Ümit KIVANÇ



Bookmark and Share

Üçlü zirve: Makas açılıyor


9.9.2018 - Bu Yazı 170 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Tahran’daki Putin-Erdoğan-Ruhani zirvesinde olanlar, Türkiye açısından Suriye meselesinin bir katmerli ve sürekli bunalıma döndüğünün kanıtı. Ankara bundan böyle yalnız. Artık dayanabileceği tek şey kendi gücü. Ya da Rusya’nın dümensuyundan çıkmamayı göze alacak. Dolayısıyla, İslâm âleminin liderliği ve yeni Osmanlı İmparatorluğu projelerini bir süre erteleyip, altı bin kilometrekarelik İdlib meydanında ne yapabileceğine bakacak. Bu da iyi ihtimal, zira yapabilmekten ziyade seyretmek ve maruz kalmak makamında olacak. Kötü ihtimalse, Rusya başta, bugün kol kanat gerdiği silahlı muhalifler dahil herkesle birden papaz olunması.


Zirvede neler oldu, bakalım.
 
Ruhani: Önce Şam
 
İran Cumhurbaşkanı, İran’ın Şam’daki “yasal hükümetin isteği üzerine” Suriye işlerine karıştığının altını çizerek hem mesafesini koydu hem de bir nevi yetki hatırlatması yaptı. Lafa doğrudan, “Şam’la temas etmeden hareket edilmemeli,” diye  girdi. Yani Tahran, Ankara’yı kabulü pek zor o seçenekle, Esad’la uzlaşma seçeneğiyle karşı karşıya bırakmaktan vazgeçmiyor. Hasan Ruhani, Libya örneğini hatırlatarak, bir ülkede merkezî otoritenin ortadan kaldırılmasının telafîsi imkânsız kötü sonuçlarına dikkat çekti, Şam’ın otoritesinin tanınması şartını bir de buradan, masadakilerin ötesine seslenerek ortaya sürdü. Gerçi “biz barış için savaşıyoruz, teröristler savaş için” sözü daha çok edebî ve hamasî söylemin parçası gibi, ancak burada da, yine, savaş ortamını ortadan kaldırmak için atılacak her adımda Şam’ın otoritesinin tanınmasını merkeze oturtma gereğine işaret etmiş oldu. Barış dediği bu.

Ruhani’nin söyledikleri arasında Tahran’la Ankara’nın yakınlaşmasına yolaçabilecek tek unsur, Suriye’nin doğusundan ABD’nin çıkarılmasına yaptığı ısrarlı vurguydu. Çünkü bu aynı zamanda Fırat’ın doğusunda kurumlaşması ihtimali bulunan Kürt inisiyatifine hayat hakkı tanınmaması anlamına da gelebilir ve bu amaçla iki devlet ortak hareket edebilir. Başka yönden bakıldığında, Ruhani’nin bu bağlamda adını hiç anmadığı YPG’yi, SDG’yi sorun etmediği, meselesini ABD ile sınırlı tuttuğu da söylenebilir. Bu konuyu şimdilik parantez içinde sayalım, İdlib’e dönelim.

Ruhani sonuç olarak, “tamam, İdlib’i kan gölüne çevirmeyelim, ama oradaki teröristleri de ortadan kaldıralım” demiş oldu, Erdoğan’ın “ateşkes çağrısı”nı kaale almadı, yarın-öbürgünkü adımlarına dair işaret vermedi.
 
Putin: Durmak yok, yola devam
 
Putin neler dedi? Bir defa, Erdoğan’ın yakındığı durumdan övgüyle sözetti.

Cumhurbaşkanı, “çatışmasızlık bölgesi” ilan edilen yerlerin, Rusya ve Suriye ordusu ile müttefiklerinin yaptıkları yoğun saldırılar ardından tahliye anlaşmalarıyla boşaltılması ve buralarda rejimin egemenliğinin yeniden kurulması sürecinden rahatsızlığını belirtmişti. Ankara adına bunun bu platformda, bir masa etrafında yüzyüzeyken bu açıklıkla gündeme getirilmesi ilginçti. Erdoğan, “Zamanla gerginliği azaltma bölgeleri farklı bahanelerle tasfiye edildi,” diye şikayet etti. “Geriye sadece İdlib kaldı. Muhalefet, bölgelerin tesisinin ardından yaşanan gelişmeler nedeniyle bu konuda aldatıldıklarını düşünüyor.” İzlenimim o ki, aldatıldığını düşünen sadece Suriye muhalefeti değil.

