Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

İnsan/human nedir?


24.06.2020 - Bu Yazı 729 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yeni bir dünya düzenine geçme umudu romantik bir yaklaşım mı? yoksa devletler otoriterleşme ve emperyalizmin daha da pervasızlaşacağı bir yönde mi ilerliyor?

Korona virüsünün açtığı yaralar, insanlığa verdiği acılar derin bir muhasebeyle sonuçlansın, küresel bir eşitlik adalet bayramı yaşansın isteyen entelektüel elitlere baktığımızda, vermeye değil almaya alışkın bir profil çıkıyor karşımıza. Ayrıcalıklar, imtiyazlar, yetinmemeler son bulup, vazgeçmeler ve fedakarlıklar başlamadıkça, ateş böceklerinin ömrü gibi kısa olacak, bir parlayıp bir sönecek, sözde kalacak insani yükselişler. Dezavantajlı insanlar umutlandıklarıyla kalacaklar bu vahşi dünyada.

Bir aydınlanma umuluyorsa her şeyden önce insanın içindeki potansiyeli görmemiz gerekir. Geleceği insanın karanlık yüzü ve içinde taşıdığı ışık arasındaki denge belirleyecek. Fransız fotoğrafçı çevreci Yann Arthus-Bertrand’ın çektiği Human belgeseli(2018) bize kim olduğumuzu anlatıyor. 60 ülkede 2000 kişiyle yüz yüze görüşerek üç yılda tamamladığı çalışma, BM genel kurul salonunda galası yapılan tek film. Yönetmen insan nedir sorusuna yüzlerce insanın hayatından geçerek cevap aramış. Aşk nefret şiddet yoksulluk nasıl oluşuyor, hayatın anlamı ya da mutluluk nedir sorularını cevaplamış dünyanın dört bir yanından insanlar. İnsan izlerken kendi özüyle karşılaşıyor, başka insanları da varlığına eklenen yepyeni gözlerle görme imkanı elde ediyor. İnsan hakkında delil toplayan, halimizi bütün hüznü ve gerçekliğiyle ortaya koyan belgeselde kullanılan ağıtlar türküler, yakalanan ortamlar ve görüntüler sıra dışı. Belgesele değerini veren, insanın gücü, sınırları, teslimiyeti ve isyanı dile gelirken yönetmenin abartıdan, müdahaleden uzak yalın anlatımı tercih etmesi.  

İlk olarak cezaevi avlusunda, müebbet hapse mahkum siyah bir delikanlıyla karşılaşıyoruz. Genç bir anne ile küçük kızını öldürmüş. Olayın nasıl gerçekleştiğini bilmiyoruz ama ölenlerin anne ve büyükannesi olan Agnes’in onu sıklıkla ziyarete geldiğini öğreniyoruz. Çocuklarının katilinden nefret etmesi gerekirken, ona aydınlık tarafını ve sevmeyi öğretmiş. Uzun mahpusluk yolcusunu sabırla dinleyen biri. Üvey babasının tahta parçaları ya da ince kablolarla döverken söylediği ‘bunu seni sevdiğim için yapıyorum’ sözlerini aktardığı tek kişi. Sevmeye dair bütün bildiklerini konuştuğu.  
Mutluluk nedir sorusuna yeryüzündeki kıt’alardan birinin derinliklerinde yaşayan yerli kadın cevap veriyor: “sevdiğim şeyleri yediğimde, yağmur yağdığında, süt içtiğimde, bana güzel şeyler söyleyen sevdiğim adamla uyuduğumda ve beni yağmur ve soğuktan koruyan kulübemde olduğumda…”

Sudanlı bir Arap erkeği de yiyecekleri ve bir parça toprakları varsa çok mutlu olduklarını söylüyor. En büyük hayal ışık. Karanlıkta hasırı döşeği olmayan toprakta yatıyorlar. Elektrik olsaydı çocuklarım için bir ışık olurdu diyerek sahip olduğumuz her şeyle milyonlarca başka insan arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Genç ve şehirli bir Afrikalının mutluluk tarifinde ise onu kilometrelerce yürümekten kurtaracak bir araç var. Parasızlık içinde geçen çocukluktan sonra üniversite bursu kazandığında aç kalmayı önemsemeyip bir motosiklet almış. Onu sürerken yüzüne vuran mutluluğu ta içinde hissetmiş. Tamamen kendisine ait olan Motorunun kokusunu her saniye duyabilmek için yatak odasına koyup çalınmasın diye kapıyı kilitlemiş.
Balkanlardan bir kadın, hep anne olmak istemiş 33 yıl dua etmiş ve sonunda bebeğini kucağına aldığında mutluluğun ne olduğunu tam olarak idrak etmiş. Aslında sabah uyanınca hiçbir yerin ağrımıyorsa mutlusundur diyor biraz daha hedef küçülterek. Seni görmekten hoşnut olan iş arkadaşlarınla buluştuğunda diye ekliyor.  

Varlıklı bir aileden gelen yürüme engelli genç Fransız aslında tek bir mutluluk var, ‘hayattasın’ diyerek açıklıyor mutluluğu. Gelen neyse kabul etmek ve onunla sevincini yaşamak. Tekerlekli sandalyesiyle seyahat edip dünyayı temaşa ediyor. Bacaklarını kaybedince zihinsel olarak güçlendiğini her şeyi çok derinlikle algılayabildiğine inanıyor. Gözleri daha keskin görürken kulakları daha iyi duyuyor mesela. Mutsuzluk ise namertlik aynı zamanda. Bu bir Afrika köylüsü için silah demek. “Kavgamız öldürmezdi, sadece hastalıktan ölürdük, hastalar yaşlılar bebekler ölürdü. Şimdi kalaşnikof geldi, olur olmaz sebeplerle sayısız insan birbirini öldürüyor. Bu kötü silah ülkemizi barıştan mahrum etti.”

Ailesi tarafından başkasına satılan çocuklara karşılık, engelli çocuğunu olgunlaşmak için kıymetli bir vesile olarak görenler var. Babam öldü, boğazım kesilse havaya uçurulsam artık hiçbir şeyden korkmam diyor Suriyeli bir mülteci çocuk. Varolmanın sızlayan hikayesi böyle sıralanıp gidiyor dipsiz insanlık evreninde.

Facebook Yorumları

reklam
1.07.2020
T işaretliler
24.06.2020
İnsan/human nedir?
17.06.2020
Deli ve Dahi
10.06.2020
Ertelenen eşitlik rüyası
3.06.2020
Evsizlerle dayanışma
27.05.2020
Antonioni: Duyguların Macerası
13.05.2020
Fatma hanım
6.05.2020
Omar ve Biz
29.04.2020
Newyork Newyork
22.04.2020
Tecrit boşluk ve Ramazan
15.04.2020
10 Nisan tecrübesi
8.04.2020
Normale dönmesin dünya
1.04.2020
Bal Ülkesi
18.03.2020
Kovid- 19 günlüğü
11.03.2020
Avrupa’da kaybolan mülteci çocuklar
4.03.2020
‘Böyle Daha Güzelsin’
26.02.2020
Kendini hiçe sayan karınca
19.02.2020
Kadınların saklı derdi
12.02.2020
Kısa film ve fotoğrafla göç
5.02.2020
Filistin Enstitüsü
29.01.2020
Deprem Bakanlığı
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
16.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
25.03.2020
Korona tarihi hızlandırdı
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
28.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive