• 9.06.2022 09:27

Umut insanı yaşama bağlayan güdüdür. İnsan en başta, kendini güven içinde hissedeceği, varoluşunu sürdürebileceği bir ortam ister.

İhtiyaçlarına ulaşabilir olması, kurduğu ilişkilerde aynı kurallara, aynı fırsatlara bağlı olduğunu bilmesi, haklarının, sorumluluklarının açık, belirgin olması toplum ile bütünleşmesini sağlar. Yöneten-yönetilen ilişkilerinde ortaya çıkar bu.    

İnsan, varoluşunu sürdürebilmesi için gerekli temel ihtiyaçlarını karşılama umudunu yitirdiği yerde kendine ve topluma karşı güven duygusunu da yitirir. Onun için yıkım olur bu. Bunun toplumsal yapıdaki karşılığı, çürümedir.

Eğitim sisteminde nitelikli insan yetiştirildiği kadar, moral dayanaklar da üretilir. Moral dayanaklar topluma eğitim sistemi aracı ile taşınır. Eğitim sisteminde amaçların ilkelerin belirsizleştiği, işlemediği yerde elde edilen unvan anlamını yitirir. Başındaki unvana bakarak, kimin gerçekten doktor, kimin mühendis, kimin profesör olduğuna karar veremezsiniz.   

Hukuk tek tek insanların ve kurumların uymakla yükümlü oldukları kurallar bütünüdür.  Kuralların kişiden kişiye farklı uygulandığı yerde çürüme başlar. Yozlaşma, rüşvet, iltimas, keyfilik, istismar, çatışma ve zorbalık arkadan gelir.

Faiz de enflasyon da birer sonuçtur. Ülke giderek daha fazla borçlanıyor, bunun karşılığında giderek daha fazla bedel (faiz) ödeniyor, üstelik paralar özel havuzlara akarken hayat daha pahalı hale geliyor, toplumda giderek artan oranda insan fakirleşiyorsa; bu, ülkenin yanlış ellere bırakıldığını, seçimin iyi yapılamadığını, ülkeye sahip çıkılamadığını gösterir.

İster kandırsın ister kandırılsın, toplumu oluşturan, seçme iradesini kullanan her birey bu sonuçtan sorumludur.

Seçim, yeniden umudu yeşertmenin tek çaresidir. Yaşanandan ders çıkarırsın, bu sefer seçimini doğru yaparsın.

Seçimin doğru yapılmadığı yerde, bir sonraki süreçte her zaman daha fazla bedel ödenir. Yanlış seçim, sürecin yanlış yönetilmesini de beraberinde getirir.

Yanlış yönetim sebep, daha fazla faiz, enflasyon, hayat pahalılığı, gelir adaletinin bozulması, hukuksuzluk, zorbalık, keyfilik, yozlaşma, yolsuzluk sonuçtur. İntihar (sonuçta bilinçli bir seçimdir) yok ise yaşarken düşmenin sonu da olmaz.

Seçimin yeniden yapılma imkânının olduğu her durumda umut yeşerir. Umudun korunduğu süreçte seçim fırsatı hep olur.

Umut ne zaman tükenir?

Çürümeye, yozlaşmaya son verecek seçimi yapamayacağına inanır,  inandırılırsa insan, umudunu yitirir. Buna öğrenilmiş çaresizlik denir.

Bu durumda elden tek bir şey gelir, sahibinin önüne düşer, kurbanlık koyun gibi gidersin salhaneye. Buna da kendini gerçekleştiren kehanet denir.