Bencil hüznümüzdü Eylül

  • 30.09.2014 00:00

Sessiz bir ıslaklıkla geldi Eylül. Yapraklarla yıkanırken tenimiz, hüzün saçlarımızı okşamaya başladı. Kederli bir yalnızlık yerini yavaş yavaş kederli bir umuda bırakıyor. Ürkek bakışlarımız tedirgin bir maviliğe sığınıyor. Mazi bir yangının içinden çıkıp geliyor. Bir başka Eylül’e doğru yol alırken aklım zamana takılıyor.

 

Ahmet HamdiTanpınarzamanı değil ânı önemsediğini mısralarında anlatır.

 

Ne içindeyimzamanın/

Ne de büsbütün dışında/

Yekpare geniş bir anın/

Parçalanmaz akışında.

 

Tanpınar, kendisini rüzgârda uçan tüyden hafif hissederken, masmavi bir ışık içinde yüzmektedir.

 

Sarı sisli akşamlarda yollarımızı kaybettiğimiz sonbaharlar, ayazlarda yalınayak seviştiğimiz yıldızlar. Büyürken çocuk kalan duygularımızın sancısı ve bencil hüznümüz.Cemal Süreya, geride kalan bir aşkın Eylül’ünü anlatır mısralarında.

 

Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız/

Adımlarımızın kısalığı bundandı/

Bundandı gözlerimin durgunluğu/

Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan/

Ellerin kadar ıssız/

Sen kadar zamansız molalar veriyordum/

Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz/

Eylül’dü.

 

Yarım kalan şarkılar.Çabucak vazgeçilen Eylül aşklarının acısı. Cemal Süreya devam eder.

 

İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin/

Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun/

Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde/

Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman/

En çok sesini aradım/

Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ/

Gözlerini sildi zaman../

Dedim ya... Eylül’dü./

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.

 

Eylül hem çekici, hem kahredici, hem şehvetli hem ürperticidir. Ahmet Altan Eylül’e nasıl aktığını şöyle anlatır:

 

Ben eylüle akarım/

Bir hüzün gibi akarım ben eylüle, kanayan bir aşk gibi,/

siyah şallara bürünmüş, genç bir ölüm gibi akarım./

Sevişerek, ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle./

Her yıl, hep aynı vakitte, geniş bir ırmak gibi/

bütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir,/

beni ve her şeyi koynuna alarak,/

bir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep./

Kadınları ve hüznü eylülde severim...”

 

Ve Altan’a göre Eylül’de her şey zordur, her şey korkutur ve her şey beklenir.

 

Eylülde aşk, eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur,/

eylülde her şey zordur, ben eylülü onun için severim./ 

Eylül ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır/

Herkes her şeye kapısını aralar ‘bir aşk oluverir aşinalık’./ 

Ölüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur./ 

Aşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim./

Nasıl da mahzun ve nasıl da tehditkârdır./

Ben eylülde bütün aşklardan ve kadınlardan korkarım.

 

Bazen sevgilinin gidişi zamansız bir sonbahardır. Ruhumuzu bir hazana dönüştürür. Hasan Hüseyin Korkmazgil bunu öyle güzel anlatır ki:

 

Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç/

Ağaçlar bükmesinler ne olursun boyunlarını/

Neden akşam oluyorum tren kalkınca/

Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince/

Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum/

Öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki/

Az önceki çiçekler nasıl da diken diken/

Gitme, sonbahar oluyorum sonrası hiç.

 

Turgut UyarEylül’ün arkasından seslenir.

 

Sevgim acıyor/

Kimi sevsem//

Kim beni sevse/

Eylül toparlandı gitti işte.

 

Hazan ve Eylül sadece hüznün, vedanın ve karamsarlığın zamanı değildir. Aynı zamanda sevgiyi ve mutluluğu yeniden var etmenin umudunu da barındırır. Özdemir Asaf bu umudu taşır.

 

Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları/

Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,//

Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında/

Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.//

Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar/

Seninle yeşerdiler, seninle soldular//

Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.

 

[email protected]

www.umitkardas.com

twitter.com/umit_kardas

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.