Sosyalistlerin ittifak halleri

  • 4.12.2021 07:19

İttifaklı siyaset günlerindeyiz.

Bunu, rejimi başkanlık modeline sürükleyen AK Parti ve ortağının iktidar hırsı hazırladı.

Bu silah kendilerine dönmeye başlayınca, Cumhurbaşkanının %50+1’le seçilmesi şartından pişman olmuş görünüyorlar. Muhalefetin hep zayıf ve dağınık kalacağını ummuşlardı. Şimdi geleceklerini karanlık görmeye başladılar.

Dört bir yandan kıskaca aldıkları HDP ise, ittifak dışı kalsa bile, bir yandan CHP’nin solundaki güçleri etrafında topladı, diğer yandan tayin edici vuruşu yapan parti oldu.

Cumhur İttifakı’nın oyunun kurallarını değiştirecek fazla zamanı kalmadı. İktidarın muhaliflerle arasında asimetri yaratmak için devletin bütün güç ve imkânlarını kullanacağı, faul yapmaktan çekinmeyeceği yaygın kanı. Dayanışma, kadro hazırlığı, halka açık yaygın bir örgütlenme, mevcut yasa ve kuralların uygulanmasını sıkı takip ve aralarında kuracakları koordinasyon da muhalefetin imkânları olarak görünüyor.

Bizi ittifak bayrakları altında kıran kırana bir seçim bekliyor. Herkes demokratik ve barışçı değerlere uyarsa bunu bir şenlik gibi yaşayabiliriz. 

İttifak herkese lazım!

Millet İttifakı’nı ve Cumhur İttifakı’nı bir yana bırakırsak, solda ve sağda başka ittifaklar kurulması için çalışanlar ve görüş açıklayanlar da var.

Merhum Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan, Yeniden Refah Partisi’nin de (YRP) muhalefette olduğunu, İYİ Parti, SP, DP, BBP ve Gelecek’le sağ bir ittifak oluşturmak istediklerini açıkladı. Mevcut koşullarda bunun kime yarayacağı tartışmaya muhtaç bir konu olarak görünüyor.

HDP’nin önemi bu seçimde daha da arttı. İYİ Parti’nin hassasiyetini dikkate alarak Millet İttifakı’nın dışında kaldı ama cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu neredeyse bugünden belirledi.

Dört milletvekili olan TİP, diğer sosyalist partiler ve demokratik güçleri merkezinde kendisinin de olduğu bir ittifakla Meclis’e taşımaya kararlı görünüyor.

Cumhuriyet gazetesi geçenlerde “HDP, TİP ve SOL Parti sol ittifak kuruyor” diye haber yaptı. Haberde adı geçen TKP, SOL Parti ve EMEP “üçüncü ittifak“ olarak duyurulan gelişmeye itiraz edip, tepki gösterdiler. Bu tartışmalar sırasında, bir yandan HDP ile TİP’in, diğer yandan EMEP, TKP, SOL Parti ve Türkiye Komünist Hareketi’nin (TKH) farklı amaçlarla görüşmeler yaptığı öğrenildi.

Bu yazıda HDP ile sosyalist partilerin ittifak girişimlerini ve seçime dönük yaklaşımlarını ele almaya çalışacağım.

HDP ve TİP odaklı girişimler

HDP ve TİP geçen dönemde seçime ittifakla girdiler. Bu dönem de görüştükleri, diğer parti ve çevrelerin de katıldığı geniş çaplı bir ittifak için uğraştıkları anlaşılıyor. HDP, bugüne kadar bileşenlerine, ittifak yaptığı partilere ve çevrelere şemsiye oldu ve süreci belirledi. Bu defa TİP’in, kurulacak geniş katılımlı ittifakta katılımcıların söz ve karar sahibi olduğu bir model önerdiği yönünde bilgiler dışarıya yansıyor. Seçim örgütlenmesi tamam olan TİP’in bu konuda kararlı olduğu ileri sürülüyor. HDP’nin bileşenleri olan partiler arasında da bu amaçla örgütlenme barajını aşmaya çalışanlar olduğu duyuluyor.

HDP hakkındaki kapatma davası henüz sonuçlanmadı. Kapatılırsa yerinin nasıl doldurulacağı henüz belirsiz. Partiyi bugüne kadar ayakta tutanların örgütsüz kalmaları düşünülemeyeceğine göre, bazı müzakereler yapılsa bile, son aşamada HDP’lilerin tercih ettiği çatı altında ve ağırlıkla onların belirlediği koşullarda bir ittifakın gerçekleşeceğini öngörmek mümkün.

TİP sözcüleri, Türkiye’nin önünde iki problem görüyor: Saray rejiminden kurtulmak ve ağır yıkımlara sebep olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarıyla hesaplaşmak. Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak adayına oy vermenin, parlamento seçimlerine ise ittifaka katılan partilerle girmenin mümkün olduğunu düşünüyorlar.

Hedefledikleri kitle, mevcut iki ittifakta da kendisine yer bulamayanlar. Bu bakımdan “üçüncü ittifak” kurmanın gerekli olduğunu belirtiyorlar. Bunun için CHP’nin solundaki partileri ve güçleri bir araya getirmeye çalıştıklarını ifade ediyorlar. AK Parti sonrasında, Türkiye yeniden inşa edilirken bu kesimlerin sesinin ancak böyle güçlü çıkacağını öngörüyorlar.               

EMEP: Ehven-i şer’e mecbur değiliz

EMEP, TKP, SOL Parti ve Türkiye Komünist Hareketi (TKH) kümesine gelince, açıklamalarından birkaç aydır görüşme yaptıkları ve mesafe aldıkları anlaşılıyor. Temaslarını genişletmek için uğraştıklarına işaret ediliyor.

EMEP yöneticileri, siyasal ibrenin Millet İttifakı’ndan yana olduğunu, ama bunun halk seçeneği olmadığını ileri sürüyor. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hedefine, ehven-i şere mecbur değiliz; sermaye programının cilalanıp önümüze getirilmesine, restorasyona karşı çıkmalıyız” diyorlar. Tek adamı göndermeyi öncelik olarak görüyor ve halka karşı suç işlememiş biri olursa, onu cumhurbaşkanı adayı olarak destekleyebileceklerini belirtiyorlar. Seçimin ikinci tura kalması durumunda bir sosyalistin de aday olabileceğini vurguluyorlar.

Millet İttifakı iktidara gelirse “Anayasa’da lokavt yasaklanıp, grev yasağı kaldırılabilecek mi” diye soruyorlar. CHP’nin açılımını sağ olarak değerlendirip, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme” adımına karşı “yüzleşmeyi” öne çıkarıyorlar.

Üç parti bir araya gelmek için ciddi emek harcadıklarını ve bir daha ayrı kulvara düşmeyeceklerini, ortak girişimlerine yönelik ciddi bir beklentinin doğduğunu ileri sürüyorlar. HDP’nin 27 Eylül 2021 tarihli Tutum Belgesi’ndeki ‘bir araya gelme’ çağrısını yeterince açık bulmuyor ve bu partinin bazı kesimlerle Millet İttifakı arasındaki köprü görünümüne itiraz ediyorlar.

TKP: Sağcı bir iktidarın aksesuarı olmayız

Cumhuriyet’te yayımlanan habere en sert tepkiyi TKP verdi. Haberin, çalışmalarından bazı çevrelerin duyduğu rahatsızlığın bir işareti olduğunu iddia etti. Bugüne kadar kendi dışındaki parti ve güçlerle işbirliği ve ittifak ilişkilerinden uzak duran TKP, ”Halk ittifakı” olarak tanımladığı “sermaye karşıtı, anti-emperyalist ve laik bir seçenek” için, EMEP ve SOL Parti’yle ortak hareket ettiklerini ve yakında “tarihsel” bir çağrı yapacağını açıkladı.

HDP’nin önerisinin ve tavrının, üzerinde uzlaştıkları bazı tespitlerle çeliştiğini ileri süren TKP, “HDP’siz bir ittifakın da mümkün olduğunu” savundu. Seçimlerden ibaret olmayan, devrimci, emekçi karakterli bir güç birliğinin oluşması için görüştüklerini vurguladı. Oyun her şey olmadığını ileri süren TKP, “Türkiye tarihinde Sol’un vicdan, akıl olduğunu” belirtti.

SOL Parti: Sağ muhafazakâr restorasyona karşıyız

SOL Parti de “Sol İttifak” haberine tepki duyanlardan. İsimlerinin vekillik hesaplarına dayalı ittifak tartışmasının içine sokulmasını yakışıksız bulduklarını söylüyorlar. Düzen siyasetinin iç dengelerine dahil olmayı, milletvekili pazarlıklarının içine girmeyi ve sınıfsal karakteri belirsiz bir oluşumda yer almayı düşünmediklerini belirtiyorlar. AK Parti iktidarının sonlanması ve halkın bir kez daha uluslararası tekellerin yarattığı seçeneklere mahkûm olmaması için çaba gösterdiklerini ileri sürüyorlar.

Hatırlanacağı gibi bu gelenek geçtiğimiz yerel seçimde, Beyoğlu belediye başkanlığı için önde gelen yöneticilerinden Alper Taş’ı CHP listesinden aday göstermişti. Millet İttifakı’nı ve muhtemel iktidarını “Karanlıktan çıkış için topluma sağ seçeneğin dayatılması” olarak değerlendiriyor. Bu nedenle, Millet İttifakı’yla uyumlu davranacağı öngörülen, HDP ve TİP’in de yer aldığı bir ittifak oluşumunda yer almayı reddediyor ve milletvekili önerilerini de solu dizayn etme isteğinin işareti olarak görüyor. 

SOL Parti ayrıca, sosyalist-devrimci gelenek ve birikimin, hem mevcut iktidara son verecek, hem de yeni kurulacak düzenin sağ-muhafazakâr bir restorasyon süreci olmasına karşı mücadele yürütecek güçte olduğunu ileri sürüyorlar. Hedeflerinin tam bağımsız, laik ve anti-emperyalist bir ülke inşa etmek olduğunu vurguluyorlar.

Güçlü sol odak olmak uğruna…

Sonuç olarak bakıldığında, HDP ile veya yeni partisiyle TİP arasında, CHP’nin solundaki parti ve güçleri toparlamayı amaçlayan bir ittifakın gerçekleşeceğine muhakkak gözüyle bakabiliriz. Bu ittifakın ortak zeminin tek adam rejiminin sonlandırılması, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e dönüş ve kapsamlı bir demokrasinin yeniden inşasına omuz vermek yönünde olmasını bekleyebiliriz.

TKP, EMEP ve SOL Parti’nin ise seçim ittifaklarından uzak durarak, muhtemel iktidar odağı Millet İttifakı’nın programını eleştirerek, sokaktaki görünürlüğü öne çıkartarak (döviz artışını protesto eylemleri gibi) seçim sonrası için “güçlü” bir sol odak olma hedefi güttükleri söylenebilir. TKP ve SOL Parti’nin HDP’ye ve Kürt Sorunu’na belli bir mesafede durdukları zaten biliniyor. Parlamenter sisteme dönüş ve geniş yelpazeli bir mutabakat üzerinden inşa edilecek yeni demokratik yapıyı şimdiden “burjuva, gerici, sermaye yanlısı restorasyon” projesi olarak nitelendirmeleri ise, siyasal bir öngörüden çok ideolojik önyargı gibi görünüyor.

Muhalefetin projesine eklemlenmekten sakınmak adına, solun bildiğimiz geleneksel ve sınırlı kulvarında kalmayı tercih etmenin de halkın talep ve beklentilerinin dışına düşmeyi getirmesi çok muhtemel. İşe böyle başlayan bir ittifakın geleceğinin sorularla yüklü olması da kaçınılmaz olmaz mı?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.