Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Samatya’da bir çanta


8.01.2020 - Bu Yazı 513 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İnsan kendi gençliği küllenmiş geride kalmış olsa da o zamanların hissiyatını bir kıvılcımla hatırlar; iğneden ipliğe her duygu nasıl da canfeda bir tutkuyla yaşanır, yapmacıktan riyadan uzak, nasıl bazen boyun eğmiş gibi mülayim, bazen pervasız olur insan. 

Kitaplarını bağışlamış, üzülenlerden özür dilemiş. Samatya’daki kayalıklara çantasını bırakıp denize doğru yürürken kalbinde aklında ne vardı narin kızın, tam olarak bilinmesi mümkün olmasa da hepimiz yanındaymış gibi konuştuk. Fotoğrafında ışıl ışıl iyilikle parıldayan bir çift siyah göz, kocaman bir gülümseme ve yüzüne büyük gelen ama ona filozofça bir hava katan gözlük var. Siyah saçlarını arkadan toplamış, üzerinde mütevazı bir kaban ve kucağında seven sevilen bir kedi. İnsanlıkla bağları kopmuş, takma adlarla başkalarını incitmeyi örselemeyi ahlak edinmiş hem de akranı ve üniversite öğrencisi oldukları söylenen siber saldırganlar, ona güzel olmadığını ima eden şeyler yazıp saatlerce ağlatmış. İnsanlar ne kadar eğitim alırlarsa alsınlar güzellik hakkında, olabilecek en bayağı ve sığ yerde durabiliyorlar. Canavarca işleyen, herkesi birbirine benzeten yüz ve beden endüstrisinin boyunduruğundaki kimi gençlerde, gencecik bir kızın doğal sade ve pürüzsüz güzelliğini görecek göz kalmadı demek ki. Kalp güzelliği gibi bir indirgemeye başvurmadan, gerçek bir fiziki güzellikten söz ediyorum. 

Güzelliğin en solmaz hakikatinden bakınca da Sibel Ünli çok yükseklerde. Arkadaşlarının verdiği bilgiler ne kadar güzel bir insanı kaybettiğimizin delili. İstanbul Üniversitesi’nde Türk Dili Edebiyatı okuyan, haksızlıklara karşı duran biri. İnsanlara hayvanlara canlılara karşı duyarlı, genç yaşında edebiyattan siyasete, felsefeden insan haklarına yerli yabancı birçok kitap okumuş, hatta Rus yazarları tümüyle okuyup bitirmiş bir arkadaşına göre. Okulundaki kedilerin hamisi, her birinin adını bilen, biri hasta olunca dersini feda edip Fatih’teki veterinere götüren. Bir gruba yönelik aidiyet duygusunu işitmedim ama yoksuldan ezilenden kimsesizlerden yanaydı diyor arkadaşı. Biri sol görüşlü olduğunu düşünüyor, diğeri ise kendini anarko-komünist olarak tanımladığını söylüyor. Fakat ortak görüş hak ve adalet arayışı içinde, neşeli hayat dolu bir genç.   

Majör depresyon tedavisi gördüğünü yazmış. Bu hepimizin ve yakınlarımızın başına gelebilecek, tedavisi mümkün derin bir üzüntü hali. Halini özetlemiş twitter hesabında: “gidecek yerim yok, yaşanmaya değer bir hayatım da.” Son bir lirasının kaldığını, parası olsa Kredi Yurtlar Kurumu’na olan borcunu ödeyeceğini söylüyor.

Sibel’de müşahhaslaşan, içimizi yakan gerçeklik gösteriyor ki gençlerin önüne konan hedefler çok ağır karanlık ve dünyevi. Beklentiler oldukça acımasız ve ayakta kalmak hiç kolay değil. Temel ihtiyaç olan “değer görme” aslanın ağzında. Müntehirin ruh halini sadece ekonomik koşullarla açıklamaya çalışanlarla, psikolojik sıkıntıya, platonik aşka bağlamak isteyenlerin kutuplaşmasına şahit olduk bu sefer de. Bütün can yakıcı gerçeklerin iç içe geçmesinden oluşan enerji yitimini görmek, olanı bütünüyle kavramak çok mu zor. Tek başına umutsuzluk ve çaresizlik yaratmaya gücü yetmeyen birçok parçanın ölümcül sinerjisi işte. Geçim sıkıntısı son noktayı koymuş, artık fiziki varlığınızı bile idame ettiremiyorsanız yuvarlanan çığın altında kalırsınız elbette. Son zamanlarda başka intiharlarda da bunu gördük. Bütün dünyada ekonomik sıkıntı var diye yanımızdaki bireylerin acısını yok saymak, büyük söylemlerle biricik insan deneyimini küçümsemek, azımsamak, hiçe çıkarmak insanlık onurumuzu zedeliyor. Kimileri de fırsattan istifade ölümü Suriyelilere bağlanan maaş yalanlarıyla açıklamaya çalıştı. Bütüncül bir iyiliğe ulaşamayanlar, güya Sibel’i müdafaa ederken başka bir canavarlığa odun taşıyorlardı. Savaşın ne başlamasında ne de sonuçlarında hiçbir dahli olmayan mülteci gençleri çocukları ırkçılığa hedef gösterdiler yine. Sibel okulda uğradığı ayrımcılık yüzünden kendini mezarlığın kapısına asan dokuz yaşındaki Suriyeli Veil Es Suud’un ölümüne kimbilir ne kadar üzülmüştür. Akşamları bir derneğin gönüllüsü olarak evsizlere mültecilere yoksullara çorba dağıtıyormuş zaten. Devlet dönüşsün, kötülüklerin anası kapitalizm kahrolsun ve bunun için mücadele verelim hep birlikte. Peki iletişim devriminin sağladığı büyük imkanlara rağmen oluşan derin yalnızlıklar girdabına karşı koymak için harekete geçmeyelim mi? Orta Doğu’nun belirsizliklere ve muhtemel savaşlara sürüklendiği bir ortamda, sağ sol İslamcı demeden, birbirimizin deneyimine eğilerek temelden bir sistem tartışması başlatılması, gelir dağılımı uçurumunun geriletilmesi kimin işi? Kimse kendini masum addedip kenara çekilemez. Kendimizi sorumlu hissetme zamanı. En güzel yorumlardan birini bir üniversite hocası yaptı. “Biz o kürsülerde yalnızca ders anlatmak için değil,öğrencilerimizin yaşama tutunmaları, iyi bir yurttaş olmaları için de görev alıyoruz. Eğer gencecik bir yaşam sönüyorsa bizim de bu olan bitende sorumluluğumuz var.”

Facebook Yorumları

reklam
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
15.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
28.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive