• 5.07.2021 08:43
  • (300)

Türkiye'nin içine düştüğü "orta gelir tuzağından", yani kişi başına 8-9 bin dolar gelirli, kıt kanaat geçinen insanlar ülkesi olmaktan kurtuluşun teknolojiden geçtiğine inandığım için (Türkiye büyüklüğünde olup da sadece hizmetler sektörü veya tarımla refaha eren yok) umut vadeden bilişim şirketlerini elden geldiğince izlemeye çalışırım. İyzico Türkiye'nin en umut vadeden şirketlerinden biriydi. İnternet üzerinden e-ticaret yapmak isteyenlere dijital ödeme altyapısı hizmeti sunuyordu ve daha yıllar öncesinden Türkiye'nin milyar dolar değerine (Namı diğer 'unicorn') ulaşan ilk internet şirketlerinden biri olacağı tahmin edilmişti.

Amazon, H&M, Zara, sahibinden.com gibi 30 binden fazla e-ticaret sitesinin ödeme alt yapısını sağlayan İyzico'nun çoğunluk hisseleri, 2019'da 165 milyon dolara Hollanda merkezli PayU'ya satıldı. Milyar dolar değerine ulaşacağı öngörülen şirket biraz ucuza gitmişti ama yine de kurucuları Barbaros Özbuğutu ile Tahsin Işın'ın sıfırdan bu noktaya geldikleri düşünülecek olursa, önemli bir başarı hikâyesiydi.

İyzico'nun kurucusu Barbaros Özbuğutu ile birkaç kez mülakat yaptım. Bunlardan birine ortağı Tahsin Işın da katılmıştı. İkisi de Almanya'da doğup büyümüş, Alman şirketlerinde çalıştıktan sonra internetin patlama döneminde Türkiye'ye gelip İyzico'yu kurmuşlardı.

İyzico'nun vitrini, Almanya'da Telefonica O2, Firstdata gibi şirketlerde pazarlama alanında çalışan Barbaros Özbuğutu'ydu. Tahsin Işın ise İyzico'nun teknoloji altyapısını geliştiriyordu. Bilgisayar mühendisiydi, Köln Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği eğitimi almıştı.

Tahsin Işın, geçen hafta genç yaşta kanserden hayatını kaybetti. Sezgin Baran Korkmaz, Sedat Peker, Paramount Otel, Borajet haberleri arasında bir anda karşıma onun ölüm haberi çıktı. Çok garipsedim ve sersemledim.

Belki otuz yıldır yolsuzluk haberleri okuduğumdan, belki doktorların ölüme alışması gibi gazetecilerin de yolsuzluğa alışmasından, ortaya saçılan yolsuzluklar ve pislikler beni hiç şaşırtmıyor. Bir doktorun hastasına bakması gibi bakıyorum onlara; tabii ki çok önemliler, tabii ki yakından incelenmeleri gerekiyor ama şaşırtıcı değiller.

Tahsin Işın'ın ölüm haberini okuduğumda büyük bir şaşkınlık yaşadım. Lisede Albert Camus, Jean Paul Sartre romanlarını okuyup bitirdiğimde benliğimi kaplayan duygu vardı içimde, "hayat saçma".

Tahsin Işın, ulaşmak istediği hedeflerin ilk merhalesine daha yeni ulaşmış, İyzico'yu Türkiye'nin en değerli internet şirketlerinden biri yapmasının üzerinden şunun şurasında bir iki sene geçmişti. Teknoloji zenginleri arasına katılmasının üzerinden de...

Eğitim hayatını da katarsak, bunun için çok çalıştığını, çok uykusuz gece geçirdiğini tahmin etmek zor değil. Ne için?

Almanya'dan Türkiye'ye gelmek yerine çocukluğumun çizgi roman kahramanı Mister No gibi Amazon ormanlarına gidip pırpır uçağıyla Güney Amerika şehirleri arasında sefer yapmış olsa "daha fazla" yaşamış olur muydu?

Gerçek hayatta elbette böyle şeyler olmaz. Hem "daha fazla yaşamak" nedir ki? Daha fazla yer görmek mi? Daha fazla insan tanımak mı? Daha fazla yemek denemek mi?

Bunları yapınca daha fazla yaşamış mı oluyoruz? Hiç sanmıyorum. Hayat kısa. Bir Ege kasabasına ya da Amazon'larda küçük bir şehre yerleşmek onu daha anlamlı kılmayacak. New York'a ya da Paris'e yerleşip kalan ömrümüzü insanlık tarihinin en önemli sanat eserleri karşısında geçirmek de...

Bana öyle geliyor ki, hayata anlamını veren şey, eriştiğimiz ya da erişeceğimiz hedefler değil, yolculuğun kendisi. Nereye varmak istiyorsak oraya gitmek için verdiğimiz mücadele ve bu sırada yaşadığımız, klişe ifadeyle "acı tatlı" olaylar bütünü. Daha fazla değil. Ama bu da az bir şey değil.

İyzico'nun Tahsin Işın'a veda tweet'iyle bitirelim.