Yaşar YAKIŞ

Yarına Bakış



Bookmark and Share

Türkiye İdlib’de kendini sıkıştırıyor


14.9.2018 - Bu Yazı 94 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Astana üçlüsü Türkiye, Rusya ve İran’ın 7 Eylül’de Tahran’daki zirvelerinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cesur bir hamleyle ortaklarını İdlib’de ateşkes çağrısında bulunmaya çağırdı.

Erdoğan, Suriye’deki Türkiye’nin ılımlı addettiği muhalif fraksiyonlar arasında puan kazanmayı, bu öneriyle elinden geleni yaptığını ve artık onların uzlaşma ve silahları bırakma yönünde bir adım atma zamanının geldiği mesajını vermek istiyor olabilir.

Bu, bu mesajı vermenin bir yolu, ama başka yollar da var. Bunlardan biri de daha sessiz bir diplomasi yolunu kullanmak. Bu öneri daha teknik seviyedeki toplantılarda dile getirilip, diğer ortaklara bu seviyede öneri kabul görmezse Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bunu zirvede dile getireceği söylenebilirdi.

Böyle bir yola başvurup başvurulmadığını bilmiyoruz.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndaki bir gelenek olarak, herhangi bir uluslararası toplantı öncesinde heyet başkanına kısa bir brifing verilir, daha düşük seviyeli toplantılarda neler olduğu, diğer heyetlerin olası pozisyonları ve birinin pozisyonunda ısrar etme riskleri açıklanır.

Eğer bu gelenek korunduysa zirve öncesi hazırlık toplantısında ateşkes çağrısının başlatılmasının getireceği riskler ve avantajlar değerlendirilmiş olmalı.

Eğer Erdoğan’ın ekibi onu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu öneriye karşı çıkabileceği konusunda bilgilendirmediyse bu çok büyük bir hatadır. Erdoğan risk almayı seven bir lider. Bu nedenle danışmanlarının karşı görüşüne rağmen bilerek böylesi bir son dakika hamlesi yapmaya karar vermiş olabilir.

Güçlü liderlik becerileri sayesinde bu tutumunu Türkiye’deki yerli kitlesinin geniş kesimlerine başarı olarak satabilir.

Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Uluslararası medya Erdoğan’ın önerisini ağırlıklı olarak Türkiye açısından bir eksi puan olarak gördü.

Putin, zirvedeki açılış konuşmasında Rus bombardıman jetlerinin hava saldırılarının Lazkiye’nin güneyindeki Rus Hmeymim hava üssüne karşı düzenlenen drone saldırılarına bir yanıt olduğunu söyledi.

Yani İdlib’deki terörist hedeflere yönelik saldırılar Rusya’nın kendini savunması olarak sunuldu.

Dahası bir kere ateşkes ilan ettikten sonra, terörist hedeflere saldırı düzenlemekten men edilirsiniz. Bununla birlikte BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı ılımlı Suriyeli muhalifleri DAEŞ ve diğer El Kaide bağlantılı terör örgütlerinden ayırıyor. Karar onları sadece ateşkesin kapsamı dışında tutmakla kalmadı, uluslararası toplumu onlarla savaşmaya açıkça davet etti.

Bu nedenle Türkiye’nin de aralarında bulunduğu uluslararası toplumun uluslararası hukukta onlara karşı savaşmak için sözleşme ile bağlı bir yükümlülüğü var. 4 Mayıs 2017 tarihli Astana Protokolü gerilim düşürme bölgelerinde BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını teyit ediyor.

Putin ayrıca ateşkese uyması gereken isyancılar Tahran’daki zirvede bulunmadığı için de ateşkes teklifine karşı çıktı. Putin ortak tebliğ kabul edildikten sonra yapılan basın toplantısında bu yaklaşımına “Sivillerin teröristleri korumak için bahane olarak kullanılması kabul edilemez” diyerek açıklık getirdi.

Putin’in sözleri, hiç kimsenin Türkiye'nin İdlib'deki teröristleri korumakla suçlanmasından başka bir sonuç çıkaramayacağı kadar açıktı.

Danışmanlarının Erdoğan’ın dikkatine sunmamış olabileceği bir diğer detay da Türkiye'nin, rejimin silahlı muhalefeti ile Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) olan tutumu arasındaki karşılaştırmaydı. PKK AB ülkeleri ve ABD’nin terör örgütü listesinde yer alıyor.

Tabii ki Türkiye, Beşar Esad’ın Suriyesi ile karşılaştırılamaz. Kendi halkına karşı orantısız askeri güç uygulamıyor. Ama uluslararası toplum bu farklılıkları anlamayabilir ve Türkiye’nin neden PKK ile bir ateşkes ilan etmediğini sorabilir.

Tersliklere rağmen Tahran zirvesi yarısı dolu bardak gibi. Bardağın boş kısmı toplantıda elde edilen somut bir ilerlemenin olmaması ve dolu kısmıysa Astana sürecinin çökmemesidir.

Facebook Yorumları

reklam
14.9.2018
Türkiye İdlib’de kendini sıkıştırıyor
11.9.2018
İdlib'de sonun başlangıcı
3.9.2018
İdlib’de bir felaketi önlemek artık daha zor
25.8.2018
Türkiye’nin iktidar partisi kendini gençleştiriyor
19.8.2018
İdlib Türkiye’nin başını çok ağrıtabilir
11.8.2018
Türk-Amerikan ilişkileri hala kurtarılabilir
6.8.2018
Esad - YPG anlaşması ufukta belirdi mi?
28.7.2018
Türkiye-Amerika ilişkileri yeni bir kavşakta mı?
22.7.2018
NATO Rusya ile ilişkilerini gergin tutuyor
15.7.2018
Erdoğan Türkiye siyaset tarihinde yeni bir dönem için yemin etti
7.7.2018
Türkiye’nin iktidar partisi seçmenlerin mesajını aldığını söylüyor
30.6.2018
24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’nin karşılaşacağı zorluklar​
23.6.2018
Türkiye seçime gidiyor
17.6.2018
Esad’ın Kürtlerle müzakere başlatması yeni bir dönem açar mı?
11.6.2018
Türkiye ve Amerika’nın Menbiç anlaşması
4.6.2018
ABD, Türkiye’ye savaş uçağı satışını yasaklayacak
26.5.2018
Aday gösterilenler her zaman en iyileri değildir
5.5.2018
Türkiye’nin erken seçim ikilemi
15.4.2018
Suriye yeni bir bataklığa mı sürükleniyor?
7.4.2018
Nükleer santral inşası Türkiye ve Rusya için ne anlama geliyor?
25.3.2018
'Afrin ele geçirildi ama yapılacak daha çok iş var'
12.3.2018
Türkiye ve ABD Menbiç konusunda anlaştı mı?
4.3.2018
Türkiye’nin Suriye politikasını yeniden düşünmek için bir fırsat
25.2.2018
Tillerson, Türk-Amerikan ilişkilerini çöküşten kurtardı
18.2.2018
Suriye krizi yeni bir aşamaya taşındı: Aklı olan savaştan kaçınır
10.2.2018
Türkiye'nin Zeytin Dalı'nda realist bir çıkış stratejisine ihtiyacı var
3.2.2018
ABD’nin Suriye politikasının değişmezleri
29.1.2018
Çatışmadan kaçınmak hem Türkiye'nin hem de ABD'nin görevi
13.1.2018
Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir ivme yakalama şansı var mı?
6.1.2018
İran'da huzursuzluk
18.12.2017
Rusya çekilmiyor, bölgeye kök salıyor
9.12.2017
En güçlünün elindeki sebep her zaman en iyisi mi?
3.12.2017
Suudi Arabistan'da ılımlı İslam reformu nereye gidiyor?
24.11.2017
Türkiye Suriye’den askerlerini çekecek mi?
19.7.2016
15 Temmuz 2016 darbesi
13.7.2016
İngiltere’nin AB’den çıkma kararı
6.7.2016
Suriye rejimi ile işbirliği yapılabilir mi?
28.6.2016
Türkiye-İsrail ilişkileri
22.6.2016
Orlando katliamı
15.6.2016
Işid mi öncelikli Beşşar Esed mi?
8.6.2016
Türkiye-Rusya ilişkileri
1.6.2016
Suriye’nin kuzeyi ve Türkiye
24.5.2016
Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması
17.5.2016
Türkiye-AB vize anlaşması
11.5.2016
Suriye politikamız için büyük fırsat
4.5.2016
Türkiye’nin Suriye Kürtlerine yönelik politikası
1.3.2016
Valdai toplantısı (1)
24.2.2016
Türkiye'nin PYD ile imtihanı
17.2.2016
Türkiye-İsrail ilişkileri
10.2.2016
Suriye Türkmenleri ve Türkiye
3.2.2016
Kıbrıs görüşmeleri
26.1.2016
Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler ve Türkiye
19.1.2016
Ermeni aktivistler kendi davalarına zarar veriyorlar
12.1.2016
Rus uçağının düşürülmesi (II)
6.1.2016
Rus uçağının düşürülmesi (I)
29.12.2015
Türkiye'nin Suriye'deki seçenekleri azalıyor
22.12.2015
Mülteciler konusunda Türkiye-AB işbirliği
16.12.2015
Ortadoğu'da NATO-Rusya rekabeti
8.12.2015
AB süreci canlanıyor mu?
2.12.2015
Uçak krizi ve Suriye politikamız
28.11.2015
Düşürülen Rus uçağı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.