Ümit KIVANÇ



Bookmark and Share

Ayartma, bağlanma, kirletme


27.05.2019 - Bu Yazı 331 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Narsisist” liderler ve onlara bağlanan kitle bireylerinden bahsetmeyi sürdürüyoruz. Bärbel Wardetzki’nin Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar kitabını okuyarak. Bu konudaki ilk iki yazımı okumuş olduğunuzu umuyor, okumadıysanız göz atmanızı tavsiye ediyorum. İlki şurada,ikincisi de şurada.


Wardetzki, lidere bağlanmaya yolaçan dinamikleri araştırırken, gündelik yaşamda narsisist bireylere bağlanan kişilerin tecrübelerinden yola çıkıyor ve, “Ayartma,” diyor, “insanların kendileriyle ilgili ciddî bir niyetin bulunduğuna kâni oldukları ve bu nedenle karşılarındaki kişiye kayıtsız şartsız inandıkları noktada başlar. Vaatlere ve pohpohlamalara kanarlar, çünkü ayartıcıya inanıyorlardır. Nihayet onları anlayan, onlarla ilgilenen ve kendini onlar için ortaya koyan biri çıkmıştır.”

Ruhbilimci Carl Gustav Jung, 1938’in Ekim ayında, Hitler, Mussolini ve Stalin işbaşında ve tam gaz faaliyetteyken kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Diktatörler,” demişti, “ezici ihtiyaçların giderilememesinden acı çeken insan hamurundan yapılıdır” (“Reislik, din ve bilinçaltının sesi”, çeviren: Ayşe Çavdar, Express, Bahar 2019). Jung, Hitler’i “Almanlara, özellikle Dünya Savaşı’ndaki yenilgiden sonra, bilinçaltında gerçekten ne düşündüğünü ve ne hissettiğini söyleyen ilk kişi” diye niteliyor. Ona göre Hitler, “her Almanın ruhuna renk veren tipik bir aşağılık kompleksini dillendirir”. İhtiyaçlarla kompleksler nedense hep rafta yanyana.

Putin Rusya’sı üzerine derinlemesine eğilen çoğu yazarın tesbitlerinde bu unsur mutlaka vardır. Bizimki gibi başka toplumların haleti ruhiyesine de ışık tutan unsur…

İlavesiyle: Lider -Rusya örneğinde Putin-, haksız yere güçsüz düşürülmüş sıradan Rus bireyine, bir zamanlar -imparatorluk aracılığıyla- sahip olduğu imrenilesi, ihtişamlı kimliği yeniden kazandıracaktır. Tanıdık vaziyet.
Bu konu bir parantez açmaya değer. Gerçi bir aşamada dışlandı ve şimdi neredeyse muhalif konumda siyaset sahnesine yeniden çıkmaya hazırlanıyor, ama Ahmet Davutoğlu’nun sözkonusu kitle bireyleri için “nihayet kendini ortaya koyan” esas lidere, Tayyip Erdoğan’a katkısı da bu hamasî örtüydü. Bahsettiğimiz türden liderlik mekanizması içerisinde örtüyü başka birilerinin serip kaldırması elbette mümkün olamazdı. Koca hamaset külliyatıyla becerilecek ideolojik pompalamanın âlâsı bol para dökülerek hazırlatılan televizyon dizilerinde padişaha gâvur elçi tokatlattırılarak da yapılabilirdi. Daha doğrusu, yapılabilen kadarı yeterdi. Çünkü esas olan içerik değil, kitleyi temsilen eyleyebilecek kudrete sahip liderdi. Kitlenin her bireyi bu lider aracılığıyla kendini iktidarda hissedecekti, esas olan buydu. Nitekim hissetti, hissediyor. Şu sıralarda yaşanan sarsıntı bu hissin zayıflamasının ürünü.
 
Ortam kirlenmesi
 
Bu zayıflama, kitleyi lidere bağlayan sık örülü halatın örgüsündeki gevşeme, en ufak belirtisiyle bile endişeye, paniğe yolaçabilecek bir değişim. Zira narsisist lidere “ihtiyaçtan” bağlanan kitle bireyi, bağlılığını akılcı süzgeçlerden geçirerek sınamamayı tercih eder, bu bağlılığa âdetâ kendini bırakmave bu rahatlığa sığınma eğilimindedir. Wardetzki’ye göre, “ayartıldığını bildiği halde önerilen şeyi kabul[eder], çünkü “inanmak istiyor”dur. Liderin vaatleri ya da davranışları kitle bireyinin “ihtiyaçlarına” ne kadar cevap veriyorsa birey duyması muhtemel şüpheleri o kadar kuvvetle bastırır. Kitle, “durumlarının başkaları tarafından iyileştirilmesini ümit eden” bireylerden meydana gelmektedir ve bu bireyler “nihayet” bunu yapmaya muktedir lideri bulduklarına inandıklarında “hangi vaatlerin gerçekçi olduğunu, hangilerinin olmadığını artık ayırt etmezler”, söylenenlerin, yapılanların doğruluğunu sınamakla uğraşmazlar.

“Kitlelerin kendi kuralları vardır,” diyor yazarımız, “o kurallara göre davranırlar. Bunların başlıcası, kitlelerin çok kolay etkilenebilmesi ve rasyonel olmaması.” Wardetzki, kitleyi etkisi altına almak isteyen “konuşmacı”nın nasıl başarı elde edebileceğini anlatırken şöyle diyor: “İddiaların ortaya konuşu başarı vaat eden bir tarzda olmalı, bunlar sürekli tekrar edilmeli (…) Sesini çok iyi ayarlamalı ve asla iddialarını ispat etmeyi denememelidir. Kitle mübalağa ister, gerçekleri değil” (vurgular benim -ük). Wardetzki soruyor: “Trump’a bunun eğitimi mi verildi?” Soru sadece Trump için geçerli değil elbette.

Sonuç sadece bireylerin lidere müthiş bağlılığı değil, kendilerini ve oluşturdukları her türlü topluluğu dışarıya, hele eleştiriye, itiraza tamamen kapalı hale getirmeleridir.

Bu, genel bir ortam kirlenmesidir. Dünyanın yeni belası faşizan yeni otokrasilerin hepsinde olguya, bilgiye, gerçekliğe karşı âdetâ savaş açılmış olması tesadüf değil. İnanma-bağlanma dinamiğinin aslî yakıtı abartı, hamaset ve tabiî neredeyse kurumlaşan yalan, yalnız lidere biat eden kitlenin gözlerini kulaklarını iptal etmekle kalmıyor. “Eğer,” diyor Wardetzki, “insanlara devamlı olarak yalan söylenirse, bu sözkonusu yalanlara günün birinde inanmalarını sağlamaz, aksine, artık hiç kimsenin hiçbir şeye inanmaması sonucunu doğurur. Bu, insanların yön duygusunu kaybettirir, elini kolunu bağlar ve onları otoriter muktedirler için kolay kurbanlar haline getirir.” (Yazının son kısmında değineceğim “öngörülemezlik” bahsini okurken bu faslın da hatırınıza gelmesini umarım.)
 
Kitle bireyi ve “ihtiyaç”ları
 
Narsisist lidere bağlanan kitle bireyinin kararlı bağnazlığının çekirdeğinde bir eksiklik, çaresizlik ve “ihtiyacın” bulunduğunu -diktatörün yoğurulduğu hamur!- hiç unutmamak gerekiyor. Çözümse çoğu defa -adaletli ilişkilere götürmeyeceği belli- sözkonusu ihtiyacın giderilmesi olamayacaktır. Ancak bunun ihtiyaç sayılmaktan çıkarılabilmesi halinde sözkonusu bireylere ulaşılabilecektir. Bizim burası için ilk adım herhalde dünyaya hükmetmeden, birilerini altımıza alıp ezmeden de yaşayabileceğimiz ihtimalinin zihinlere sokulması olacaktır. “Başkaları”ndan daha kötü veya daha iyi olmadığımızın anlaşılması, belki.

