• 11.01.2021 00:00
  • (553)

 Doğu’dan Batıya akın akın insan göçünü önlemek için Berlin’in sonradan “utanç duvarı” diye nitelenecek bir duvarla ikiye bölünme sürecini anlatan Frederick Kempe’nin “Berlin 1961” kitabını okurken “ABD’de liderlerin kimya analizi”ni anlatan şu satırların altını çizmiştim:

“Sovyetler’in Batıya nükleer başlıklı füze atma kapasitesi yükseldiğinde, ABD istihbarat servisleri için Kruşçev’in psikolojik yapısını çözmek zorlu bir uğraş haline geldi. 1960’ta CIA, aralarında dahiliyeciler, psikiyatrlar ve psikologlar bulunan yaklaşık yirmi uzmanı, filmler, istihbarat arşivleri ve kişisel anlatımlar aracılığıyla Sovyet liderini mercek altına almaları için bir araya getirmişti. Grup, Kruşçev’in yakın mesafeden çekilen fotoğraflarını inceleyerek, damar sertleşmesi ve yüksek tansiyon dedikodularını değerlendirme yoluna bile gitmişti. Daha sonra Başkan Kennedy’ye ulaşacak çok gizli bir rapor hazırladılar. Buna göre, çalkantılı ruh haline, depresyonlarına ve kısa süre önce denetim altına aldığını bildirdikleri içki alemlerine rağmen Sovyet lideri, uzmanların “kronik iyimser oportünist” dedikleri kişilik yapısını yansıtan düzenli davranışlar sergilemekteydi. Vardıkları sonuca göre Kruşçev, pek çoğunun inandığının aksine Stalin’in yapısında Makyavelci bir komünistten ziyade coşkulu bir eylemciydi. 

Yeni gelen yönetim için CIA tarafından hazırlanan bir başka çok gizli kişilik analizinde Kruşçev’in beceriklilik, cesaret, iyi bir siyasi zamanlama duygusu ve şovmenlik ve bir nebze de kumarbaz dürtüsüne sahip olduğu vurgulanıyordu. Analiz yeni seçilen Kennedy’ye, bu bodur adamın sık sık bir soytarı gibi hareket etmesinin ardında doğuştan keskin bir zekâ, kıvrak bir akıl, dürtü, hırs ve acımasızlığın saklı olduğunu bildiriyordu.” (Frederick Kempe, Berlin 1961, s 31-32)

Amerika’da artık Biden yönetimi var. Biden’ın önüne de ABD’nin ilişki kuracağı ülke liderlerine ilişkin raporlar geleceği kuşkusuz. Türkiye liderliği hakkında da değerlendirmeler konacaktır. Yakında James Jeffrey’in Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında bir değerlendirmesi yansıdı kamuoyuna mesela. Ahmet Davutoğlu da “Maalesef Washington’da, Brüksel’de, Moskova’da, Pekin’de oturanlar Erdoğan’ı artık çözdüler. Hangi şartlarda ne taviz vereceğini biliyorlar” ifadesiyle bu “kimya analizi”ni kastetmiş olmalıydı. 

Yukardaki ifadeler hazırlanan raporların ne kadar detaylara indiğinin göstergesi olarak okunabilir. 

Mesela Biden’a yönelik bir “kimya analizi” gerekmez mi? 

Ne de olsa Amerika ile ilişkiler önemli. Birçok problemli alan var. Hem “müttefik” hem de güvenlik sorunu yaşadığımız, “yaptırımlar”ına hedef olduğumuz bir ülke Amerika. Trump’la ilişkiler bir şekilde yürüdü. Biden hem siyasi çizgi olarak farklı Trump’tan hem kişilik olarak. 

“Acaba zorlanacak mıyız?” gibi bir his dolaşıyor genelde “Biden Amerikası” ile ilişkiler söz konusu olduğunda. “İyi ilişki kurma iradesi” seslendiriliyor Ankara’dan, peşinden de “Acaba…” diye başlayan kaygılar gelebiliyor. 

Biden’ın geliş süreci Amerika’da akıl almaz olaylara sahne oldu. Yenik başkan Trump deyim yerindeyse “yaptı yapacağını.” Trump yaptı yapacağını da acaba Biden nasıl durdu o süreçte. İşte o noktada Biden’ın bazı konuşmaları oldu ki, “yeni yönetimin kimyası” adına not edilebilir gibi düşündüm. Ben paylaşayım istedim, belki Ankara da not etmiştir. Şunlar ilginç değil mi? 

-Bizim demokraside başkan, hiçbir şekilde ‘kral’ değildir. Demokrasimizin 3 eşit ve bağımsız kolu vardır ve Başkan kesinlikle kanunların üzerinde değildir. Yargının işi başkanın emirlerini yerine getirmek değildir. Hukuk devletiyiz, hukukla yönetiliriz

-Özgürlüğün kalesine ve demokrasimize görülmemiş bir saldırıda bulunuldu. Onlar protestocu değil teröristti, bunlar isyankar ayak takımı.

-Donald Trump demokrasimize zarar verdi, eski askerleri siyasete alet etti. Mahkeme yargıçlarıyla başkanlığı kazanacağını düşündü. Seçimin mahkemede biteceğini düşünüyordu, yargıçların ona başkanlığı hediye edeceğini düşünüyordu. Ancak yargı sorumluluk aldı ve görevini yerine getirdi.

-Adalet Bakanlığı’nın bu kadar politikleştiği bir durum söz konusu olmamıştır. Biz Adalet Bakanlığı’nın bağımsızlığını yeniden sağlamalıyız. Bu bakanlık o kadar hasar gördü ki. Her iki taraf da Cumhuriyetçiler de, Demokratlar da bunu ifade etmiştir. Burada görev alacaklara söylüyorum, siz benim için çalışmayacaksınız, sizin hukukunuz, kanununuz anayasa ve bu ülkenin halkı içindir ki, adalet garanti altına alınabilsin.

-Adalet Bakanlığı gerçeklere dayalı kararlar alacaktır. Onlar, benim değil, halkın avukatlarıdır. Hiçbir zaman telefonu kaldırıp ‘Şu ya da bu insanı affet’ ya da ‘Hemen gidip falanca insana dava aç’ demeyeceğim.”

-Yaşananlar, demokratik kurumlarımızın güçlendirilmesi gerektiğini bize gösterdi.

-Dün gördüklerimiz net bir şekilde bu ülkenin temel ilkelerine aykırıydı. Trump’tan farklı bir Amerikan yönetimi göreceğimiz açık değil mi? Trump’ın en yakın ekibinin onu terk ettiği de görülürken...