• 22.04.2022 14:29

Geçtiğimiz Cumartesi günü ‘Yeryüzü Güncesi’ isimli internet grubunun WhatsApp üzerinden düzenlediği “Adil Seçim için Seçim Güvenliği ve Sivil Toplum” konulu bir toplantıya katıldım.

Toplantının konuşmacısı, Açık Radyo kurucusu ve Altın Saatler Programı Koordinatörü Gürhan Ertür’dü.

Gürhan Ertür, öncelikle “Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu”nun kuruluş süreci ve katılımcı kuruluşlar hakkında bilgi verdi.

Buna göre platform 2020 Temmuz’unda kurulmuş. Muhtelif kurum ve girişimlerin katılımıyla yapıları zaman içinde genişlemiş. Bugün bünyesinde DİSK, KESK, TMMOB, Seçim 2003 Yerel Medya Koordinasyonu, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak ve Adalet Platformu, Sensiz Olmaz Hareketi, Anti Kapitalist Müslümanlar, Anıtpark Forum, Yurttaş Girişimi, İnsan Hakları Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu, Demokrasi İçin Birlik, Alevi Bektaşi Federasyonu, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) ve Mülkiyeliler Birliği gibi çok sayıda kuruluş bulunuyor.

Resmi kurumları bir yana bırakırsak, Türkiye’de seçimlerde haliyle siyasi partiler öne çıkıyor ve sürecin organizasyonu onların denetiminde gerçekleşiyor. Bununla beraber, seçimlerin hilesiz olması, demokratik bir toplum kriteri olarak yurttaşın seçime olan ilgisinin yükseltilmesi, iradesinin zedelenmemesi ve sonuçların denetlenebilmesi için belirli dönemlerde sivil girişimler de kendini gösteriyor. Örneğin, ‘Oy ve Ötesi’ isimli girişim 2014’ten beri yapılan seçimlerde bu yönde çaba sergiliyor. 2015 seçimlerinde de, bünyesinde yer alan her kesimden çok sayıda ünlüyle Demokratik Güvenli Seçim Girişimi dikkat çekmişti. Bu defa, 2023 seçimlerine giderken, geniş yelpazeli yapısıyla Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu bir sivil toplum girişimi olarak dikkat çekiyor.

Oy kime veriliyorsa onun hanesine yazılmalı

Türkiye’de seçimler genel demokratik bir çerçevede yapılmakla beraber, şaibesiz bir seçim göstermek çoğu zaman zordur. Özellikle, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde AK Parti iktidarının, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere kaybettiği birçok şehir belediyesini vermemek için sergilediği son derece kuşkulu girişimler halen hafızalardadır. Geçtiğimiz günlerde, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda iktidar ortaklarınca yapılan son değişiklikler dikkate alınınca, önümüzdeki seçimlerin adil ve eşit şartlarda ve sürecin bütün aşamasının güvenlik içerisinde gerçekleşeceğinden kuşkuya kapılmamak mümkün değil. O nedenle sivil toplumun endişe duyması ve seçimin adil, eşit ve güvenlik içinde gerçekleşmesi için girişimlerde bulunması yerindedir. Seçmen ve yurttaş olarak bu aynı zamanda bir hak ve sorumluluktur.

Bu noktada, Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu, kendini iktidarın veya muhalefetin, şu ya da bu partinin tarafı olarak görmediğini, seçmen sayısı 60 milyonu bulan Türkiye’de herkesin adil, güvenli ve özgür şartlarda katıldığı, demokrasinin evrensel ilkelerinin uygulandığı temiz bir seçimden yana olduğunu ilan ediyor. Yani kendilerini, ideolojik ve siyasi tarafı, parti tercihi ne olursa olsun, her seçmen yurttaşın sandığa giren oyunun aynı doğrultuda sandıktan çıkması için çaba gösteren bir sivil girişim olarak tanımlıyor.

Yüksek Seçim Kurulu güvenirliğini yitirdi

Gürhan Ertür’ün verdiği bilgiye göre platform, kuruluşlarını takiben kamuoyunun önüne ilk çıktıklarında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Karşı karşıya olduğumuz zorlukların farkındayız, adil bir seçimin herkes için ne kadar hayati olduğunu bilerek çalışıyoruz. Seçimlerin ifade, gösteri, basın, serbest propaganda ve halkın kanaat oluşturma özgürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda, antidemokratik koşullarda yapılmasına heves edenlerin olduğunu biliyoruz… Seçimlerin güven içinde yapılmasından sorumlu kamu kurumu olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) güvenilirliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Kamu kanalları başta olmak üzere medya ezici ağırlıkla iktidarın elinde. Tüm seçmenlerin iradesinin seçime tam ve eksiksiz yansıması için bütün gücümüzle seçim sürecini izlemek ve sorunların ortadan kaldırılması için çaba göstereceğiz. Bu amaçla ortaklaşan tüm demokratik kitle örgütlerini, sivil inisiyatifleri, emek ve meslek örgütlerini ve siyasi partileri de aynı çatı altında toplamaya ve birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.”

Platform’un bünyesinde toplanan kurumların çeşitliliği ve bütün Türkiye coğrafyasına yaygınlığı dikkate alınırsa, çağrının büyük ölçüde karşılığını bulduğu görülüyor..

Değişiklik teklifinin tartışılması seçmene kapatıldı

Gürhan Ertür, Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik yapılması için iktidar ortakları AK Parti ve MHP tarafından 15 Mart’ta TBMM’ye getirilen teklifi baştan itibaren yakın takibe aldıklarını açıkladı. Meclis’in halktan kopuk yapısı ve iktidar ortaklarının engellemesi nedeniyle, ne komisyon görüşmelerine ne de Genel Kurul’daki oturumlara katılabildiklerini anlattı. Aslında iktidarın, değişiklik teklifinin gerçek mahiyeti hakkında halkın bilgilenmesini pek istemediğinden, açık tartışılmasını da engelleme yoluna gittiğine dikkat çekti.

Buna rağmen, Adil Seçim ve Seçim Güvenliği Platformu, değişiklikte yer alan barajın yüzde 7’ye indirilmesi, Seçim Kurulu başkanlarının kurayla belirlenmesi ve yasanın yürütme yetkisinin cumhurbaşkanlığına verilmesi gibi tekliflerin ifade ettiği anlamı ilk andan itibaren ele alıp eleştirdi. Bu değişiklik maddelerinin yasalaşması halinde adil, eşit, güvenli ve demokratik bir seçimin yolunun kapanacağı hususunda açıklamasıyla seçmenleri ve siyasi partileri ısrarla uyardı.

Cumhurbaşkanının sınırlamalardan muaf olduğu seçim adil olamaz

Bilindiği gibi, değişiklik teklifi, hakkında Anayasa Komisyon ve TBMM genel kurulunda yapılan sınırlı tartışmaların ardından, 31 Mart 2022 itibariyle yasalaştı. İktidarın küçük ortağı MHP gözetildiği için, baraj beklendiği gibi yüzde 7 oldu. İttifak içinde yer alan partilerin seçim bölgelerinde milletvekili çıkarmak için yeterli oyu almaları şartı getirildi. İttifaka verilen artık oyların boşa gitmesine, esas olarak birinci parti ve karşı ittifakın milletvekili çıkarmasına neden olan ve oy desteği daha az olan partilerin tasfiyesi sonucunu doğuran bir sistem getirildi. TBMM’de grup kurarak seçime katılabilme imkanı da ortadan kaldırıldı. Cumhurbaşkanının her türlü seçim sınırlamasından muaf tutularak, devlet bütçesi ve kaynaklarını istediği kullanması yasal hale getirildi ve eşitlik ilkesi yok edildi. Seçim kurulu başkanlarının belirlenmesinde de kıdem ve liyakat bir yana bırakılıp, kura sistemi getirildi. 

Gürhan Ertür, değişikliğin Meclis’te açık oylama bile yapılmadan kabul edilmesinin platformlarınca ciddi şekilde eleştirdiğini belirtti. Seçim sisteminde köklü bir değişikliğe gidildiğine dikkat çekti. Bunun sonucunda daha kötü, daha adaletsiz bir seçim sistemiyle karşı karşıya olduğumuzu, seçim süreci güvenliğinin ve sandık güvenliğinin ağır darbe aldığını vurguladı. Cumhurbaşkanına tanınan imkanların Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti.

Gürhan Ertür, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda yapılan bu değişikliklerin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesini önerdiklerini ve yaptıkları basın açıklamasıyla bunu kamuoyuna duyurduklarını açıkladı. Hatta, ülke gerçekliği dikkate alınarak bütün partilerin bu yönde davranmasını istediklerini söyledi. Nitekim CHP de değişikliği iptal edilmesi isteğiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götürdü. Yurttaşların ve sivil toplumun da süreci yakından izlemesi gerektiğini vurguladı.

Anayasa Mahkemesi değişiklikleri iptal etmelidir

Gürhan Ertür’e göre, Adil Seçim ve Seçim Güvenliği Platformu, seçimler konusuna bir yurttaş seferberliği çerçevesinde yaklaşıyor. Meselenin seçim günü sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret olmadığını, öncesinden başlanıp, oyun sandığa atılmasından sonraki süreci de titizlikle takip etmenin önemine işaret ediyor. Bunun için partilerle görüşme yapmaya çalıştıklarını, sivil toplum örgütleriyle bir araya geldiklerini, işbirliği geliştirmek istediklerini, yurttaşları bütün Türkiye sathında platform bünyesindeki komisyon ve çalışma gruplarına katılmaya davet ettiklerini özellikle vurguluyor. Halk iradesinin, seçmen tercihinin her türlü müdahaleden uzak bir şekilde, adil ve eşit şartlarda, titiz ve temiz bir seçimle tecelli etmesinin, ancak sivil toplumun böyle bir teyakkuzuna bağlı olduğuna hatırlatıyor.

Doğrusu, önümüzdeki seçimin önemi ve kritik niteliğini dikkate alırsak, Adil Seçim ve Seçim Güvenliği Platformu’nun çağrısı, Türkiye’nin bugünkü şartlarında büyük önem kazanmış durumda. Ülke, birçok bakımdan tıkandı. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın 2023 seçimlerini kazanmak için gözlerini kararttığı, demokrasi ve hukuk dışına çıkarak her şeyi yapabilecek bir noktaya savrulduğu görülüyor. Bunun, bütün toplum tarafından önlenmesine ihtiyaç var.

Seçmen yurttaşların partileri ne olursa olsun, bulundukları yerde bu platformla ilişkiye geçmeleri ve çalışmalarında yer almaları, hem birçok olumsuz gelişmeyi zamanında önleyecek hem de ortak demokratik geleceğimize bir tuğlanın konulmasına hizmet edecek. Bunun için Platform’un iletişim bilgilerini de aşağıda sunuyorum.

www.secimgüvenligi.org

[email protected]