Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?


2.07.2019 - Bu Yazı 204 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tekrarlanan İstanbul seçiminde CHP-İYİ Parti adayı Ekrem İmamoğlu’nun, rakibi AKP-MHP adayı Binali Yıldırm’a 800 bin civarında oy farkı atarak başkan seçilmesi ve seçimde AKP’nin elinde olan bazı ilçelerden de İmamoğlu’nun birinci çıkması doğal olarak Erdoğan rejiminin ve AKP’nin artık kesinlikle iniş trendine girdiği yorumlarına yol açtı. 

Mümkün ve muhtemelen öyle. Ancak önce bu iniş trendine şöyle bir tekrar bakmak gerekir. Evet özellikle tek adam rejimine geçildiğinden ve otoriterleşme keskinleştiğinden beri AKP’nin kendi seçmeniyle bile arasında bir mesafe olduğundan söz etmek mümkün. Zaten bu süreç bilhassa son yıllarda bir kısır döngüye dönüştü ve AKP güç kaybettikçe MHP’ye ve Türkçülüğe sarıldı, sarıldıkça güç kaybetti ve sonuçta AKP ve MHP birbirine muhtaç hale geldi.

Beri yandan İmamoğlu’nun da “çıkıştaki” bir figür olduğunu söylemek lazım. Süreç boyunca pek hata yapmadı, enerjisini, gençliğini ve belagatini iyi kullandı, muhafazakâr seçmene bol bol (kimi zaman lüzumundan fazla) mavi boncuk dağıttı ve İstanbul’da tarihî bir oranla belediye başkanı seçildi. Bunda hiç şüphesiz Kürt seçmenlerin de katkısı vardır. Hatta belki de katkıdan öte... 

Beri yandan şu da var ki AKP’yi iktidara taşıyan kuşak da yıllar içinde değişiyor. Bırakın başörtüsü yasağını, 2007’deki Cumhurbaşkanlığı krizini, e-muhtırayı bile hatırlamayan, bilmeyen bir kuşak var artık muhafazakâr çevrelerde ve onların öncelikleri hayli farklı. Yani e-muhtıra verildiğinde 10 yaşında olan bir çocuk bugün 22 yaşında. 2001 krizinde 10 yaşında olan bir çocuk ise bugün 28 yaşında.

Hâl böyle fakat bütün bunlara eşlik eden iki kritik faktörü not etmeliyiz. Ekonomik kriz ve Suriyeliler konusu. Kriz günden güne bilhassa büyükşehirler açısından etkisini hissettiriyor ve gitgide çok daha fazla insan krizin sonuçları ile yüzleşmek ve mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu AKP’liler için de böyle, MHP’liler için de. Üstelik mevcut krizin mevcut politikalarla yani tek adam rejimi ile çözülemeyeceği de öyle görünüyor ki muhafazakâr kitlede de artık kabul görüyor.

Suriyeliler konusuna gelirsek. 23 Nisan’daki mağlubiyet sonrası AKP’nin güçlü olduğu ilçelerde yapılan röportajlarda göze çarpan en öncelikli konu “Suriyeliler” meselesi idi. AKP seçmenleri krizin yanı sıra hatta daha da öncelikli olarak AKP’nin “Suriyeliler” konusunu çözemediğini dile getirmekte idiler.

Bu elbette tüm Türkiye’yi kapsayan ve ne yazık ki insan ve göçmen hakları ekseninde bir çözüm üretilemeyen bir konu oldu. Milliyetçi ve ırkçı ajitasyona hayli uygun bir konu olduğu için Suriyeliler ile iç içe yaşayanlar hızla provoke olabiliyorlar. Ki zaten bu konuya ne yazık zaten hiç yabancı değiliz çünkü geride bıraktığımız ve hâlâ içinde bulunduğumuz ortamda kitleler Kürtler aleyhinde de hızla provoke olabiliyorlar, oluyorlar. 

Özetle muhalefet partileri konuya insan haklarına yaraşır bir açıdan bakma yaklaşımı göstermeyip tam tersine bilhassa mikro düzeyde konuyu kaşıma seçeneğine giderken iktidar da bu konunun üzerine gitmeyip geçiştirmeyi seçti. Ve sonuçta Suriyelilere karşı koşullanmış ne yazık ki geniş bir kitle ile karşı karşıya kaldık. Durumu bilen ve farkeden Erdoğan’ın 23 Nisan mağlubiyeti sonrası yaptığı konuşmada 300 bin Suriyeli’nin geri gönderildiğini vurgulama ihtiyacı hissetmesi de belli ki bu konuyla ilgili.

Pekâlâ, bunları sıralayarak nereye gelmeye çalışıyoruz? Evet AKP’nin ve Erdoğan’ın inişte olduğu doğrudur fakat bu iniş hem hızlı olmayabilir hem de yükselen umduğumuz gibi bir şey olmayabilir.

Öncelikle Erdoğan rejimi artık devletle iç içe geçmiş bir rejim ve hâlâ yasama, yürütme, yargı, ordu ve polis rejimin elinde. Evet rüzgâr farklı bir yerden estiğinde rejimler bu avantajlarını kullanamaz hale gelirler ancak bunun için çok güçlü bir rüzgâr olması gerekir. 

Peki önümüzde çok güçlü bir rüzgâr var mı? Buna emin değilim. Evet yerel seçimlerde AKP her ne kadar Türkiye’deki ekonomik ve kültürel üretimin merkezleri olan büyük şehirleri kaybetti ise de İç Ege, Karadeniz, Orta ve Doğu Anadolu ile Karadeniz’in büyük kısmı ile G.Doğu Anadolu'nun bir kısmı hâlâ elindedir. Buna ilave olarak AKP tabanının bir kısmı belki Erdoğan rejimi ile mesafelense de bu kesimdeki muhafazakârlaşma eğiliminde görebildiğimiz kadarıyla bir değişim yoktur.

Özetle AKP ve Erdoğan rejimi tarihinin en güçlü krizini yaşarken seçmen kitlesindeki muhafazakârlaşma ve milliyetçileşme eğilimlerinde en azından şu an itibarıyla güçlü bir değişim gözlenmiyor. 

Bu açıdan sadece CHP ve İmamoğlu için  değil, sol ve demokrat muhalefet ile Kürt siyasal hareketi için de uzun ve ince bir yol var önümüzde.Bu güçlerin nasıl bir dayanışma içinde olacakları hiç şüphesiz gidişatı belirleyecek en önemli etmen. 

Facebook Yorumları

reklam
11.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
28.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive