• 2.02.2022 06:57

Parti siyasetinin polemik zenginliği artıyor. Muhalefet genel başkanlarının hangi sırayla oturacağı tartışmasından sonra CHP içerisindeki iktidar oyunları giderek daha görünür oluyor. İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul'da karla mücadelede başarısız olması yetmezmiş gibi büyükelçi ile yediği yemeğin yüksek meblağı (48 bin TL) ile dillerde. Bunun üstüne CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun pahalı otel odasından (geceliği 100 bin TL) video yayımladığının CHP Gençlik Kolları tarafından ifşa edilmesi sohbetlerin konusu.
Sahicilik konusunu en çok konuşan iki siyasetçinin (İmamoğlu ile Kılıçdaroğlu) tam da bu konuda açık vermeleri elbette siyasetin cilvesi. Ancak muhalefet cenahında 2023 cumhurbaşkanlığı adaylık yarışının ne denli keskin bir rekabete sahne olacağının da göstergesi. CHP içinde "kim rakibini zayıflatmak için hangi bilgiyi medyaya servis eder" soruları zihinlerde. Kuşkusuz iktidarı eleştirmekten öte henüz bir programla ortaya çıkamayan muhalefet partilerinin kişiler etrafındaki ayrışma ve çekişmelerle uğraşmaktan ileri geçmesi hayli zor. Bunu aşmanın yolu siyaset üretmekten geçiyor. Hayat pahalılığı, seçim gündeminin başat konusu ise de kritik (gençler, Kürtler, dindar-muhafazakârlar ve milliyetçiler) seçmen gruplarına yönelik rekabetin hangi ittifakın kazanacağını belirleyeceği ortada. 2023 seçimlerine kutuplaşma içerisinde gideceğimiz aşikâr. Kutuplaşma meselelerinin seküler-dindar ayrışması ve daha önemlisi HDP'nin kaderi ve terörle mücadelesi üzerinden olacağı anlaşılıyor. Yürütülen normalleşme süreci sebebiyle (istisnai haller dışında) dış politikanın kutuplaşma konusu olması beklenmez.

KÜRT MESELESİ NASIL GÜNDEM OLUR?
HDP'nin kaderi deyince 2023 seçimlerine giderken Kürt meselesinin tartışılması da kaçınılmaz. Kürt seçmene seslenmek elbette hem iktidarın hem de muhalefetin kampanya paketinde bulunuyor. Ancak Kürt meselesinin hangi düzlemde ve söylemlerle konuşulacağı önemli. İddialı bir siyaset önerisi beklenmemeli. Söylemlerin yarışına hazır olalım. Önce muhalefete bakalım. Uzun süredir Kürt raporu yayımlaması beklenen CHP'den henüz ses yok. Kılıçdaroğlu'nun, "demokrasinin Diyarbakır'dan geçtiği" ezberini tekrarlaması bile İP tarafında tepkiye sebep oldu: "Diyarbakır vurgusu, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dolayısıyla bana muhtaçsınız şımarıklığı olan HDP'ye kompliman gibi olur... Biz olmasak mesela CHP ne kadar oy alabiliyor Cumhur İttifakı'ndan?" Benzer bir söylemi HDP'nin "Biz olmasak Meclis'e giremezdiniz" formunda İP'e yönelttiği kamuoyunun malumu. Yine, İP'in sıklıkla "HDP, PKK'nın yanında" demek zorunda kaldığını biliyoruz. Şu net, teröre ilişkin olarak HDP'nin nerede durduğu, CHP ve İP arasında sahici bir ayrışma konusu. Bu da CHP'ye sadece helalleşme söylemi kurma fırsatı verir, o kadar.
HDP'nin ise daha fazlasını isteyeceği açık. 2023 sonrası iktidarın parçası olmak arzusunda. Bu sıkışmışlık içinde CHP helalleşme söyleminden öteye geçemez. Bu da hayli geride bir konum, CHP'ye iktidar karşısında üstünlük sağlamaz. AK Parti hem Kürtlerle helalleşme hem de kimlik taleplerini karşılama konusunda hayli güçlü bir pratiğe sahip. AB reformlarından iki çözüm süreci denemesine kadar yaptıkları ile HDP çizgisini suçlamakta güçlü argümanlara sahip. Kürt milliyetçilerinin aşırı talepleri haricindeki beklentilerin karşılandığı bir ortamdayız. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir yandan terörle mücadelenin önemini anlatan, diğer yandan da Kürt seçmeni kuşatan ve HDP'nin Kürtlere zarar verdiğini vurgulayan söylemi muhalefetin muğlak "helalleşme" söylemini rahatlıkla alt edebilir. Muhalefetin Kürt meselesinde iddialı politika önerisi ile gelme ihtimali ise 6 artı 1 ittifakını imkânsız kılar. Seçimlere giderken Kürt meselesine dönüşü söylem düzleminde beklemek gerekir.