Bağlanan kitlenin bireylerinin narsisist liderle yaşadığı deney, özellikle ilişkinin başlangıçtaki göz kamaştırıcılığı, şüphesiz, hayalkırıklıkları kendilerine seslenilebilecek minik kanallar açsa da, bu bireylere “dışarıdan” ulaşmayı zorlaştırır. Çünkü o deney için bir tür başkalaşımı göze almışlardır: “Narsisistik kişilikler bağlamında ayartmak şu anlama gelir: ‘Seni kendi görkemli benliğimin içine alıyorum, sana özdeğerinin yükselmesi ve narsisistik ihtiyaçlarının karşılanması yoluyla mutluluk vaat ediyorum. Buna karşılık sen de kendi kaderini kendin belirlemekten, farklı olmaktan, canlılığından ve bağımsızlığından vazgeçiyorsun.’ Ayartma (…) alışverişe dayalıdır. (…) Alışveriş ayartılan kişiyi altın bir kafese sokar. Kafesin kapısında kendi bireyselliğini bırakmak zorundadır.” Yazarımız, ayartılmanın bedeli, diyor, “tâbi olma ve bağımlılık”tır.

Yani bir tarafta -üstte- “patolojik özsevgi” ve “büyüklük illüzyonu”, öbür tarafta -altta- tâbiyet, biat, gerçekten korkma gibi başka patolojik haller: “…özgüveni düşük, kaygılı, aşağılık duygularına sahip ve yönünü şaşırmış insanlar kolay manipüle edilir, yönlendirilir.”

Genellikle siyasî mesele olarak ele aldığımız mevzunun derinlere uzanan ideolojik-psikolojik-sosyal psikolojik kökleri olduğu gerçeğini çoğu zaman ihmal ediyoruz. Wardetzki’nin “narsisistik ayartmanın bir başka çeşidi” diyerek sözünü ettiği “şov, şaşaa, gösterişli törensel şeyler ve egzantrik sahneye çıkış biçimleri” bakışımızı bu yöne çevirmemiz için bizi uyaran olgular. Burada sözkonusu olan siyasî veya ekonomik vaatler değil. Şöyle tasvir ediyor Wardetzki: “Hiçbir şey normal değildir, her şey abartılıdır: ‘En Büyük Olan’ın aurası, tanrısallık, mülkiyet ve servet biçimlerinde zenginlik ve abartılı gelişler. Narsisist insanlar konuşmazlar, nutuk atar ve ders verirler. Söyledikleri şeylerin altını çizmek için el kol hareketleri yapar, tek hakikati müjdeliyormuş gibi bir izlenim verirler. Bütün bunlar hayranlık uyandırır ve aynı zamanda insanların gözünü korkutur. Ve insanları sorgulanması istenmeyen içeriklerden uzaklaştırır. ‘Narsisistler’ tam olarak bunu hedeflerler, çünkü bu şekilde insanlara daha iyi hükmedilir. İnsanların biatı ve hayranlığı, bütün bunları sorgulamak ve ayartmayla gerçekleştirilen aldatmacanın örtüsünü kaldırmak yerine korku dolu taraftarlar haline gelmelerine yolaçar.”

Korku dolu taraftarların gözünü açması, hakikati görmesi, toplumların kaderini narsisist liderlerin elinden kurtarmak için şartsa, bunu isteyenlerin herhalde yapacağı son iş, ortadaki korkuyu artırmak olmalı. Çünkü narsisist lidere bağlanma tarzında sahiden hassasiyetle yaklaşılması ve ele alınması gereken, nâzik psikolojik vaziyetler var, gördüğümüz gibi. (Ekrem İmamoğlu’nun siyasî mücadelenin “havasını” değiştiren tarzında, karşı taraftakilerin korkularını azdırmama hassasiyetinin rolü az mı?)

Wardetzki, narsisist liderlere tâbi oluşu kolaylaştıran başlıca bireysel etken olarak, sevgi vaadininitaat şartına bağlandığı çocuk yetiştirme tarzına işaret ediyor. Yazarımız bunu “ayartmanın kalleşçe bir biçimi” diye niteliyor: “Sen benim sevgili çocuğumsun ve olmanı istediğim ve ihtiyaç duyduğum gibi olursan seni severim.” Eğer buna “olmazsan da seni şöyle yaparım” kısmını eklersek, bütün renkliliği ve çeşitliliğiyle dünyada herkesin parmak ısıracağı bir kültür yaratabilecek koca bir toplumu ezip suyunu çıkaran -dolayısıyla kupkuru bırakan- devlet felsefesinin kısa tanımını vermiş oluruz. Kabul edelim ki, aile içi eğitim de bu sağlıksız ilişkinin çekirdekten bütünleyicisidir bizde.
 
