Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Demokrasi olsa demokrasi derdik…


11.05.2020 - Bu Yazı 1204 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ne hafta ama... Ölüm orucu sonucu hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesine yapılmayan kalmadı, cemevine gazlı saldırı dahil. Yetmezmiş gibi cenazenin defin için gittiği Kayseri’de ülkücü gruplar gösteri yaptı, Bakırköy Ermeni Kilisesi’nin kapısı yakılmak istendi, saldırganın “korona virüsünü bunlar başımıza bela etti” dediği söylendi, İslamcı-milliyetçi bir dergide “FETÖ’nün ayakları” başlıklı bir şemada Türkiye Hahambaşılığı, Ekümenik Patrik ve eski bir Ermeni Patriği de yer aldı, AKP’ye yakın Ülke TV’de bir programa katılan Sevda Noyan adlı bir kişi "15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Boş bulunduk. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede hâlâ 3-5 var, benim listem hazır" dedi, bu kişinin eskiden Gülen Cemaati’ne yakın kanallarda program yapan bir müzisyenin eşi olduğu ortaya çıktı. 

Ragıp Zarakolu’na 1950’ler ile günümüzü karşılaştıran bir yazı yazdığı için “darbecilik” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Daha da ötesinde AKP çevreleri iktidar değişikliğine değinen her değerlendirmeyi “darbecilik” torbasına tıkıştırmaya başladı. 

Bu aslında özellikle üzerinde durulmaya değer. Zira 15 Temmuz darbe girişimini “Allah’ın lütfu” sözleriyle karşılayan AKP için öyle görünüyor ki bu lütuf çoktan sona ermiş, Türkiye’ye seslenebilme kabiliyetleri hem tükenmiş hem de 'tek başına iktidar' günleri çok gerilerde kalmıştır. AKP, daha doğrusu Erdoğan rejimi, MHP desteği olmadan seçim sandıklarından “ezici” bir galibiyet alamayacak haldedir. Elbette bu MHP desteğine, bir de siyasi güç anlamında 90’ların devlet ve derin devlet çevrelerini ve ulusalcı çevreleri katmak gerekir. 

Özetle 7 Haziran 2015’de başlayan AKP’nin tek parti olamama hali aslında Kasım 2015 seçimlerinde telafi edilmiş gibi görünse de derinleşerek sürmektedir. 

Ancak iktidar ortakları açısından aşılması zor şöyle bir denklem görünmekte. MHP ve eski devlet çevreleri her ne kadar iktidarın ortağı olsalar da, AKP’siz bir iktidar kurma olanağından şimdilik yoksundurlar. Yani oy gücü anlamında. Bunun için hâlâ AKP tabanına ve Erdoğan’ın propaganda kabiliyetine ve medyasına ihtiyaç duymaktalar. Ancak bu şekilde devlete ve iktidara tutunabilmekteler. AKP ve Erdoğan için ise artık sandıktan tulum çıkarılan günler çok gerilerde kalmış vaziyette. 

2015’deki çözüm ve açılım fırsatını “Kürt anasını görmesin” mantığıyla çöpe attıktan sonra milliyetçilerle koalisyon kurmanın sonucu, buralara gelmek oldu. Muhtaç kaldığı gücün programını uygulamak adına baskıyı ve milliyetçi dozu artırdıkça “söylem” düzeyinde koalisyon ortakları güç kazandılar. Süleyman Soylu’nun istifası ve Erdoğan’ın bu istifayı “kabul etmemek” durumunda kalması belki de böyle okunabilir. MHP yöneticisi Semih Yalçın’ın Devlet Bahçeli’nin tek başına MHP iktidarı çağrısı yapan eski bir tweetini yeniden canlandırması da. 

Manzara böyle olunca artık AKP ve Erdoğan rejimi açısından 'tüm topluma' sunulabilecek bir siyasi proje kalmadı. Tam tersine iktidarı ne pahasına olursa olsun korumaya yönelik bir organizasyon şeması öne çıktı ve kendi seçmenlerine de “Anca beraber kanca beraber” havası pompalandı. Zaten bunun yolunu seçmenler partiye 15 Temmuz’da göstermişlerdi.

Bu dinamikler içinde şekillenen iktidar şemasında AKP’nin artık en büyük ihtiyacı “darbe” ortamı içinde yaşamak. Daha doğrusu bu ortamı yaşatmak. Böyle tehditler arayıp bulmak, yoksa da yaratmak. Yeni yeni bir 'Allah’ın lütfu' bulmak. Her seçmeni bir Sevda Noyan haline getirmek.

Söylemeye gerek yok böyle bir rejimi “demokrasi” olarak tanımlamak herhalde mümkün değil. Peki, ne olarak tanımlayacağız? AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in tüm bu tablo içinde söylediği sözler mesela pek anlamlı. Şöyle dedi Çelik: 

“Kim 'saray rejimi' diyorsa bilin ki aslında demokrasiyi felç etme örgütünün üyesi olduğunu itiraf etmiş oluyor. Kaç gündür dikkatle izliyoruz, nezaketle uyarıyoruz. Bakın bunlar antidemokratik sözlerdir, bu yaklaşımların içine girmeyin diyoruz. Ama millete meydan okumaya devam ediyorlar.”

Tekrar soralım. AKP’nin Türkiye’yi soktuğu rejime ne demek gerekiyor peki? Yasama, yürütme ve yargının tamamıyla Saray’a ve onun iktidar ortaklarına bağlandığı, baro ve meslek odalarının da artık iktidarın emrine sokulmak istendiği, sermaye medyasının zaten tamamen tek sesli hale getirildiği bir rejime “demokrasi” deme imkânı olsa elbette demokrasi derdik. 

Siyasetçilerin, akademisyenlerin, sivil toplum çalışanlarının, gazetecilerin hapse tıkıldığı, hatta şu salgın günlerinde cezaevlerinde ölüme terk edildiği bir rejime “demokrasi” diyebiliyorsak, buyurun diyelim. Kürtlerin, Alevilerin, muhaliflerin, Hristiyanların, Yahudilerin her gün tehdit altında yaşadığı bir rejime “demokrasi” diyebiliyorsak buyurun diyelim. 

Facebook Yorumları

reklam
11.05.2020
Demokrasi olsa demokrasi derdik…
13.04.2020
Geminin nereye gittiğini bilen var mı?
19.03.2020
Virüs belki de bize bir şey anlatmaya çalışıyor
24.02.2020
Devletin dehlizlerinde
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
28.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
31.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
26.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusundan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive