Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Usule mugayir acayip şey: Varşova Ortadoğu Konferansı


18.2.2019 - Bu Yazı 27 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 13-14 Şubat’ta Polonya’nın başkenti Varşova’da toplanan Ortadoğu’da Barış ve Güvenlik Konferansı ABD’ye yeni bir hayal kırıklığı yarattı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu konferans ile kısa bir süre önce Ortadoğu’da yaptığı görüşmelerde aldığı sonuçları dünyaya ilan; daha doğrusu, aldığını zannettiği bağlılıkları teyit etmeyi planlamıştı. Ancak bunun olamayacağı toplantıdan birkaç gün önce ortaya çıkınca gündem değişikline giderek, toplantı Ortadoğu Konferansı’ndan, Ortadoğu’da Barış ve Güvenlik Konferansı’na dönüştü.

MONOLOG MU DİYALOG MU

Altmıştan fazla ülkenin katıldığı toplantının değiştirilen gündemi “balistik füzelerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, siber tehditlere karşı alınacak önlemler, güvenlik ve enerji politikaları ile insani yardım” olarak ilan edildi. Ancak herkes bu toplantının İran’a ambargosunun takibi ve Pompeo’nun İran karşısında kurmaya çalıştığı İsrail ile müttefik Sünnî bloku güçlendirmeyi amaçladığının farkındaydı. Rusya ve Çin’in aldırmaması; Almanya ve Fransa gibi ambargoya güçlü destek veren ülkelerin toplantıya düşük düzeyde katılımları; AB’nin ilgisizliği toplantıyı hedeflerinden uzaklaştırmış ve bir monoloğa dönüştürmüştür. Kısaca ABD bu toplantıdan beklediğini alamamıştır. Ne Pompeo’nun biat teyitleri ne de İran karşısında güçlü bir blok görüntüsü verilememiştir. Dolayısıyla toplantının siyasi sonuçlarından çok magazin boyutu gündeme taşınmıştır. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kulisleri, Uman Dışişleri Bakanı’nın Netanyahu ile gizli görüşme yapmak için geçtiği otopark manzaraları, İsrail’in İran’a karşı kendisini müdafaa hakkı olduğunu beyan eden bazı Arap ülkeleri dışişleri bakanlarının İsrail tarafından servis edilen ve sonra kaldırılan görüntüleri gündeme girmiştir.

Ortadoğu’da asla barışı istemeyen İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, toplantıdan mutlu ayrılıp, Arap ülkeleri ile bugüne kadar sağlanan en önemli diyaloğu sağladığını ilan etmesi; tamamen ülkesindeki iç siyasetin ve Şii baskısının altında Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın, İran’ın İsrail’den daha zehirli olduğu yolundaki beyanatlarına rağmen bu toplantı bir fiyaskodur.

Barış’ı hedefleyen bir toplantının gerçek taraflarından, mağdurlarından ve bu konuda bağımsız fikir üreten düşünürlerden yoksun bir şekilde yapılması elbette böyle bir sonuç doğuracaktı. Toplantı için Varşova’nın seçilmesi bile sorunlu veya maksatlı bir tercih idi. İsrail’in kuruluşuna giden Filistin topraklarına göçün buralardan başladığını unutmamak gerekiyor. Polonya’da 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Yahudilere uygulanan soykırımda iyi bir sınav vermeyen ve II. Dünya Savaşı yıllarında Almanya ile yapılan işbirliği hatıralarının yaşadığı bir coğrafyada, Ortadoğu barışını aramak beyhudedir. Zaten toplantının sona ermesinden bir kaç saat sonra bu konuda İsrail ile Polonya arasında bir polemiğin yaşanması da bunu göstermiştir. Yahudi meselesinin başladığı noktada meseleyi sonlandırarak, dünyaya mesaj verme hevesi ABD’nin kursağında kalmıştır. ABD başkanının danışmanı Jared Kushner’in toplantıda açıklaması beklenen Trump’ın “asrın projesinden” söz edilmemesini de Polonya’nın istemediği anlaşılmaktadır.

Peki bu meseleyi toplantının mimarlarının bilmemesi veya düşünmemesi mümkün müdür?

Elbette değildir. Ancak ABD, 2003’ten beri Ortadoğu konusunda akıl tutulması yaşamaktadır. Sahip olduğu üstün askeri güç ile bölgede her şeyi yapabileceğini zanneden ABD, Irak’ta başarısız olmuş, Suriye meselesini içinden çıkılmaz hale getirmiş ve uyguladığı siyaset ile bugün karşı olduğu İran’ı bölgeye yerleştirmiştir.

EVANJELİK, BEDEVî VE MEDENî

Trump’ın ABD başkanı seçilmesinden sonra ticaret dışındaki ABD siyaseti rasyonalitesini yitirmiştir. Ticarette, “ticareti dini bir ritüel sayan Hind menşeli Banyanlar” gibi davranan ABD; siyasette evanjelik aklı hakim kılmıştır. Selçuk’ta medfun Aziz Yuhanna’nın yorumuna istinaden; her fırsatta önce İsrail’i güçlendirip Kudüs merkezli bir Yahudi devleti yaratarak ardından İsa Mesih eliyle bir yeryüzü krallığı kurma zihniyeti,bugünkü Ortadoğu politikalarına egemen olmuştur.

Peki, ABD’nin dümen suyuna giden bölge ülkeleri bunun farkında değil midir? Evet, onlar da farkındadır. Ancak toplantıda öne çıkan bazı Körfez ülkelerinin, bedevi hayatın normlarına göre geliştirdikleri siyasetleri, böyle davranmalarını gerektirmektedir. Asırlardır varlıklarını ve kendi sınırları içindeki güç ve nüfuzlarını kabilevî kimliklerinden alan bu güçler, tarih boyunca hep günlük siyaset takip etmişlerdir. Bu yüzdenitaatkar görünüp, isyan etmişler, müttefik görünüp, şartlara göre taraf değiştirmişler, hatta sadakat yemini edip ihanet etmişlerdir. Bu ifadeler, tahkir değil, tespittir. Bunları bilmeyenler veya anlamayanlar, bölge siyasetini çözme imkanından mahrumdur. Yarım asır boyunca ABD siyaseti, bölgeyi bilen İngiltere’nin eski uzmanlarından beslenirken, aynı kapasitede insan yetiştirememiştir. Hülasa, her zaman söylediğimizi tekrar edelim: Zannedildiğinin aksine ABD, bölgeyi tanımamaktadır.

Peki İran meselesi muallakta mı kalacaktır? İran’ın siyaseti ve ürettiği karmaşa ayrı bir yazı konusudur. Ancak bir başlangıç olarak bu soruya medenî Müslüman bir devletin aklı ile cevap vererek yazıyı sonlandıralım.

İstanbul’da mukim Batılı büyükelçilerin Osmanlı diplomatları ile bir araya her geldiklerinde İran da söz konusu edilmekteydi. Zira İran’ın Rusya ile olan yakınlaşmaları ve tavizleri onları rahatsız ediyordu. İran’a karşı Osmanlı nüfuzunu bir maşa olarak kullanmak istiyorlardı. Bir ara, İran ile Osmanlı arasındaki bazı sınır sorunlarını bahane eden Fransız elçisi III. Selim’e, bazı bedeller karşılığında, aracılık teklif eder. Nahifliği ile tanınan ve siyasette mahareti göz ardı edilen III. Selim’in, teklife “usule mugayir acayip şey” diyerek verdiği cevap, hâlâ geçerlidir: “İki devleti buluşturan İslam birliği sayesinde, tarafların memurları, sorunlarını aracı olmadan da çözmeye muktedirdirler. Batılılar, hesaplarını açıktan söylesinler bu işe karışmasınlar.

Facebook Yorumları

reklam
18.2.2019
Usule mugayir acayip şey: Varşova Ortadoğu Konferansı
4.2.2019
Ürdün Kralı Abdullah yol ayrımında
10.1.2019
ABD, YPG karşılığında ne istiyor?
3.1.2019
2019’da Ortadoğu gündemi
17.12.2018
Yeni Vehhabi destanı mı yazılıyor?
22.11.2018
Mustafa Kemal’den Afrika dersleri
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net