• 8.05.2021 00:59
  • (195)

Siyasi gücün kendisine özgü, her yerde benzer şekilde tezahür eden bir dokusu vardır. 

Devletler, ideolojik eğilimleri ne olursa olsun, açık veya kapalı, şeffaf veya karanlık, İslamcı veya seküler, sol ya da sağ, yasalar, kurallar yanında, işleyiş mekanizmaları, alan koruma ve denetleme stratejileri bakımından güç kullanımının bazı ortak esaslarına bağlı kalırlar. 

Gizli servis ve örtülü askeri birimlerin örtülü öyküleri, örtülü ödenekler, devletlerin ülke içi ve dışı karanlık işleri, “hikmet-i hükümet”le dayanan eylemleri, siyasi tarihin önemli bir kalemini bu yüzden oluşturur. 

Gücün, zorbalığın, yasa ve ahlak dışılığın ideolojisi yoktur. Güç oyununda ve güç oluşturmada önemli olan esas ve faydadır. 

Açık ve bildik örnekler, soğuk savaşa işaret eder. 

1945 sonrası, bir yandan Nürnberg Mahkemeleri’nde Naziler yargılanır, Nazi avı dört bir koldan sürdürülürken, diğer yandan, gerek Batı cephesi gerek Sovyet tarafı birçok Nazi subayının kaçmasına yardım etmiş, gizli servislerini bu kişilerin yardımıyla yeniden yapılandırmış, Nazi beyin gücü ve tekniklerini sistemine katmıştı. 

2014 yılında bu konuda önemli bir kitap yayınlandı. "Operation Paperclip: The Secret Intelligence Program that Brought Nazi Scientists to America (Ataç Operasyonu: Nazi Bilim Adamlarını Amerika'ya Getiren Gizli İstihbarat Programı") başlığını taşıyan bu kitap, 1945 sonrası, 1600 fazla Alman Nazi bilim adamının ABD Genelkurmay Başkanlığı tarafından ülkeye getirdiğini belgeleriyle kanıtlıyordu. Kitabın yazarı Jacobsen, getirilen bu Nazilerin, Hitler’in hizmetinde “sarin gazı ve hıyarcıklı vebanın kitle imha silahlarına dönüştürülmesi” çalışması yapan kişiler olduğunu da ortaya koyuyordu Dahası, yakalanan Sovyet casusları üzerinde, CIA adına, kimyasal bir uyuşturucu olan LSD'nin etkileriyle ilgili deneyler yaptığını söylüyordu. 

Savaştan sonra Almanya ikiye bölününce, Batı Almanya’da BND adıyla yeni istihbarat örgütü kurulmuştu. Soğuk savaş asıl hedefi karşı bloktu. Bu çerçevede, anti-komünist operasyonlarda uzman oldukları için, Nazi dönemi istihbaratının yüzlerce eski üyesini, gizleyerek, aklayarak 1956-1971 arası bünyesine almıştı. 

Kudüs İbrani Üniversitesi'nden, Danny Orbach, bir çalışmasında, bu isimlerin eski köstebek olarak çoğunun Sovyetler Birliği tarafından işe alındığını ortaya koydu. 

Pisliğin hikayesi… 

Bizde de, örneğin Susurluk döneminde, kimi PKK itirafçıları tetikçi katiller olarak kullanılmadı mı? Kimi mafya liderleri devlet ve temizlik işlerine kalkışmadı mı? Bu faaliyetleri MİT, Emniyet, JİTEM organize etmedi mi? 

Öyle.. 

Ama gelin görün ki, bu isimler, bu organizatörler bugün gücün ve devletin yeniden hizmetinde… Mafya liderleri, eski özel harekatçılar, MİT mensupları, emniyetçiler bu çerçevede bir araya geliyor. Dünün “karşı cephesi”, dünün “karanlık adamları”, kimisi mevcut iktidara karşı işlere kalkışmış olanları, fayda ve güç denklemi içinde iktidarın çevresinde toplanmış bulunuyor. 

Madalyonun bir yüzü böyledir. 

Diğer yüzde bu güç cihazının iç işleyişi vardır. Bir yandan cihazın parçaları arasında rekabet olur, çatışma, hesaplaşma olur, tasfiyeler yaşanır. Diğer iç siyasette bu güç makinesiyle uyumlu olmak, onu kendisine yakın tutmak, seçimle gelen iktidar sahiplerinin önemli faaliyetlerinden birisidir. Hesaplaşma ve yakınlaşma bir yumak oluştururlar. 

Kenan Evren’in damadı vasıtasıyla Çankaya’da dinleme ve takip birimi kurduğu, Özal’ın Hiram Abbas üzerinden MİT’e egemen olmaya çalıştığı, Tansu-Özer Çiller ikilisinin MİT politikaları, emniyete yönelik denetim kavgaları, mafya gruplarının siyasi kullanımı, bunlar arasındaki kavgalar, hesaplaşmalar bu durumun örneklerindendir. Bize yakın tarihimizi anlatır, hatırlatır. 

Sedat Peker’in youtube’da dolaşan açıklamaları, bir kez daha, bu yapıya, bu hesaplaşmaya hem işaret ediyor, hem bu hesaplaşmanın bizzat önemli bir parçası oluşturuyor. 

Bu bir kokudur. 

Neyin kokusu olduğu bir süre sonra ortaya çıkar.