Öngörülemezlik atmosferi
 
Wardetzki’nin “kötü huylu narsisistik iktidar”ın “utanmazca kullanımı”nı tarif ettiği satırlarda narsisist liderlerin ortak evrensel niteliklerine dair tasvir var. Sözü buradan, narsisist liderliğin, her şeye kâdir tek adam konumunun kaçınılmaz olarak yarattığı zehirli ortama getirmemiz gerekiyor.

Yazarımız, bu tür muktedirlerin elindeki araçları sıralıyor: “Yıldırma, tehdit, değersizleştirme, suç atma ve diyaloğa kapalı olma.” Mâruz kaldıklarımız, sanki böyle bir katalogdan seçilmiş gibi: “ötekiyle devamlı saldırgan bir dille konuşulur ve o hiç konuşturulmaz”. Ve: “Narsisist insanların en iyi savunma mekanizmaları suçlama ve aşağılamadır.” Wardetzki elbette bunlardan önce, “ağırlıklı olarak”vurgusuyla “şiddet”i zikrediyor. Neyse o bakımdan da geri kalmıyoruz!..

Yazarın “kötü huylu narsisistik iktidar”ın alâmeti fârikalarından saydığı bir özellikse, bizim için bunlardan bile fazla tanıdık, çünkü devlet-toplum ilişkisine Cumhuriyet tarihi boyunca damga vurmuş bir yapısal olgu: “Şiddet kendini keyfîlikte ve öngörülemezlikte gösterir ve ötekilerin duruma uyum sağlamasına ve kendilerini duruma göre ayarlamasına engel olur. Çünkü bugün doğru olan bir şey yarın yanlış olabilir.”
Evet, devlet yönetiminde kurumsallığın, kuvvetler ayrılığı ilkesinin, yasallığın, hattâ anayasallığın rafa kaldırıldığı bir dönemdeyiz; bu yüzden keyfîlik dorukta, öngörülemezlik artık bizim için âdetâ hayatın anlamı. Fakat bugün serbest olanın yarın suç sayılması bakımından devletimiz dünyadaki bütün rakiplerine karşı bâriz üstündür. Darbelerle, “devlet sözkonusuysa hak-hukuk teferruat” yaklaşımıyla taşları döşenen böyle bir gelenek-görenek zemini üzerinde, mutlak öngörülemezliğin tesisi elbette pek kolay oldu. Öngörülemezlik silahı el değiştirdi, süslendi, güçlendirildi, bütün toplumu, ekonomisi, sanatı kültürü, her şeyiyle kendi komutasında bir “millî güç”ün unsuru gibi gören askeriye kafası yerine bu defa narsisistik iktidarın aslî araçları arasında yerini aldı. Öngörülebilirlik, toplumun devlete ve muktedirlere karşı elde ettiği bir mevzi, bir kazanım, bir güvencedir. Öngörülemezlikse, keyfîlik peşindeki her türlü muktedirin eline geçirmeyi umduğu silah.

* * *

Narsisist liderler ve onların karakterine uygun iktidarlar ile bunlara biatı hayatlarının anlamı kılan kitle bireyleri hakkında Bärbel Wardetzki’nin kitabının yardımıyla fikirler yürütmeye çalıştık. Üç yazılık bir sohbet oldu. Burada sona eriyor. Ne yaşamakta olduğumuzu anlarsak değiştirmemiz de mümkün olabilir. 

Facebook Yorumları

reklam
9.09.2019
Sınır çizmeye karşı sınırı taşıma
26.08.2019
Wexner’s Secret
25.08.2019
Kirli çamaşır defilesi
6.08.2019
Bayülgen, Altun’lar, ilgili yerdeki boncuklar
1.08.2019
Biat etmeyen ‘akademi’ midir?
28.07.2019
SETA’cılar, Davutoğlu ekolü ve ayıp şeyler
13.07.2019
S-400 bayramı kutlu olsun
7.07.2019
S-400 muamması: 'Yok artık!' ihtimali
5.07.2019
“MGK’nın sivil şekli” - Cemil Çiçek forever
4.07.2019
Kıymetlendirme destanı 4 - Ağırlık
3.07.2019
Kıymetlendirme destanı 3 - Sui generis
1.07.2019
Kıymetlendirme destanı 2 - Hicap ve töhmet
29.06.2019
Kıymetlendirme destanı 1 - Melanet
20.06.2019
Asya mı Ortadoğu mu Avrupa mı Afrika mı?
19.06.2019
Tarihî akşamın ufkunda
12.06.2019
5G: Yeni sivil mücadele alanı
11.06.2019
Sahibini çarpan fırça yaparız!
7.06.2019
Alkolik evsizin haysiyeti
5.06.2019
Yeni denklemin güzel potansiyeli
27.05.2019
Ayartma, bağlanma, kirletme
21.05.2019
Narsisistin aynalar âlemi
9.05.2019
Seçimin katli “Allah’ın lütfu” mu?
1.05.2019
“Vilayet Türkiye”
23.4.2019
Yurttaşlık bilgisiyle hazır olay analizi
21.4.2019
Seçimlerin kritik siyasî sonuçları
18.4.2019
Mücadele düşmanı: İyimserlik polisi
14.4.2019
Çoğulcu demokrasi ve derin korkular
11.4.2019
Mikro Türkiye: Rabia Naz felaketi
31.3.2019
Siyaseti bitmiş iktidar
17.3.2019
Katliam denklemleri
15.3.2019
Açmazdaki iktidar, meçhul muhalefet
12.3.2019
'Ezanı protesto' henüz icat edilmedi
4.3.2019
Mesihler cirit atıyor
26.2.2019
Biz ihtimalini seviyoruz…
17.2.2019
Bakanlık tarafından ivedilikle!
10.2.2019
Erdoğan’ın Sivas’ta anlattıkları
8.2.2019
Brezilya: Paramiliter-mafyozo kapitalizm?
1.2.2019
Kabristanda kelepçe
30.1.2019
Kendi kuyusunu kazan kitleler
28.1.2019
Anti-emperyalist Mugabe’nin milyon doları
22.1.2019
Büşra, Kübra, Merve, takın onu tekrar çabuk!
18.1.2019
Deve gibi, fil gibi bir sıkıntı
9.1.2019
Çaycıya çerçeve boyatan müze müdürü ve…
3.1.2019
Emine Hanım’ın korkunç suçu
26.12.2018
Cevap buluyor muyuz “sorular”a?
23.12.2018
Muhalefet ve çaresizlik: Böyleyken böyle
20.12.2018
Yeniden düşünsek mi bazı şeyleri?
27.11.2018
Toplumsal patoloji
24.11.2018
Yeniden ekmek gibi ihtiyaca dönüşmek…
11.11.2018
ABD seçimleri ve 'bizimkiler'
7.11.2018
Bir ismin sergüzeşti: Ceylin
3.11.2018
Kaşıkçı cinayetinde gelinen nokta
31.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 2
30.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 1
29.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 4: Akıllı saat?
24.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 3: Tavırlar
23.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 2: Kokular
22.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi 1: O gün
19.10.2018
İçeride tiranlık, dışarıda Vahşi Batı
10.10.2018
Şımarık zengin çocuğunu kızdırdılar
9.10.2018
Bildiğimiz devlet neye dönüşüyor?
8.10.2018
Aynadaki aksine bir bak, göreceksin ne geçmiş ne istikbal durur yerinde
30.9.2018
Bazı AKP’liler kavrayamamış, ya biz?
9.9.2018
Üçlü zirve: Makas açılıyor
3.9.2018
İdlib savaşı başlıyor
30.8.2018
Kabil’in soyu
26.8.2018
Yönetenlerin yasayı takmadığı yeni dönem
24.8.2018
Bayram yürüyüşü
21.8.2018
Muhalefet ve bazı sinir bozucu olgular
9.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 10
8.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 9
7.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 8
6.8.2018
Ona vuramıyor musun, vur bize!
5.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 7
4.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 6
3.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 5
2.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 4
1.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 3
31.7.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 2
30.7.2018
Adnan Oktar Operasyonu ve sorular - 1
28.7.2018
Osman’a mektup - 'Ruhumu asla!'
22.7.2018
Firavunun laneti, Timur’un laneti ve öbürleri
7.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
27.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
9.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
9.3.2018
Neden orada kalmadılar?
3.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
10.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
28.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
8.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
1.4.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
27.2.2017
Mukaddes idam ve hukuklu devlet
16.2.2017
"Şu sebeple evet diyoruz" diyemeyip de "onlar hayır dediği için" ucuzluğuna başvurunca ne demiş oluyorlar?
9.2.2017
Allah kimseyi bu hale düşürmesin
29.1.2017
Suriye El-Kaide’si kendini savunuyor…
27.1.2017
İdlib - Silahlı muhalefet Ahrar'da birleşiyor
26.1.2017
El-Bab civarında neler oluyor - bir öğrenebilsek...
23.1.2017
Gazetecilik intihara mı hazırlanıyor?
4.1.2017
Mecburiyetten konuşuyoruz
31.12.2016
IŞİD, 2 kişiyi 'Fırat Kalkanı' harekâtı için çalıştıkları gerekçesiyle idam etti
30.12.2016
Suudilerin başına ne gelir?
23.12.2016
'Ne halt ediyoruz?' diyen var mı aranızda?
21.12.2016
'Atıl kurt!'
20.12.2016
Dink davasında gelinen aşama
3.12.2016
Sürat canavarı sanıldığından tehlikeli
1.12.2016
Bitirim Apartmanı
28.11.2016
Tahir Elçi için
22.11.2016
Tecavüzcüyü İhya Kanunu çıkarmaya uğraşanların saflarında dalgalanma mı var?
18.11.2016
Ana akım medyanın tekliğe ve yokluğa gidişi
11.11.2016
Var mı imlâ konusunda benden sağlam kaynak?
8.11.2016
DAİŞ ile TAK aynı eylemi nasıl üstleniyor?
7.11.2016
DAİŞ yaptı ama biz PKK diyelim!?
3.11.2016
Aydın Abi bi' tanedir, en sıkışık zamanda en dar yeri gülümsemesiyle genişletebilir...
20.10.2016
Musul ve yalanla yaşamada yeni aşama
9.10.2016
Bir basit soru: Kürtler neden düşman sayılıyor?
4.10.2016
Hülâsa: O iyi insandır, siz kötüsünüz
1.10.2016
Haydin savaşa, haydin savaşa!
22.9.2016
Suriye’de El-Kaide meselesi ve Ankara
16.9.2016
Şiddetin soluğu
1.9.2016
Buyum, bu kadarım, ne yapayım…
24.8.2016
Cerablus - Türkiye bizzat savaşın içinde
14.8.2016
Kim bu darbenin lideri, başarılı olsaydı kimler kurulacaktı makam arabalarına, Saray'a, Meclis'e?
8.8.2016
Türkiye nasıl görünüyor?
30.7.2016
Darbe girişimine katılanların hepsi Gülen teşkilatından ibaret değil
13.7.2016
Bahoz Erdal haberi inandırıcı mı?
11.7.2016
Her şehirde birkaç “Pankisi Mahallesi” hayal mi?
3.7.2016
Şaka sandılar
21.6.2016
Dil dediğin nedir ki...
10.6.2016
IŞİD'in Halep'in kuzeyinde sıkışması demek, kaçacakları tek yer Türkiye demektir!
23.5.2016
Millet Meclisi'ni havaya uçurmak üzeresiniz, bunda gülünecek ne var?
15.4.2016
Muhalifler bile
9.4.2016
Gazetecilik burada ölürken dünyada canlandı
4.4.2016
Bir şekilde, bir yerde, bir zaman
23.3.2016
Sizinkiler yapmış, aman saklayın!
18.3.2016
Seçim öncesi HDP’ye ‘bağımsız girin’ diyen AKP, şimdi onları Meclis’ten atıyor
10.3.2016
Otuz kere kapatırsan olur!?
8.3.2016
Niye'ler, keşke'ler, Haber Nöbeti
2.3.2016
Şu üç soruyla uğraşsak?
18.2.2016
Bir defa daha, akıldışılık üzerine
17.2.2016
Dış politikada da aynı düstur: Kürt anasını görmesin
