• 11.12.2016 00:00

 İki partinin oluşturduğu anayasa değişiklik taslağının Meclis’e sunulmasıyla Cumhurbaşkanlığı sistemi için fiili süreç başladı. Bundan sonra taslağa Ak Parti yanında MHP’nin de sahip çıkması beklenir. MHP’nin “parlamenter sistemi benimsiyoruz” yaklaşımı, bu saatten sonra anlamını yitiriyor.

Bu durumda sürecin taslağın Meclis’te kabulü, sonra halkoyuna sunulması merhaleleriyle devam edeceği belli. MHP, “Meclis’te ne yaparsak halk oylamasında da onu yaparız”dediğine göre, halk oylamasında da Ak Parti - MHP işbirliği olacağına kesin gözüyle bakılabilir. 

Sonuç ne olur?

Büyük ihtimalle taslak hem Meclis’ten geçer, hem halk oylamasında kabul görür.

Farklı kamuoyu yoklamaları yapılıyor, “Evet” oyları genellikle yüzde 45-52 bandında görülüyor. Kabulün yükselen bir trend tarzında olduğu da anlaşılıyor.

Kamuoyu yoklamaları, Ak Parti içinde çok az, MHP içinde daha fazla ve CHP’de çok ağırlıklı olarak “Hayır”ı yansıtıyor.

Türkiye’nin, bu yeni sistemle siyasi yelpaze itibariyle çok farklı bir sürece girdiği de açık.

Ak Parti bir yanda ve çok net. Cumhurbaşkanı seçilmesi neredeyse kat’i olan TayyipErdoğan liderliğinde bir ana akım oluşturacak. 

CHP’nin de, sürece çok net muhalefetiyle karşıt bir ana akım olacağı kuşkusuz.

HDP, veya o eksende oluşacak siyasi parti, büyük ihtimalle muhalefette yer alacak ve bir toplum kesimini etkileyecek.

Son operasyonlardan sonra bölge ağırlıklı yeni bir temsiliyet ortaya çıkar mı, Hüda-Par, parlar mı bunları göreceğiz. Ve gelinen son noktada nasıl bir “Kürt siyasi temsili”nin ortaya çıkacağı meçhuller arasında.

Bence en kritik konumda olan parti MHP.

MHP, yaşanan süreçte herhangi bir muhalefet partisinden çok farklı ve çok etkin bir rol üstlendi. Bunun adı, değişimin altına atılan imzadır. Taslağa da, yeni yapılanmaya da sahip çıkmamak ancak üstlendiği rolün görülmesini istememek gibi bir durum olur ki, bu gerçekçi değildir. MHP Ak Parti ile bütünleşik bir tavır sergilemiştir.

Bu tavrın pozitif bir tercih olduğu kanaatinin MHP’de hakim olduğu anlaşılıyor. Ak Parti - MHP zemininde de olumlu karşılanan bir tavırdır bu.

Ama iki ayrı partiden ve onların seçimlere gireceğinden, halktan ayrı ayrı oy isteyeceğinden bahsettiğimizde nasıl bir durum ortaya çıkacak, sorusu ister istemez akla geliyor.

Başkanlık sistemlerinin iki partili yapıya götürdüğü gibi yaygın bir kanaat var.

Başkan seçilenin partisi, seçilemeyenin partisi. İktidar ve muhalefet ya da.

Şöyle bir genel siyasi tespit var: MHP’nin Orta Anadolu ve Karadeniz oyları, genelde Ak Parti ile geçişlidir, Ege - Trakya oyları ise CHP ile... Tersi de söz konusu: Ak Parti’nin Orta Anadolu ve Karadeniz oyları ile, CHP’nin Ege - Trakya oyları MHP ile geçişlidir.

Soru şu: Başkanlık seçiminde MHP oyları nerede hangi adaya akar, kendi adayını gösterir mi, kendi adayı oy alabilir mi? Oyları bir yerde Ak Parti’ye, başka yerde CHP’ye akarsa ondan sonra MHP nasıl bir sosyal karşılığa tekabül eder?

CHP’ye bakarsak... CHP’nin yeni oluşuma muhalefeti kesin. Bunun için kendisine bir toplumsal karşılık hesabı yaptığı da açık. Ne okunuyor? CHP, bütün toplumsal muhalefeti kendi çizgisinde toplama çabasında. Başkanlığa destek yüzde 45-55 arasında salınacağına göre, desteklerin karşısındaki oyu kendi bünyesinde toplayacağını hesap ediyor, bu hesaptan henüz, bir başkan çıkarma ihtimali gözükmüyorsa da, CHP’nin bir sıçrama arayışında olduğu tahmin edilebilir.

İki husus daha var: Bir, Doğu - Güneydoğu’da yapılan operasyonların Kürt oylarına etkisi... İki FETÖ operasyonlarının, bağlantılı alanlarda oluşturacağı yansıma... CHP’nin her iki alana uzanmaya çalıştığı açık... Nasıl sonuç alır, bilemiyoruz.

Siyasette iki kere iki kaç eder? Kim kiminle toplanır, kim kimden kopar? Cevabı o kadar zor ki...

......

Bu gece veladet-i Nebi’yi (s.a.v.) idrak ediyoruz. İnsanlık için kutlu olsun.