Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?


25.11.2019 - Bu Yazı 731 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Siyaset neredeyse bir haftadır Sözcü gazetesi yazarı Rahmi Turan’ın “Saray’a çıkan CHP’li” yazısı ve onun yankılarıyla yatıp kalkıyor. Konu artık muhtemelen ezberlendi. Ama yine de birkaç önemli köşe taşını yazalım. Rahmi Turan’a göre, daha doğrusu ona bilgi veren bir kaynağa göre, önemli bir CHP’li Saray’a çıkmıştı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü. Erdoğan ona “CHP’nin başında sen olsan iyi olur, yardımcı da oluruz” demişti.

Yazı/iddia bu haliyle kalsa “Siyasi asparagas” denilip geçilirdi. Ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu haberi/iddiayı doğruladı. Öyle olunca da elbette kıyamet koptu.

Kimdi bu CHP’li? Ve kimdi Rahmi Turan’ın kaynağı? Günler ilerledikçe söz konusu CHP’linin Muharrem İnce olduğu öne sürüldü Rahmi Turan, daha doğrusu onun kaynağı tarafından. Ancak Muharrem İnce iddiayı net şekilde yalanlıyor, Erdoğan ve AKP cephesi de Saray’da herhangi bir CHP’li ile görüşülmediğini söylüyor.

Bu durumda gözler tekrar Kılıçdaroğlu’na ve Rahmi Turan’a dönüyor.

Turan bu iddianın kaynağının bir başka gazeteci, Talat Atilla olduğunu söylüyor. Atilla da bu bilgiyi kendisine bir CHP’linin verdiğini, bilgiyi Kılıçdaroğlu’ndan da doğrulattığını söylüyor. Peki kendisi de bir gazeteci olan Talat Atilla bu haberi neden “Ben yemedim sen ye” diyerek Rahmi Turan’a veriyor? Orası belirsiz. Daha doğrusu Atilla’nın yaptığı açıklamalar çok da ikna edici değil. Beri yandan Kılıçdaroğlu da yakın çevresine “Ben Talat Atilla ile görüşmedim” diyor.

Bu durumda top iyice ortada kalıyor. Ortada kalınca topa elbette Erdoğan ve AKP cephesi vuruyor ve Erdoğan iddianın yalan olduğunu öne sürerken “Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum” diyor. Gözler yine CHP cephesine dönüyor. CHP ise bu kez “Kumpas var” formülüne sarılıyor.

Böylece kartlar yeniden karılıyor. AKP medyası ile Erdoğan’dan geçer not almayı daha çok önemseyen eski merkez medya, Muharrem İnce’ye sarılıyor. Çünkü İnce bu kumpasın arkasında CHP Genel Merkezi’nin olduğunu öne sürmekte. İnce’ye göre 24 Haziran seçimlerinden bu yana kendisini hedefe koyan bir kesim var CHP içinde ve genel başkan Kılıçdaroğlu da bu çevrelerle yan yana durmakta. Öte yandan Kılıçdaroğlu cephesi de kendilerine karşı kumpas kurulduğunu söylüyor. Onlara göre Yerel Seçim başarısından sonra CHP karıştırılmak isteniyordu, bir operasyon zaten bekleniyordu. Buna imkân verilmemeliydi. CHP Genel Merkezi’ndeki hava, operasyonun arkasında AKP’nin ve CHP içindeki bazı çevrelerin olduğu yönünde. İnce, durum maden bu aşamaya geldi CHP Genel Merkezi’nin kendisini Disiplin Kurulu’na vermesini istiyor. CHP’den sızan bilgiler ise İnce’nin bu yöndeki çağrılarını yanıtsız bırakma yönünde.

Dolayısıyla tablo artık Sözcü gazetesi yazarı Rahmi Turan’ın iyi gazetecilik/kötü gazetecilik yapmasının ötesinde CHP içinde kılıçların çekildiği bir aşamaya geldiğimizi gösteriyor. İnce eğer gerçekten de Erdoğan ile görüşmemişse ve bu iddia yalan ise kendisine karşı bir tuzak kurulduğunu söylemekte haklı. CHP Genel Merkezi ise gerçekten böyle bir görüşme gerçekleşmişse bu süreci böylesine amatörce bir şekilde götürmekte haksız.

Bu çerçevede sanıyorum kamuoyunun aklında şöyle bir sorunun belirmesi kaçınılmaz: CHP Genel Merkezi ne biliyor? Bildiği her neyse bir an önce açıklamalıdır.

Olayın diğer aktörlerine de belki bazı sorular yöneltilebilir ancak bu aktörler bir iddianın muhatabı konumundadırlar. Yani Erdoğan “Görüşmedim” diyorsa iddia sahibi bir görüşme olduğunu daha açık biçimde ortaya koymalıdır. İnce de keza “Görüşmedim” diyorsa iddia sahibi görüşüldüğünü daha ikna edici biçimde kanıtlamalı. Yoksa birkaç gün daha havanda su dövülür ve konu kapanır gider.

Ancak haber bu haliyle Kılıçdaroğlu hariç tüm tarafların eline koz vermiş durumda. Erdoğan “Bizi kendi meselelerine alet ediyorlar” diyebilir, İnce “CHP Genel Merkezi rakip olarak gördüğü beni harcamaya çalışıyor” diyebilir. CHP ve Kılıçdaroğlu’na ise ancak “Bize operasyon çekiliyor” argümanı ve belirsiz bir Saray iması kalır.

Günün sonunda ise elimizde şu soru kalır: Günlerce saçma sapan bir haberi ve CHP Genel Merkezi’nin işi eline yüzüne bulaştırmasını mı konuştuk, yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan gerçekten de CHP’den birileri ile görüştü mü?

CHP içi tuhaflıklardan biri gibi başlayan bu hikâye, CHP’yi çok daha zor durumu da sokabilir, siyasette yeni denklemlere ve gelişmelere de pencere açabilir. Bu sorunun yanıtını herhalde Kılıçdaroğlu verecek.

Facebook Yorumları

reklam
25.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
11.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
28.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive