Yüksel TAŞKIN



Bookmark and Share

Kudüs Tartışmasının Gösterdikleri: Benzin Kovalarıyla Medeniyetler Çatışmasına Koşmak


18.12.2017 - Bu Yazı 1789 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  ABD Başkanı Trump’ın 1995 tarihli Kongre kararına atıfta bulunarak ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı almasıyla Ortadoğu’nun mevcut fay hatları yeniden çatırdadı. Bu kararı alan zihniyetle ona gösterilen tepkilerin yansıttığı zihniyetler, sanki bu türden sembolik boyutu yüksek sorunlar olmasaydı da Trump-gil siyasetçiler bu sorunları yaratırdı dedirtecek cinsten. 

Yoğun bir küreselleşme yağmuruyla nasıl baş edeceğini bilemeyen küremiz, sağ popülist dalganın yaralarına merhem olacağı yanılsamasına kapılmış durumda. Bu dalganın, çözmeyi vaat ettiği meseleleri çözemeyeceğini, hatta daha da içinden çıkılmaz hale getireceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. ABD’den Hindistan’a, oradan Rusya’ya, Türkiye’ye ve İsrail’e kadar etkileri hissedilen bu dalga, sembolik sorunları çözmeye değil, bu sorunları “siyasetin” odağına taşımaya meyilli, çünkü buradan güç devşirebiliyor. Dolayısıyla sağ popülizmin Kudüs meselesini çözebilecek araçları varken dahi çözmek isteyebileceğini ummak çok da gerçekçi değil. 

Değişmez özleri olduğu varsayılan medeniyetlerin, çatışmalarının da doğal ve kaçınılmaz olduğu söylemi, son zamanlarda “insan insanın kurdudur; dolayısıyla medeniyetimi (veya devletimi) korumak adına kötülük yapma hakkına sahibim” anlayışıyla tehlikeli bir terkip oluşturmaya yönelmiştir. Düşünün; İsrailli bir siyasetçi 1970’lerde Lübnan için “Taş devrine çeviririz” deseydi nasıl tepkilerle karşılaşırdı? Oysa İsrail İstihbarat Bakanı bu sözleri bugün söylediğinde iç siyasette desteği artabiliyor… 

ABD uzun süredir İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası hukuku tanımama konusunda oldukça kararlı bir tutum takınıyor. Bunu yaparken halen “iki devletli çözüme” sadık olduğunu iddia etmek gibi taşınması güç bir çelişkiye de sahip. ABD’nin, İsrail’in Doğu Kudüs’te yerleşimler açarak fiili durum yaratma ve bunu statükoya çevirme fırsatçılığını kınar gibi yaptığı dönemler olmadı değil. Ne var ki bu kınamalardan somut bir yaptırım veya baskı oluşabildiği söylenemez. 

İsrail hükümetleri en az on yıldır, çok net bir şekilde ve eskisinden yoğun biçimde barışı imkânsız kılacak, fiili durum yaratma fırsatçılığı denilebilecek bir “politikayı” takip ediyor. İsrail’in çok büyük bir çelişkisi söz konusu: İki devletli çözümün imkânlarını dinamitlerken, tek devlet içerisinde büyük bir Filistinli Arap azınlığı kendi elleriyle yaratmakta. Eğer gidişat bu yönde devam ederse İsrail devleti, fiilen bir Yahudi devleti olmaktan daha da çıkacak ve en az iki toplumlu tek bir devlet olmanın ve asimile edilmeleri imkânsız bir büyük azınlığa sahip olmanın çelişkilerini sırtlanmak durumunda kalacak. Başka bir ifadeyle söylersek kendisini Güney Afrika benzeri bir apartheid rejimine dönüştürecek. 

İsrail’deki aşırılık yanlıları, ülkedeki Filistinlileri asimile edemeyecekleri gerçeğinden hareketle onları ülkeden kovmak gibi bir çılgınlığa girişebilirler mi? Mevcut uluslararası ilişkiler düzeninde dahi çok zor ama bütünüyle imkânsız olmayan bir seçenek bu. Yine de görünür gelecekte İsrail devletinin kendi elleriyle iki devletli çözümü dinamitlemesinin, İsrail toplumuna şimdilik çok da yüzleşmek istemediği sorunlar yükleyeceğine dair tespitimizi tekrarlayalım. Bazı radikal sağcı İsraillilerin en büyük kâbusu, Filistinlilerin bir gün Yahudilerden daha fazla nüfusa sahip hale gelme olasılığı… 

Aslında hem ABD’yi yönetenlerin hem de İsrail’in son dönemlerine damgalarını vuran radikal sağcı siyasilerin sahiden de “rasyonel bir ülke çıkarı” tanımları olabilseydi, şimdi yaptıkları şeyleri yapmadan önce iki kere düşünürlerdi. Kudüs meselesini yeniden kaşımak tam da yapılmaması gereken şeydi. Trump’ın iç politikadaki sıkışmışlığını aşmak adına böyle bir hamle yaptığını tespit etmek çok da zor değil. Trump’ın bu hareketiyle destekçileri arasında öne çıkan Evanjelistleri tatmin etmeyi amaçladığı genel kabul gören bir yorum. Yine Trump, İsrail’in şahin Başbakanı Netanyahu’nun ABD’deki destekçileri olan Adelson gibi zengin Yahudilere verdiği sözü tutmuş oldu. Bu hamlenin arkasında da iç siyasette bir türlü umduğu gücü biriktiremeyen, patinaj halinde bir başkanın destek biriktirme telaşı olduğunu söyleyebiliriz.

Yolsuzluk skandallarıyla yıpranan ve kitlesel gösterilerle protesto edilen Netanyahu da kendisine bu dar zamanında atılan can simidini unutacak değil. “Milli meseleler” söz konusu olduğunda güncel siyasi gerilimlerin ikinci planda kaldığı bir ülke İsrail, tıpkı Türkiye gibi. 

Türkiye’deki tepkilere geçmeden önce uluslararası hukuk açısından meseleyi kısaca özetlemek yararlı olabilir. Bugüne kadar kabul gören hukuki yorum, 1947’den beri BM’nin Kudüs’ü özel statüsü olan bir kent olarak tanımlamasıyla şekillendi. İsrail ve Filistin devletleri tanımlandığında Kudüs BM’ye bağlı özel statülü bölge olarak tanımlanmıştı. 1967’ye kadar Doğu Kudüs Ürdün’deyken, kentin batı bölümü İsrail devletinde kalmıştı. 1967 Arap-İsrail savaşı tüm dengeleri altüst etti ve bugün içinden çıkılmaz hale gelen durumun fitilini ateşledi. İsrail bu savaşta Doğu Kudüs’ü ilhak etti. 

Bundan sonra gelen hamle İsrail parlamentosunun 1980 yılında Kudüs’ü “birleşik, bölünmez ve ebedi” başkent ilan etmesi oldu. Fakat BM’nin bu duruma tepkisi çok netti: BM Genel Kurulu’nun 478 sayılı, 1980 yılına ait kararı, “İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesinin kabul edilemez olduğunu, Kudüs’ün statüsünün değiştirilemeyeceğini, Kudüs’te büyükelçilik açmış olan devletlerin büyükelçiliklerini kapatmaları gerektiğini” vurgulamıştır. Karar üzerine Kudüs’te büyükelçilik açan devletler bunları kapatma yoluna gitmiştir. Zira BM Şartının 25. maddesine göre bu türden kararlar bağlayıcıdır. Bundan sonraki hukuki karar ve değerlendirmeler de aynı temel üzerinde ilerlemiştir. 

Trump’ın kısa vadeli siyasi güç hesapları iki devletli çözümü daha da zorlaştırıyor tespitinde bulunmuştuk. Trump’ın Kudüs kararının bir başka olumsuz etkisi, Suudi Arabistan eksenli, görünürde İran karşıtı olan ama aslında Türkiye-Katar yakınlaşmasını da karşısına alan ittifakı da zor durumda bırakması. Bilindiği gibi Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır’ın başını çektiği bu ittifak, İsrail ve Trump liderliğindeki ABD’yle de iyi ilişkilere sahip. Bu durum, Türkiye ve İran’a ve Ortadoğu’da etkinliğini arttırmak konusunda önemli fırsatlar yakalamış görünen Rusya’ya yeni kozlar sunmakta. 
Kudüs konusunda en heyecanlı tepkiyi gösteren ülke şüphesiz Türkiye. Mevcut iktidarın destekçileri, davalarına bağlı olduklarını gösterme fırsatını veya fırsatlarını kaçıracak durumda değiller. Buradaki sabırsız ve aşırı öfkeli ruh halinin elbette İsrail ve ABD’nin yaptıkları haksızlıklara yönelik bir boyutu var. Bu doğal ve haklı bir tepkisellik olmakla beraber bunun biraz daha fazlası varmış gibi görünüyor. 

Bu da iç politikadaki tıkanmayla alakalı sanki. Bu ülke bir tür İslamcılık adına hürriyetsizliğe, otoriterleşmeye savrulurken, bununla yüzleşemeyen İslamcıların kendi eylemsizliklerini meşrulaştırmaya fena halde ihtiyaçları var. Bir türlü hem Berkin Elvan’a hem de Filistinli mağdurlara sahip çıkamamak gibi bir yarılmadan mustaripler. En azından bir kısmı bu derdi içlerinde taşıyor. Seçilmiş siyasi lider Demirtaş’ın hapiste olduğu bir ülkede Filistin meselesine sahip çıkmanın çelişkili bilinci, öfkeyi daha da arttırıyor olabilir. Böyle durumlarda kendi çelişkinizle yüzleşmekten kaçmanın en bildik yolu, “dış güçleri ve onların beşinci kolu olan iç müttefiklerini” hedefe koymak ve onların kötülüklerini abartarak kendinizi aklamaya çalışmaktır ki, asıl şaşırtıcı olan bu psikolojik avunmanın bu denli yaygınlaşabilmesidir. 

İşin psikolojik boyutu bir yana bırakılırsa, mevcut iktidarın kendi destek blokunu tahkim etmek adına bu meseleye çok büyük önem atfettiğini söylemeye gerek bile yok. Fakat alelacele hesap edilen bir başka beklenti daha olabilir: Türkiye’deki siyaset yapıcıların Ortadoğu kamuoyuna da hitap ederek, Arap liderlerini etkilemek ve bölgedeki dikkat çekici yalnızlığını aşmak gibi bir umudu olabilir. İslam İşbirliği Teşkilatı’nda (İTT) alınan, sembolik olarak önemsiz sayılamazsa da aslında malumun ilanı olan “Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti” olarak duyurulması da, aslında kamuoyuna yönelik bir çıkış. 

Türkiye bu konuda Arap liderlerine duygusal baskıyı arttırırsa, beklentisinin tersine bir tepki de yaratabilir: Türkiye’nin en azından kendisine karşı nötr olmalarını arzu ettiği Suudi Arabistan liderliğindeki ittifak, kendi kamuoylarını çok fazla dikkate almak zorunda olmayan otoriter yönetimlerden oluşmakta. Bu yönetimlerin Mursi liderliğini benimsememe nedenleri, Erdoğan’a yönelik tavırları için de geçerli: Bu liderler sokağa mesaj veren Erdoğan tarzı popülist liderlerden rahatsız oluyorlar. Bunun yerine kapılar arkasında iş çevirmeye, İsrail’le ve ABD’yle arayı hoş tutmaya meyilliler. 

Sokak eğer dış politika yapımında tesirli olabilseydi belki Türkiye’nin öfke ve enerjiyi öne çıkaran tavrının bir etkisi olurdu. Ama kısa bir süre sonra hararet dinecek ve Türkiye, Suudi ittifakı tarafından tekin bulunmayan ülke olarak algılanmaya devam edecek.

Rusya’nın İsrail karşıtı havaya kapılmadığı, ABD’ye yönelik sert açıklamalardan da kaçındığı görülüyor. Rusya’nın çok fazla ses çıkarmasına da ihtiyaç yok. Rakipleri o kadar “duygusal” ve “ölçüsüz” hareket ediyorlar ki, Rusya Soğuk Savaş’tan kalma tavrını sürdürerek bile puan toplayabiliyor. Rusya’nın meselesi, emperyal kapasitesiyle, hırsları arasındaki onarılmaz mesafe. 

Türkiye’yi bugün yönetenlerin, İran ve Rusya’yla kalıcı bir ittifak oluşturmaları da oldukça zor. Türkiye’deki mevcut iktidarın, Sünni Arap çoğunluğu yok sayan uzun soluklu ittifaklara yönelmesi çok güç. İran ve Rusya ile Suriye üzerinden ortaya çıkan çıkar birliği konjonktürel olması muhtemel bir yakınlaşma. Eğer bu yakınlaşma bir ittifaka dönüşürse, bunun İslamcılığın Ortadoğu’daki hırslarının reel politiğe feda etmesi olarak okunması yanlış olmayacaktır.

Filistin mi dediniz? Kimileri için halen bir davalarının, bir ideolojilerinin olduğu temiz günlere dair bir romantizm rüzgârı estirse de, Filistinlilerin gerçek sorunlarının bu kuru gürültüyle çözüme kavuşacağına inanmak için hiçbir ciddi nedenimiz yok…

Birikim

Facebook Yorumları

reklam
18.12.2017
Kudüs Tartışmasının Gösterdikleri: Benzin Kovalarıyla Medeniyetler Çatışmasına Koşmak
27.9.2017
İki meselede netleşemeyen bir muhalefetin şansı olmaz
19.9.2017
Şerif Mardin: Sosyal Bilimlere Saygınlık Kazandıran Bir Bilim İnsanının Ardından
10.8.2017
Yaşam tarzı siyasetini veya yüzde 50’ye sıkışmayı reddetmek
27.7.2017
Hakikat bükücüleriyle nasıl mücadele etmeli
10.7.2017
Adalet Yürüyüşünün gösterdikleri
26.6.2017
Bir mezuniyet töreni vesilesiyle
18.6.2017
Demokratik muhalefetin ahlaki üstünlüğü: Su akar yatağını bulur
12.6.2017
Ortadoğu’da temel mesele demokrasidir
29.5.2017
Türkiye’de makul bir iktidar olsaydı
27.5.2017
İran’da Ruhani’nin İkinci Dönemi: Artan Beklentiler, Muhtemel Riskler
21.5.2017
Zulmünüzle yüzleşeceksiniz
5.5.2017
Geleneksel muhafazakârları ikna eden Cumhurbaşkanlığı seçimini alır
22.4.2017
16 Nisan Referandumu: Uzun yol koşucusuna iyimser notlar
16.4.2017
“Kuvvet haktır” diyen Eski Türkiye’cilere hayır
7.4.2017
Kaplanın Kuyruğu
28.3.2017
Hayırcıların gösterdiği: Demokrasiyi demokratlar yaşatabilir
17.3.2017
Hayali bir “Evet”çiyle sohbet
9.3.2017
Herkesin korktuğu ülke
7.3.2017
Neden tartışamıyoruz?
9.2.2017
Sevgili öğrencilerim, değerli arkadaşlarım,
1.11.2016
İncinmiş Saldırganlık ve Gerçeklik Algısının Körelmesi
4.8.2016
Devleti Ele Geçirirken Demokrasiyi Öldürmek
19.7.2016
Birlikte Nasıl Yaşayacağız?
24.11.2015
Seküler gençliğin siyasetle imtihanı
17.11.2015
Veda yazısı
7.11.2015
CHP’nin seçmenleri
3.11.2015
Sandıkta koalisyon
31.10.2015
‘Ötekiler’ gelmesin seçimleri
27.10.2015
Yoran siyaset
24.10.2015
Barış Meclisi’nin önerileri
20.10.2015
Yıldırma stratejisi
17.10.2015
Kelle koltukta seçimlere
13.10.2015
Değişmek zorundayız
7.10.2015
Seçimlere doğru HDP
3.10.2015
CHP Seçim Bildirgesi
29.9.2015
AK Parti’nin yanlış teşhisleri
22.9.2015
Devlete ve baraja sığınmak
19.9.2015
İran’ın geleceği
12.9.2015
AK Parti’nin kaybettikleri
8.9.2015
Bitirin bu savaşı!
5.9.2015
Demokratizmin iflası mı
1.9.2015
Neden komplocuyuz
30.8.2015
Tartışamamak
25.8.2015
Post- hümanizm dünyası
18.8.2015
Sistem değişti mi
15.8.2015
Sadece ben yönetmeliyim!
11.8.2015
Tek yol barış
8.8.2015
CHP, koalisyon ve Çözüm Süreci
4.8.2015
Hazmedememek
1.8.2015
Kürtlerin bitmeyen 28 Şubat’ı
28.7.2015
Çıkmaz sokak
26.7.2015
Acımız büyük
18.7.2015
Mısır: Sisi’yle çıkış yok
14.7.2015
IŞİD proje mi
11.7.2015
Seçim sonrası CHP
5.7.2015
Siyasal İslamcı köktenciliğin nedenleri
30.6.2015
Şiddet gerçeğimizle yüzleşmek
27.6.2015
Tansiyon düştü
23.6.2015
Sağ ve demokrasi
16.6.2015
MHP’nin sıkıntıları
14.6.2015
Diyarbakır’a dikkat!
9.6.2015
Stratejik akıl kibri yendi
6.6.2015
Seçimlere bir gün kala
3.6.2015
Rejimin otoriterleşmesi
31.5.2015
İktidarın hikâyesi bitti
19.5.2015
Mısır’da trajedi
16.5.2015
CHP’nin seçimi
12.5.2015
Çözüm Süreci ve seçimler
9.5.2015
Seçim merkezcilik ve demokratlar
7.5.2015
Krizden fırsat çıkar mı
5.5.2015
Kriz nasıl çözülür
2.5.2015
Ceberut ve akılsız
28.4.2015
Millet kılığına girmiş devlet
25.4.2015
HDP Seçim Bildirgesi
21.4.2015
CHP Seçim Bildirgesi
14.4.2015
Gençler kime oy verecek
11.4.2015
Utanç barajıyla son seçim mi
7.4.2015
Tek yol otoriterlik mi
04.04.2015
Acıların ayrıştırdığı ülke
31.03.2015
Önseçimin kazananları: CHP ve Türkiye
28.03.2015
Yemen’de talihsiz tekerrür
24.03.2015
CHP’de önseçim
21.03.2015
İslamcılar ve empati eksikliği
17.03.2015
‘Asli gençlik sizsiniz!’
10.03.2015
Ortadoğu’da ne yapmalı
07.03.2015
Yan yana yürüyememek
28.02.2015
Başkanlık ve İslamcılık
24.02.2015
Güvenlik ve toplumsal barış
21.02.2015
Nuh Köklü’nün ardından
17.02.2015
Yönetim sistemi değişmeli
14.02.2015
CHP risk almalı
10.02.2015
HDP’nin seçim stratejisi
07.02.2015
AK Parti’nin kutuplaştırma stratejisi
03.02.2015
Başkanlık sistemine destek yok
31.01.2015
Özel hayata saldırıları nasıl aşmalı
27.01.2015
Bizim sol yapabilir mi
24.01.2015
Meclis’te ne oylandı
22.01.2015
Yüce Divan oylamasının kaybedenleri: AK Parti ve Davutoğlu
20.01.2015
AK Parti’nin eski Türkiye ittifakı
17.01.2015
Rasyonelleşme ve siyaset
10.01.2015
Yurtta ve dünyada kutuplaşma!
06.01.2015
Mahkeme beğenmemek
03.01.2015
İttifak kültürü olmayınca
30.12.2014
Tribünlerine oynayan aydınlar
27.12.2014
Ortadoğu’da ‘medeniyetler çatışması’
23.12.2014
CHP kendi dışına bakabilmeli
21.12.2014
Mahçupyan’ın görüşlerine dair
16.12.2014
Üstünlerin hukuku mu hukukun üstünlüğü mü
13.12.2014
Tunus’ta seçimler olağanlaşırken
09.12.2014
Tarih ve samimiyet
06.12.2014
Nasıl tartışacağız
02.12.2014
Karaman’ın AKP eleştirisinin eleştirisi
30.11.2014
AKP’yi kim iktidar yaptı
25.11.2014
Artuklu’da bedel mi ödetiliyor
22.11.2014
Sol ve dış politika
18.11.2014
Yorgun Kemalistler
15.11.2014
Kalemi kırılan gazeteciler
11.11.2014
Sarayı tartıştırmamak!
04.11.2014
Siyaset, sınırlarını aşabilecek mi
01.11.2014
Sonbahar ve siyaset
28.10.2014
İslamcı gençlere dair
25.10.2014
CHP ve 2015 genel seçimleri
21.10.2014
Kendi kendini aklamak
18.10.2014
IŞİD ve Batı
14.10.2014
Kobane ve Çözüm Süreci
11.10.2014
Ortadoğu’da artçı depremler
04.10.2014
Komploculuk ve sol
30.09.2014
Evrensellik ihtiyacı
28.09.2014
Dayatmacı rövanşizm
20.09.2014
Sol ve sürekli muhalefet
16.09.2014
CHP ve Ortadoğu
09.09.2014
CHP’li valiler, kaymakamlar...
06.09.2014
CHP’nin tarihî şansı
02.09.2014
AKP yanlılarının tezleri
30.08.2014
Davutoğlu’nun trajik başlangıcı
26.08.2014
Solda liberalizm alerjisi
23.08.2014
İslamcılık tartışmaları
19.08.2014
Yusuf Kaplan’ın yanılgısı
16.08.2014
Ulusalcılık yenilgiye mahkûmdur
12.08.2014
Gelecek sesleniyor
05.08.2014
Deliduman
02.08.2014
Neden korkuyorsunuz
29.07.2014
Bayram ve adalet
26.07.2014
Umumi manzara
22.07.2014
ABD ve İsrail lobisi
12.07.2014
Erdoğan’ın kampanyası neden zayıf
08.07.2014
Başkanlık fayda getirmez
05.07.2014
Gülen Cemaati ve AKP kavgası
01.07.2014
CHP’nin ikilemi ve şansı
28.06.2014
Düşmansız yapamayan siyaset
24.06.2014
CHP’nin İhsanoğlu tercihi
17.06.2014
Irak’ın geleceği
14.06.2014
Türkiye ne yapmalı
07.06.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair
03.06.2014
AKP İslamcılığı devletleşirken
31.05.2014
Gezi’den kalanlar
27.05.2014
Nefret tuzağına düşmeyelim!
20.05.2014
Eski Türkiye’nin üniversiteleri
18.05.2014
Eski Türkiye
13.05.2014
CHP ve Kürtler
10.05.2014
Demokratların gündemi
06.05.2014
Kemalistler değişebilir mi
29.04.2014
Kılıç’a saldırı korosu
26.04.2014
Başkanlık sistemine hayır!
22.04.2014
Gençler ve yerel seçimler
19.04.2014
AKP’nin 1 Mayıs inadı
15.04.2014
Cemaat, AKP ve ‘diğerleri’
12.04.2014
Sallandıracaksın 529’unu!
08.04.2014
Geziciler güç istiyor
05.04.2014
CHP ve İstanbul’un seçimi
29.03.2014
Gülenciler + MHP + CHP < AKP + BDP/HDP + CHP
25.03.2014
CHP ve sosyalist sol
22.03.2014
Muhalefet daha da güçlenir
18.03.2014
Devlet aklı ve Kürt ‘meselesi’
15.03.2014
Seçim sonrası hesapları
11.03.2014
İslam ve sağcılık
08.03.2014
Öfkeli Kemalistler
04.03.2014
Sadece kasetler mi
01.03.2014
Yarın çok geç olacak
25.02.2014
Gençlere dair gözlemler
18.02.2014
Bolluk toplumunda İslamcılık
15.02.2014
Başkan bizi unuttu!
11.02.2014
AKP yıkımını hızlandırıyor
08.02.2014
CHP ve yerel seçimler
04.02.2014
Adalet ve İslamcılık
01.02.2014
Tunus’tan güzel haber
28.01.2014
Eleştirmek ihanet midir
25.01.2014
Muhafazakâr sağ ve İslam
21.01.2014
Yerel seçimleri kazanalım, sonra bakarız
18.01.2014
Kavgaya nasıl yaklaşmalı
14.01.2014
Yanlışa, yanlış diyememek!
11.01.2014
AKP yanlış yolda
07.01.2014
Yeni Mübarek Sisi mi olacak
04.01.2014
Laikliğin vazgeçilmezliği
31.12.2013
Kriz nasıl çözülür
28.12.2013
Popülist masallar
24.12.2013
AKP’lilerin ikilemi
21.12.2013
Yeni anayasa ihtiyacı
17.12.2013
Gençler siyasete ilgisiz mi
14.12.2013
Özgürlük güzel şey!
10.12.2013
Kozmopolitler ve siyaset
07.12.2013
Hükümetçi medyanın işi zor...
03.12.2013
Cemaat ve AKP kavgasını nasıl anlamalı
30.11.2013
CHP ve İstanbul’un seçimi
26.11.2013
Gezi’den sonra
23.11.2013
Kutuplaştırmayın, yeter!
19.11.2013
Yerel seçimlere giderken tartışmamız gerekenler
16.11.2013
Gençliği adam etmek!
12.11.2013
Arınç’ın haysiyet isyanı
09.11.2013
İnancın kırılganlığı ve öfke
05.11.2013
Kuzey Ormanları Savunması
02.11.2013
Yeni Müesses Nizam artık çıplak!
29.10.2013
Sol ve olağan hayat
26.10.2013
Dinsel milliyetçilik veya hangi Osmanlı
22.10.2013
MHP’nin açmazları
19.10.2013
Dışlayıcı siyaset
15.10.2013
Beyhude direniş
12.10.2013
Sol ve Ortadoğu
08.10.2013
Mısır’ın karanlık günleri
05.10.2013
AKP ve CHP’nin demokrasi paketleri
01.10.2013
Yerel seçimler, kutuplaşma ve kararsızlar
28.09.2013
Demokrasiyi sadece ben paketlerim!
24.09.2013
Yerel yönetimler ne işe yarar
21.09.2013
İktidarın bilgisini üretenler
17.09.2013
CHP’yi eleştirmek mi itibarsızlaştırmak mı
14.09.2013
Küresel bir olgu olarak makbul ve sözde vatandaş ayrımı
07.09.2013
Küremizin ABD sorunu
03.09.2013
Tunus başarmalı
31.08.2013
Bu idealizm değil ki!
27.08.2013
Sol’da entelektüel karşıtlığı
24.08.2013
Liberal hümanizm eksikliği...
20.08.2013
Mısır ‘demokratlarının’ tarihî yanlışı
17.08.2013
İnanç ve siyaset
06.08.2013
Suriye: İnsanlığımızdan utanmalıyız
03.08.2013
Kontrol saplantısı istikrarsızlaştırıyor
31.07.2013
Mısır: Darbeciler sonlarını hızlandırırken...
27.07.2013
Seçim barajına neden karşıyım
23.07.2013
Ortadoğu’da iki potansiyel: Demokrasi ve seküler devlet
20.07.2013
Sol’un kültürel mesafe tuzağıyla imtihanı
20.07.2013
Sol’un kültürel mesafe tuzağıyla imtihanı
13.07.2013
YÖK Taslağı yalan mı oldu
10.07.2013
Ulusalcı yanılgı
06.07.2013
Mısır: Yakın geleceğe dair bazı öngörüler...
02.07.2013
Mısır: Bitmeyen devrimden sürekli darbe rejimine
29.06.2013
Medya toplumun gerisine düşerken ‘bize’ düşenler...
25.06.2013
Erdoğan’ın kutuplaştırma kumarı ters tepebilir
22.06.2013
İranlıların seçim mesajı: Sizi istemiyoruz, gidin artık!
18.06.2013
AKP ve Liberal Batıcılar
15.06.2013
İranlı Nida’nın ruhu da Gezi’de...
11.06.2013
Devlet’ten düşmenin hayırları
08.06.2013
Gülen’den Erdoğan’a: Gel beraber ıslah edelim!
04.06.2013
De Gaulle’leşen Erdoğan’a karşı Gezi’ye çıkan gençler...
02.06.2013
Ortadoğu: En kötü senaryoya hazır mıyız
30.05.2013
Kültür savaşlarına hazır mıyız
25.05.2013
Ulusalcılık neden yükseliyor
20.05.2013
Merhaba
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.