Vladimir Putin, iki devletin “çatışmasızlık bölgeleri”nden muradının nasıl birbirine taban tabana zıt olduğunu, başından beri hepimizin apaçık gördüğü gerçeği Ankara’nın nasıl da görmezden geldiğini -çünkü görmemesine imkân yoktu- ortaya koydu. Erdoğan’ın “muhalefet aldatıldığını düşünüyor” diye yakındığı süreci Putin, “Ciddi ölçüde başarı elde edildi,” diye tanımladı; Şam’ın yeniden denetimi altına almayı başardığı toprakları işaret ederek. Tasviri ballandırdı da: “Suriye hükümetinin kontrolü altındaki topraklarda insanlar barışa adım atıyor, istihdam artıyor.” Buradan hareketle İdlib’e nasıl yaklaştığını ifade etti: “Kalan terörist gruplar şu an İdlib bölgesinde bulunuyor.” Çıkan sonuç belli: “Suriye’nin meşru hükümeti Suriye topraklarının tamamını denetlemeli.” Yani İdlib’i almalı. Afrin’e, Fırat Kalkanı bölgesine de uzanan bir söz. Bugünün değilse de yarının sancılarını şimdiden haber veriyor.

“Ateşkesi ihlal etmeye çalışıyor teröristler,” dedi Putin, ateşkesle sahiden ilgileniyormuş gibi. “Kimyasal silahlarla provokasyon yapıyorlar. (…) İHA’larla saldırılarda bulunuyorlar.”

Oysa ateşkes, Erdoğan’ın gazeteciler karşısında defalarca tekrarladığı kavramdı: “Bugün burada bir ateşkes ilanı yapabilirsek inanıyorum ki bu zirvenin en önemli adımlarından birisi bu olacak, sivilleri ciddi manada huzurlu kılacaktır. Bu konu ile ilgili bir adımın atılması bu zirvenin de zaferi olacaktır. (…) Burada ateşkes ifadesi yer alacak olursa yapılacak açıklamada çok daha isabetli olacaktır. (…) Ateşkesin sağlanması çok çok önem arz ediyor. Benim söyleyeceğim son söz budur.”

Hakikaten son söz oldu.
 
Putin: Olsa dükkân senin
 
Rusya devlet başkanının Erdoğan tarafından bu kadar vurgulanan ateşkes konusunda söylediği, Moskova ile Ankara arasında uçak düşürme skandalından bugüne kadar hüküm süren zoraki flörtöz münasebetin geleceği hakkında şüphe yaratıyor. “Burada masada silahlı muhalifler yok,” dedi Putin.  “Suriye ordusu da yok. Bence Türkiye Cumhurbaşkanı genel anlamda haklı. Bu güzel olurdu. Fakat biz onların yerine konuşamıyoruz. Nusra ve IŞİD’in teröristlerinin silahları kullanmayacaklarını varsayarak hareket edemeyiz.”

Israrlı ateşkes talebine karşılık verilen bu cevabın, ağır bir durum yarattığı açık. Bir yandan “Nusra ve IŞİD adına güvence mi veriyorsunuz?” sorusunu sormak demek bu; öte yandan “veremezsiniz ki” de demek! “Ateşkesi telaffuz edeceksek Şam’ın da masada olması gerekir” de demek!

Ve siz böyle bir lafın söylendiği yerde, Lazkiye’deki Rusya üssüne İdlib’ten yapılan saldırılardan yakınan muhatabınıza şöyle bir teklifte bulunuyorsunuz: “Rus dostlarımızın rahatsızlık duyduğu unsurları, saldırılara girişemeyecekleri yerlere çekmeyi deneyebiliriz.”

Muhatabınız da şöyle diyor: “Sivil halkın korunması bahanesiyle teröristleri korumak ve Suriye hükümetine zarar vermek kabul edilemez.”

Bu kadar nâhoş bir konumu kabullenerek nereye varılacak?

Üstelik, İdlib’in “sivil halk”ının koruyucusu gibi davranırken aynı anda Nusra’yı bir yerden bir yere “çekmeyi deneyebileceğinizi” söylemeniz, İdlib’teki herkesi tek potaya sokup orada imha etmeyi göze alabilecek birilerine meşruiyet zemini sunmak anlamına geliyor. “Bölgede kurduğumuz 12 gözlem noktasının sahadaki anlamlarından biri de,” diye konuştu Erdoğan. “Türkiye’nin İdlib halkına can güvenlikleri konusunda güvence vermiş olmasıdır.” Hepsi biraraya geldiğinde, “siviliyle, teröristiyle İdlib bizden sorulur” gibi bir söz söylemiş olunuyor.

Devamı da şöyle: [İdlib’in] Kendi halkına yönelik katliamları hala aklımızda olan Esed rejimine bırakılmasına razı gelemeyiz.”

Karşısındaki iki muhatap Suriye’nin bütününde “meşru hükümet”in egemenliğin tesisini şart görürken söylüyor bunu Erdoğan. Ekliyor: “Türkiye, güvenlik sağlanana kadar bölgedeki varlığını sürdürmeye kararlıdır. Tehdidin kaynağına ve boyutuna göre adımlar atmaya devam edeceğiz.”
Nasıl edeceksiniz? Rusya’ya rağmen mi?
 
Herkes kendi yoluna?
 
Zirveden şimdilik çıkan sonuç şu: Makas açılıyor. Herkes kendi yoluna yöneliyor.   Peki, Ankara’nın Suriye’de, İran’la yer yer çatışmayı, Rusya’yla başka mevzularda da papaz olmayı göze alarak yürüyebileceği bir “kendi yolu” var mı? Varsa nereye çıkıyor bu yol? Neleri göze alarak yürünebiliyor, şimdilik altı buçuk liralık dolarla? Vermezlerse kendimiz yapacağımız F-35’lerin ve kimseyi dinlemeyip alacağımız S-400’lerin koruması altında mı yürünecek?
Ve elbette daha önemli soru şu: Ne uğruna?

Erdoğan zirvede haklı olarak, yeni mülteci akını tehlikesini dile getirdi. “Sivillerin gidecek başka yerleri olmadığı için milyonlarcası bizim sınırımıza dayanacaktır,” dedi. “Türkiye, mülteci ağırlama kapasitesini doldurmuştur.”

Elhak doğru. Üstelik mevcut iktidarın bizzat kışkırttığı ırkçılık yüzünden Suriyeli mültecilere yönelik toplu saldırıların yaşanması an meselesi. Ancak tıpkı ırkçılık kışkırtması gibi, gürültüyle feci şekilde çuvallayan eskisiyle, ihtirasın yön verdiği yenisiyle Ankara’nın Suriye politikalarının şu muazzam mülteci meselesinin doğuşunda büyük rolü var. Fetih hülyalarının yolaçtığı, önü arkası düşünülmeksizin girişilen maceraların sonuçları değil mi yaşadıklarımız? Son derece yanlış millî güvenlik sorunu tesbitleri ve ırkçılık yüzünden ülkenin selametinin nerede olduğunu idrak edememe halinin bu işlerdeki payı ufak mı?
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dün dediği esasen trajikomikti, ancak o lafı esas hepimizin Türkiye’yi yönetenlerin ve fetih-ganimet sapkınlarının yüzüne tekrar tekrar haykırması gerekiyor: Kimse kimseyi kandırmasın.

Muhtemelen şöyle olacak: Rusya ve Suriye ordusu, elbette İran’ın katılımıyla, İdlib’te, bombardımanlar eşliğinde mevzi hücumlara girişecek, bir anda yüz binlerce kişiyi yerinden oynatmadan, adım adım, hamle hamle, vilayeti alacaklar. Bu süreçte muhtemelen yine Ankara’nın kısmen denetleyebildiği, el değiştiren topraklardan kaçacak militanların ve sivillerin sığınabildiği cepler bırakılacak ve zamanla bunlar da küçültüle küçültüle bütün vilayetinin Şam’ın egemenliği altına girmesi sağlanacak.

Ankara ne yapar? Bu soruyu cevaplamak kolay: F-35 yapar, alırız her yeri.

Daha zor soru şu: Halen ihtiyacı ve çıkarı olduğu ve zaten başka seçeneği olmadığı için Ankara’nın dediğine uyan veya ona yanaşan silahlı örgütler, adım adım can ve toprak kaybettikleri bir süreç içerisinde, sonuna kadar savaştan yana uzlaşmaz radikallerle, gidecek yeri olmayan yabancı cihatçılarla beraber, bu sürece aslında pekâlâ iştirak eden Ankara’ya karşı cephe almayacaklar mı? Komşu mahallede dükkân açarmış rahatlığıyla İdlib’e serpiştirilen on iki “gözlem noktası”ndaki askerleri nasıl tehlikeler bekliyor?

Umarım memleketin getirildiği halin ve canımızı yakan haksızlık adaletsizlik döneminin yolaçtığı moral bozukluğunun tesiriyle bizim gözümüze hep kötü ihtimaller takılıyordur. Yoksa, düşülen vaziyet, hele ekonomik krizle birlikte düşünüldüğünde, korku filminde, işlerin sarpa sarmaya başladığı ikinci aşamayı çağrıştırıyor. 

Facebook Yorumları

reklam
9.9.2018
Üçlü zirve: Makas açılıyor
3.9.2018
İdlib savaşı başlıyor
30.8.2018
Kabil’in soyu
26.8.2018
Yönetenlerin yasayı takmadığı yeni dönem
24.8.2018
Bayram yürüyüşü
21.8.2018
Muhalefet ve bazı sinir bozucu olgular
9.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 10
8.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 9
7.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 8
6.8.2018
Ona vuramıyor musun, vur bize!
5.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 7
4.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 6
3.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 5
2.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 4
1.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 3
31.7.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 2
30.7.2018
Adnan Oktar Operasyonu ve sorular - 1
28.7.2018
Osman’a mektup - 'Ruhumu asla!'
22.7.2018
Firavunun laneti, Timur’un laneti ve öbürleri
7.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
27.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
9.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
9.3.2018
Neden orada kalmadılar?
3.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
10.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
28.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
8.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
1.4.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
27.2.2017
Mukaddes idam ve hukuklu devlet
16.2.2017
"Şu sebeple evet diyoruz" diyemeyip de "onlar hayır dediği için" ucuzluğuna başvurunca ne demiş oluyorlar?
9.2.2017
Allah kimseyi bu hale düşürmesin
29.1.2017
Suriye El-Kaide’si kendini savunuyor…
27.1.2017
İdlib - Silahlı muhalefet Ahrar'da birleşiyor
26.1.2017
El-Bab civarında neler oluyor - bir öğrenebilsek...
23.1.2017
Gazetecilik intihara mı hazırlanıyor?
4.1.2017
Mecburiyetten konuşuyoruz
31.12.2016
IŞİD, 2 kişiyi 'Fırat Kalkanı' harekâtı için çalıştıkları gerekçesiyle idam etti
30.12.2016
Suudilerin başına ne gelir?
23.12.2016
'Ne halt ediyoruz?' diyen var mı aranızda?
21.12.2016
'Atıl kurt!'
20.12.2016
Dink davasında gelinen aşama
3.12.2016
Sürat canavarı sanıldığından tehlikeli
1.12.2016
Bitirim Apartmanı
28.11.2016
Tahir Elçi için
22.11.2016
Tecavüzcüyü İhya Kanunu çıkarmaya uğraşanların saflarında dalgalanma mı var?
18.11.2016
Ana akım medyanın tekliğe ve yokluğa gidişi
11.11.2016
Var mı imlâ konusunda benden sağlam kaynak?
8.11.2016
DAİŞ ile TAK aynı eylemi nasıl üstleniyor?
7.11.2016
DAİŞ yaptı ama biz PKK diyelim!?
3.11.2016
Aydın Abi bi' tanedir, en sıkışık zamanda en dar yeri gülümsemesiyle genişletebilir...
20.10.2016
Musul ve yalanla yaşamada yeni aşama
9.10.2016
Bir basit soru: Kürtler neden düşman sayılıyor?
4.10.2016
Hülâsa: O iyi insandır, siz kötüsünüz
1.10.2016
Haydin savaşa, haydin savaşa!
22.9.2016
Suriye’de El-Kaide meselesi ve Ankara
16.9.2016
Şiddetin soluğu
1.9.2016
Buyum, bu kadarım, ne yapayım…
24.8.2016
Cerablus - Türkiye bizzat savaşın içinde
14.8.2016
Kim bu darbenin lideri, başarılı olsaydı kimler kurulacaktı makam arabalarına, Saray'a, Meclis'e?
8.8.2016
Türkiye nasıl görünüyor?
30.7.2016
Darbe girişimine katılanların hepsi Gülen teşkilatından ibaret değil
13.7.2016
Bahoz Erdal haberi inandırıcı mı?
11.7.2016
Her şehirde birkaç “Pankisi Mahallesi” hayal mi?
3.7.2016
Şaka sandılar
21.6.2016
Dil dediğin nedir ki...
10.6.2016
IŞİD'in Halep'in kuzeyinde sıkışması demek, kaçacakları tek yer Türkiye demektir!
23.5.2016
Millet Meclisi'ni havaya uçurmak üzeresiniz, bunda gülünecek ne var?
15.4.2016
