YKS SINAVI SONRASI TERCİHTE BULUNMA SORUNLARI ÜZERİNE

  • 26.07.2022 15:21

YKS sınavı geride kaldı, öğrenciler, aileler sınav sonuçlarına göre tercihte bulunmaya hazırlanıyorlar. Bu öğrenci için de aile için de kritik bir dönemeç. Ne var ki YÖK, YKS sınavı ile her yıl oynamayı kendine iş edinmiş durumda. Aileler her yıl da yeni bir durum ile karşı karşıya kaldılar. Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.

Bakıyoruz, Temel Yetenek Sınavında (TYT) geçen yıl 200 puan üzeri alan 894 bin 331 öğrenci varmış, bu yıl 1 milyon 711 bin 44 öğrenci bu puanın üzerine çıkmış. 2021 de 280 puan üstüne 228 bin 815 öğrenci çıkmıştı, 2022 de bu sayı iki misline çıktı, 554 bin 23 öğrenci 280 puan ve üzerinde aldı. 400 puan ve üzerinde puan alan öğrenci sayısı ise bu yıl geçen yıla göre dört katından fazla, 2021 de 12 bin 291 öğrenci bu başarıyı gösterirken bu yıl 73 bin 44 öğrenci bu puan diliminde başarılı olmuş. Puan 460’a çıkınca başarılı olan öğrenci sayısında oran daha da artıyor, 10 katın üzerine çıkıyor.

Bu neyi gösteriyor, Temel yetenek sınavına bu sene giren zeki öğrenciler, puan dilimi yükseldikçe bir yıl öncesine göre daha fazla başarılı olmuşlar. İki test arasındaki korelasyon incelendiğinde daha zeki öğrenciler puan dilimi yükseldikçe bir öncekine göre daha çok soruya doğru cevap vermişler. Bunun anlamı şudur: ikinci sınama aracı, birinciye göre daha kolay sorulardan oluşmuş.

Puan dilimleri yükseldikçe birbirine yakın iki puan arasındaki yığılma, geçmiş sınava göre artmış. Peki, bunun 2022 yerleştirilmelerine yansıması nasıl olur?

Örneğin Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon, Sinema bölümü, 5 kişilik burslu kontenjanını 407 puan ile 418,5 puan arasında kapatmış, arada 11,5 puan farkı var. Yukarıdaki yığılma dikkate alındığına bu sene bu bölüme alınan öğrenciler arasında en düşük en yüksek puan farkı 2 ya da 3 puan olur. Çünkü bu puan aralığında yığılma, geçen yıla göre 4 katın üzerinde artmış durumda. Bu öngörü doğru ise, bazı bölümlerde kontenjanın aynı puan içindeki küsuratlar arasında dolduğunu göreceğiz, şaşırmayalım diye söylüyorum.

Korkarım bu sene küsurat farkı ile istediği bölüme yerleşemeyen pek çok öğrenci olacak. Bu kuşkusuz yeni tartışmaları, mağduriyetleri, itirazları beraberinde getirecek. Sonuçtan daha az öğrenci, daha az aile memnun kalacak.

Kolay sorulardan oluşan bir sınama aracı ile ayırt ediciliği korumak güçtür. O nedenle YKS gibi ayırt ediciliği güçlü olması gereken sınavların madde güçlüğünü doğru belirlemek gerekir. Sınama araçlarında madde analizleri bunun için yapılır.

Ama doğal olarak bunun da bir sonucu oluyor. Lise mezunlarının örneğin matematikte ortalama 40 sorudan ancak 5-6 soruya cevap verebildiği ortaya çıkınca, ister istemez liselerde verilen eğitimin nasıl yerlerde süründüğü de ortaya çıkmış oluyor. Bu ortalamayı ele güne rezil olmamak için, 7, 8 e çıkartmak istendiğinde de işte böyle oluyor.

Geçen sene lise mezunları ayırt ediciliği görece güçlü bir YKS sınavına girdiler. Taban puanı uygulaması da vardı. Sonuçta devlet üniversitelerinde bölümlerde 69 bin 500 ün üzerinde, vakıf üniversitelerinde 23 bin sekiz yüzün üzerinde kontenjan boş kaldı. YKS sınavı sonrasında 370 bini dört yıllık programlara 318 bini iki yıllık programlara olmak üzere ancak 688 bin öğrenci üniversitelere yerleştirilebildi. Sonuçta geçen yıl, üniversitede okumak isteyen 2 milyon 400 bin öğrenciden, 1 milyon yedi yüz bini sokağa öylece bırakılıverdi.

Bu öğrencilerden bir kısmı bu yıl da üniversite sınavlarına girdi. Bu yıl YKS için 3 milyon öğrenci başvuruda bulundu. YÖK bu yıl kontenjanlar boş kalmasın diye taban puan uygulamasını kaldırdı, YKS sorularını da biraz kolay olanlardan seçti.

Diyelim ki bu yıl, dört yıllık, iki yıllık programlara 1 milyon öğrenci yerleştirildi, sonra ne olacak? Geçen yıldan daha fazla sayıda öğrenci, gene hiçbir meslek edindirilmeden öylece sokağa bırakılmış olmayacak mı?

Bu eğitim sisteminde sınav sadece bir sıralama yapmaya yarar. Puan dilimleri üniversitelerin ilgili bölümlerinin ihtiyaç duyduğu öğrenci profilini belirlemek için bir gösterge olamaz. Öğrencinin o alandaki bilgi birikimini, bilişsel duyuşsal düzeyini vermez.

Bu ülkede öğrenci, bilgisine, yeteneğine, ilgisine göre değil, ailesinin maddi gücüne, buradan kendisine ayrılan imkânlara göre hayat yolculuğunu planlıyor. Bu yıl da hayal kırıklığı yaşayan öfkeli, umutsuz gençler, aileler kalacak geride.

Sınav sistemi ile oynayarak bir yere varamazsınız, üniversitelere bir iyilik de yapmış olmazsınız. Esas olan, akademiye öğrenci hazırlayacak eğitimin kalitesini yükseltmektir. Düşünebilen, analiz edebilen, sorun çözen, cümle kuran, okuduğunu anlayan, öğrenmeyi öğrenen öğrenciler yetiştirmektir.

Orta öğretimi mesleki eğitim temelinde yeniden yapılandırmadan, yönlendirmeleri gelişimsel rehberlik anlayışı içinde sürdürmeden, üniversiteleri emir komuta zinciri içinde yönetme sevdasını terk etmeden eğitimde hiçbir sorun çözülemez, çözemezsiniz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.