• 12.12.2011 00:00
  • (4747)

 Bugün Yunanistan’daki şike soruşturmasından bahsetmek istiyorum. Efendim, komşudaki şike skandalı geçen yıl Yunan Süper Ligi’nde 40 maçta şike yapıldığına ilişkin UEFA raporunun basına sızması ile başladı. 25 Haziran 2011 tarihinde şikeye bulaşan 60 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. On kişi tutuklandı. Bunların içinde kulüp başkanları, futbolcular, hakemler ve polisler vardı. Soruşturma raporunda tehdit içeren telefon kayıtlarının dökümü ve şike kanıtları bulunuyordu.

26 temmuz tarihinde UEFA Başkanı Michel Platini Atina’ya geldi. Yunan Federasyon yetkilileri ve Başbakan Papandreu ile görüştü. Resmî Atina Haber Ajansı’na göre, bu toplantılarda “Platini, Yunanlı yetkililere alınması gereken tedbirler konusunda bir tavsiyede bulunmamış!” (Ah sevsinler sizin milli gururunuzu.)

28 temmuz tarihinde, Yunan Futbol Federasyonu OlimpiyakosVolos ve Kavala futbol takımlarının ikinci lige düşürülmesine, yöneticilerine de ömür boyu boykot cezasına çarptırılmasına karar verdi. Tabii ki Yunanistan da bizimki gibi bir “hukuk devleti” olduğundan, iki takım da kararın iptali için Federasyon Tahkim Kuruluna gittiler.

10 ağustosta Yunan Federasyonu tükürdüğünü yaladı. İki takımın süper ligde kalmasına, takımlardan sadece puan silinmesine ve her birine 300.000 avro ceza verilmesine karar verildi. Adalet yerini bulmuş; Yunan futbol mafyası derin bir nefes almıştı!

Ertesi gün, 11 ağustosta UEFA OlimpiyakosVolos’un beş yıllığına Avrupa liglerinden atılmasına karar verdi. Eminim, bunun üzerine Yunan basınında “federasyon Yunan futbolunu sattı” yahut “pis emperyalistler futbolumuza da karışıyorlar” gibilerden bazı yazılar yazılmıştır. Ama bendeniz Yunanca bilmediğim için bu değerli görüşleri sizlere yansıtamıyorum. 23 ağustosta toplanan Yunan Profesyonel Spor Kurulu, bu iki kulübün profesyonel kulüp statüsünden çıkarılarak 4. Amatör Lig’e düşürülmelerine karar verdi. Anlaşılan, UEFA’nın tokadı işe yaramıştı.

Bizdeki süreç de komşu ile paralel gidiyor. 3 temmuzda başlayan tutuklamalardan sonra, şike soruşturmasını yöneten Savcı Mehmet Berk önce Futbol Federasyonu (TFF) yetkililerine bilgi verdi. Sonra da elindeki delillerin bir kısmını, Etik Kurul gereğini yapsın diye TFF’ye teslim etti. UEFA normlarına göre, şike konusunda karar almak için “şüphe yeterli” iken ve TFF’nin elinde “somut deliller olmasına” rağmen topu taca attılar. 15 ağustos günü, TFF’nin şike konusunda kovuşturma başlatmak için “iddianamenin beklenmesine karar verdiği” açıklandı.

22 ağustosta UEFA Başmüfettişi, meslekten hukukçu Pierre Cornu İstanbul’a geldi. Savcı Mehmet Berk ile görüştü. Neler konuştuklarını bilemiyoruz, ama Berk’in Cornu’yu “aydınlattığını” tahmin edebiliriz. Cornu İsviçre’ye döndükten sonra, kıyamet koptu.

24 ağustosta Federasyon şu açıklamayı yaptı: “UEFA... ülkemizde sürmekte olan şike soruşturması çerçevesinde, FB Spor Kulübü’nün bu sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan çekilme kararı vermesi gerektiğini, kulüp bu yola gitmeyecek olursa TFF’nin Fenerbahçe’yi 2011-2012 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men etmesi gerektiğini, bu iki yoldan herhangi birisi benimsenmeyecek olursa UEFA’nın kendi disiplin soruşturmasını başlatabileceğini ve TFF, yani ülkemiz aleyhine disiplin yaptırımları uygulama yoluna gideceğini” bildirmiştir. Böylece, UEFA’nın baskısıyla Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nden atıldı. Futbolu temizlemek yerine, yayıncı kuruluşu kurtarmak isteyen Federasyon’a bir ders verildi!

Nihayet iddianame açıklandı. Güzel bir metin! Özellikle, İBB futbolcusu İbrahim Akın’ın gol atmama karşılığında Fener’den 100.000 avro istediği bölümler çok eğlenceli (s. 264 ve 275). İbrahim, dindar bir futbolcu. Şikeyi kabul etmeden önce, bunun dinen sakıncalı olup olmadığı konusunda Erzurumlu Hoca’ya görüş sormuş! Tabii ki UEFA yöneticileri okusun diye, iddianame Fransızcaya tercüme edilecektir. Eminim, Platini de gülmekten kırılacaktır.

Bence, UEFA yönetimi yine Federasyon’a bir mektup yollayıp, “iddianamede adı geçen takımları cezalandırın, yoksa işin sonu fena olur” diyecektir. Belki de, Platini yakında Başbakan Erdoğan’ı ziyaret edecektir. Erdoğan’a “iddianamede adı geçen takımları sizin federasyon küme düşürsün, yoksa biz Türkiye’yi beş yıl için Avrupa Kupalarından atmak zorunda kalabiliriz” diyebilir.

Başbakan Erdoğan’ın ülkemizin tanıtımı için Yunanistan ile birlikte Avrupa Kupası organizasyonuna girmek istediğini biliyoruz. Dolayısıyla, milli takım dâhil tüm Türk takımlarının Avrupa kupalarından atılması riskini kimse göze alamaz. UEFA’nın dediği olur. Kafanızı yormayın, bu maçın sonucu bellidir.


[email protected]