Muhalifler bile
9.4.2016
Gazetecilik burada ölürken dünyada canlandı
4.4.2016
Bir şekilde, bir yerde, bir zaman
23.3.2016
Sizinkiler yapmış, aman saklayın!
18.3.2016
Seçim öncesi HDP’ye ‘bağımsız girin’ diyen AKP, şimdi onları Meclis’ten atıyor
10.3.2016
Otuz kere kapatırsan olur!?
8.3.2016
Niye'ler, keşke'ler, Haber Nöbeti
2.3.2016
Şu üç soruyla uğraşsak?
18.2.2016
Bir defa daha, akıldışılık üzerine
17.2.2016
Dış politikada da aynı düstur: Kürt anasını görmesin
10.2.2016
Yolunda mı işler, memnun muyuz inşallah?
5.2.2016
Resim inmez, dışarısı görünmez
3.2.2016
Toledo'da buluşalım
29.1.2016
Kötülükle kader birliği
27.1.2016
Mekanizmanın dişlileri
20.1.2016
Türkiye'nin anahtarı
16.1.2016
Sultanahmet kavşağı
5.1.2016
Sesler oradan nasıl duyuluyor
5.1.2016
"Eşcinsellere ölüm!" - bizimkiler hariç...
2.1.2016
Hasan Karakaya başarmış olarak öldü
31.12.2015
Utanabilsek her şey hallolacak
30.12.2015
Yıldönümünde Roboski vesilesiyle: Sorun sensin
25.12.2015
Elimiz iş tutmalı
23.12.2015
Bir Pazar yazısı
18.12.2015
Zalimsiniz, yaptığınız da zulüm
16.12.2015
Türkler nerede?
10.12.2015
Başkasının fotoğrafı mıdır, ayna mıdır...
8.12.2015
Kendinden bombalı yelek işine girmek
4.12.2015
Haysiyet meselesi - öyle bakalım
2.12.2015
Sen hedef yap, öldüren bulunur
30.11.2015
Her şeyi anlamak istiyor musunuz?
26.11.2015
Rus uçağını düşürmek gerekli miydi?
25.11.2015
"Ortadoğu karamsarlığı"
19.11.2015
IŞİD-DAİŞ'e Batı'dan niye katılıyorlar?
18.11.2015
Suriye pasaportuyla intihar eylemi
13.11.2015
Yeni aşama: Kopuşa doğru...
10.11.2015
Yüce Yargı'nın kadınlarla savaşı
6.11.2015
Bir sürü tedirgin kuşlar
3.11.2015
Ne yapılacak, mücadele edilecek
30.10.2015
Nefretten mi neden bilmem...
28.10.2015
Hrant'ı Akyürek'le Yılmazer mi öldürdü?
23.10.2015
İşte yerli ve millî: Beyaz Toros
21.10.2015
Yeni Şafak "söz söyleyin" diyor, söyleyelim
16.10.2015
Yalanları temizlemek kolay da sonra ne olacak?
15.10.2015
Bir dakikacık saygı gösteremeyenler
13.10.2015
Alçaklığın bugünkü, dünkü, evvelsi günkü... tarihi
9.10.2015
Utanmamız da mı yok?
7.10.2015
Söz söylenmeyecek yerde birkaç söz
2.10.2015
Sıra
30.9.2015
Öldürmek ve öldüren niye sorun değil?
25.9.2015
Roller değişti, kurban biziz
23.9.2015
Yerli ve millî - Son kalkışma
18.9.2015
Trajik olamayan bir karakter
15.9.2015
Barış, öncelikle siyasî bir talep değil
10.9.2015
Bildiklerimiz, bilmediklerimiz
3.9.2015
Allah'tan haber almak, peygamber adına konuşmak
1.9.2015
Millet-i hakime ve devlet Kürtlere ne diyor?
27.8.2015
Muhtarlara Hitap'ta şeytan kovma anları
26.8.2015
Bu ne bilgi, ah, bu ne tecrübe!
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
12.8.2015
Memnun muyuz millet?
7.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
3.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
31.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
29.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
24.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
Çöken yalnız Yunanistan değil
15.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
7.7.2015
Ey Syriza, ayaklar baş mı olsun!
3.7.2015
Ne güzel komşumuzdun sen Devlet Bey...
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
25.6.2015
Çünkü ben aptalım
24.6.2015
Zorunlu bir açıklama
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
11.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
6.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
3.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
29.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
13.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
6.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
4.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
01.04.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
27.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
19.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
16.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.