Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi


10.9.2018 - Bu Yazı 80 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 7 Eylül Cuma günü yapılan seçimle Cumhuriyet Vakfı’nda yönetimin değişmesi sonucu, Cumhuriyet gazetesinin yönetici kadrosu da görevden alındı. Genel yayın yönetmenliği görevine getirildikten 2 ay sonra tutuklanan ve 17 aylık tutukluluğunun ardından geçtiğimiz Mart ayında tahliye edilen Murat Sabuncu’nun yerine Aykut Küçükkaya’nın göreve getirilmesi sonrasında yeni görevden almalar, kimi köşe yazarlarının yazılarının yayınlanmaması ve istifalar birbirini izledi. Alev Coşkun başkanlığındaki yeni Cumhuriyet Vakfı yönetiminin 8 Eylül günü Cumhuriyet’te yayınlanan bildirisindeki şu cümle dikkat çekici idi: “Bir süredir eksikliğini gördüğümüz Atatürk ve onun temel ilkeleri Cumhuriyet gazetesine kesin olarak geri dönmüş bulunuyor”

Basitçe tarif edecek olursak iktidarın Cumhuriyet’e yönelik operasyonu –ne yazık ki- şimdilik başarılı olmuş görünüyor. Cumhuriyet, AKP ve Erdoğan’ın bilhassa 2013 sonrasındaki totaliterleşme çizgisinin karşısına dönem koşullarına uygun bir çizgi ile karşı çıkmakla kalmamış, iyi gazetecilik/habercilik örnekleri de vermişti. Mesele de esasen buydu. AKP ve Erdoğan, karşısında Kılıçdaroğlu CHP’si gibi bir basın istiyordu. (Bu cümlemle Muharrem İnce’yi makbul bulduğum sonucu çıkarılmasın)

Ancak kanımca AKP ve Erdoğan’ı asıl Cumhuriyet’in Kürt meselesindeki çizgisi rahatsız ediyordu. Dikkat edilecek olursa Erdoğan kliğinin ve onun çizgisindeki yargının Cumhuriyet ile uğraşması, HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın ve yeni kadronun ülkenin Batısına da seslenen çizgisinin seçmende karşılık bulması ve Cumhuriyet’in de bu yeni ve umut vadeden sese ilgisiz kalmaması ile başlar. Bu süreçte HDP bilindiği gibi yüzde 13’lük bir oya ulaşmış, bu seviyeyi daha da ileriye taşıyacağı konusunda güçlü ipuçları vermiş, 7 Haziran 2015 seçiminde AKP’yi tek parti iktidarından indirmişti.

Erdoğan ve kliğinin çözüm masasını devirmesi ile Cumhuriyet operasyonuna girişmesi üç aşağı beş yukarı aynı tarihlere rastlar. İktidar kendi hegemonyası için en büyük tehdit olarak gördüğü –Batı’da da güçlü bir zemin bulmaya başlamış- Kürt muhalefetini susturma operasyonuna girişirken Cumhuriyet Vakfı seçimlerine de bulaşacak bir imkan bulmuş, kendi çizgisindeki yargı enstrümanları ile de bu imkanı sonuna kadar kullanma yoluna gitmişti.

Sonuçta aralarında Ahmet Şık ve iki aylık genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu’nun da bulunduğu çok sayıda Cumhuriyet yöneticisi, yazarı ve çalışanı hapse atıldı. Yargı sürecinde gazetenin yayın politikası, manşetleri iddianameye konu edildi ve gazete alenen yayın politikasını “değiştirmek”le suçladı. Bu arada eski çizginin kimi isimleri utanç verici tanıklıklar yaptılar bu mahkemelerde.

Aynı dönemde HDP yöneticileri, vekilleri ve belediye başkanlarının üzerinde de ağır bir baskı politikası yürütülüyor, eş başkan Selahattin Demirtaş’ın yanısıra çok sayıda HDP’li gayet göstermelik suçlamalarla hapse atılıyordu. (Demirtaş’a yönelik ilk hükmün de Cumhuriyet Vakfı seçimi ile aynı gün verilmesi, tatsız ama anlamlı bir tesadüf)

Ancak şunun altını çizmem gerekir: Gayet uydurma gerekçelerle hapse atılan Cumhuriyet yöneticilerinin tek vasfı bu değildi şüphesiz. Yazının girişinde de özetlemeye çalıştığım gibi Erdoğan rejiminin totaliter karakteri karşısında mümkün mertebe yeni ve kapsayıcı bir muhalefet, dil ve habercilik ağını da kurmaya gayret etmekte idiler. Bu güzergahta epey de yol almışlardı. Bilhassa ekonomi alanında olup bitenleri hiçbir gazete sorgulamaz, mesele etmezken Çiğdem Toker’in başarılı gazeteciliği oradaki perdeyi de aralıyordu. Gazetenin bu vasfı da Erdoğan rejimini belli ki –nasıl diyelim- üzüyordu.

Ve yine iktidarın Ortadoğu politikasında –Kürt meselesi ile bağlantılı bu politikaya itirazı olmayan hatta alkışlayan Sözcü’nün aksine- yine mesafeli bir çizgi izliyordu Cumhuriyet. (Tüm bu alanlarda kayda değer bir yayıncılık yapan diğer muhalif gazeteleri yani Evrensel ve Birgün’ü de not düşmeli tabii) Gazetenin bu çizgisi de yine Erdoğan rejimini belli ki üzmekteydi. Hal böyle iken Cumhuriyet Vakfı’nın yeni yönetiminin bu kez 9 Eylül günü gazetenin birinci sayfasında yayınlanan bildirisinde “Eleştirel akıl yeniden gazetenin politikasına egemen olacaktır” ifadesine ne demeli bilemedim.

Velhasıl Alev Coşkun ve yeni yönetim bir iktidar operasyonu ile Cumhuriyet’i devralmış durumdadırlar. Zaten yargı süreci boyunca da yönetime talip olduklarını belli etmişlerdi. Bahsettiğimiz çizgideki yargı kararları sayesinde istediklerini aldılar. İktidar cephesinin kimi ideologlarının attıkları sevinç naraları, yaptıkları işin vasfını gösterir mahiyettedir.

Giden ve gitmek zorunda kalan Cumhuriyet çalışanları bu ağır dönemden alınlarının akıyla çıktılar. Hepsine teşekkür ederiz. Yeni dönemde gazetecilik yapmaya çalışarak kalanlar da olacaktır elbette. Onların da emeklerine saygı göstermek boynumuzun borcu.

Facebook Yorumları

reklam
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.