• 11.05.2019 00:00
  • (827)

  Kişilik diyetinde son on gün çok özel bir duyarlılığı gerektiriyor. O günler, Kalb doktorumuzun, duyarlı olmamızı istediği günler. Çünkü o günler içinde bir güne, Yaratan, özel bir rahmet yüklemiş. Düşün bir: Bin aylık rahmet bu. Sanki bin kere böyle diyet yapmışsın gibi. Nasıl bir şey o? Nasıl bir kalbi uyanış, diriliş, yükseliş hali ki, öyle bir ödüle lâyık oluyor? Aman dikkat. Hele 27’inci geceye... Aman dikkat. Gece kalbin avucunda olsun. Gece yüreğin ağzında olsun. Gece yüreğin yüreğinde olsun. Olsun ki, oraya nazar ettiğinde oranın sahibi, kendi Zatını bulabilsin orada ve rahmet yağsın oraya...

Başta söylendi ya...

Bu diyet, kombine, iç içe, kıvrım kıvrım, her davranışın birbirini besleyerek yürüdüğü bir diyet.

Beden, kalb, mal...

-Allah, mü’minlerin mal ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır.

Bunun anlamı, gerektiğinde mal ve canınızı Allah için ortaya koyabilme dirayeti demek.

Yaratan’a bu güveni verebiliyor musun? Kalbindeki Rabbani irtibat, seni böyle bir adanmışlığa yöneltecek kıvamda mı?

Bunu bilir kalbin sahibi... Mutlak bilir.

Ve kalbin böyle bir kıvamda olmasını istiyor O.

İstiyor ki, mal da can da Allah yolunda olsun.

-Sen varsın Rabbim ve her şey Senin... Ben de seninim. Araya ne kendim girebilirim, ne evlatlarım ne mal ve mülk. Sana selim bir kalb götürmem için bana yardımını esirgeme.

İşte bu 30 günde, ilahi yardıma lâyık olabilmek için kendine yardım et.

İyi yürüdün bu günlere kadar. Gözüne ve gönlüne dikkat ettin. Dilini kirli sözcüklerden korudun.

Şimdi sıra can yongasını koparıp lâyık olana vermeye geldi.

Kolay değil bu. Adı üstünde can yongası... koparıp verdiğin her şeyi bedeninden kesip veriyor gibi gelir insana...

Oysa hiçbiri senin değil. Bedenin de senin değil, can yongası dediğimiz mal mülk de...