• 1.12.2021 23:50

Avrupa’da da enflasyon yükseliyor, bir bizde değil, iktidar savunması haklı.

Hayat pahalılığı sadece Türkiye’de kötüleşmiyor, dünya genelinde bir kötüleşme var, bu da doğru.

Ama bizdeki kötüleşmenin boyutlarını açıklamaya yeter mi?

Dünyadan, bilhassa Avrupa’dan iki noktada ayrışıyoruz.

İktidar, dünyanın bizden daha çok kötüleştiğini söylüyor, bu bir.

Yine iktidar, bizdeki kötüleşmenin dış güç saldırısından kaynaklandığını öne sürüyor, bu da iki.

Üstüne bir de dünyadan, gelişmiş ekonomilerden, Avrupa ve ABD’den pozitif ayrıştığımız iddia ediliyor.

Onlar batarken biz çıkıyormuşuz, onlar çökerken biz yükseliyormuşuz.

İşte bu noktalarda Avrupa’dan ayrıştığımız muhakkak. Orada bunu söyleyen yönetimler yok.

Faiz politikasının maliyetinden dinin hükmünü, enflasyondan fırsatçı süper marketleri, zamlardan muhalefet partilerini, işsizlikten işverenleri, paralarının pula dönmesinden de dış güçleri sorumlu tutan duyulmadı.

Zaten paralarının pula döndüğü de vaki değil.

Almanya’da, Fransa’da, İspanya’da vesair yönetimler, ekonominin sorumluluğunu üstlenmekten kaçmıyor.

Kabahat, samur kürk olmasa da sırtlarına giyiyorlar.

Ayrıca çöktükleri, battıkları, bizden daha kötü durumda oldukları söylemi gerçekleri yansıtmıyor.

En azından ekonomik kurtuluş savaşı başlatmayı düşünecek kadar zorda değiller.

Öyle olsa, çaresizlikten farta furta mazeretlere sığınmaları, sorumluluğu yıkacak ekonomik düşmanlar arayıp bulmaları, başarısızlığa kılıf uydurmaları gerekmez miydi?

Kötüleşme bize mahsus değil. Ama ekonomi yönetimini sorgulayanları mandacılıkla, felaket tellallığıyla, ekonomik tetikçilikle, hainlikle suçlamak bize mahsus.

Bunu pozitif bir ayrışma sayarsanız, bingo! İktidar, kendini savunmak için kullandığı söylemde yine doğru, hatta yerden göğe haklı.

Bu arada Avrupalıların boğuştuğu enflasyon canavarının korkunçluğu da bizimkiyle kıyas edilemez.

Anadolu Ajansı dün rakamları geçti.

Avro Bölgesi’nde ekimde yüzde 4,1 olan yıllık enflasyon, kasımda yüzde 4,9’a çıkmış. Bu da son 25 yılın en yüksek seviyesiymiş.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat)’a göre, en yüksek yıllık enflasyon yüzde 27,4 ile enerjide gerçekleşmiş.

Enerjiyi, yüzde 2,7 ile hizmetler, yüzde 2,4 ile enerji dışı sanayi ürünleri ve yüzde 2,2 ile gıda, alkol ve tütün ürünleri izlemiş.

Kıyas edin! Gıdada yüzde 2,2’lik bir artış yaşanıyor ve öldüler bittiler diye yaygarasını biz basıyoruz.

Ülkeler bazında bakarsak Almanya’da yüzde 6, Fransa’da 3,4, İspanya’da 5,6, İtalya’da ise 4 seviyelerinde enflasyondan bahsediyoruz.

Enflasyon, küresel bir fırtınaysa ve boyun eğmediğimiz dış güçler saldırdığı için bizi daha kötü vuruyorsa...Avrupa’nın bizden daha kötü etkilendiği, bizim çok başarılı ekonomi yönetimi sayesinde daha ucuz atlattığımız nasıl söylenebiliyor?

Yok, bu fırtına Avrupa ekonomilerini bizden daha kötü sarsıyorsa, peki onlara hangi dış güç saldırıyor? Bizim kadar hazırlıklı ve tedbirli yakalanmayıp kimden kendilerini koruyamadılar?

Veya Avrupa perperişan, acınacak haldeyse, can çekişiyorsa bizi hırpalayacak takati nereden buluyor? Onlar da değilse, şahlanışımızı çekemeyen bu dış düşman kim ki...Biz de bir varlık yokluk, bir hayat memat mücadelesinde can derdine düştük?

Gördüğünüz gibi doluya koysanız almıyor, boşa koysanız dolmuyor.

İlla bir kurtuluş savaşı vereceksek, onu mazeretçiliğe ve safsatacılığa karşı vermemiz gerektiği ortada.

Cumhurbaşkanlığı sisteminin en büyük vaadiydi, bizi bu marazlardan kurtaracaktı. Başaramadı ki değişen bir şey yok, eski teranelere doğru en başa sarıyoruz.