Umut ÖZKIRIMLI



Bookmark and Share

Aslanlar ve koyunlar


22.11.2018 - Bu Yazı 136 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Amerikalı yazar George R. R. Martin’in A Song of Ice and Fire (Buz ve Ateşin Şarkısı) adlı romanından ekrana uyarlanan Game of Thrones (Taht Oyunları) dizisini bilmeyen yoktur muhtemelen.

Farklı hanedanların iktidar mücadelesini anlatan bu fantastik romanın ünlü “kötü adamlarından” biri de Lannister hanedanının kontrolünü elinde tutan Casterly Rock Lordu Tywin Lannister’dir.

Taht, yani iktidar, oyunlarını en iyi oynayanlardan biri olan Lord Lannister, güçlü olduğu kadar da küstah ve kendini beğenmiştir.

Lannister karakteri ile dizinin birinci sezonunun sonlarına doğru tanışırız. Savaş alanındaki bir çadırda avladığı bir geyiği parçalarına ayırmakta olan Lannister, bir yandan da hanedan ordusuna komuta eden büyük oğlu Jamie Lannister’a hayat dersleri vermektedir.

Oğluna “başkalarının ne düşündüğünü neden kafana bu kadar takıyorsun?” diye sorar baba Lannister. “Takmıyorum”, diye yanıt verir Jamie.

“Başkalarının ne düşündüğü umurumda bile değil.”

“Bu, tam da başkalarının senin hakkında düşünmelerini istediğin şey. Sana ‘kral katili’ (Jamie, bir önceki kralı arkadan bıçaklayarak, ‘kalleşçe’ öldürmüştür) demeleri umurunda değil mi yani?”

“Tabii ki umurumda.”

Bu noktada baba, dizinin ilerleyen bölümlerinde de sıkça tekrar edilecek ünlü sözünü sarf eder:

“Aslanlar, koyunların ne düşündüğüyle ilgilenmez.”

Türkiye, uzunca bir süredir aslanlar ya da kendini aslan olarak görenler tarafından yönetiliyor.

Halkın ezici çoğunluğunun desteğiyle iktidara gelen, yine bu desteğe dayanarak iktidarda kalan aslanların adına konuştuklarını iddia ettikleri halka bakışları ise Türkiye’yi daha önce yöneten seçkinlerden pek de farklı değil.

Halk, sadece seçim dönemlerinde hatırlanan, bunun dışında ne düşündüğüyle pek de ilgilenilmeyen bir koyun sürüsü.

Üstelik kendini koyun olarak görmeye epey meraklı bir koyun sürüsü bu. Kürt şehirleri yerle bir edildiğinde, sorgusuz sualsiz Suriye bataklığına dalındığında, yolsuzluk kasetleri ortaya saçıldığında, ihaleler yandaş iş insanlarına (aslında siyasi doğruculuğa gerek yok, “iş adamlarına”) peşkeş çekildiğinde, ekonomi içinden yıllarca çıkılamayacak bir krize sürüklendiğinde sesini çıkarmayan, ses çıkarmak bir yana, iktidara desteğini kesmeyen bir sürü.

Biliyorum, “sen halka koyun mu diyorsun?” diye atılacak bazılarınız. Açıklayayım.

Ben demiyorum, aslanlar diyor. Yani iktidarı elinde tutanlar. Ben sadece onların düşündüklerine tercüman oluyorum.

Elitizmden filan da dem vurmayın sakın. Çünkü elitlerimiz de bu sürünün parçası. Kaçabilen kaçıyor. Kaçamayan biat ediyor. Biliyoruz, biliyorsunuz.

Bu arada Türkiye’nin en önemli değerleri – sadece kamuoyunda tanınanlar değil, araştırma görevlisi imzacı akademisyenden darbeci diye hapse atılan devlet memuruna kadar on binlerce isimsiz değer – aslanlara yem olarak atılıyor.

Bugün sıra 13 akademisyen, aktivist ve entelektüeldeydi. Başlarına yıllar boyu didinerek elde ettikleri sıfatları eklemeden sayalım: Betül Tanbay, Turgut Tarhanlı, Meltem Aslan, Yiğit Ekmekçi, Çiğdem Mater, Asena Günal, Hakan Altınay, Bora Sarı, Ayşegül Güzel, Hande Özhabeş, Filiz Telek, Yiğit Aksakoğlu, Yusuf Cıvır.

Suçları büyük:

“Gezi Parkı olaylarını derinleştirmek ve yaygınlaştırmak için Anadolu Kültür AŞ’ye ait DEPO isimli yerde toplantılar düzenlemek”, “Sivil İtaatsizlik ve Şiddetsiz Eylem başlıkları altında Gezi Parkı olaylarının devamlılığını sağlamak için yurt dışından aktivizm eğiticileri, kolaylaştırıcılar ve profesyonel eğitimciler getirtmek”, “Yeni medya oluşturma faaliyetleri içerisine girerek Gezi Parkı sürecinin devamı ve yaşanması muhtemel Gezi benzeri olayların kendi medyaları üzerinden gündem oluşturulmasının” amaçlamak (Türkçe hataları orijinal metinde), tüm bunlar yetmiyormuş gibi “Mehmet Osman Kavala’nın Avrupa’da birçok kurum ve şahısla görüşme yaparak, Gezi Parkı olaylarında gündeme gelen Biber Gazının Türkiye’ye ithalinin durdurularak, yasaklanması için çalışmalar yapmak”!

Düşünün, bu 13 “hain” Türkiye’nin biber gazı stokuna gözlerini dikmiş, ülkemizin yokluğunda büyük acılar çekeceği biber gazının ithaline engel olmak için Avrupa’da ülke ülke, kurum kurum dolaşarak düşmanlarımızla işbirliği yapmış. 13 “koyun”, koyunluğunu unutmuş, aslanlara meydan okumakta.

Ne hadlerine? Değil mi Osman Kavala gözaltına alındığında alelacele “bahsi geçen Osman Kavala ve faaliyetleri ile hiçbir ilişkileri” olmadığını iddia eden açık toplumcular?

Değil mi Berat Albayrak’ı Enerji Bakanlığı’ndan tanıyan, söylediğini yapan bir kişi olarak bilen iş dünyamız?

Hem gözaltına alınanlar zamanında AKP’ye destek vermiş “Yetmez Ama Evetçi” sol liberaller, değil mi sevgili solcu?

Bırakalım yapsınlar, bırakalım geçsinler. Değil mi?

Değil!

Lord Lannister’in sadece “cüce” olduğu için nefret ettiği küçük oğlu Tyrion Lannister’ın dediği gibi:

“Kim olduğunuzu asla unutmayın, çünkü dünyanın geri kalanı unutmayacak. Onu bir zırh gibi kuşanın. O zaman kim olduğunuz asla size karşı kullanılamaz.”

Biraz lirik olacak belki ama biz hayatları boyunca koyunluğu reddetmiş bu 13 isimli-isimsiz dostu da, onları esir alan aslanlara yardakçılık eden gerçek koyunları da unutmayacağız.

Kim olduğumuzu biliyoruz. Kim olduğunuzu da.

Biz kimliğimizi bir zırh gibi kuşanmaya hazırız.

Siz?

Aman aslanlara dikkat, cevap vermeden iyi düşünün!

Sabah 6’da kapınız çalınmasın sonra.

 
 

Facebook Yorumları

reklam
22.11.2018
Aslanlar ve koyunlar
25.10.2018
Hız. Ben hızım.
22.8.2018
İnkâr
3.8.2018
Partizan
26.7.2018
Kendi içine dönmek
18.7.2018
Yersiz Yurtsuz
11.6.2018
Başlıksız yazı
31.5.2018
Türk solu, bölünmek ve direniş üzerine bir not
10.5.2018
Bir endüstri olarak 'Türkiye uzmanlığı' ve saz çalan goygoycu
3.5.2018
Seçimler ya da "insanlık krizi'nden" çıkmak
18.4.2018
'İnsanlık krizi' ve imkansız seçimler
4.4.2018
Çağımızın vebası: Çoğunlukçuluk
7.3.2018
Şeyhin dönüşü: Türkiye'nin yeni olmayan milliyetçiliği üzerine
14.2.2018
Türklüğe layık olmak!
31.1.2018
Vatan için ölmek...
23.1.2018
Afrin ve bir iç siyaset aracı olarak savaş
18.1.2018
Yerli ve milli yeni bir Türkiye peşinde
19.12.2017
Osman Kavala, PODEM ve Türkiye'de açık toplumun hazin sonu
28.9.2017
Türkiye’nin akademiyle savaşı ve direniş üzerine…
13.2.2017
Bir ihanetin hikayesi: Tel kafesin içinde ne vardı sayın Kılıçdaroğlu?
15.4.2016
Turkcell’le bağlanma hayata!
29.2.2016
Tetikçi akademisyenler
2.2.2016
Rakamlarla otoriter Türkiye
14.1.2016
Hendeğe düşen ‘akil insanlar’
2.1.2016
Türk Hava Yolları’na açık mektup! Ya da bir kurumsal sefalet hikayesi
23.12.2015
Merhum Türkiye Cumhuriyeti’ne Allah’tan rahmet, sevenlerine sabır…
6.9.2015
‘Erdoğan nefreti’ ve yeni Türkiye’yi anlamak
4.8.2015
Dolmabahçe mutabakatını kim bozdu? Bir çarpıtmanın hikayesi
22.7.2015
Türkiye İran olmayacak… Suriye oluyor!
24.6.2015
7 Haziran’ın ardından hayaller, gerçekler
4.5.2015
Bir AKP karşıtından AKP sevdalılarına mektup
28.4.2015
‘Yeni Türkiye’ safsatası bir yana, bildiğiniz Türkiye Cumhuriyeti bitti
8.4.2015
‘Sert mi yumuşak mı, kanlı mı kansız mı?’
29.03.2015
MAHÇUPYAN’IN DÜNYASI
27.03.2015
AKP’NIN ULUSALCILIKLA İMTİHANI
21.03.2015
KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİNİ ANLAMAK
23.03.2015
SİZİN DERDİNİZ BARIŞ MI GERÇEKTEN?
06.01.2015
Ali Bayramoğlu’na bir yanıt: Waldo sen neden burada değilsin?
31.12.2014
Otoriterleşme ve büyük resmi görmek!
25.11.2014
‘Yeni Türkiye’nin üç ‘genç aydın’ı üzerinden rakamlarla yandaşlık
11.11.2014
Ölü seçici bir ‘genç akil’
17.10.2014
Çözüm sürecine dair bilmek istediğiniz her şey
11.10.2014
Sokaklar neden mi karışıyor? Bizi aptal yerine mi koyuyorsunuz?
27.09.2014
‘Hitler’in Erdoğan’dan farkı sadece bıyığının biraz kısa olmasıydı’
20.09.2014
Alkışlamak ya da alkışlamamak, işte bütün mesele… Bu değil!
29.08.2014
Bir millet bölünüyor!
16.08.2014
Mahçupyan ve ‘tarihsel çirkinliğin bir parçası olmak’
01.08.2014
‘Bizde ırkçılık olmaz’
22.05.2014
Erdoğan nefreti ve Soma; Gülay Göktürk’e bir cevap
08.05.2014
Yeni Türkiye'nin 'Zinde devrim bekçileri!'
06.04.2014
Türkiye kendi kaderini tayin etti: Ayrışma!
31.03.2014
Gülen cemaati de yenilgiye uğruyor...
15.01.2014
Köprüden önce son çıkış!
05.01.2014
AKP, cemaat ve barışı ‘rehin tutmak’
30.12.2013
Bu bir darbedir!
22.12.2013
Siyaseti savunmak ve 'Konjonktürel demokratlar'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.