Yusuf Kaplan

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Socrates’i öldürmeliyiz; yoksa metafiziksiz bilim, yok oluşa sürükleyecek hepimizi...


14.7.2018 - Bu Yazı 56 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 n temel sorunumuzun eğitim, eğitimin de varoluşsal sorunumuz olduğunu söylemiştim.

Niceliğin hükümranlığını pekiştirecek, insanı araçların kölesi hâline getirecek fizik, matematik veya daha genelde pozitif bilimler üzerinden eğitim sisteminin kurulması ihtimali belirdi..

Bu felâkettir.

Pozitif bilimlere de ihtiyacımız var elbette; yüksek teknolojiye ulaşmamız için şiddetle ihtiyacımız var hem de.

Ama daha âciliyet kesbeden şey, metafiziktir: Dünyayı ve varlığı, hayatı ve insanı bir bütün olarak kavramamızı sağlayacak metafizik olmadan, atacağımız her büyük adım, bizi bir kez daha büyük çıkmaz sokakların eşiğine fırlatmakla sonuçlanacaktır.

Bu yazıda, bütün dünyanın eşiğine sürüklendiği bu cenderenin soykütüğünü çıkararak çıkış yoluna dâir bir iki cümle kuracağım. Sonraki yazılarda bu çıkış yolları üzerinde derinlemesine kafa patlatacağım.

ARTIK SEN ONA BENZEYECEKSİN!

Picasso, Stein’ın tam 90 kez resmini çizer.

Siler, çizer... Siler, çizer...

Sonra, son kez, modelsiz çizer.

Stein, resmi görünce, “benzememiş bana!” der.

Picasso’nun cevabı klastır:

Artık sen ona benzeyeceksin!

Şu an, yani yaklaşık iki asırdır, insan, kendine benzemiyor, kendi değil, kendinde değil çünkü.

Hepimiz, istisnasız bütün dünya, Batılıların bizim adımıza çizdikleri bir tablo’nun figüranları gibiyiz.

Gibisi fazla. Bizim için çizilen tablodaki yaratıklarız yalnızca. Biz değiliz.

HER ŞEY SOCRATES’LE BAŞLADI VE BİTTİ ASLINDA!

Önce Socrates vardı.

Her şey Socrates’le başladı ama her şey Socrates’le bitti.

Nietzsche, şakirdi Heidegger, felsefenin, bir düşünme biçimi olarak felsefenin Socrates’le bittiğini söylediler.

Ama insanlık hele de burada yaşayan, metamorfoz yemiş, celladına âşık bu toprakların insanları, sadece aydınları değil bütün insanları, bize, Nietzsche’yle Heidegger’in söylediklerinin masal olduğunu söyleyip duruyorlar nakarat hâlinde.

Çünkü Socrates’le başlayan şey, biterse, bütün hayallerinin suya düşeceğinden, her şeyin biteceğinden, boşluğa sürükleneceklerinden eminler.

Socrates’le başlayan şey, neydi?

Pornografi’nin / araçların / niceliğin hükümranlığı. Ayartının yani.

Ayartı, pagandır oysa. Böyle söylemişti Baudrillard.

SOCRATES’İ ÖLDÜRMELİYİZ!

Hepimiz paganlarız. Hepimiz Socrates’in çocuklarıyız.

Aristo, Socrates’i, Socrates’in felsefesini ve yaptığı devrimi şöyle özetlemişti bize: “Socrates, felsefeyi gökten yere indirdi.”

İşte bütün düğüm burada gizli.

Socrates’in felsefeyi bitirmesi gerçeği de, bizim, bütün insanlığın, Socrates’in ayartısına kapılmamızın, 2500 yıldır üretilen efsaneyi terkedemeyişimizin, kutsayışımızın sırrı da burada gizli yine.

Socrates’in felsefeyi, düşünmeyi bitirdiğini düşünenler acı çekiyor: Düşünmenin bedeli.

Socratesin inşa ettiği efsaneye inanmayı sürdürenler, bütün insanlık, ayartının dünyasını terketmek istemiyor: Ayartı, heyecan veriyor çünkü. Ayartı, hayattan kaçırıyor, hayatın zorluklarından uzaklaştırıyor insanları çünkü: Pornografinin, dromokratik rejimin nihâî zaferi.

