Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Suriye’de Meksika Açmazı


28.10.2019 - Bu Yazı 142 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 'Meksika Açmazı' dediğimiz durumun gerçek ya da orijinal adı 'Mexican Standoff'. Hani filmlerde ikiden fazla kişi birbirine silah çeker ve durum kilitlenir ya. Ona sinema literatüründe “Mexican Standoff” deniyor. Bir tür, kimsenin ileri ya da geri hareket edememesi durumu. Ya herkes silahını bırakıp 'açmaz' öncesi duruma dönecek ya da herkes silahını ateşleyecek ve… Tabii bir üçüncü seçenek de o vaziyette saatlerce beklemek, aralarından biri yorulana kadar. 

Suriye’deki durumu beş gün öncesine kadar böyle tarif etmezdim. ABD, ülkedeki müesses nizamın rızası olmasa da Trump’ın heyheylenmesi ile Suriye’den çıkıyor, Rusya pozisyonunu genişletiyor, Kürtlerin kendi kendilerini yönetebilecekleri bir sistem kurma hamlesi başta Türkiye olmak üzere diğer devletlerce yine boğuluyor, Esad bu işten kazançlı çıkıyor, Türkiye’ye ise şu ana kadar girdiği bölgelerde -belirsiz bir süre- kalma hakkı tanınıyordu. Ankara’daki İttihatçı-Abdülhamitçi karması rejim için 100 yıl sonra Ortadoğu’dan küçük de olsa arazi kapmak, karlı bir işti. Kürtler hariç herkes bu işten kazançlı çıkmıştı, sadece ABD’nin durumu kendi açısından belirsizdi, zira Pentagon ve Dışişleri’nin kitabında Ortadoğu’dan çekilmek yoktu ve hiç olmamıştı. Trump’ı ikna etmek gerekecekti. 

Hafta sonunda iki önemli gelişme oldu. Öncelikle ABD, evet Türkiye’nin ve Türkiye’nin birlikte hareket ettiği cihatçıların hedefinde olan Kürtlerin yaşadığı bölgeden çekiliyordu ancak başta ilan edildiği gibi Suriye topraklarını tamamen terk etmeyecekti. 100 yıl önce Ermenilerin ölüm yolculuğuna sürüldüğü Der-Zor’daki petrol bölgelerinin civarında ABD birlikleri kalacak ve hatta bu bölge yeni ABD birlikleri ile takviye edilecekti. Pentagon  Suriye’nin doğusundaki petrol yataklarının DEAŞ ya da başka istikrar bozucu grupların eline geçmemesi amacıyla bu adımı attığını açıklıyor. Bu hamle Türkiye’de genel olarak “ABD’nin gözü Suriye petrolünde” mantığıyla açıklanıyor ancak oradaki petrol pek ABD’nin dişinin kovuğuna gidecek gibi değil. Bu açıklama daha çok Pentagon’un Suriye’den tamamen çekilmemek ve bölgeyi bütünüyle Rusya ve İran’a bırakmamak için Trump’ı ikna etmek üzere bulduğu bir kılıf. Biraz Washington’daki iç itişmelerin sonucu diyebiliriz belki. Dolayısıyla bu adımla birlikte Suriye’nin doğusunda işin içinde olan ülkelere bakacak olursa, küçük bir alanda ABD, Rusya, Suriye, Türkiye, Kürtler, IŞİD ve diğer cihatçılar sıkışmış durumdalar. Bu modern dünya tarihi açısından da ilginç bir durum. “Meksika Açmazı” böylece az çok oluşmuş durumda. 

Ancak açmazı kesinleştiren yeni bir gelişme daha yaşandı. Cumartesi akşamı İdlib’de kimin icra ettiği o an için bilinmeyen uzun bir askeri operasyon gerçekleştiği haberleri düştü ajanslara. İlerleyen saatlerde ortaya çıktı ki operasyon IŞİD lideri Bağdadi’yi hedef almaktaydı. 

Reuters haber ajansına konuşan bir Amerikalı yetkili, gece yarısı yapılan operasyonda Bağdadi'nin hedef alındığını ve operasyonun başarılı geçtiğini söyledi. Yine Reuters'a konuşan iki Iraklı ve iki İranlı güvenlik kaynağı da Bağdadi'nin öldüğünü söylüyor. Son olarak ABD Başkanı Trump da yaptığı açıklamada gelişmeyi doğruladı. 

Bağdadi konusunda haber akışı öyle görünüyor ki devam edecek ancak burada operasyon kadar önemli bir vaka da bu işin ABD ve Kürt güçler tarafından ortak istihbarat ile yapılması. Çünkü operasyondan sonra Suriye’deki Kürt güçlerin komutanı Mazlum Abdi, istihbarat anlamında ABD ile ortak ve başarılı bir operasyon yapıldığını söyledi. Peki Mazlum Abdi (Kobani) kim? Türkiye’nin  “terörist” olduğu gerekçesiyle ABD’den istediği bir isim. 

Ve bu operasyona kadar öyle görünüyordu ki Erdoğan’ın ABD ziyaretinde de masadaki en önemli konulardan biri bu olacaktı. Türkiye belki de Mazlum Abdi teslim edilmedi diye tekrar operasyona başlama sinyalleri verecekti. Ancak bu hamle ile Meksika Açmazı biraz daha şekillenmiş, Türkiye de iyice bu açmazın köşelerinden biri haline gelmiştir  ve daha önemlisi Suriye’deki Kürtler de ötelendikleri masaya tekrar oturmuş, bu anlamda onlar da bu açmazın bir köşesi haline gelmişlerdir 

Son gelişmenin önemi belki şuradan daha iyi anlaşılabilir. Operasyonun gerçekleştiği İdlib, Suriye’deki cihatçıların kontrolünde bir bölge idi ve bu cihatçıların Türkiye ile yakın bağları olduğu sır değildi. Türkiye’nin Kürt yönetimine yönelik operasyonu başlamadan önce Esad rejimi İdlib çevresindeki kuşatmasını daraltıyor, Türkiye de buna karşı çıkıyor, Esad’ı katliam politikasını sürdürmekle suçluyordu. 

Şu an itibariyle Bağdadi’in İdlib’te olduğu ortaya çıktı, operasyonu ABD ve Kürtler birlikte yaptı. Peki Türkiye’ye haber verildi mi? Bilemiyoruz. Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklaması, verildiyse bile kerhen verildiği yönünde: "ABD tarafından İdlib'e dün gece yapılan operasyon öncesinde askerî makamlar arasında bilgi alışverişi ve koordinasyonda bulunulmuştur.”

Bir ara rapor çıkaracak olursak: Türkiye bu harekatı zafer diye sunmaya çalışsa da harekat öncesine göre diplomasi açısından çok daha avantajlı bir pozisyonda değildir. Elinde bazı bölgeler varsa da sivil ölümleri nedeniyle başı uluslararası hukuk açısından derde girecek gibi görünmektedir. Üstelik şu son Bağdadi operasyonuyla Kürtler ile ABD arasındaki samimiyet daha da artacak gibidir. En avantajlı görünen Rusya, yine de kendini bitmek tükenmek bilmez bir çıkmazın içinde bulmuştur. ABD “Çıksak bir dert, kalsak bir dert” durumundadır. Esad savaş dönemine kıyasla kazanımlarını artırsa da topraklarında boy göstermeyen ülke ve güç kalmamış gibidir. İran açısından ise baş düşmanı ABD, tam da kendisinin Lübnan ve Beyrut’a uzandığı güzergah üzerine kurulmuştur. Bu onlar açısından da gayet can sıkıcı bir durumdur. 

Ortadoğu için “bataklık” türü benzetmeler yapmayı hiç sevmem. Batı kibrinin bir yansıması olarak görürüm. Ancak Ortadoğu siyasetinin hayli karmaşık ve hiç de başta göründüğü gibi kolay olmadığını söylemeye gerek bile yok. Ve Ortadoğu’daki tüm dengeler Suriye’nin doğusundaki bu bölgeye sıkışmış gibi görünüyor. Oysa Türkiye kendini bu kadar sıkıştırmayabilir ve yeni bir çözüm süreci ile hem kendisi nefes alıp hem de bölge halklarına nefes aldırabilirdi. Siyasette ve diplomaside geç kalmak diye bir şey yoktur. Zararın neresinden dönseniz kardır. Hala hiçbir şey için geç değil. 

Facebook Yorumları

reklam
11.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
28.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive