• 21.06.2022 06:05

Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’dan bir mektup aldım.

Gazete yazarlarına cezaevlerinden çok mektup gelir. Bu mektuplar, genel olarak şahsi yardım veya kitap isteyen ama daha çok siyasi görüş ve tavır açıklayan nitelikte olur.

Bu son mektup farklıydı. Yazanların eğilimlerini, siyasi görüşlerini ima eden tek satır yoktu. Buna karşın hak ve muamele konusu işleniyordu.

Haksızlığa uğrayan mahkumun elinde “olana hayır” diyebilecek hiçbir araç yoktur, sesinin duyurabilecek imkan ise çok azdır.

Bugün bu mektubun kimi kısımlarını yayınlamak istiyorum. Okurlar kadar Adalet Bakanlığı ve cezaevi sorumlularının da okumasını temenni ediyorum. Yazanların isimleri elbette bende saklı kalacak.

Şöyle:

“Yazmaktaki nedenimiz bulunduğumuz cezaevinde bize yasanın tanıdığı bazı haklarımızın keyfi bir şekilde gasp edilmesidir (…)

Bazı gazete, dergi, kitap ve yayınlara ulaşma imkanımız ortadan kalkmıştır. Var olan bir iki dergiyi ise birkaç yıl sonra hukuksal mücadele sonunda alabildik (…)

Cezaevinde hasta ve yaşlı arkadaşlarımız bulunmaktadır. Bu arkadaşlarımızı ya hiç hastaneye götürmüyorlar ya da geç götürüyorlar. Tam teşekkülü bir kampüs cezaevine sevk taleplerin olmasına rağmen sevkleri yapılmıyor (…)

Ağırlaştırılmış müebbet cezası alan arkadaşlarımız iyi halli olmalarına rağmen havalandırma kapıları günde sadece 1 saat açık bırakılıyor. Başka iyi halli ağırlaştırılmış müebbet mahkumlarının havalandırma kapıları 3-4 saat açık bırakılmasına rağmen, bunu cezaevi yönetimiyle görüştüğümüz zaman orası başka cezaevi deyip geçiştiriyorlar (…)

Oda değişimleri hak olmasına rağmen keyfi nedenlerle yapılmıyor. Dilekçelerimiz işleme konmuyor ya da keyfi nedenlerle reddediliyor (…)

Kaldığımız F tipleri 3 kişilik olmasına rağmen odalara 6 veya 6 kişi alınıyor. 6 kişi iken de 3 kişi iken de aynı oranda yemek veriliyor. Yemekler hijenik değil. Yemek içinde bazen kıl, taş çıkmasına rağmen bu yemeklere mecbur ediliyoruz (…)

Odalarımızda sadece buzdolabı, Tv ve ketıl olmasına rağmen elektrik faturası 200-250 olarak bütçemizi zorlayacak şekilde gelmektedir (…)

Aramalarda, sayımlarda, kapı kapanmada, kapı açmada tahrik edici davranıyorlar, odalarımızı dağıtıp çıkıyorlar (…)

Bu mektubu yazıyoruz ama elinize ulaşacağına emin değiliz. Çünkü ya çöpe atarlar ya da hukuksuz bir kararla cezaevi tarafından el konulur. Elinize ulaşır ise vicdanlı davranıp bu uygulamaya maruz kalan bizleri köşe yazılarınızda dile getirmenizi, bunu kamuoyuna bildirmenizi istiyoruz. Kayıtsız kalmayacağınıza inanıyoruz.”

İki imzalı mektubun ana hatları bunlar…

Mektup elime ulaştı ve üzerime düşüne yapıyorum.

Bu iki isme, önümüzdeki günlerde kütüphanemden birkaç kitap yollayacağım.

Umarım ellerine ulaşır…

İddialar doğruysa (ki şahsen doğru olduğu fikrindeyim), düzeltilmesi için gereği umarım…