• 20.01.2022 06:41

Gerçekte olmayan din saldırısını varmış gibi göstermek, gerçekten var olan herhangi bir sorunu çözer mi? İlk soru bu.

Toplumun enerjisini, iktidarı yıpratmayacak alanlarda yormak, tüketmek için yok yere din kavgası çıkardınız diyelim...

Uğraştırdınız muhalefeti, dil döküp çırpınmaya zorladınız. Dine saldırmadıklarını, ezana düşman olmadıklarını, bayrağı herkes kadar sevdiklerini anlattı durdular...

Din ve vatan, ucuz din ve vatan fedailiği şovlarıyla savunulamayacağına, buna ihtiyaçları da olmadığına göre...Amaç, gündemi oyalamak.

Geçinememek, barınamamak gibi halkın canını yakan sorunlarla iktidarı uğraştırmalarına tercih ettiniz diyelim. Muhalefeti, güya kendi derdine düşürdünüz, savunmada bıraktınız...

Fakat ekmek bulunamıyor, yoksulluk artıyorsa neye yarar!

Karın doyurmayan bir yapay gürültü, açlığı bastırmayan bir suni yaygara gerçeği bastırabilir mi?

Hadi iki gün erteledi, üç gün oyaladı, dört gün idare etti ama o kadar, daha fazla geciktirmez.

Kaldığı yerden devam eder, sorarlar...

"Enflasyon dahil halkı bunaltan sıkıntıları yine biz çözeriz" diyor ama AK Parti'nin çözeceği sıkıntıları, kim çıkardı?

AK Parti'nin 2023'te yine kazanırsa düzeltmeyi vaat ettiği ekonomiyi, kim bozdu?

AK Parti'nin indireceği enflasyonu, doları, faizi kim yükseltti?

AK Parti'nin tekrar seçimi alırsa mücadele edeceği yolsuzluğu, 19 yıldır kimler yaptı?

AK Parti'nin iktidarda kalırsa zenginleştireceği, Allah'ın izniyle refah içinde yaşatacağı halkı, bugüne dek kim yoksullaştırdı?

Yoksulluk yayılır, yolsuzluk yaygınlaşırken direksiyonda kim vardı?

Daha önce biriktirdiği rezervler erirken AK Parti yoktu, Erdoğan o sırada Cumhurbaşkanı'ydı, öyle söylendi. Kim işbaşındaydı peki? Tek elde toplanan yetkiler neredeydi?

Bir kere sorulmaya başladı mı arkası gelir, kesilemez.

Dini hassasiyetleri de kaşısanız, şoven duyguları da kabartsanız, bağnazlığı da coşturup azdırsanız, her kör fatanizmi kızıştırıp ateşle dahi oynasanız unutturamazsınız.

Bakın, dün 15. yıl dönümüydü, ah vahla yine anıldı. Hrant Dink, böyle tehlikeli provokasyonlarla tırmandırılan, militan kafalarca körüklenen bir nefret ortamında öldürülmedi mi?

Hrant; katli hak, meşru, hatta vacipmiş gibi hedef gösterilmedi mi?

Cinayetin haklı ve meşru görüleceğine, katil değil kahraman olacağına inandırılan biri, tetiği çekmedi mi?

Planlı, örgütlü, karanlık bir tahrikin sonucu değil miydi?

Dini ve milli semboller kullanılarak afmosferin nasıl zehirlenebildiğini biliyoruz. Dolduruş ve kışkırtmaların, sokakta nasıl patladığını da...

Filmini defalarca izledik, siyasi şiddet ve suikastların yaşattğı acılar bugün de taze, katliamların yasını hala tutuyoruz.

Hiç mi ders çıkarmadık?

Halkın gerçek sorunlarının üstünü birkaç gün örtmek için dini, milli duyarlılıkları siyasete kılıf, kalkan yapmaya değer mi?

ENGELLENMENİN SUÇU ENGELLENEN BAŞKANLARDAYMIŞ!

İmamoğlu, parası hazır 300 metrobüs alımına, projesi hazır yeni metro hattı yapımına Cumhurbaşkanlığından onay çıkmadığını söylüyor.

Konya gibi AK Partili büyükşehirlerden esirgenmeyen "alabilir, yapabilir" imzası, İstanbul ve Adana gibi CHP'li büyükşehir belediyelerinden esirgeniyor mu?

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da nazikçe Cumhurbaşkanlığına seslendi. "Trafik sorunu metroyla çözülebilecekken yeni etaba onay verilmiyor, proje imzada bekletiliyor, neden" diye.

Artık milletten saklamıyor, afişe ediyorlar.

İktidar mızıkacıları da "engelleniyorlar mı, bu nasıl olur, halkı cezalandırmak değil mi, kamu hizmetinde ayrımcılık yapılır mı" demiyor.

Aksine, durumu millete şikayet ettikleri için CHP'li başkanları suçluyorlar.

Neymiş; işlerini yapacaklarına sızlanıp mızırdanarak kendilerini aciz ve beceriksiz gösteriyorlarmış, engellenmekten yakınmaları onlar için iyi değilmiş.

İşlerini yapamamanın suçunu, izin mercii olup yaptırmayanda değil kendilerinde arasınlar yani, öyle mi!