• 12.10.2021 05:30
  • (264)

'Kim inanır’ diye propagandanın gücünü hafife almayın, en olmayacak avuntuların da yüz güldürdüğü görülmüştür.

Mesela Kuzey Korelilerin çoğu, onu da bulamayan dünyanın açlıktan kırıldığına inanıp kurtlu pirince şükrediyor.

Ama hayır! Onları inandıran, illüzyonist medya değil, onun böyle bir gücü yok.

Kuzey Korelileri, dünyanın kendilerinden bin beter süründüğüne inandıran şey, kapalı devre yaşatılmaları. Dünyada olup bitenlerden habersiz bırakılmaları.

Birkaç devlet kanalı nasıl anlatırsa dünyayı öyle biliyorlar.

İnternete, sosyal medyaya erişimleri yok. Yabancı film DVD’leri ile müzik CD’leri bulundurmak, izlemek ve dinlemek yasak. Yakalatan, yanıyor.

Yeni bir yasayla kaçak DVD tedarikçilerine şimdi idam cezası da getirilmiş.

Korsan yayın izleyenler, iki saati geçmediklerinde bir, geçtiklerinde üç yıl çalışma kampına gönderiliyordu. Onun cezasıysa şimdi 15 yıla çıkarılmış.

Gerekçe, dünya gerçeklerini halktan saklamak değil elbette.

Amaç, toplumun ve bilhassa gençliğin ahlakını, onu bozup yozlaştıracak yabancı kültürlerin etkilerinden korumak.

“Kim Jong-Un neden argoya, kota ve yabancı filmlere savaş açıyor” başlıklı, 7 Haziran 2021 tarihli bir haberde BBC, son düzenlemeleri duyurmuştu.

Çünkü hazret, argo kullanan dejenere müzikleri, yerli ve milli değerlerine aykırı buluyormuş.

Yabancı film, müzik ve modalar zaten yasaktı. Fakat yeni yasayla cezaları sıkılaştırıldı. Nedeni ise hayat şartlarının Kuzey Kore’de daha da acımasızlaşması.

Yokluk ve sefalete mahkum edilmiş halka, göz açtırma riskini alacak değildi ya rejim!

Dün Reuters bildiriyordu. Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Kore İşçi Partisinin kuruluş yıldönümünü havai fişek gösterileri ve şölenlerle kutlamış.

O vesileyle de halkı “acımasız hayat şartları”na ezdirmemeleri için, devleti yönetenleri ciddi biçimde uyarmış.

Kim Bey, kişisel çıkar ve kendilerine ayrıcalıklı muamele peşinde koşmamalarını, halkın hayat yükünü hafifletmeyi öncelemelerini emretmiş memurlarına.

Kim Bey’in halkını bu kadar çok düşünmesinin nedenini, BM raporları açıklıyor: Ülkede milyonlar yiyecek ekmek bulamıyor, açlıktan ölümler kapıda!

Devlet medyası, henüz bir tek Kovid vakası bile haber vermiş değil. Ama halk, çilesi yetmezmiş gibi üste salgın kapanmasının da bedelini ödüyor. Nedenini bilmeden.

İşte bu kapalı devre medya düzeninde bile Kim Bey, yokluğu ve sefaleti, bıçağın da artık kemiğe dayandığını inkar edemiyor.

Kuzey Kore modeli dahi halkın, duyduğuna değil gördüğüne ve yaşadığına inanacağını kabul ediyor. Halkı, bire bir yaşadığı gerçeğin aksine ikna etmeye çalışmıyor.

Tek yapabildiği, komşu Güney Kore halkının refah ve bolluk içinde yüzdüğünü gizlemek, dünyanın gerçek halini kendi halkına göstermemek.

Medyaları, dışarıdaki cehennem hayatını ve kendilerini daha iyi günlerin, parlak bir geleceğin nasıl beklediğini Kuzey Korelilere en fazla şu taktikle anlatıyor:

“Japonya ve Avustralya’da benzin yok, Güney Kore ve Hong Kong’da yiyecek kıtlığı başgösterdi, biz yine iyiyiz, başımızda halkının derdiyle dertlenen biri var, yarı aç yarı tok yatabildiğimize şükredelim, bir ve beraber durduğumuz sürece bize hiçbir şey olmaz!...”

Aç adama, aslında tok olduğunu söylersen inanmaz. Ancak komşuda açlıktan ölümlerin başladığını söylersen, günlerce kuyrukta bekleyip sonunda iki kaşık salladığı bir tas kurtlu pirince razı edebilirsin. Soğuk ve karanlıkta titrediğine sevindirebilirsin de.

Yalnız, bu propaganda mucizesini, halkın dünyayla bağlantısının kesilmediği yerde denemek sakıncalı. Sırrı burada. Yoksa acıklı komedi efektiyle ölüyü dahi güldürür.