Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Malay Dünyası ve Türkiye


17.9.2018 - Bu Yazı 39 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçen hafta Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’ni çeşitli sektörleri temsil eden elli kişilik bir Malezyalı grup ziyaret etti. Daha doğrusu Türkiye’yi ziyaret etmek ve çeşitli sektörleri tanıyarak işbirliği yapmak isteyen heyet, sadece bir üniversitemizde bulunan Osmanlı-Malay Dünyası Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni ziyaret ederek bilgi almak istediler.

MALAY DÜNYASI

Merkez yönetiminin talebi ile Türkiye’de bulunma heyecanını gözlerinden okuduğum bu gruba yaptığım konuşmanın ana hatları; Osmanlı-Malay Dünyası ilişkileri idi. Coğrafya ve tarih perspektifinden tanımlarsak; Güneydoğu Asya’da yer alan dünyanın en büyük takımadaları ve hinterlandına verilen bir isim olan Malay Dünyası günümüzdeki pek çok ülkenin ortak adıdır. Geçmişte, Açe, Johor, Cava, Sumatra, Malay, Malaka (Müslümanları) vs. isimleri ile adlandırılan ve büyük bir nüfusu barındıran bu coğrafya; sömürge asırlarının bir sonucu olarak günümüzde, Endonezya, Malezya, Singapur, Filipinler gibi siyasi coğrafyalardan meydana gelmektedir.

Tarihi, dini ve jeopolitik gerçekler, geçmişte olduğu gibi bugün de Türkiye’yi bu ülkeler ile yakınlaşmaya mecbur kılmaktadır. Oldukça isabetli bir karar ile atanmış olan yeni Endonezya büyükelçimiz Mahmud Erol Kılıç, Yeni Şafak’taki veda yazısında belirttiği gibi; “Müslümanların sadece Ortadoğu’dan ibaret olmadığını” düşünerek, bu dünya ile yakın ilişkilerin geliştirilmesi büyük bir zorunluluk arz etmektedir. Nitekim Orta, Güney ve Güney-Doğu Asya’da bu ilişkilere hazır bir dünya Türkiye’yi beklemektedir.

TABİİ MÜTTEFİKLİKTEN STRATEJİK ORTAKLIĞA

Malezyalı misafirlere yaptığım konuşmada vurguladığım gibi, aynı kıtaya mensubiyetin getirdiği jeopolitik mecburiyet Türkiye’yi Güneydoğu Asya ile yakınlaştırmaktadır. Türkler ile Malay dünyası İslamiyet’i hemen hemen aynı asırlarda benimseyerek, hala aynı müşterek heyecanı duymaları da ilişkilerin tarihi altyapısını hazırlayan önemli bir unsurdur. Osmanlı- Malay Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin ilgi alanında olan, Osmanlı-Malay ilişkilerinin belgelenen varlığı da yeni ilişkiler için teşvik edici bir diğer husustur.

Bu konuda -az da olsa- Türkiye’de bazı araştırmalar yapılmıştır. Osmanlı arşivlerinden hareketle büyük ölçüde Kanuni devrinde başlayan ve zaman zaman kesintiye uğrasa da Osmanlı devletinin sonuna kadar devam eden ilişkiler çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Nitekim bu çalışmaların sonuncusu da Mehmet Özay’ın kaleme aldığı ve adı geçen Merkez’in yayınları arasından Nisan 2018’de çıkan Açe Darüsselam Sultanlığı başlıklı kitaptır. Ülkemizde oldukça sınırlı sayıda yapılan bu araştırmalar, Osmanlı Devleti’nin Hint Okyanusu ve Malay dünyasına olan ilgisinden bahsetmekte ve kurduğu ilişkileri belgeleyerek bize yeni ilişkilerin tarihi zeminini hazırlamaktadır. Oysa işin dikkat çekilmesi gereken ve -konuşmamda ele aldığım- stratejik önemi olan bir yönü daha bulunmaktadır.

Osmanlı Devleti 16. Yüzyıl’da büyük bir dağınıklık içine girmiş olan İslam dünyasının lideri olabilmek için dönemin en büyük emperyal gücü olan ve sömürgeciliği başlatan Portekiz ile yüzleşmek zorundaydı. Nitekim önce Kuzey Afrika, ardından Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ndeki Portekiz tehdidini ortadan kaldıran Osmanlı Devleti, İslam dünyasının liderliğini üstlenirken, tabii olarak Güneydoğu Asya Müslümanlarını da stratejik ortak olarak benimsemişti. Zira onlar, Portekiz tehdidi ve işgali ile daha önce karşılaşmışlardı. Hatta uzun zamandan beri Portekizlilere karşı verdikleri mücadele dolaylı olarak Osmanlı Devletinin işini kolaylaştırmış ve iki tarafı aynı hedefte birleştirerek, tabii stratejik müttefik yapmıştır.

Birlikte olduğum Malezyalı grup üyelerinin çoğu ilk defa Türkiye’ye gelmenin heyecanını yaşıyor ve yukarıdaki çerçevede anlattıklarımı ilgi ile dinliyorlardı. Sordukları dikkatli ve özenli sorulardan Türkiye ile vizyon birliğine sahip olduklarını gösteriyordu. Sosyal alanlardan mühendisliğe kadar çeşitli sektörleri temsil eden grup üyeleri samimi bir yaklaşımla Türkiye’nin tarihini merak ettikleri kadar, son zamanlarda yaşanan sorunları da kendilerine dert edinmişlerdi. Türkiye’de yaşanan dolar krizi ile Türkiye-ABD ilişkilerinin geldiği noktaları ülkelerinde yakından takip ettikleri anlaşılıyordu. Müşterek bir vizyon ile işbirliğinin önemine dikkatleri çeken Malezyalı grubun samimiyeti sorgulanmayacak kadar açık ve net idi. Aslında bu grup bir araya geldiğimiz ilk Malezyalı topluluk değildi. Geçen yıl da başka bir grup, üniversitemizin Fatih Dönemi Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni ziyarete gelmişlerdi. Ancak gelmeden önce ülkelerinde, Fatih Sultan Mehmed’in “yetişmesi, eğitimi, kişiliği, liderlik vasıfları” ve en önemlisi bu özelliklerin bugün lider yetiştirmek için model olup, olamayacağına dair bir eğitim semineri yaparak, vardıkları sonuçları Türkiye’de test etmek istemişlerdi.

Özetle, Türkiye’nin dünyada, özellikle de İslam dünyasında doğrudan ve dolaylı pek çok stratejik müttefikleri vardır. Başka bir ifade ile NATO gibi zorunlu ortaklıkların dışında, onlarca gönüllü ortaklıkları bulunmaktadır. Bugün içinden geçmekte olduğumuz süreci bu gönüllü stratejik ortaklıkları daha profesyonelce aktif hale getirerek, kuracağımız yeni ilişkiler ile atlatabileceğimizde kuşku yoktur. Ancak bunun için bilgi ve beceri gerekmektedir. Bilgi üretim merkezleri Üniversiteler olmalıdır. Burada üretilecek bilgi de gözardı edilmeden siyasilerin ve diplomatların elinde bir beceriye dönüştürülmelidir. Eğitim-öğretimin başladığı şu günlerde üniversitelerimiz İslam dünyası konusunda daha fazla bilgi üretmek için sorumluluklarını hatırlamalı, siyaset de ortaya çıkan sonuçları dikkate alarak kararlarına yansıtmalıdır.

Facebook Yorumları

reklam
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.