaz, Hıristiyan Batılıların üstünlüğüne inanan, Tanrı’nın kendilerini mutlak kudretli kişiler olarak seçtiğini zanneden kesim tarafından Avustralya, Kanada, Amerika, Afrika ve Ortadoğu’nun gerçek sahipleri, yerlileri katliama uğradı, köle pazarlarında satıldı, siyah çocuklar demir parmaklıklar ardında hayvanat bahçelerinde sergilendi, yetmedi sanat eserleri çalındı, dilleri yasaklandı, kadınlar teşhir aracı haline getirildi ve cinsel şiddetin her türlüsüne maruz kaldı… ama insanların çoğunun aklında Kızılderililerin kafa derisi yüzenlerden oluştuğuna, Ortadoğulu Müslümanların teröristlerden neşet ettiğine, siyahların sürekli uyuşturucu işi yapan kişiler olduğuna dair mitler yerleştirildi. Sizce de bunda bir tuhaflık yok mu? Tüm bunlara rağmen Batılı beyaz adamın, kendi ülkesindeki sokaklar temiz ve caddelerde bomba patlamıyor diye ve kendilerini “medeni” olarak pazarladıkları için onların medeni olduğuna inanılıyor ama aynı kişilerin insansız hava araçları ile dünyanın başka noktalarında katliamlar yaptığına inanılmıyor öyle mi? Ve hala kendi dilinizde de olsa yabancı basında da olsa Müslümanların terörist olduğuna dair dönen, gerçek olup olmadığı bile belli olmayan fotoğraf karelerine bakıp Müslümanların terörist, Batılıların medeni olduğunu iddia edip, kadınların sadece Taliban tarafından mağdur edildiğine inanabiliyor ve bunun üzerinden duyarlılık sergilenmeye çalışılıyor öyle mi? Hayır, tüm Batılılar kötü ve geri kalan herkes iyi demiyorum. Tam aksi; tüm Batılılar medeni, geri kalanlar vahşi iddialarına itiraz ediyorum.

Suriye rejimi, Beşşar Esed komutasında binlerce kadını işkenceden geçirirken, Bosna’da tecavüze uğrayan kadınlar tecavüz çocuklarını doğururken sinir krizi yaşarken, Irak’ta kız çocukları tecavüze uğrarken, binlerce kadın başını örttüğü için okuldan ve işten atılırken, olimpiyatlarda cinsel aşağılamaya maruz kalıp bikini giymeyen kadınlara ceza kesilirken, Doğu Türkistanlı kadınların saçları zorla kestirilip ticari meta haline getirilirken, Myanmarlı kadınlar diri diri yakılırken ve tecavüze uğramamak için kendilerini denize atarken, kucağında çocuğu olan mülteci kadının botu denize itilirken, Çekya’da kadınlar zorla kısırlaştırılırken neredeydi bu yerli ve yabancı basının duyarlılığı ve onlara destek veren kitlelerin kadın hassasiyeti, neredeydi? Neredeydiniz?

Gönüllü olarak kandırılmayı tercih etmiş olanlar olabilir, kadınlar hakkında kadınların değil de onların yerlerine başkasının karar vermesini eleştirip ama kadınlarla ilgili kararları kendileri vermeye kalkanlar olabilir, katliamlara ve tecavüze şahit olduktan sonra görmezden gelip kadının yüzü örtüldü diye kıyamet koparanlar olabilir… ama bunların olması gerçeğin bu olduğu anlamına gelmez. Eğitim, siyaset ve medya yoluyla çok basit düşünme biçimlerine sahip olmuş, kendi fikirlerini dayatma ve baskı uygulama konusunda bir beis görmeyen ama baskı görünce bas bas bağıranların, gerçeğe gözlerini açmalarını sağlamak benim ödevim değil zira bu bilinçli bir tercih, zira duymak isteyen kadar kötü bir sağır yoktur. Ama müsaade edin, on yıllardır her tür baskı ve zulmü gören kadınlarla ilgili tek kelime etmeyip ve hatta “yine mi mağdur oldun ha hah ha” diye dalga geçebilen kitlelerin, kadınlar konusunda duyarlı olduğuna da inanmayabilelim. Buram buram riyakarlık, buram buram iki yüzlülük kokan bu göstermelik hassasiyetin arkasındaki İslam karşıtı tavırları, İslamofobik tutumları çok net görüyoruz zira göstermemek için bile herhangi bir çaba sarf edilmiyor. Dolayısıyla Afgan kadınlar bugün eleştirildiği gibi Taliban’ın eline bırakıldıysa, bırakanları eleştirmiyor ve hatta onların safında yer alıyorsanız, çok ulvi ve büyük çabalarınız olduğuna dair iddialarınızı, kadınları burkadan kurtarmanın insanlığı kurtarmak olduğunu zanneden sığ yanlarınızı alın ve biraz ilerde eğlenmeye devam edin. İslamofobi temelli tutumlarınızı, İslam karşıtı faşist söylemlerinizi “kadın duyarlılığıymış” gibi gösterme çabalarınızdan daha sahte görünen bir şey varsa o da size tutulan aynaya yansıyan aksinizdir.