10.2.2016
Yolunda mı işler, memnun muyuz inşallah?
5.2.2016
Resim inmez, dışarısı görünmez
3.2.2016
Toledo'da buluşalım
29.1.2016
Kötülükle kader birliği
27.1.2016
Mekanizmanın dişlileri
20.1.2016
Türkiye'nin anahtarı
16.1.2016
Sultanahmet kavşağı
5.1.2016
Sesler oradan nasıl duyuluyor
5.1.2016
"Eşcinsellere ölüm!" - bizimkiler hariç...
2.1.2016
Hasan Karakaya başarmış olarak öldü
31.12.2015
Utanabilsek her şey hallolacak
30.12.2015
Yıldönümünde Roboski vesilesiyle: Sorun sensin
25.12.2015
Elimiz iş tutmalı
23.12.2015
Bir Pazar yazısı
18.12.2015
Zalimsiniz, yaptığınız da zulüm
16.12.2015
Türkler nerede?
10.12.2015
Başkasının fotoğrafı mıdır, ayna mıdır...
8.12.2015
Kendinden bombalı yelek işine girmek
4.12.2015
Haysiyet meselesi - öyle bakalım
2.12.2015
Sen hedef yap, öldüren bulunur
30.11.2015
Her şeyi anlamak istiyor musunuz?
26.11.2015
Rus uçağını düşürmek gerekli miydi?
25.11.2015
"Ortadoğu karamsarlığı"
19.11.2015
IŞİD-DAİŞ'e Batı'dan niye katılıyorlar?
18.11.2015
Suriye pasaportuyla intihar eylemi
13.11.2015
Yeni aşama: Kopuşa doğru...
10.11.2015
Yüce Yargı'nın kadınlarla savaşı
6.11.2015
Bir sürü tedirgin kuşlar
3.11.2015
Ne yapılacak, mücadele edilecek
30.10.2015
Nefretten mi neden bilmem...
28.10.2015
Hrant'ı Akyürek'le Yılmazer mi öldürdü?
23.10.2015
İşte yerli ve millî: Beyaz Toros
21.10.2015
Yeni Şafak "söz söyleyin" diyor, söyleyelim
16.10.2015
Yalanları temizlemek kolay da sonra ne olacak?
15.10.2015
Bir dakikacık saygı gösteremeyenler
13.10.2015
Alçaklığın bugünkü, dünkü, evvelsi günkü... tarihi
9.10.2015
Utanmamız da mı yok?
7.10.2015
Söz söylenmeyecek yerde birkaç söz
2.10.2015
Sıra
30.9.2015
Öldürmek ve öldüren niye sorun değil?
25.9.2015
Roller değişti, kurban biziz
23.9.2015
Yerli ve millî - Son kalkışma
18.9.2015
Trajik olamayan bir karakter
15.9.2015
Barış, öncelikle siyasî bir talep değil
10.9.2015
Bildiklerimiz, bilmediklerimiz
3.9.2015
Allah'tan haber almak, peygamber adına konuşmak
1.9.2015
Millet-i hakime ve devlet Kürtlere ne diyor?
27.8.2015
Muhtarlara Hitap'ta şeytan kovma anları
26.8.2015
Bu ne bilgi, ah, bu ne tecrübe!
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
12.8.2015
Memnun muyuz millet?
7.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
3.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
31.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
29.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
24.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
Çöken yalnız Yunanistan değil
15.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
7.7.2015
Ey Syriza, ayaklar baş mı olsun!
3.7.2015
Ne güzel komşumuzdun sen Devlet Bey...
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
25.6.2015
Çünkü ben aptalım
24.6.2015
Zorunlu bir açıklama
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
11.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
6.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
3.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
29.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
13.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
6.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
4.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
01.04.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
27.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
19.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
16.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive