Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Tanrı göçmen çocukları sever mi?


10.02.2020 - Bu Yazı 395 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Tanrı Göçmen Çocukları Sever mi Anne?”, yönetmen Rena Lusin Bitmez’in geçtiğimiz yıl hem İstanbul hem de Ankara film festivallerinde ödül kazanan belgeseli. Ancak buna klasik bir belgesel demek ne kadar doğru bilinmez. Yurtdışında “Docudrama” da denilen, filmleştirilmiş bir belgeselden bahsediyoruz.

Filmin merkezinde Ermenistanlı göçmen çocuklar var. Çekimi, çekim öncesi ve montajıyla neredeyse 7 yıla yayılmış bir film bu. Mekânımız Kumkapı’da her katında bir oda ve sofa bulunan, üç katlı, küçük klasik bir eski İstanbul evi. Her katında, daha doğrusu her odasında Ermenistanlı bir aile yaşıyor. Bu ailelerin ve çocukların iç içe geçen, zorluklarla dolu hayatı filmin ana eksenini oluşturuyor. Yönetmen Bitmez, çok zor ama önemli bir iş yaparak kamerayı ailelerin ve çocukların günlük hayatlarının tam ortasına koymuş ve onlardan kamera yokmuş gibi davranmalarını istemiş. Sonuçta da ortaya o hayatı tüm doğallığıyla anlatan bir belgesel-drama çıkmış.

Filmin en çarpıcı yanlarından biri hiç kuşkusuz çocukların sokağa çıkamıyor, gönüllerince oyun oynayamıyor oluşları. Sokak zaten tehlikeli, hele ki Ermenistanlı göçmen çocuklar için bir kat daha tehlikeli. O yüzden anneler çocuklarının sokağa bırakmıyorlar. Bu durumda küçük bir eve tıkılıp kalmış çocuklar, kendi içlerinde bir hayat kurmak ve o hayatın kurallarını hem öğrenmek hem de oluşturmak zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla göçmenlik çok katmanlı bir hal alıyor aslında. Göçmen olmanın geleneksel zorluklarının yanına bir de “Ermeni meselesinin” tarihsel yükünü omuzlamak kalıyor çocuklara.

Ama o kadar da çıkışsız değiller neyse ki. Gedikpaşa’daki Hrant Dink Eğitim Yuvası, yaşı yeten çocuklara bir çıkış kapısı oldu ne zamandır. Gedikpaşa İncil Protestan Kilisesi’nin kapılarını açtığı bu çocuklar, (Ermeni Patrikhanesi ne yazık ki bu konuda inisiyatif almaya çekinmiş) kilisenin bodrum katında Ermenistan müfredatı ile uyumlu, ama resmi olmayan, gönüllü öğretmenlerin çabalarıyla bir eğitim görüyorlar. Önce ana sınıf olarak başlayan bu yuva, çocukların ihtiyaçları geliştikçe kendini geliştirmiş ve şimdi 9 yıla yakın süredir bir eğitim veriliyor. Ancak bu eğitimin ne Türkiye’de ne de Ermenistan’da resmi bir karşılığı var. İyi haber ise şu: Çocuklar buradaki eğitimi bitirdikten sonra Ermenistan’da bir ortaokul bitirme sınavına girip diploma alabiliyorlar. Ve Hrant Dink Eğitim Yuvası’nı bitiren çocukların çoğu da bu sınavı başarıyla tamamlıyor.

Çocukların hayatının işte bir bölümü de bu eğitim yuvasında geçiyor. Geçerken belirtelim ki bu yuvayı oluşturmak kolay olmamış ve yardımseverler, buranın olabildiğince insani şartlara uygun olması için ellerinden geleni yapmışlar. Bu bodrum kattaki yuvanın, daha uygun durumdaki boş kalmış bir Ermeni okulu binasına taşınması projesi ise ne yazık ki gerçekleşemedi. O da ayrı bir hikâye.

Rena Lusin Bitmez, çekimlerle ilgili konuşurken öncesinde uzun bir süreyi aile ve çocuklarla geçirdiğini söylüyor. Zaten filmi izlediğinizde öyle bir sürecin gerekliliğini hemen idrak ediyorsunuz, çünkü ailelerle çocuklarla ortada kamera yokmuş gibi film çekmek için bir güven tesis edilmesi gerekiyor. Bitmez, bunun için uzunca bir süre hem ailelerle hem de çocuklarla neredeyse birlikte yaşamış ve hem onlarla (film icabı değil gerçekten) çok yakın dost olmuş hem de yaşadıkça filmin senaryosunu da bir yandan kafasında kurgulamaya başlamış.

Yaşlarına göre hayli olgun çocuklar karşımızdakiler. Eğitim hayatlarına önem vermekle kalmıyorlar, annelerine de yardım ediyorlar. Erkekler için ise durum biraz daha farklı. Eğitim bazen onlar için çok bir şey ifade etmeyebiliyor çünkü gelecekleri konusunda hiçbir fikirleri yok. Burada mı kalacaklar? Eğer öyleyse eğitim ne işlerine yarayacak? Her ne şekilde olursa olsun eğitimin bir işe yarayacağını kestirseler de, bir yandan çalışma hayatı ve küçük de olsa para kazanmak onları cezbediyor. Tüm bu gelecek belirsizliği içinde bir yol çizmek gerçekten de kolay değil.

Rena Lusin Bitmez’in filmi hem göçmen olmaya hem de aslında bu topraklardan koparılmış nesillerden gelen Ermenistanlı göçmen olmaya dair açmazları, ama bir yanda umutları ve direngenliği usta biçimde ortaya koyuyor. Film şu sıralarda Ermeni okullarının derneklerinde gösteriliyor. Bir ay kadar önce Feriköy’de idi, geçtiğimiz Cuma akşamı Kadıköy Aramyan Okulu’ndan Yetişenler Derneği’nde gösterildi, 18 Şubat Salı akşamı da Bakırköy Dadyan Okulu’nda izlenecek. Önümüzdeki aylarda da salonlarda gösterime girmesi planlanıyor. Rozanna’nın, Hasmik’in, Antranik’in ve Harutik’in hikâyelerini anlamak için iyi bir fırsat. Ve tabii bu hayatın tüm yükünü çeken, ama metanetlerinden hiçbir şey kaybetmeyen annelerinin.

 

Facebook Yorumları

reklam
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
27.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
30.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
25.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
11.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
28.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive