Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Çocukların kıyameti


9.10.2019 - Bu Yazı 107 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 2011’de Suriye’nin kıyameti koptu. Bugün de devam eden can yakıcı bir savaşla sarsılmaya devam ediyoruz. Bu şiddetin başlamasında da sonlanmasında da çocukların bir dahli yok. Ne orada doğup büyükleriyle yolarla düşüp bize sığınanların ne de burada doğup vatan nedir bilmeyenlerin kabahati bu yaşananlar. Onlar bizim kim haklıydı, şöyle ya da böyle olsaydı tartışmalarımızdan da bihaber. Avrupa neden almadı, birileri bize oyun oynadı, bütçeden şu kadar para çıktı söylemlerinin muhatabı Vail el Suud değildi mesela. Savaşın sonuçlarıyla karşı karşıyayız ve bu masum günahsız, bereketiyle, temiz kalpleriyle gelmiş olan çocuklar geçici ya da kalıcı, bu ülkenin evlatları. Öğretmenlerin, öğrencilerin, toplumun, esnafın, komşuların bilmesi gereken şey, onlar “Suriyeli” değil, vatandaş olsun ya da olmasın her türlü insani hakları mahfuz eşit yurttaşlar. 

Nasıl oldu da Vail canından bezdi. Babasının helal haramı iyi bilir, ağabeylerine bile öncülük eder, namazını ihmal etmez, dersleri çok iyi dediği çocuk ince örüntülerle başka diye işaretlendi, itham edilip mahkum edilmiş hissetti kendini, geleceğe ve insan yerine konulmaya dair umudunu yitirdi. Kocaeli Kartepe’de arkasına hiç bakmadan azimle ve kararlılıkla kendini astığı mezarlığın kapısına doğru elinde kemeriyle yürüdüğü an, bütün değerlerimizin yerle bir olduğu andır. Suriye’den gelmiş ya da burada doğmuş okul çağında bir milyon çocuk var. Neden okula gidemeyen beşyüzbin çocuğu kazanmak için çabalayan kurumlara destek vermek yerine, binbir emekle okula devam etmeleri sağlanan diğer yarıyı da kaybedelim. Savaşın sürekli taraf değiştirerek sürdüğü bölgemizde faşist yaklaşımların, ırkçılığın, ayrımcılığın bütün halklara büyük kayıplar olarak dönüşünü izliyoruz yıllardır, bunun ilkel bir kafa konforu olduğunu idrak etmemiz için daha ne olması lazım? Keşke insan türüne ait olmak o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi diyor Georges Perec, Uyuyan Adam’da. Yeryüzünün 4.5 milyar yıllık hikayesi tek bir güne uyarlansaydı, insanlığın bütün tarihi geceyarısından önceki saniyenin son kesrinde gerçekleşirdi diyor jeoloji kitapları. Uzun ömrünün sırrı sorulan Nuh Aleyhisselam, ne uzunu, Arap atıyla bir kavak ağacının önünden hızla geçmiş gibi diyor. Bu gerçeklik içinde ırkçılık gerçekten kuru gürültüden başka bir şey değil. Önünü arkasını düşünmeden bodoslama çocukların annelerin arasına dalıp Ürdünlü çocuğa vuran izbandut, gücüyle hayranlık uyandırmak istedi belli ki, kimsesiz gördüğü çocuğu bir vuruşta yere sermek ne demek. Paskal başımızı dik tutabilmemiz için gerekli destek noktasının düşünce olduğunu söyler, buna göre iyi düşünebilmek de ahlakın temel ilkesidir. Akıl baliğ olmayanın ahlakı da olmuyor.

Çocuklara biraz eğilince, küme şeklinde algılamanın ötesine geçip her bir çocuğa biricikliği içinde yaklaşınca nice Vail’ler çıkıyor su yüzüne. Yeryüzü Çocukları Derneği’nin çektiği videolarda yedi yaşlarında bir çocuk üzüntü içinde “öğretmenim Suriye’ye gidin, bir daha da gelmeyin” deyince tuvalete gidip ağladığını söylüyor. Başka biri sınıfındaki arkadaşlarına sesleniyor acıyla; “önce bir tanıyın sonra sever ya da sevmezsiniz, size kalmış. Vail hiç konuşabildi mi acaba bilmiyoruz. Fiziksel şiddet bile şampiyon değil, insanın canını yok sayılmaktan daha fena yakan bir şey yoktur bu dünyada.    

Bombalardan kaçırdıkları çocuklarını ırkçılıktan koruyamadıklarını söylüyor bazı anneler. İlkokul çocuğu patlamada dayım öldü, amcamın ayağına roket girdi, öteki amcamı hapse attılar diye anlatıyor hemen dönün dediğimiz ülkesindeki anılarını. Bir başkası kardeşlerinin, komşularının ölümüne şahit olmuş. Burada ise fahiş fiyatlarla küf kokulu karanlık bodrum katlarına yerleşti bu insanlar.

Okulda gülemiyor, herkesten korkuyorlardı diyor öğretmenleri, aylar sonra içlerindeki gülen oyun oynayan çocukları çıkarabilmişler. Mültecilik onların değil bizim yolculuğumuz diyor güzel bir öğretmenimiz, kırmızı kalemle tahtaya yazı yazınca bile irrite olan öğrencilerden bahsediyor. Kabul gördükçe inkişaf ediyor, önceleri zadece hayatta kalmaya çalışırken şimdi doktor astronot olmak istiyorlar. 

Avrupa’da on bin çocuk kayboldu, kimse akibetlerini araştırmadı bile. Bu konuda hak ve adalet duygusu gelişmiş azimli sebatkar gazeteciler, araştırmacılar kurumlar çıkıp çalışacaktır birgün, buna inanıyorum. Çeşitli kurumlar küçük yaşta çalıştırılan binlerce çocuğu, hatta mezar kazdırılan yedi sekiz yaşındaki çocukları bildiriyorlar. Okul ve eğitim hayati önemde. Bu krizi en güzel şekilde yönetmek meslek içi eğitimi de zaruri kılıyor. Akran şiddetinin her zamankinden daha titizlikle eğitimin gündeminde olması lazım. Ağır travmalar yaşayan Kayıp bir Kuşak oluşması insanlığımıza ülkenin bekasına en büyük tehdit. Akran şiddetinin en kanayanı sözle, mimikle, küçümsemeyle, dışlamayla oyuna almamayla yok saymayla gelişmekte. Vail bizi kahretti, yara yarayı doğurmadan toplumsal bir seferberlik için ağır bir uyarıydı. Severek sevilerek yaşama hakkı varolma hakkıyla iç içe. Başka türlü yaşanmaz.

Facebook Yorumları

reklam
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
28.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive