Ümit KARDAŞ

Artı gerçek



Bookmark and Share

Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?


13.07.2019 - Bu Yazı 230 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir ülkenin dış güvenliği bakımından alacağı tedbirler tehdidin nereden gelebileceğinin tespitiyle yakından ilgilidir. Tehdidin yönü ise dönemsel olarak izlediğiniz dış politikayla değişebilir.

Kuşkusuz ülkenin içinde izlediğiniz politikalar da tehdidin önemini azaltabilir ya da çoğaltabilir. İçte ayrıştırıcı, ötekileştirici, hak taleplerini şiddetle bastırıcı, sorunları uzlaşma yoluyla çözmeyi dışlayıcı politikalar uygularsanız dış tehdit daha önemli hale gelir.

Aksine uzlaştırıcı, barışçı ve kucaklayıcı politikalar izlerseniz tehditle baş etmeniz psikolojik ve ekonomik olarak kolaylaşır. Kuşkusuz içte izlediğiniz barışçıl politikaları dış politikada uygulamanız gerekir.

Belirttiğim hususlara baktığımızda Türkiye’de AKP iktidarı ne hatalar yaptı? Öncelikle başlangıçta umut veren atılımlarının tersine bir yola girerek iç barışı sağlama imkânını berhava etti. Özellikle Kürtlerle ve diğer mağdur topluluklarla uzlaşı-işbirliği ekseninde sağlayacağı barışla dış politikasını sağlıklı belirleme imkânını elinden kaçırdı.

İçte insanların büyük bir bölümünü şiddet ve savaş diliyle düşmanlaştırdı. Toplulukları biz olmaktan yani toplum olmaktan  uzaklaştırarak ülkenin iç ve dış gücünü zayıflattı.

İçeride Kürtleri tehdit olarak kabul edince sınırın ötesindeki Kürtlerle diyalog kurma ve Türkiye üzerindeki baskıyı azaltma imkânını ortadan kaldırdı.

Osmanlı’yı ihyaya yönelik mezhepçi yaklaşımlar ve ham hayallerle uygulanan Suriye politikaları Türkiye’nin iç ve dış dengelerini bozdu. Ülke içte ve dışta ağır bir basınç altında kalarak gerildi.

NATO  üyesi olan  Türkiye izlenen hatalı politikalar sonucu ABD-BATI hattından devlet içindeki Avrasyacı eğilimin desteklediği RUSYA-İRAN-ÇİN eksenine kaydı, iki blok arasında denge politikası yürütme imkânını kaybetti ve  bocalamaya başladı.

İçte ve dışta yapılan vahim hatalar sonucu Türkiye hem parasıyla katıldığı F-35 uçak projesini yürütmek hem de Rusya’nın özellikle bu uçaklara karşı geliştirdiği S-400 hava savunma sistemini satın almak paradoksuna itilmiş durumda.

Bu tespitleri yaptıktan sonra silah alımında yapılan tercihlerde şeffaflığın önemini vurgulamak gerekmekte.

Türkiye, silah harcamaları ve silahlanma alanında en fazla para harcayan ülkelerin  başında geliyor. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) yıllık küresel silah harcamaları raporunu açıkladı. Rapora göre 2017 yılında silaha harcanan para bir önceki yıla göre yüzde 1,1 oranında artarak 1 trilyon 739 milyar dolara yükseldi.

Silaha en çok para harcayan ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor. 2008 - 2016 döneminde savunma harcamalarını yüzde 46 arttıran Türkiye 2017’de silahlanma için 18 milyar 200 milyon dolar harcadı. Geçen yıl ise savunma harcamalarını yüzde 24 artırıp 19 milyar dolara yükselttiği anlaşılmakta.

Ayrıca hazine dışında farklı vakıflardan ve fonlardan silahlanmaya, silah üretimine aktarılan milyarlar bulunmakta.

Söz konusu raporda silahlanmanın Kürt silahlı grupları ve PKK’ya yönelik operasyonlarla birlikte çok hızlı artış gösterdiği belirtiliyor.

Türkiye’nin yakında geleceği belirtilen Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi için ödediği bedel  2.5 milyar dolar.

Türkiye’nin F-35 savaş uçağı edinmek için harcamayı kabul ettiği bedelin miktarı ise 16- 25 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.

Silah alımlarında şeffaflık, denetim ve hesap verilebilirlik bulunmadığından bu alımların gerekliliği, tercihlerin doğru yapılıp yapılmadığı, ekonomik olarak ödenen bedellerin yerinde olup olmadığı bilinemiyor. Kararların tek kişiyle birlikte dar bir kadro tarafından alındığı bugünkü sistemde bunun nasıl sıkıntılar yarattığı ortada.

İstihdama, açlığa, yoksulluğa, sağlığa ve eğitime harcanması zorunlu paraları yanlış iç ve dış politikalar sonucu silahlanmaya harcamak bu ülkede yaşayan insanların mutsuzluğu demek.

Amerika’lı bilim insanı Robert A. Dahl’a göre “siyasetin en temel ve kalıcı sorunu, otokratik yönetimin önüne geçmektir.” Bu nedenle parlamento gözetimi, devlet düzeyindeki güç paylaşımının temel unsurlarındandır. Güvenlik sektörü bütçenin önemli bir bölümünü kullandığından, sınırlı kaynakların etkin ve verimli kullanılıp kullanılmadığının parlamento tarafından denetimi çok önemli.

İç ve dış güvenlik, bir halkın refah ve mutluluğunda merkezi öneme sahip olduğundan ulusal güvenlik siyasetinde halkın görüşlerinin ifadesini bulması bir zorunluluk. Bu nedenle halkın parlamentoda seçilmiş temsilcileri yasal parametrelerin oluşturulması, bütçenin onaylanması ve güvenlik etkinliklerinin gözetiminden sorumlu bulunmakta.

Parlamento bu sorumluluklarını ancak bilgiye sınırsız ulaşım olanağına, gereken teknik uzmanlığa ve hükümeti hesap vermeye zorlama güç ve niyetine sahipse tam anlamıyla yerine getirebilir. Parlamento diğer siyasi alanlarda olduğu gibi, güvenlik konusunda da yürütmeyi izlemek ve denetlemekle görevli.

Güvenlik kurumları üzerinde parlamento denetiminin bulunmadığı bir devlete eksik bir demokrasi gözüyle bakılmakta. Güvenlik sektörü, devletin temel görevleri arasında yer aldığından bu alanda yürütmenin gücünü dengeleyebilmek için denetim ve denge sisteminin oluşturulması gerekmekte.

Ancak Prof. Ümit Cizre’nin belirttiği gibi her sivil denetim demokratik değildir. Ama her demokratik denetim sivildir. Şeffaflık ve hesap verebilirliği barındırmayan bir sivil denetimin demokratik olmayacağı ortada.

Ortadoğu ülkelerinin bir çoğunda olduğu gibi Türkiye’de de gözetim sivil olmasına rağmen demokratik değildir. Oysa sivil gözetim hem siyasal hem toplumsal anlamda demokratik olmalı.

Akademik kurumlar, düşünce kuruluşları, insan hakları örgütleri ve siyaset odaklı hükümet dışı örgütler, siyasi liderlere kamu harcamaları ve devlet politikaları hakkında karar verirken birbirleriyle rekabet halinde olan çok çeşitli talep ve çıkarların göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlatırlar. Hükümet Dışı Örgütler ve araştırma kuruluşları güvenlik sektörünün parlamenter ve demokratik gözetimine katkıda bulunurlar.

Parlamento silah alımlarının toplum üzerinde yaratacağı etkileri ve mali yükü ayrıntılarıyla değerlendirmek göreviyle karşı karşıyadır. Silah almaya karar vermek yalnızca bir teknik uzmanlık ve güvenlik meselesi değildir.

Aynı zamanda paranın “ekmeğe mi, silaha mı” yatırılacağına, silahlara harcanacak ise hangi silahlara niçin ve ne kadar harcanacağına karar verme meselesidir. Silah alım süreçlerinin şeffaflığı ve parlamentoya hesap verebilir olması yolsuzlukların, kamu fonlarının israfının ve kötüye kullanmaların önüne geçer.

Hollanda’da 25 milyon euroyu aşan tüm tedarik kararlarında parlamentonun da onayı alınır. 100 milyon euroyu aşan büyük projelerde parlamentoya daha sık ve ayrıntılı raporlar sunulmasını öngören farklı bir süreç uygulanır.

Demokratik sivil denetimin bulunduğu ülkelerde bu örgütler güvenlik konuları hakkında bağımsız analiz ve bilgileri parlamento, medya ve kamuya yayarlar. Hükümetin güvenlik siyaseti, savunma bütçesi, tedarik ve kaynak seçenekleri hakkında alternatif uzman görüşü sunarak, bu konulardaki kamusal tartışmayı desteklerler ve farklı siyaset seçenekleri oluştururlar. Güvenlik sektöründe hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygıyı yakından izleyip özendirirler.

Parlamentosu yürütmenin hatta tek kişinin emrine girmiş, otoriterliğe meyilli ve sivil toplumu zayıf kalmış bir ülkede bu standartları tartışmayı ne yazık ki  kimse ciddiye almaz.

Parlamentonun, ulusal güvenlik siyasetinin geliştirilmesine dahil olması ve şeffaflık içinde onaylaması için birçok neden bulunmakta.

Ulusal güvenlik siyaseti, insanların yaşamlarını, değerlerini ve refahını yakından etkiler ve bu nedenle de sadece yürütme ve ordunun değerlendirmelerine bırakılamaz.

Ulusal güvenlik siyaseti ordunun tüm görevlileri açısından önemli sonuçlar doğurur.

Ulusal güvenlik siyasetinin önemli mali sonuçları olacağından vergi mükelleflerini yakından ilgilendirir.

Güvenlik önlemleri yurttaşların özgürlüklerini sınırlayabilir ve bu yüzden demokrasi üzerinde doğrudan etkileri vardır.

Bu nedenlerden dolayı parlamentonun, ulusal güvenlik siyasetini uluslararası siyasi hukuk (4 Cenevre konvansiyonu ve iki protokol), insan hakları hukuku (İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi) ile uyumluluğunu garanti altına alması önem taşımakta.

Demokratik bir ortamda hükümet, uyguladığı siyasetin geçerliliğini değerlendirmek ve bu değerlendirmenin nicel ve nitel sonuçlarını parlamentoya sunmakla sorumludur.

Parlamentonun değerlendirmesi ilgili bütçenin uygulanmasına ilişkin sayısal ve performans denetimini de kapsar. Parlamento, özel performans denetimleri için danışmanlar  görevlendirebilir. Bu konuda hükümet dışı örgütler de silah alımları ve askere alma gibi konularda değerlendirmelerini yaparlar.

Ayrıca silah alımlarında birçok ülkede bağımsız bir kurum olarak ombudsmanlık silah alımlarında denetim ve parlamentoya rapor sunma görevlerini yerine getirir.

Şeffaflık, demokratik sivil denetim ve hesap verilebilirlik  üzerine inşa edilmiş demokrasilerde silah alımlarında hataya düşülmesi, yanlış tercih yapılması, halkın zarara uğratılması azaltılmış durumda.

Türkiye’nin bir yıldır uyguladığı seçimli monarşik sistemin ülkeyi getirdiği nokta ortada. Ortaya çıkacak yeni siyasi aktörlerin,  yürütmenin bu yönde alacağı kararların parlamento ve bağımsız demokratik sivil yapılarca  denetlenmesini sağlayacak yeni bir inşayı gerçekleştirmeleri zorunlu.

Ülkenin ve insanlarının “hal-i pürmelal”i  ortada. Buna çare olacak kadrolara ve programlara ihtiyaç var.

Facebook Yorumları

reklam
13.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
31.05.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
18.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
16.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
14.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
22.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
1.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
20.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
1.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
22.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
8.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
3.3.2017
Meşruiyet ve temel mutabakat
13.7.2016
Devleti yeniden tanımlamak
6.7.2016
Emevi-Jöntürk geleneği
29.6.2016
Dışarıdan düşünmeye devam
25.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016 (4)
15.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016 (2)
8.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016
6.6.2016
Hukuk güvenliği bağımsızlık ve tarafsızlık
30.5.2016
Dışarıdan düşünmek
23.5.2016
İçimizdeki faşizm
15.5.2016
Adil yargılanmanın önündeki engel: TMK
9.5.2016
Yapay bir kriz: Dokunulmazlık
27.2.2016
İnsanlığını zayıflatırsam insanlıktan çıkarım!
18.2.2016
Demokratik bir anayasa için toplumsal mutabakat
29.1.2016
İngiliz parlamentarizmi
21.1.2016
Başkanlık nereye götürür?
2.12.2015
‘Gücü gücü yetene’ rejimi
29.11.2015
Türkler- Hıristiyanlar- Araplar
24.11.2015
Benjamin- Geçmişten bugüne
21.11.2015
İnsan olmanın anlamı ve empati
7.11.2015
‘Sapiens’ insan türünün macerası
2.11.2015
Bundan sonrası önemli
27.10.2015
Fransa Cumhuriyeti ve Türkiye
24.10.2015
Soruşturmanın gizliliği ve yayın yasağı
20.10.2015
Kurmaca hukuk zihniyeti
17.10.2015
Kutsal zorba devlet (2)
13.10.2015
Katliamlar zinciri ve muhterisler
6.10.2015
Devleti yeniden tanımlamak ve sol
3.10.2015
Fasit daire
19.9.2015
Rumlar (4)
15.9.2015
Rumlar (3)
12.9.2015
Rumlar (2)
8.9.2015
Rumlar
5.9.2015
Kral çıplak!
1.9.2015
Sivil toplum ve kamusal müzakere
25.8.2015
Şiddetin sarmalında! (2)
22.8.2015
Şiddetin sarmalında!
18.8.2015
Çölde kaybolmamak! (2)
15.8.2015
Çölde kaybolmamak!
11.8.2015
Gömülme hakkı!
8.8.2015
Devlet milliyetçiliği
14.7.2015
Etnosfer
27.6.2015
AKP ile mümkün mü
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive