Yusuf Kaplan

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Sudan’da neler oluyor?


15.4.2019 - Bu Yazı 58 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sudan’da önce halk sokaklara döküldü. Gösteriler dört ay sürdü.

Sonra darbe gerçekleşti.

Son olarak da, darbeyi yapan general, görevi bıraktığını açıkladı!

Hangi darbeci, darbe yaptıktan sonra, görevi bırakır? Tuhaf değil mi?

Sudan’da neler olduğunu tam olarak bilemiyoruz henüz. Darbe’nin gerisinde kimler var, hangi aktörler kitleleri sokağa döküyorlar, zamanla ortaya çıkacak bunlar.

Bildiğim bir şey var: Sudan’da İngilizlerden habersiz kuş uçmaz! İngilizlerin Suudları kullanarak Mısır’dan sonra Sudan’da da darbe yaptıklarını düşünüyorum.

Sudanlıların Türkiye sevgileri, Sudan yönetiminin Türkiye’yle kurduğu stratejik ve ekonomik ilişkiler, emperyalistlerin uykularını kaçırmaya yetmişti. Darbenin nedenlerinden biri bu.

Bugün sütunumu Sudan’ı en iyi bilen, İHH’da yetişen genç bir ilim adamı ve araştırmacı kardeşimin, Serhat Orakçı’nın, Sudan’da olanları kaleme aldığı bir makalesine ayırıyorum. Sudan’da neler olduğunu ayrıntılı bir şekilde anlatan ilk metin bu. Makalenin tam metnine şuradan ulaşabilirsiniz: https://insamer.com/tr/sudanda...

SUDAN’DA YENİ DÖNEM

Sudan’da tarih tekerrür ediyor. 2018’in son günlerinde başlayan protesto gösterilerinin aralıksız sürdüğü Sudan, 11 Nisan Perşembe sabahı darbeye uyandı.

Ordu, sabah saatlerinde Başkanlık Sarayı’nı kuşatarak yönetime el koydu. 30 yıldır iktidarda bulunan Ömer el-Beşir istifa ederek görevi bıraktı. Bu sıcak gelişmelerle birlikte Sudan’da bir dönem resmen bitmiş oldu.

Protesto gösterileri ilk olarak ekmek fiyatlarındaki anormal artış nedeniyle Sudan’ın kuzeyindeki Atbara şehrinde başladı. Lakin kısa sürede ülke geneline yayılarak siyasal bir form kazandı ve 30 yıldır ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in istifası arzulanır hale geldi. Ülkenin değişik bölge ve şehirlerinde Ömer el-Beşir karşıtı gösteriler düzenlenirken rejim bu gösterilerde önce İsrail’in parmağı olduğunu, zaman zaman da gösterilerin komünistlerin işi olduğunu ileri sürerekgöstericilere sert müdahalelerde bulundu.

Ölümlerin yaşanması üzerine rejim karşıtı protestolar daha da güçlendi. HRW (İnsan Hakları İzleme Örgütü) gibi insan hakları örgütleri çeşitli raporlar yayımlayarak barışçıl göstericilere yönelik şiddet uygulanmasını kınadılar.

Kendini karşı atağa geçmek zorunda hisseden Ömer el-Beşir, ülkenin değişik vilayetlerini ziyaret ederek destek mitingleri düzenledi ve bazı açılışlar gerçekleştirdi. Ne var ki bu çabaları protesto gösterilerini sona erdirmeye yetmedi.

Özellikle Sudan İstihbaratı’na (NISS) bağlı güvenlik birimlerinin protestocuları dağıtmak için giriştiği müdahaleler esnasında gerçek mermi kullanılması, evlere zorla girilmesi ve insanlara işkence yapılması, halkta büyük tepkiye neden oldu.

Protestoların organizasyonunda rol oynayan Sudan Meslek Birlikleri (SPA), ülkedeki bütün kesimlere seslenerek rejim karşıtı grupları bir çatı altında toplamayı başardı.

Sudan’da Ümmet Partisi gibi geleneksel İslâmî kanadı temsil eden Sufi tarikat tabanlı siyasi partiler ve seküler görüşe sahip Mu’temer es-Sudanî gibi diğer siyasi oluşumlar, Özgürlük ve Değişim Deklerasyonu adı altında bir araya geldiler.

Sudan toplumunun farklı kesimlerini temsil eden bütün bu gruplar, Ömer el-Beşir’e görevi bıraktırma, güvenilir ve tarafsız bir isim önderliğinde geçiş hükümeti kurulması ve demokratik bir sisteme geçişin sağlanması prensiplerinde birleştiler.

Yaşanan gelişmeler üzerine birtakım tedbirler almaya çalışan Ömer el-Beşir ise, gösterileri bastırmada etkisiz kaldığı gerekçesiyle hükümeti görevden aldı ve ülkede bir yıl süreyle sıkıyönetim ilan edildiğini duyurdu. Yeni hükümeti güvendiği asker kökenli isimlerden oluşturan el-Beşir, aynı zamanda partisinin genel başkanlığını da güvendiği bir isim olan Ahmed Harun’a devretti. Lakin el-Beşir’in 2020 yılında görev süresinin dolmasıyla yapılacak seçimde aday olmayacağının sinyallerini vermesine, izinsiz gösteri ve yürüyüşlere getirilen ağır cezalara rağmen, protesto gösterileri devam etti. Parlamento da bir yıllık sıkıyönetim kararını uygun bulmayarak bu süreyi altı ay ile sınırlandırdı. Özgürlük, adalet, barış gibi sloganları kullanan göstericiler, çoğunlukla iktidarda bulunan isimlerin karıştığı yolsuzlukları da dile getirmekten geri durmadılar. Böylece dört ay gibi bir süre zarfında ülke önemli bir eşiğe gelmiş oldu.

Protesto, grev ve oturma eylemlerinin temel hedefi, Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’i istifaya zorlamak ve ülkede katılımcı bir sisteme geçişi sağlamaktı. Son dört aydır dağınık gruplar halinde farklı lokasyonlarda eylemler gerçekleştiren göstericiler, 6 Nisan 2019 tarihinde Savunma Bakanlığı önünde toplanma kararı alarak burada oturma eylemi başlattılar. Bu taktik, gösteri organizatörleri ile ordu içinden rejim karşıtı bir grubun temas sağladığı şeklinde yorumlandı. Yoğun ilginin olduğu oturma eylemi esnasında halk ile askerler arasında yakınlaşma gerçekleşirken NISS’e bağlı güvenlik birimlerinin halkı dağıtma çabası üç kez askerler tarafından önlendi.

6 Nisan Cumartesi gününden itibaren sıcak gelişmelerin yaşandığı ülkede, en son 10 Nisan’da hükümet yetkilileri bazı sert açıklamalar yaparak protesto gösterilerinin dağıtılacağı sinyallerini verirken ertesi gün Ömer el-Beşir taraftarlarının katılımıyla bir miting düzenleneceği duyuruldu. Hartum dışından silahlı kişileri taşıdığı iddia edilen bazı otobüslerin şehre girmeden yakalandığı yönünde gelen haberleri müteakip ülkede gece yarısından sonra sıcak gelişmeler yaşanmaya başladı. 11 Nisan Perşembe sabah 06.30 sularında askerlerin Başkanlık Sarayı’nı kuşattığı, TV ve radyo yayınlarının yapıldığı kompleksi tuttuğu ve yönetime el konulduğu haberleri, ülkedeki denklemi bir anda değiştirdi.

Bu girişimle birlikte Sudan’da bir dönem sona ermiş görünüyor. Sudan’da yaşananlar 1964 ve 1985 yılındaki olaylarla neredeyse tıpatıp aynı. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle başlayan yoğun halk protestoları 1964’te İbrahim Abboud ve 1985’te Cafer Nimeyri iktidarlarının sonunu getirmişti. Sudan’da bugün âdeta tarih tekerrür ediyor. Yeni dönemde sivil idareye geçinceye kadar siyaseti bir süre Askerî Geçiş Konseyi şekillendirecek.

Facebook Yorumları

reklam
15.4.2019
Sudan’da neler oluyor?
17.3.2019
Kurşun masum Müslümanları katletti ama silah Türkiye’ye doğrultuldu!
15.3.2019
Ailenin çöküşünü seyredemeyiz!
4.3.2019
Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik
11.2.2019
15-25 yaş kuşağını kaybedersek, yüzyılı kaybederiz!
3.2.2019
Hatırladıkça özgürleşir insan...
25.1.2019
Türkiye’nin “cinsiyet”le imtihanı
11.1.2019
Türkiye’yi kuşatma ve yalnızlaştırma stratejisi hız kazanırken...
6.1.2019
Ne oluyor?
28.12.2018
Siyasî kölelikten sonra epistemik kölelik: Hadislerden sonra sıra Kur’ân’da!
21.12.2018
Trump’ın “Suriye’den çekileceğiz” açıklaması ne anlam ifade ediyor?
14.12.2018
İbrahim Emiroğlu Hoca’ya sahip çıkılmalı, itibarı iade edilmeli!
26.11.2018
Özgürlük tutsaklığı, kulluğun öz-ü-gürleştirici gücü
23.11.2018
Bu dünya böyle gitmez!
19.11.2018
Türkiye’nin Kemalizm’le imtihanı
16.11.2018
Hava, kurşun gibi ağır! Basîret şimdi lazım bize!
12.11.2018
Dikkat! Türkiye’nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
11.11.2018
Kültüre ve gençliğe sahip çıkamazsak, yok oluruz!
9.11.2018
Ölçü siyaset değil hakikattir
5.11.2018
Eğitimde, ava giderken avlanmak...
4.11.2018
“Göçebe toplum”dan, İslâm’a gebe “sanal göçebe insan”a...
2.11.2018
İnsanlık, nereye sürükleniyor?
29.10.2018
Kazana kazana kaybediyoruz...
26.10.2018
Müslüman’san Türk’sün, yoksa mankurtsun!
22.10.2018
İkinci Danıştay Vak’ası: Vesayet rejimini hortlatma çabası!
15.10.2018
Mezhepsiz din ayakta duramaz, çağ kuramaz
14.10.2018
Çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşen bir zihinle İslâm’ı tarumar ederiz sadece!
12.10.2018
Din’e uyacağız, din’i kendimize uydurmayacağız...
8.10.2018
İslâm dünyasının püsküllü belâsı: Suudlar
7.10.2018
Yanlış’a ‘yanlış’ diyemeyen doğru’nun kıymetini bilemez
5.10.2018
Türkiye’yi geri alıyoruz, vermeyeceğiz aslâ!
1.10.2018
Dünya da, Müslümanlar da İslâm’ın evrensel kozmopolis’ine gebe..
28.9.2018
Zihin açıcı “aforizmalar”
21.9.2018
Yayıncılık can çekişiyor; âcil önlem alınmalı!
17.9.2018
Üniversitenin krizi
16.9.2018
Bir umut ve ufuk yürüyüşü: Beytülmakdis Sempozyumu
14.9.2018
Eğitim ve kültür meselesi, terörden de, ekonomik krizlerden de önemli!
10.9.2018
Suriye sorununda kör noktalara dikkat!
9.9.2018
İnsan araçları kullanacağına, araçlar insanı kullandığı için dünyanın çivisi çıktı!
7.9.2018
Mesele İdlib değil, Türkiye’nin kuşatılması!
3.9.2018
Asıl hedef Türkiye’dir! Peki, Türkiye ne yapmalı?
2.9.2018
Tarık Buğra diye bir usta yaşamadı değil mi? Biz yaşıyor muyuz peki?
31.8.2018
Macron’un “laiklik uyarısı” ne demek oluyor şimdi?
27.8.2018
Malazgirt ruhu: Selçuklu ufku ve insanlığın umudu
26.8.2018
Dünyayı cehenneme çeviren vahşî Leviathan düzeni bizden korksun!
24.8.2018
Osmanlı Arşivleri kapatılmamalı, aksine büyütülmeli!
20.8.2018
Şizofreni’nin resmi: Bayram telâşı ve tatil kaçışı
19.8.2018
Türkiye’yi bize vermek istemiyorlar! Alabilecek miyiz, peki?
13.8.2018
Dalga-kuramazsak yok oluruz!
12.8.2018
Hiç kimse Türkiye’nin haydutlara boyun eğmesini beklemesin!
10.8.2018
Akılla bilirsin, kalple bulursun, ruhla olursun
5.8.2018
Emperyalist her yerde: İstikametin üzerinde titre! (1)
3.8.2018
Amerikan jeo-politiğinin İslâm’ın teo-politiğiyle savaşı
30.7.2018
Eğitimde devrim yapabilirsek tarihi biz yapmaya başlayabiliriz yeniden...
29.7.2018
Asya çağı’na doğru: Batı ekseni için sonun başlangıcı
23.7.2018
Cemaatler, Ehl-i Sünnet omurga ve geleceğimiz
22.7.2018
Batılıların yüzyıllık stratejisi:
20.7.2018
Tekvînî ve tenzîlî âyetler, dînî ve din-dışı “cemaatler”
16.7.2018
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ!
15.7.2018
15 Temmuz direnişi, diriliş ruhuna dönüştürülmeli
14.7.2018
Socrates’i öldürmeliyiz; yoksa metafiziksiz bilim, yok oluşa sürükleyecek hepimizi...
9.7.2018
Topçu’nun düşüncesi: İrade metafiziği ve postmodern krizi öngörmesi
6.7.2018
Eğitim, kültür ve medyada büyük atılımın beş şartı
24.6.2018
Tarihin nasıl yapılacağına karar vereceğiz...
18.6.2018
Çağ körleşmesi ve ruh üşümesi: Sûr’a üfleme vakti şimdi... (2)
17.6.2018
Çağ körleşmesi, ruh üşümesi ve ruh’un diriltici “sûr” üflemesi... (1)
15.6.2018
Ramazan, ümmîleşme seyrüseferi; bayram, ümmetleşme zaferi
11.6.2018
Hakikat neresi, siyaset nereye düşer?
8.6.2018
TİKA’ya ve Arifan’a saldırmanın dayanılmaz hafifliği!
4.6.2018
Süleymaniye, Sinan’ın ibadeti; senin ibadetin ne, peki?
3.6.2018
Şehir, oruç tutar mı? Hem de nasıl!
1.6.2018
Bin yıllık omurga: Ortak tarih şuuru ve medeniyet tasavvuru
28.5.2018
Ruh atılımı olmadan aslâ!
25.5.2018
Askerî darbe girişiminden sonra şimdi de ekonomik darbe...
21.5.2018
İngilizlerle Yahudileri çözmeden bir mesafe katedemeyiz!
18.5.2018
Yahudiler dünyayı esir aldılar: Dünyanın bir Yahudi Sorunu var
14.5.2018
Köklü sorunlara köklü çözümler gerekir...
11.5.2018
Batılılar, yüzyıllık hesaplarını Türkiye üzerinden yapıyorlar!
6.5.2018
Anadolu’da fırtınaya direnen ve yeşeren tohumlar...
4.5.2018
Bir medeniyet meselesi olarak sinema
30.4.2018
Osmanlı ruhu ve modeli: İnsanlığın geleceği
29.4.2018
Hakikat şarkısı bitmesin diye uykuyu kendilerine haram edenler var olduğu sürece...
27.4.2018
Neden kader seçimi?
23.4.2018
Suud ve İran: İki püsküllü belâ!
20.4.2018
Kader seçimi
16.4.2018
Asıl hedef Türkiye!
15.4.2018
Suriye vuruluyor ama hedef Türkiye kuşatılmasıdır!
13.4.2018
İsrâ ve Mirac: “Lâ”dan “illâ”ya... İki “gece yolculuğu”…
9.4.2018
Deizmin kökleri ve nasıl önlenebileceği...
9.4.2018
İki büyük tehlike: Deizm ve ateizm dalgası
6.4.2018
Türkiye, yeni bir eksen oluşturamadığı sürece...
2.4.2018
Maddî bakımdan büyürken, İslâmî bakımdan kan kaybetmemizin önüne nasıl geçebiliriz?
1.4.2018
Yürüdüğün yol kadar değil, aldığın mesafe kadarsın...
30.3.2018
Hedef Mısır değil, İhvan!
26.3.2018
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
25.3.2018
İşte bir maarif inkılabı taslağı...
23.3.2018
Üç Aylar’da bütün yollar yürek ülkesi’ne çıkar...
19.3.2018
Kur’ân’ın kuşatıcılığını, aklın sınırlayıcılığına hapsetmek!
16.3.2018
Hem çağ’ı tanıma! Hem de tefessüh etmiş bir çağa göre Kur’ân’ı yorumla! Felâket, bu!
12.3.2018
Müslümanların direniş, diriliş ve varoluş yolculuğu...
9.3.2018
İnsan yetiştirmeden ve dünyasını inşa etmeden aslâ (1)
5.3.2018
Arapça Kitap ve Kültür Günleri: Sessiz bir devrimin ayak sesleri...
2.3.2018
Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır
26.2.2018
Türkiye’nin ve coğrafyamızın istiklâl ve istikbal mücadelesi...
25.2.2018
Yaşadıklarımız, büyük doğum’un sancılardır...
23.2.2018
Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
19.2.2018
Direniş ve diriliş ruhuyla donanmadan aslâ!
16.2.2018
Afrin Harekâtı: Türkiye’nin kendini bulma ve tarih yapma yolculuğu...
12.2.2018
Suriye’de kurtlarla dansımız başladı...
11.2.2018
Üç Abdülhamid: Mü’min, Mürîd, Sultan
9.2.2018
Suriye ve Mısır’la ilişkiler gözden geçirilmeli vakit geç olmadan...
5.2.2018
Türkiye’nin yanında mısın, karşısında mı?
4.2.2018
Bu ülkeyi herkes için güven adası yapmak zorundayız...
2.2.2018
Çanlar, Amerika için çalıyor...
29.1.2018
Amerikan hegemonyasının yani Yahudi gücü’nün sonuna doğru...
28.1.2018
“Türk askeri İslâmlaşıyor!” diye şikâyet eden celladına âşık tasmalı çekirgeler var bu ülkede!
22.1.2018
Afrin operasyonu: Dönüm noktası...
15.1.2018
Sorun üreten değil sorun çözen âdil bir hukuk sistemi şart!
8.1.2018
Durduğunuz yer, bakışınızı da, akışınızı da belirler...
5.1.2018
İran’la ortaklaşa oynanan asırlık tehlikeli oyun!
25.12.2017
Tarih fânîdir, hafıza bâkî...
24.12.2017
Dünyanın, “Tanrı’yı kıyamete zorlayan” bir 'Yahudi sorunu' var
22.12.2017
28 Şubat darbesi ve yıkımı...
18.12.2017
Hakikatin şifreleri: Hayatı okuma ve dokuma hamleleri...
15.12.2017
Tarihî kriz ve krizi aşmanın yolları...
8.12.2017
Küresel bir İntifada başlatılmalı!
3.12.2017
Türkiye’ye diz çöktürmek için “engizisyon mahkemesi” kurdular!
27.11.2017
Diyanet için üç büyük atılım önerisi
26.11.2017
Balkanlar’ın umudu: Köklü bir gelecek tasavvuru
24.11.2017
Suudlar ateşle oynuyor!
20.11.2017
Önümüzü açacak bir eğitim sistemi önerisi
17.11.2017
Sistemi dönüştürmek mi, sistem tarafından dönüştürülmek mi?
13.11.2017
Gazâlî yıkıcı mı, kurucu mu?
12.11.2017
İslâm, tek vazgeçilemezimiz olmadığı sürece...
10.11.2017
Suudlara biçilen tehlikeli roller!
3.11.2017
“Şoför” müyüz, “taşıt” mı?
30.10.2017
Diyanet büyük düşünmeli, kendisini yıpratmamalı ve yıpratılmamalı
27.10.2017
Medine’den Medeniyet’e, İstiklâl’den İstikbal’e...
23.10.2017
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
16.10.2017
Kervan’ın yolu niçin kesildi?
15.10.2017
Erdoğan’dan Saddam icat etmek istiyorlar!
13.10.2017
Türkiye’nin tam bağımsızlık yürüyüşü engellenemeyecek...
9.10.2017
İslâm, nasıl yeniden geleceğimiz olabilir?
2.10.2017
Eğitim, kültür ve medyada devrim yapmadan aslâ!
29.9.2017
Dünyanın üzerinde bir Avrupa hayaleti dolaşıyor...
22.9.2017
Hicret Ruhu: Diriliş umudu ve ufku
18.9.2017
Tarih, gücün değil, hakikatin kanatlarında yükselir…
17.9.2017
Çember daralıyor ama Türkiye herkesi şaşırtacak..
15.9.2017
Dünyayı çölleştiren, insanı tehdit eden tekno-paganizm çağına hoşgeldiniz!
11.9.2017
İnsansız şehir, şehirsiz insan…
8.9.2017
Gönül coğrafyamız, fokur fokur kaynıyor, bizi bekliyor…
3.9.2017
Kurban’ın öğrettiği hakikat: Ölüm gerçeği’nden ölümsüzlük fikri’ne ulaşmak…
1.9.2017
Kevser ve ebter: Nahr günleri ve “intihar” günleri
28.8.2017
Dünya bizi bekliyor… İyi hazırlanmalıyız…
25.8.2017
Yarın, çok geç olabilir…
21.8.2017
Laiklik dogması ve sopası…
14.8.2017
Dikkat! ABD, Türkiye’nin altını oyuyor adım adım…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net