BERİN UYAR: 15-16 Haziran 1970

BERİN UYAR: 15-16 Haziran 1970
20.06.2020 - 11:15
3482
0

 Berin Uyar (16.06.2020)

(Facebook - 17.06.2020)

Üniversiteyim. Dev-Gençliyim. DGSA (Devlet Güzel Sanatlar Akademisi-Fındıklı) kantininde devrimin nereden başlayacağını tartışıyoruz. Kentlerden mi, köylerden mi başlayacak halkın iktidarı? Silahlı mı silahsız mı olacak?

“Kavga sesleri geliyor köylerden ve şehirlerden / devrimimiz ilerliyor, bugün esir yarın her şey/ Hey hey…” Bu marşı heyecanla söylüyoruz. (Yıllar sonra TKP ile -geleneksel TKP’den söz ediyorum- tanıştığımda bu marşı değiştirerek söylediğimizi; aslında TKP’nin, biz henüz anamızın babamızın aklına bile düşmemişken söylediği bir marş olduğunu fark edip şaşırmıştım.)

“Fabrikalar işçilerindir” diyoruz, ama - ben kendi adıma söyleyeyim-, okulda temizlik işlerinde çalışan işçilerin ya da kantine Dev Gençli arkadaşlar tarafından getirilmiş bir iki işçinin dışında kimseyi şahsen tanımıyorum. Ama işçilerin ve köylülerin bir gün bu burjuva düzenini mutlaka yıkacağına, iktidarı ele geçireceğine, sosyalizmi kuracağımıza da yürekten, ikircimsiz ve tertemiz duygularla inanıyor, güzel günlere olan özlemimizi haykırıp duruyoruz.

Hal böyleyken bir sabah büyük bir uğultuyla uyandım. Dışardan tam da ne olduğunu anlayamadığım tuhaf bir gürültü geliyor. Helikopterler geçiyor başımızın üzerinden, korna sesleri, sirenler… O zamanlarda İstanbul’da babanemin Moda’daki evinde kalıyorum. Telaşla evden fırladım. Babannem pencereden başını çıkarıp arkamdan bağırdı, “Akşama vakitli gel, patlıcanlı pilav var”…

Doğru vapura koştum. Alışılmadık bir kalabalık. Vapur epey gecikerek geldi. Ellerinde bayraklarıyla gelen bir grupla birlikte vapura bindim. Karaköy’e vardığımızda, okula gitmek için vasıta bulamayacağımı anladım. Eminönü tarafından hiçbir vasıta gelmiyor, Galata Köprüsü’nün çıkışı Frukolar tarafından (o zamanlar polise Fruko derdik) kesilmiş. Herkes gibi yürüyerek yola koyuldum.

15- 20 dakika içinde okuldaydım. Kantinin altındaki öğrenci derneğinde toplanmış durum değerlendirmesi yapan arkadaşların arasına katıldım. Teknik Üniversiteli arkadaşlarla buluşmak üzere önce Taşkışla’ya oradan da Beyoğlu tarafına çıktık. Orada toplanmış küçük bir grup işçi ile birleşerek, Karaköy’e indik. Neden öyle yaptığımızı, nereye gitmeyi hedeflediğimizi hatırlamıyorum. Hatırladığım gideceğimiz her yere büyük bir heyecanla koşarak gittiğimiz ve „ben bu olayın içinde mutlaka yer almalıyım, ben olmazsam bir şeyler eksik kalır“ duygusu… Şimdi düşündükçe kendime şaşıyorum, çünkü olayı da tam olarak kavramış değildim. Tüm fabrikalarda iş durmuş, işçiler kentin dört bir yanından merkeze doğru yürüyorlarmış. Bu, zaten görünüyor ama neden bilmiyorum.

Karaköy’e indiğimizde hepimiz donduk kaldık. Galata Köprüsü açılmış, köprünün ayağında askerler ve bir de tank var. Köprünün öbür ayağı bir mahşer yeri gibi. Bayraklar sallanıyor, sloganlar bulunduğumuz yerden duyuluyor. Biz de bu tarafta birikmiş olan işçilerin arasına katılarak onlarla birlikte slogan atmaya başladık. Neler söylediğimizi şimdi anımsamıyorum. Aklımda kalan şey işçiler. Mavi, beyaz, siyah önlüklerinin altına bol pantolon ve terlik giymiş kadınlar; ayaklarında postalları, üstlerinde tulumları, ellerinde bayraklarıyla işçiler.

O gün ilk kez işçi sınıfıyla tanıştım. Filmlerde, afişlerde gördüğüm dev gibi kocaman, adaleli, güçlü kolları, pençe gibi elleri olan işçiler değil. Hergün yanlarından gelip geçtiğimiz irili ufaklı, şişman zayıf, uzun kısa insanlar... Ama yine de haklarını aramak için bir araya gelmiş bu “sıradan” insanların elele verdiklerinde nasıl bir güç oluşturacağını iliğimde kemiğimde hissettim. O an yaşadığım güven duygusunu hala hatırlıyorum. Kendimi onların arasında ne kadar da güçlü, mutlu ama “yabancı” hissetmiştim.

İstanbul Valiliği, kentin iki yakasındaki işçilerin birbiriyle ilişkisini kesmek için Galata ve Unkapanı köprülerini açmış ve polisin sağlayamadığı güvenliği askerle sağlamaya çalışmıştı. İçinde bulunduğum gruptan zaman zaman fırlayıp köprünün hafif meyilli duran kanatlarına tırmanmaya çalışanlar oluyor, eğer asker onlara engel olamazsa, köprünün açık olan orta kısmına kadar ulaşıyorlardı. Bir çatışma, eylem değil bayram havası vardı. Silahlarını kalabalığa çevirmiş olan asker bir süre sonra, işçilerle sohbet edip, sigara içmeye başlamıştı.

Orada kaç saat durduğumuzu hatırlamıyorum ama sonra aramıza orada tanıştığımız bazı işçileri de alarak okula döndük. Önce dernekte, daha sonra Akademi'nin denize bakan sahilinde küçük bir ateş yakarak sabaha kadar oturup konuştuk. İşçiler bize sendikal haklarının nasıl kısıtlandığını, sendika değiştirmelerinin çıkarılan yasayla engellendiğini, Türk-İş’in sarı sendika, DİSK’in ise devrimci sendika olduğunu anlattılar. Belki de diğer arkadaşlarım bu anlatılanları biliyorlardı ama ben bu konuyla ilk kez karşılaşıyordum. Sendikal hareket ne kadar önemliymiş meğer diye düşünmüş, o akşam çok şey öğrenmiş, henüz tanımadığım bambaşka bir dünyayı keşfetmiştim.

Gün hafif ağarmaya başladığında Kabataş’taki Sebil’e gidip sıcak birer çayla simit yedik. Simit mideme inip de karnım hafiften doyduğunda babanemin sesi geldi kulağıma. Patlıcanlı pilavı kaçırmış, babaneme de gelmeyeceğimi haber verememiştim… Eeee! Ne yapalım, o yıllarda, yani tam 50 yıl önce, ne kablosuz akıllı telefonlarımız ne de internetimiz vardı. Şimdi yaşansa aynı şey hiç şüphesiz patlıcanlı pilavı da gönüllü olarak kaçırırdım yine ama en azından babaneciğimi merak içinde bırakmazdım.

Not 1: Bu yazıda aynı olayı birlikte yaşadığımızı hatırladığım ama tam olarak emin olamadığım bazı arkadaşlarımın adını da işaretledim. Belki ortak bir hafıza yaratabiliriz tekrar. Benim aklımda bu kadarı kalmış . (Adını işaretlemek istediğim iki arkadaşım artık ne yazık ki aramızda değiller. Yüksel Gürsel, Haluk Somer ve Salih Hasan Diker. Onları da sevgiyle anımsayarak anıyorum)

Not 2: paylaştığım fotoğraf çok paylaşılan ve benim de çok sevdiğim ve 15-16 Haziran dendiğinde aklıma ilk gelen sembolüdür.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Zeki ALPTEKİN

Keynes 2.0 ya da Bidenomics'in ekonomi politiği(3) 1

Keynes 2.0 ya da Bidenomics'in ekonomi politiği(3) 1

  • 23 Temmuz 2021 Cuma

Hikmet MUTİ

Baykal    neden   Livaneli'den   daha  ilericidir ....

Baykal neden Livaneli'den daha ilericidir ....

  • 10 Temmuz 2021 Cumartesi

Yazarlar

Erdoğan’ın dediğini yap, yaptığını yapma!
Mehmet TEZKAN

Erdoğan’ın dediğini yap, yaptığını yapma!

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Müslümanlar yeryüzüne inmeyi reddederse...
Mehmet Ocaktan

Müslümanlar yeryüzüne inmeyi reddederse...

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Yarım doktor ‘can’dan, yarım hoca ‘din’den eder
Abdurrahman Dilipak

Yarım doktor ‘can’dan, yarım hoca ‘din’den ed

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Turnusol kâğıdı
Vahap COŞKUN

Turnusol kâğıdı

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Senaryolar (1): Erdoğan ve hedefleri
Ali BAYRAMOĞLU

Senaryolar (1): Erdoğan ve hedefleri

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Lozan tartışmaları
Taha Akyol

Lozan tartışmaları

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Yedi düvele ders veren açıklamalar üzerinden
Aydın Selcen

Yedi düvele ders veren açıklamalar üzerinden

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Geçti üç, kaldı iki yıl
Mustafa Karaalioğlu

Geçti üç, kaldı iki yıl

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
‘Yandaş’ milli eksendir. ‘İç İşgalciler’e dikkat! Ruşen Çakır ve diğerleri hangi amaçla fonlanıyor?
İbrahim Karagül

‘Yandaş’ milli eksendir. ‘İç İşgalciler’e dik

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Kürtler (6) - Ağrı İsyanı'ndan Zilan Katliamı'na!
Ümit KARDAŞ

Kürtler (6) - Ağrı İsyanı'ndan Zilan Katliamı

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Bayramın hüznü, itibar suikastı ve aşı karşıtlığı
Berrin Sönmez

Bayramın hüznü, itibar suikastı ve aşı karşıt

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Taliban’ın inancıyla ters olma arzusu
Yasin AKTAY

Taliban’ın inancıyla ters olma arzusu

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Elvan top çeviriyor ve görevden alınacağı günü mü bekliyor?
Barış Soydan

Elvan top çeviriyor ve görevden alınacağı gün

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Türkiye hiç bu kadar aşağılanmamış idi
Eser KARAKAŞ

Türkiye hiç bu kadar aşağılanmamış idi

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Korona vakaları neden tırmanışa geçti? Aşılar işe yaramıyor mu?
Mehmet Acet

Korona vakaları neden tırmanışa geçti? Aşılar

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Yine 65+ kaygısı…
Muharrem Sarıkaya

Yine 65+ kaygısı…

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Türkiye yapısal çöküşte!
İbrahim Kahveci

Türkiye yapısal çöküşte!

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
En meraklılar bizim bölgedeki ülkeler.. Merak sayesinde kazanan İsrail ama…
Fehmi KORU

En meraklılar bizim bölgedeki ülkeler.. Merak

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
2023’e doğru Türkiye
Süleyman Seyfi Öğün

2023’e doğru Türkiye

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
Bütün bunlar için Teksaslı bir aileyi suçlayabilir miyiz?
Yıldıray OĞUR

Bütün bunlar için Teksaslı bir aileyi suçlaya

  • 26 Temmuz 2021 Pazartesi
İktidara bir de 'baş ihbarcı' lazım
Akif BEKİ

İktidara bir de 'baş ihbarcı' lazım

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Ağırlaştırılmış müebbetlik yazı
Mehmet ALTAN

Ağırlaştırılmış müebbetlik yazı

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Gübre kokusu
Ümit KIVANÇ

Gübre kokusu

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Tecrübe
Halil BERKTAY

Tecrübe

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Memleketten bir kovid hikâyesi: Sıradan bir köy düğününden sonra olanlar
Tuncer KÖSEOĞLU

Memleketten bir kovid hikâyesi: Sıradan bir k

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Tüm Yazarlar

Resmi İlanlar