• 23.01.2015 00:00
  • (1304)

 Linç edilirken maruz kaldığı eziyet unutulmasın: http://www.avasinweb.com/nucenaverok.php?HaberID=8578

 

NEDEN SELEFÎLİK, NEDEN SUFÎLİK DEĞİL

Salı soruyla bitirmiştim. Epey cevap geldi. Birisi şu: “Çünkü Sufîlik, dinlerin de ötesine geçebilen bir anlayış, bir akıl ve ruh halidir. Allah’ı aşk olarak tanımlar, seven ve sevilen arasındaki ayrılığı bitirir. Tanrı algısının tüm dinlerin ötesinde olduğunun ayırdına varmıştır. Selefîler ise tam aksine mağduriyet hissinden kaynaklanan bir kin, ayrılık ve sevgisizlik duruşunu gütmekte olduklarından insanları dinlere ayırmak mecburiyetindedirler. Sufîlik barışı ve affetmeyi esas alırken, Selefîlik cengâverliği ve intikamı güder. Selefîlerin bazıları, Mevlana’nın bir Hint ajanı olduğunu bile söylemişlerdir!Nedense İslam dininde sevgi vurgulanmaz. Allah aşkı değil, Allah korkusudur insanları iyiye sevk etmesi beklenen. Ne yazık ki korku altında yetiştirilen hiçbir varlık mutlu, sevgi dolu, sıhhatli ve verici olamaz. Nefret duygularının beslendiği ideolojiler altında yetiştirilen bireyler ölümcül olurlar. Günümüzde başka hangi dinde bu kadar ölme ve öldürme meraklısı canlı bomba oluşuyor? Bir toplumda din için yaşamak yerine ölmenin bir ideal haline gelmiş olması, çok vahim bir ruh çürümesinin göstergesidir.” Bu görüşlerin kanıtı Alman gazeteci Todenhofer’in Al Jazeera English’de IŞİD ile yaptığı mülâkatta mevcut. Mücahitler “dinî temizlik” kapsamında yüzlerce milyon kâfir ve müşriki itlaf etmeye hazırmış. www.aljazeera.com/indepth/2014/12/qa-german-journalist-surviving-isil-20141224164752725983.html

Şakası yok, zira Erdoğan Türkiyesinin de hızla savrulduğu yer Selefîlik.

Cengiz-Aktar'a--Ali-İhsan-Korkmaz

 

19 OCAK 1915

Hrant’ın katlinin bu yılki dönümü soykırım anmalarının ilk etkinliğiydi. Davutoğlu bu münasebetle ilân etti: “Dink’in dostluk yoluna tuttuğu meşalenin ışığında zihinler ve gönüllerde kapılar açmak istiyoruz.” Zihin, gönül güzel de önce gümrük kapısını açmak gerekiyor. Kaldı ki iktidarın kafası çok karışık. Hrant’ın katliyle bire bir alakalı olan soykırım konusunda tarihi tahrif ederek 24 Nisan’ı Çanakkale Günü ilân etme ve bunu dünyaya satma peşinde. Yaraya tuz basarcasına Ermenistan Cumhurbaşkanı’nı davet etmek de cabası.

Ermenistan’ın cevabı açık: “Ne yazık ki Türkiye, geleneksel inkârcı politikasına ve Gelibolu muharebeleri –ki bunlar 18 Mart 1915’te başlayıp 1916 yılının Ocak sonuna dek sürmüş, Antant devletlerinin karaya çıkarma operasyonu 25 Nisan’da başlamış olmasına rağmen 100. yılını bu yıl ilk kez 24 Nisan’da anarak tarihin çarpıtılmasına devam etmektedir. Bu, uluslararası toplumun dikkatini Ermeni Soykırımının 100. yıl anma etkinliklerinden saptırılması amacı değilse nedir? Ancak daha anma etkinliklerine teşebbüs etmeden önce Türkiye kendi halkı ve tüm insanlığa karşı çok önemli bir göreve sahiptir. Bu, Ermeni Soykırımının tanınması ve kınanmasıdır.

 

AVRUPA PARLAMENTOSU RAPORU

Başbakan: “Bu raporun bizim için hiçbir anlamı yoktur. Geldiğinde diplomatik notayla iade edilecek. Geldiği gibi geri göndereceğiz.” Basın ve ifade özgürlüğü konusundaki zehir zemberek AP raporu hükümetçe böyle reddedildi. 2013 İlerleme Raporu da çöpe atılmıştı. Charlie yürüyüşüne katılım böylece kadük oldu. Davutoğlu’nun katılımını tuhaf bulan İtalya Başbakanından Davutoğlu’nun talep ettiği düzeltme de gelmedi zahir. Hükümet hızla ipleri koparma yolunda ilerliyor. AB konusundaki tek ilerleme bu!

 

AK’LANAN BAKANLAR GÖREVE İADE

Şimdilik kara mizahtan gayri yapacak pek bir şey yok: www.diken.com.tr/oyle-aklamaya-boyle-kampanya-dort-bakan-goreve-iade-edilsin/ Ancak bu muzip kampanyaya gösterilen ilgi memleketin neden mizah fakiri olduğunu, neden Charlie Hebdo sevmediğini bir kez daha faş etti. İmza sayısı hepi topu 148 kişiydi dün akşam!

[email protected]il.com

[email protected]