Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Türkiye’deki ırkçılık, Afrikalılar’a bakarak anlaşılabilir mi?


8.06.2020 - Bu Yazı 2107 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD’de George Floyd adındaki siyah bir yurttaşın, beyaz bir polisin diziyle kasıtlı olarak boğazına bastırması sonucu kameralar önünde can vermesi, siyahların öfkesine neden oldu. Bu öfke tüm dünyada -haklı olarak- doğal karşılandı. Zira siyahlara yönelik polis şiddeti ne yazık ki ABD’de önü alınamayan ırkçı bir uygulama haline gelmiş durumda. Bundan önce de benzer vakalar olmuş, siyahlar ve onlara destek veren hispanikler, beyazlar sokaklara dökülmüştü. Bu eylemler kimi zaman gerçekten ABD’li yetkilileri ürkütür hale gelmişti.

Hatırlanacaktır 1991 yılında yine siyah bir ABD yurttaşı olan Rodney King de ABD polislerince ölesiye dövülmüş, suçlu polislerin salıverilmeleri üzerine 1992'de meşhur Los Angeles İsyanı başlamıştı. İsyan sırasında 50’yi aşkın kişinin hayatını kaybettiğini hatırlayalım.

Böyle olaylar olduğunda, az evvel de bahsettiğim gibi dünyanın büyük bir kısmı isyancılara hak verir, anlayışla karşılar. Zira ABD’nin hayli utanılası bir ırkçılık geçmişi olduğu gibi, bu sorun hâlâ çözülmemiştir. Hal böyle olunca dünyanın diğer ülkeleri ve genel kamuoyu biraz da “Bizde ırkçılık yoktur” havasıyla bu isyanları doğal karşılar, kamuoyu isyancılara sempati besler.

Türkiye’de de böyle olur. Türkiye resmi çevreleri ve genel kamuoyu böylesi gelişmeler karşısında “İşte bakın, dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD’de hâlâ ırkçılık var, halbuki biz öyle miyiz, bizde ırkçılık yoktur” deyiverir ya da buna benzer mesajlar verir.

Bu argümanın gerçeğin sadece küçük bir kısmını, o da hayli tartışılır biçimde yansıttığını söylemek gerek. Evet, Türkiye’de belki Afrikalılar’a yönelik ABD’de yaşandığı anlamda bir ırkçılık örneğine yaygın olarak rastlanmadı (ki Festus Okey vakası hâlâ zihinlerdedir) ancak bu Türkiye’de ırkçılık olmadığı anlamına gelmez.

Esas meseleye gelmeden önce şu Afrikalılar meselesine bir bakalım. Geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesinde bir haber yayınlandı. Muhabir İstanbul’daki Afrikalı göçmenler ile konuşmuş, burada mutlu olup olmadıklarını sormuştu. Ancak asıl sorduğu soru “devlet eliyle” bir ayrımcılık yaşayıp yaşamadıkları idi. Yanıt verenlerin hemen hepsi devlet eliyle bir ayrımcılık yaşamadıklarını ancak günlük hayatta sorunlar yaşadıklarını söylüyor. Hürriyet gazetesi de bu yanıtlardan “Bizim Siyahlar Türkiye’de Mutlu” sonucunu ve başlığını çıkarıyor.

Öncelikle verilen yanıtlar pek de sorunsuz bir hayata işaret etmediği gibi, göçmen konumundaki insanların devlet ile ilgili beyanlarını da bir miktar “çekince” ile karşılamak gerekir. Zira bir kısmı devletle başlarının belaya girmesini istemedikleri için bu tür yanıtlar verebilirler.

Ama daha önemli bir meselemiz var hiç şüphesiz. ABD'deki siyahların tarihi ile buradaki siyahların tarihini karşılaştıracak olursak, sanırım, herhangi bir karşılaştırma yapmamamız gerektiğini hemen anlarız. Yüzlerce yıllık bir tarihi var ABD’nin bu konuda. Kölelik ile başlayan, İç Savaş ile devam eden, İç Savaş’ı kölelik karşıtlarının kazanmasına rağmen ırk sorunlarının çözülmediği, 1950’lerde 60’larda siyahların hâlâ beyazlar ile aynı yerde oturamadığı,onlarla aynı okula gidemediği bir tarih bu.

Dolayısıyla İstanbul’da göçmen konumunda olan birkaç bin Afrikalı’nın durumu ile bu tarihi karşılaştıramayız.

Eğer ki Afrikalılar da bu ülkede birkaç milyon kişi olsalar, günlük hayatta, kamu hayatında, iş hayatında daha aktif ve görünür hale gelseler, diyelim ki birçok şehrimizde hayli kalabalık Afrikalı mahalleleri olsa, gerçekten de ülkemizde ırkçılık var mı yok mu o zaman görür, anlarız.

Özetle bir azınlığın, çoğunluk tarafından ayrımcılığa uğrayıp uğramadığını görebilmek için o azınlığın günlük hayata, nüfusa, iş hayatına ve kamusal hayata, idareye ne kadar katılabildiğine, önünün ne kadar açık olduğuna, en önemlisi o azınlığın sayısal olarak hacmine ve çoğunluğun bu hacmi bir “tehdit” olarak algılayıp algılamadığına bakmak gerekir. Böylesi bir tablo olmadan kıyaslama yapmak anlamsızdır.

Peki, Türkiye’de böylesi bir kıyaslama yapmamıza imkân veren azınlıklar yok mu? Ya da daha doğru soru, yok muydu? Vardı elbette. Di’li geçmiş zaman kullanmak zorundayız burada. Çünkü artık onlar yoklar. Taleplerinin nasıl bastırıldığını, hak hareketlerinin nasıl isyan olarak görüldüğünü, (diyelim) Ermenilerin nüfus olarak yoğun yaşadığı Doğu illerinde Ermeni bir vali yardımcısı atanması için ne büyük çabalar gösterdiğini, Büyük Devletlerin bile bu konudaki baskılarına rağmen Osmanlı yönetiminin nasıl ayak dirediğini anlatsak uzun sürer. Peşine gelen soykırımlar, katliamlar, göç ettirmeler, pogromlar, mülk transferleri. Dosya uzun.

Biz en iyisi günümüze bakalım. Aleviler hakkındaki ön yargılara, Kürtlerin siyaset temsilinde ve yargıda başlarına gelenlere, Suriyelilerin yaşadığı sıkıntılara bakalım. Ondan sonra ortaya çıkalım.

Facebook Yorumları

reklam
8.06.2020
Türkiye’deki ırkçılık, Afrikalılar’a bakarak anlaşılabilir mi?
11.05.2020
Demokrasi olsa demokrasi derdik…
13.04.2020
Geminin nereye gittiğini bilen var mı?
19.03.2020
Virüs belki de bize bir şey anlatmaya çalışıyor
24.02.2020
Devletin dehlizlerinde
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
28.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
31.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
26.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusundan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive