• 25.03.2022 15:58

“Yine ne var Beringabi? Tamam tamam sor kızım. Korkutma beni...”
Yazım hatası yapmadım. Onunla aramızda kendiliğinden gelişmiş bir jargondu: “Aydıngabi, Beringabi”.
Korkutma beni demekte haksız da değildi. Başım ne zaman derde girse, “imdaaat”.
Şimdi, ben sıcacık evimde bu satırları yazarken onun hastanenin morgunda, buz gibi bir çekmecenin içinde yatıyor olmasına inanamıyorum. Üşüyordur. Hasta mısın sen demeyin, yazmazsam aklımdakileri hasta olacağım. Ölemez ki bazı insanlar. Kabullenemezsiniz o yok oluşları.
Bir masal gibi yaşam. Sonu hep kötü biten bir masal ama. Bir varmış bir yokmuş diye başlarken zaten sonu belli olan bir masal.
Güzel bir dünyayı kurmak için, umudettiği, uğruna mücadele ettiği insanca yaşama kavuşmak için Kaf Dağı’ndan ateşi ve aydınlığı getirenlerin, türlü işkencelerden geçenlerin, bedel ödeyenlerin, elini taşın altına sokanların, yüreği her gece kara bir kartal tarafından parçalananların, tüm gücüyle zirveye taşıdığı kocaman bir kaya parçasının her seferinde tekrar tekrar aşağıya yuvarlandığını görenlerin mutsuz biten masalı.
...
Haberi duyduğumdan beri “keşke, keşke” diye dolanıyorum deli danalar gibi. Yılbaşı öncesinde onları çok özlemiştim, gitmek için aradım, “gel kızım, öyle geç saatlere de kalma” dedi. Sabah bir telefon geldi Oya Abla’dan. “Aydın’ın çok sancısı var, biz hastaneye gidiyoruz” diye. Gidemedim. Ameliyatı iyi geçti ama benim dönüş zamanım geldi. Döndüm Almanya’ya, ziyaret edemedim.
Bu sefer gelir gelmez aradım. “Aydıngabicim, bu kez beni safrakesesi falan diye oyalayamazsın, cebren ve hile ile geleceğim.”
“Gel gel, Beringabi, iyiyim zaten. Fazla da gecikme...”dedi.
Son yazışmamız oldu. Ben geciktim. Hem de çok geciktim. Yarın onu göreceğim ama, yakınlarının elinde toprağa verilirken. Çok üzgünüm. Tarif edecek sözleri bulamıyorum. Beynimin bir yarısı onunla gidiyor toprağın altına. Diğer yarısı Ertan’la gitmişti zaten. Hafızasız kaldım gibi geliyor bana.
Yazacağım Aydıngabimi. Gözlerimi kapadım mı, flaşlar patlıyor adeta. Her patlamada başka bir anı aydınlanıyor. Ah canım abim, güzel abim... Sesin kulaklarımda. Ağlamak istiyorum, ağlayamıyorum. Katıldım kaldım. İçime içime akıyor gözyaşlarım. Seni düşünüp seni yazacağım bu gece.
(Berin Uyar. 24 Mart 2022, İstanbul)