Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

İran’daki gösterilere ne oldu?


14.01.2020 - Bu Yazı 738 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD ile İran karşı karşıya geldiğinde memleketin solcusu da sağcısı da İran’dan yana çıkar genellikle. Bu da aslında normal, zira ABD Ortadoğu’dan bir türlü elini çekmediği gibi ta 1950’lerden bu yana İran ile özel olarak ilgilenmiş, hükümet devirme operasyonlarına katılmış, Humeyni devriminden sonra da bu ilgisini hiç kesmemiştir. ABD, bütün bunlar yetmezmiş gibi Irak’ı da işgal etmiş, kukla bir hükümet kurmaya çalışmış, bunda pek de başarılı olamamış ancak her halükarda Ortadoğu’da etkili bir güç olma siyasetini sürdürmüştür. Dünyanın diğer bölgelerinde, özellikle de Latin Amerika’daki faaliyetleri de dikkate alınınca ABD, bu emperyalist performansıyla memleketin sağcısına da solcusuna da hiç sempatik gelmez. Gladio işlerini şimdilik saymıyorum bile.

İran’ın antipatik gelmesi için ise Türkiye’de laik düşünürlerin suikastlerle öldürülmesi işine ülke olarak isimlerinin karışması gerekir. Böyle durumlarda Türkiye’de sol ve seküler kesim İran ile hayli mesafelenir ancak bu meseleler unutulunca, bu antipati de geçer gider.

İran rejimine karşı İran içinde meydana gelen gösteriler konusunda ise kafalar karışır. Bir halk hareketi olarak ilk başta sempatik ve ilginç gelse de hemen dikkatler İran rejiminin açıklamalarına odaklanır. Acaba bu gösterilerin arkasında emperyalist güçler ya da CIA mi vardır? Böyle olunca gösterilerle hemen bir mesafe belirir. Bu mesafe memleket sağcısında da vardır çünkü onlar da bu emperyalist el kuramını hemen dikkate alırlar.

Sağcılarınki eh, normal, ama sol kesimin bu mesafesi açıkça ilginçtir. Türkiye’deki halk hareketleri iktidar tarafından “dış kaynaklı” olarak tanımlanınca haklı olarak bozulan -kimi- solcular ve emperyalizm karşıtları, iş İran’a gelince rejim tarafından ortaya atılan “dış kaynaklı” teorilerini yabana atmazlar.

Bu başka bir yazıda uzun uzadıya ele alınması gereken bir durumdur deyip asıl mevzumuza gelelim. İran’ın en kudretli komutanlarından Kasım Süleymani’nin ABD tarafından uluslararası hukuk kuralları hiçe sayılarak öldürülmesi sonrasında “Acaba yeni bir savaş mı başlıyor?” endişesi tüm dünyayı haklı olarak sardı.

“Çok sert yanıt vereceğiz” açıklamaları yapan İran, Irak’taki ABD üslerini bombaladı ancak ABD bu operasyondan can kaybı anlamında zarar görmediğini söylüyor. İran ilk başta 80 ABD askerinin öldüğünü söylese de bağımsız gözlemciler ve ajanslar bu yönde bir kanıt olmadığına dikkat çekiyorlar.

Ancak bu bombardımanın daha acı bir sonucu oldu. Bombardımanın başladığı saatlerde İran’dan havalanan Ukrayna havayollarına ait bir yolcu uçağı düşmüştü. Olaydan kısa bir süre sonra bu uçağın İran füzelerince düşürülmüş olabileceği söylendi ama İran bunu ısrarla reddetti.

Ancak İran üç günlük inkârın ardından geçtiğimiz cuma günü, 176 kişinin hayatını kaybettiği bu olayın sorumluluğunu kabul etti ve uçağın “insani hata sonucu” füze ile vurulduğunu açıkladı.

Böylece geriye 176 acılı aile ve bu savaş restleşmesinin ilk evresinin gayet utanç verici bir facia ile sonuçlanması kaldı. İran rejimi sanıyorum önümüzdeki günlerde bu konu ile ilgili olarak maddi ve manevi hayli çaba harcamak zorunda kalacak.

Savaş ihtimali meselesine dönecek olursak. ABD bu işten şimdilik en az hasarla yakayı sıyırmış görünüyor. Kendince önemli saydığı bir aktörü yok etti ve Rusya’nın yanı sıra ABD’nin bölgede bulunmasından hazzetmeyen diğer devletlere de “Ortadoğu’da hâlâ varım” mesajı gönderdi.

İran’dan ise beklenti büyüktü. ABD’ye karşı çıkabilecek bölgedeki tek yerel güç olarak bakılan İran, yine “şimdilik” kaydıyla operasyonel anlamda düşünüldüğü kadar güçlü olmayabileceği gibi bir tablo çizdi. En güçlü generalini dikkatsiz biçimde kaybetmesi bir yana, bu saldırıya yanıt verme sürecini de -kendi açısından- başarılı biçimde yürütemediği açık. Ancak tabii böyle konularda kısa vadeli süreçlere bakarak karar vermemek lazım.

Trump’ın son açıklamalarıyla savaş ihtimali de hayli hafiflemiş görünüyor. Dolayısıyla bu dosya şimdilik bu şekilde kapanabilir belki ama arkada bir mesele kalıyor.

Hatırlanacaktır bu savaş meselesi başlamadan önce İran, halk gösterileri ile çalkalanmaktaydı. Benzin zammı protestolarıyla başlayan gösteriler Kasım ayı boyunca ülke geneline yayılmış ve göstericiler rejimden memnuniyetsizliklerini ortaya koymuşlardı. Bu gösteriler sert biçimde bastırıldı. Aralık ayında Reuters haber ajansı İranlı üç yetkiliye dayandırdığı haberinde gösterilerde 1.500 kişinin öldüğünü duyurdu. Habere göre ölenlerin 17’si çocuk, 400’ü de kadındı. Uluslararası Af Örgütü ise kendi verilerine göre gösterilerde 300’ü aşkın kişinin öldüğünü duyurmuştu. Aynı dönemde Şiilerin yönetimde etkin olduğu Irak’ta da halkın yönetime karşı sokaklara çıktığını hatırlayalım.

İran’daki gösteriler bu sert bastırma hareketi ile zaten sönümlenmişken ABD’nin operasyonu ve savaş ihtimali ile bu halk hareketi artık iyice geri çekilmiş durumda. Ancak çok daha can sıkıcı bir ihtimal var. Süleymani’nin öldürülmesi sonrası yayınlanan bir analize bakılırsa Süleymani bilhassa Irak’taki gösterileri geri plana itmek için bölgedeki ABD unsurlarına bir saldırı planlamakta idi. ABD’nin cevap vermesi ile denklem değişecek ve İran’ın etki alanı içinde saydığı Lübnan ve Irak’taki halk hareketleri geri çekilecek, ABD’ye yönelik protestolar ön plana çıkacaktı.

Eğer bu analiz doğru ise biz Trump’ın tweetleri ve Hamaney’in açıklamalarına bakarken 176 kişi boş yere ölmüş ve halk hareketleri yine türlü dalaverelerle bastırılmış oluyor.

Facebook Yorumları

reklam
27.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
30.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
25.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
11.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
28.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive