• 24.04.2021 08:01

Biden ve Putin görüşmesi sonrası Karadeniz'de Donbas gerilimi şimdilik düşerken etrafımızdaki bölge yeni bir diplomatik hareketlilik dalgası yaşıyor. Önce büyük resmi daha iyi görebilmek için bunlardan bazılarını sıralayayım. ABD, Suudi Arabistan ile Yemen angajmanını terk ederken İran ile nükleer görüşmelerin önünü açtı. Tahran'ın nükleer zenginleşmeyi durdurması karşılığında Washington'ın yaptırımları aşamalı olarak kaldırılabileceği konuşuluyor. Bu arada mart ayında Çin Dışişleri Bakanı Yi'nin İran ile imzaladığı kapsamlı anlaşmalar hatırlanmalı. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov geçen hafta Kahire ve Tahran'ı ziyaret etti. Kasım ayında Karadeniz'de Mısır ile tatbikat yapan Rusya, turizm konusunda Kahire ile işbirliğini genişletiyor. Ayrıca Lavrov'un Tahran ziyareti ABD'ye nükleer anlaşmaya dönme denklemindeki varlığına işaret ediyor. Körfez ülkeleri ile görüşmelerden sonra gelen bu ziyaretler Moskova'nın Ortadoğu'nun yeni konumlanmalarında ne kadar aktif olacağını gösteriyor. Türkiye, Mısır ve BAE ile eşzamanlı olarak ilişkilerini toparlıyor. Libya'dan sonra Mısır ile Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları konusunda anlaşılması durumunda Türkiye, İsrail ile de enerji işbirliği kapısını açabilecektir. Yunan Dışişleri Bakanı Dendias'ın Ankara'daki provokatif açıklamalarına rağmen Başbakan Miçotakis dün, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceğini açıkladı. Beş gün önce Yunanistan, İsrail ile 1.6 milyar dolarlık bir savunma anlaşması imzaladı. Bu arada Atina, Husilerden gelen füzelere karşı korunması için Patriotlarını Riyad'a kiralıyor. Riyad ise geçen mart ayında "F-15 C" tipi savaş uçaklarını Yunanistan'la eğitim tatbikatına katılmak üzere Girit Adası'na göndermişti. İsrail istihbaratının İran içerisindeki suikastleri Viyana nükleer görüşmeleri sırasında bile devam ediyor. Nükleer anlaşma ihtimalinin güçlenmesi Suudi Arabistan ve İran arasında yumuşama görüşmelerini tetikliyor.

Bölgenin geleceğine dair 11 tespit
Daha fazla gelişmeyi sıralamak mümkün ancak bu kadarıyla bile şu gözlemlerde bulunabiliriz. 1- Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Ortadoğu'daki ülkeler birbirinin ilişkilerini yakından gözetliyor ve değişen dengelere göre konu bazlı yeni kararlar alıyorlar. 2- Trump döneminde Suudi Arabistan ve BAE önderliğindeki Körfez ülkelerinin yürüttüğü yeni bir bölgesel dizayn arayışı başarısızlıkla sonuçlandı. 3- ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesinin getirdiği jeopolitik boşluk Biden döneminde de devam edecek. Bu da Çin ve Rusya gibi küresel güçlerin bölgeye ilgisini artırıyor. 4- Pekin ekonomik yatırımlarla ticari ağlarını stratejik korumaya almaya çalışıyor. Moskova ise İran'dan sonra Arap ülkeleri ile daha fazla yakınlaşmanın adımlarını atıyor. Bölgede krizlerin ve uzlaşmaların ilk akla gelen ülkesi olma yolunda. 5- Ortadoğu'daki İran karşıtı blok zayıflarken bu yeni durum Körfez ülkelerini ve İsrail'i yeni ilişkiler geliştirmeye zorluyor. Körfez'in İran ile gerilimi azaltması kolay görünürken İsrail, İran karşısında yeni destekler bulmak zorunda. 6- Bu bağlamda Türkiye ile ilişkileri toparlama hem Körfez hem de İsrail için öncelik haline geliyor. Körfez, İran'ın nüfuzu altında kalmamak için Türkiye ve İsrail gibi aktörlere ihtiyaç hissediyor. 7- ABD'nin İran ile nükleer anlaşmaya varmayı öncelemesi ve Şii milisler ile balistik füzeler konusunu zamana yayması bekleniyor. Bundan en çok rahatsız olacak ülke İsrail. Sadece yaptırımlardan kurtularak daha iddialı hale gelecek İran'ın dengelenmesi için bile İsrail'in Türkiye ile ilişkilerini toparlaması için yeterli bir motivasyon. 8- Son dönemde Suriye ve Irak'taki Şii milislerin aktivitelerine çekilen dikkat ve İran'ın PKK ile ilişkisinin gündem yapılması Türkiye ile İran'ın karşı karşıya gelmesini isteyen bir havanın oluşturulduğunu düşündürüyor. Ankara ile Tahran'ın gerilmesi Tel Aviv'in işine gelecektir. 9- Yunanistan, AB'den gelen baskı ile Türkiye ile görüşmelere başlarken İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan ile Ankara'ya karşı yeni işbirlikleri geliştirme arayışında. 10- Ortadoğu'da çok aktörlü ve konu bazlı yürüyen yeni hareketliliğin kısa sürede kalıcı bir denklem oluşturması beklenmemeli. Diplomasi öne çıkarken bölgemizde her zaman sıcak gerginliklerin eksik olmayacağı da açık. 11- Son beş yılda kriz bölgelerinde sert gücünü başarılı şekilde kullanan Ankara, bu yeni bölgesel oyunda kritik roller üstlenebilir. Aktif ve esnek diplomasiyi konuşturma zamanı.