Socrates’i öldürmeliyiz. Socrates’i öldüremezsek, hakikat fikrine bile ulaşamayacağımızı bilmeliyiz.

Socrates’i öldürmeliyiz. Yoksa hayata, hakikate ve “ev”e, kendimize yani, dönemeyeceğiz hiç bir zaman.

SOCRATES’İN SEVABI VE GÜNAHI!

Socrates’in bir sevabı, bir de günahı vardı.

Socrates’in sevabı, Grek tanrılarını reddetmesiydi.

Socrates’in günahı ise, Grek tanrılarının yerine yeni bir tanrı ihdas etmesiydi: İnsan.

Büyük günah işlemişti Socrates insanı tanrılaştıracak sürecin yapı taşlarını döşeyerek...

Antroposantrizm, Socrates’in ihdas ettiği dinin, yeni paganizm biçiminin adıydı.

Socrates, insanın düşünme ve varılma çabasını, insanı gökten yere indirerek bitirmişti.

Bütün Batı düşüncesinin kuruluş dinamiği, insanın ve hakikatin yokoluş dinamitine dönüştürecekti.

Tanrı hayattan sürgün edilecek, insan bu dünyada köleye dönüşecekti.

Birinci sınıf felsefe tarihçileri, Socrates’in girişimini, “disconnection” kavramıyla açıklarlar.

Socrates, insanın, Tanrı’yla tabiatla irtibatını kopardı, bu dünyaya sürgüne mahkûm etti.

İnsan, gökten yere düştü: Yersizleşti, evsizleşti, varlıklar âlimenindeki konumunu, yerini yitirdi, her şeyi yerinden etti. İnsanı mülk âlemine mahkûm etti.

Erdemi bile, bilgiye indirgedi.

İnsanın kendini bilmesi, yegâne ilkeydi.

Güzel.

Ama Tanrı’yla, kozmosla, tabiatla bağlarını yitiren insan, kendini nasıl bilebilecekti ki?

METAFİZİK OLMADAN ASLÂ!

Sonuç: Batı uygarlığının ontolojisi yoktur. Batı uygarlığı, epistemoloji üzerine kurulmuştur.

Ontoloji, insanın ve hayatın anlamını kavrama yolculuğunun yol haritasını sunar bize: Niteliğin yaşaması ve insanı da yaşatmasıdır.

Epistemoloji, insanın ve hayatın amaçlarını kavrama yolculuğunu ıskalar, insanın önce tabiata, sonra Tanrı’ya, dolayısıyla insanlara ve dünyaya hâkim olma kaygısıyla yaşar: Buysa niceliğin hükümranlığı, insanı ve hayatı kuşatmasıdır: İnsanın amacını yitirmesi, araçları amaçların önüne geçirmesi, araçların kölesine dönüşmesi.

Socrates’in temellerini attığı, insanın Tanrı’yla, Kâinât’la ve diğer varlıklarda bağlarını koparan, insanı tanrılaştıran antroposantrik dünya çöktü; insan, post-human insan, makinanın kölesine dönüştü.

Bilimin hükümranlığı, kutsanması, makinanın / araçların mutlak zaferiyle sonuçlandı.

Böylesine büyük bir ontolojik yok oluş mevsiminde, hayatın anlamını kavramımızı sağlayacak, daha âdil, yaşanabilir bir dünya kurmamıza imkân tanıyacak yol, fizik, matematik ya da doğal bilimler değil, metafiziktir.

Metafiziksiz bir dünya, hem orman kanunlarının hükümranlığını pekiştirecek hem de insanı bu dünyadan bir kez daha sürgün edecek, Michel Henry’nin yerinde ifadesiyle, “barbarlığın zaferiyle” sonuçlanacak bir dünyadır.

Picasso’nun dediği gibi hepimiz, Batılılara benzemiş durumdayız; onların zihin setleriyle düşünüyor, onların bakış açılarıyla bakıyoruz kendi dünyamıza ve sorunlarımıza bile!

Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felâkettir bu.

Sonraki yazılarda, burada kısaca işaret ettiğim çıkış yolları üzerinde derinlemesine kafa patlatmak niyetindeyim.

Facebook Yorumları

reklam
16.7.2018
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ!
15.7.2018
15 Temmuz direnişi, diriliş ruhuna dönüştürülmeli
14.7.2018
Socrates’i öldürmeliyiz; yoksa metafiziksiz bilim, yok oluşa sürükleyecek hepimizi...
9.7.2018
Topçu’nun düşüncesi: İrade metafiziği ve postmodern krizi öngörmesi
6.7.2018
Eğitim, kültür ve medyada büyük atılımın beş şartı
24.6.2018
Tarihin nasıl yapılacağına karar vereceğiz...
18.6.2018
Çağ körleşmesi ve ruh üşümesi: Sûr’a üfleme vakti şimdi... (2)
17.6.2018
Çağ körleşmesi, ruh üşümesi ve ruh’un diriltici “sûr” üflemesi... (1)
15.6.2018
Ramazan, ümmîleşme seyrüseferi; bayram, ümmetleşme zaferi
11.6.2018
Hakikat neresi, siyaset nereye düşer?
8.6.2018
TİKA’ya ve Arifan’a saldırmanın dayanılmaz hafifliği!
4.6.2018
Süleymaniye, Sinan’ın ibadeti; senin ibadetin ne, peki?
3.6.2018
Şehir, oruç tutar mı? Hem de nasıl!
1.6.2018
Bin yıllık omurga: Ortak tarih şuuru ve medeniyet tasavvuru
28.5.2018
Ruh atılımı olmadan aslâ!
25.5.2018
Askerî darbe girişiminden sonra şimdi de ekonomik darbe...
21.5.2018
İngilizlerle Yahudileri çözmeden bir mesafe katedemeyiz!
18.5.2018
Yahudiler dünyayı esir aldılar: Dünyanın bir Yahudi Sorunu var
14.5.2018
Köklü sorunlara köklü çözümler gerekir...
11.5.2018
Batılılar, yüzyıllık hesaplarını Türkiye üzerinden yapıyorlar!
6.5.2018
Anadolu’da fırtınaya direnen ve yeşeren tohumlar...
4.5.2018
Bir medeniyet meselesi olarak sinema
30.4.2018
Osmanlı ruhu ve modeli: İnsanlığın geleceği
29.4.2018
Hakikat şarkısı bitmesin diye uykuyu kendilerine haram edenler var olduğu sürece...
27.4.2018
Neden kader seçimi?
23.4.2018
Suud ve İran: İki püsküllü belâ!
20.4.2018
Kader seçimi
16.4.2018
Asıl hedef Türkiye!
15.4.2018
Suriye vuruluyor ama hedef Türkiye kuşatılmasıdır!
13.4.2018
İsrâ ve Mirac: “Lâ”dan “illâ”ya... İki “gece yolculuğu”…
9.4.2018
Deizmin kökleri ve nasıl önlenebileceği...
9.4.2018
İki büyük tehlike: Deizm ve ateizm dalgası
6.4.2018
Türkiye, yeni bir eksen oluşturamadığı sürece...
2.4.2018
Maddî bakımdan büyürken, İslâmî bakımdan kan kaybetmemizin önüne nasıl geçebiliriz?
1.4.2018
Yürüdüğün yol kadar değil, aldığın mesafe kadarsın...
30.3.2018
Hedef Mısır değil, İhvan!
26.3.2018
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
25.3.2018
İşte bir maarif inkılabı taslağı...
23.3.2018
Üç Aylar’da bütün yollar yürek ülkesi’ne çıkar...
19.3.2018
Kur’ân’ın kuşatıcılığını, aklın sınırlayıcılığına hapsetmek!
16.3.2018
Hem çağ’ı tanıma! Hem de tefessüh etmiş bir çağa göre Kur’ân’ı yorumla! Felâket, bu!
12.3.2018
Müslümanların direniş, diriliş ve varoluş yolculuğu...
9.3.2018
İnsan yetiştirmeden ve dünyasını inşa etmeden aslâ (1)
5.3.2018
Arapça Kitap ve Kültür Günleri: Sessiz bir devrimin ayak sesleri...
2.3.2018
Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır
26.2.2018
Türkiye’nin ve coğrafyamızın istiklâl ve istikbal mücadelesi...
25.2.2018
Yaşadıklarımız, büyük doğum’un sancılardır...
23.2.2018
Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
19.2.2018
Direniş ve diriliş ruhuyla donanmadan aslâ!
16.2.2018
Afrin Harekâtı: Türkiye’nin kendini bulma ve tarih yapma yolculuğu...
12.2.2018
Suriye’de kurtlarla dansımız başladı...
11.2.2018
Üç Abdülhamid: Mü’min, Mürîd, Sultan
9.2.2018
Suriye ve Mısır’la ilişkiler gözden geçirilmeli vakit geç olmadan...
5.2.2018
Türkiye’nin yanında mısın, karşısında mı?
4.2.2018
Bu ülkeyi herkes için güven adası yapmak zorundayız...
2.2.2018
Çanlar, Amerika için çalıyor...
29.1.2018
Amerikan hegemonyasının yani Yahudi gücü’nün sonuna doğru...
28.1.2018
“Türk askeri İslâmlaşıyor!” diye şikâyet eden celladına âşık tasmalı çekirgeler var bu ülkede!
22.1.2018
Afrin operasyonu: Dönüm noktası...
15.1.2018
Sorun üreten değil sorun çözen âdil bir hukuk sistemi şart!
8.1.2018
Durduğunuz yer, bakışınızı da, akışınızı da belirler...
5.1.2018
İran’la ortaklaşa oynanan asırlık tehlikeli oyun!
25.12.2017
Tarih fânîdir, hafıza bâkî...
24.12.2017
Dünyanın, “Tanrı’yı kıyamete zorlayan” bir 'Yahudi sorunu' var
22.12.2017
28 Şubat darbesi ve yıkımı...
18.12.2017
Hakikatin şifreleri: Hayatı okuma ve dokuma hamleleri...
15.12.2017
Tarihî kriz ve krizi aşmanın yolları...
8.12.2017
Küresel bir İntifada başlatılmalı!
3.12.2017
Türkiye’ye diz çöktürmek için “engizisyon mahkemesi” kurdular!
27.11.2017
Diyanet için üç büyük atılım önerisi
26.11.2017
Balkanlar’ın umudu: Köklü bir gelecek tasavvuru
24.11.2017
Suudlar ateşle oynuyor!
20.11.2017
Önümüzü açacak bir eğitim sistemi önerisi
17.11.2017
Sistemi dönüştürmek mi, sistem tarafından dönüştürülmek mi?
13.11.2017
Gazâlî yıkıcı mı, kurucu mu?
12.11.2017
İslâm, tek vazgeçilemezimiz olmadığı sürece...
10.11.2017
Suudlara biçilen tehlikeli roller!
3.11.2017
“Şoför” müyüz, “taşıt” mı?
30.10.2017
Diyanet büyük düşünmeli, kendisini yıpratmamalı ve yıpratılmamalı
27.10.2017
Medine’den Medeniyet’e, İstiklâl’den İstikbal’e...
23.10.2017
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
16.10.2017
Kervan’ın yolu niçin kesildi?
15.10.2017
Erdoğan’dan Saddam icat etmek istiyorlar!
13.10.2017
Türkiye’nin tam bağımsızlık yürüyüşü engellenemeyecek...
9.10.2017
İslâm, nasıl yeniden geleceğimiz olabilir?
2.10.2017
Eğitim, kültür ve medyada devrim yapmadan aslâ!
29.9.2017
Dünyanın üzerinde bir Avrupa hayaleti dolaşıyor...
22.9.2017
Hicret Ruhu: Diriliş umudu ve ufku
18.9.2017
Tarih, gücün değil, hakikatin kanatlarında yükselir…
17.9.2017
Çember daralıyor ama Türkiye herkesi şaşırtacak..
15.9.2017
Dünyayı çölleştiren, insanı tehdit eden tekno-paganizm çağına hoşgeldiniz!
11.9.2017
İnsansız şehir, şehirsiz insan…
8.9.2017
Gönül coğrafyamız, fokur fokur kaynıyor, bizi bekliyor…
3.9.2017
Kurban’ın öğrettiği hakikat: Ölüm gerçeği’nden ölümsüzlük fikri’ne ulaşmak…
1.9.2017
Kevser ve ebter: Nahr günleri ve “intihar” günleri
28.8.2017
Dünya bizi bekliyor… İyi hazırlanmalıyız…
25.8.2017
Yarın, çok geç olabilir…
21.8.2017
Laiklik dogması ve sopası…
14.8.2017
Dikkat! ABD, Türkiye’nin altını oyuyor adım adım…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları