Ümit KARDAŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret


10.11.2018 - Bu Yazı 137 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ceza hukuku alanını siyasi suçlar üzerinden genişleten devletin, birey ve topluluklar üzerindeki hukuksuz şiddeti devam etmekte. TCK’da düzenlenen çok sayıda siyasi suç ve  TMK’ da yer alan ilgili maddeler bu uygulamanın yasal dayanağını oluşturmakta.

Siyasi suç düzenlemelerinden bir bölümü özel tahkir suçları olarak düzenlenmiş durumda. “Devletin egemenlik alametlerini aşağılama” (TCK madde 300), “Türk Milletini ve anayasal kurumları aşağılama” (TCK madde 301), “Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret” (TCK madde 341) gibi.

Ancak özel tahkir suçlarından olan, “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçu (TCK madde 299), son 7 yıldır siyasi eleştirileri engellemek ve ifade özgürlüğüne etkin bir şekilde müdahale etmek için araçsallaştırılmış durumda.

Sosyal medya paylaşımları, karikatürler, makaleler söz konusu suçla ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma konusu olmakta. Üstelik katalog suçlardan olmamasına rağmen bu suçtan dolayı tutuklamalar yapılmakta.

2010-2017 yılları arasında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla açılan 12 bin 893 davadan 12 bin 305’i Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde açılmış durumda.

Mahkemeler 5150 davadan 2099 tanesini mahkumiyetle sonuçlandırmış. Buna yine mahkumiyet hükmü verilip, hükmün açıklanması geri bırakılan 1660 kararı eklemek gerekir. 873 dava ise beraatla sonuçlanmış.

Devletin kutsallığı ve devletin bireye karşı korunması zihniyetine göre şekillenmiş bir ceza hukuku siyasetinin, bağımsızlığını ve tarafsızlığını kuşkulu hale getirmiş bir yargı eliyle mağdurlar ordusu yaratacağı açıktı.

Yaşanan olumsuzluklar içinde hukuk yaratma işlevine sahip çıkan İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi 2016 yılında cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK'nın 299. maddesinin Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi bularak, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulundu.

Yerel mahkeme, iptal başvurusunda şu gerekçeleri ileri sürdü.

* Cumhurbaşkanına hakaret suçunun, diğer kamu görevlilerine karşı işlenen hakaret suçlarından farklı olarak düzenlenip, daha yüksek cezaların öngörülmesi,

* Anayasanın 101 ve 102. maddelerinde yapılan değişikliklerle cumhurbaşkanının siyasi bir kişilik haline gelmesinin kaçınılmaz olması,

* Hukuk devletinde hiçbir makam için özel bir suç tipi oluşturulamaması,

* Devlet başkanlarına özel himaye sağlayan yasaların İHAS’ı ihlal etmesi,

* Cumhurbaşkanına hakaret suçunda Anayasa m. 39 ve TCK m.129’un uygulanıp uygulanmayacağı hususunda belirlilik olmaması,

* Anayasa m. 39’da istisnasız olarak düzenlenen ispat hakkının cumhurbaşkanına hakaret suçu bakımından öngörülmemesi ve bu hususun Anayasa m. 2,10 ve 39’a aykırı olması.

Anayasa Mahkemesi söz konusu iptal istemini 14.12.2016 tarih ve E.2016/25, K 2016/186 sayılı kararıyla ret ederken  şu gerekçelere dayandı.

* Kanun önünde eşitliğin herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulması anlamına gelmediği, kimi kişiler için farklı kurallar uygulanmasının eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceği,

* Cumhurbaşkanının devletin başı sıfatıyla hareket ettiği, bu yolla Türk Milleti’ni ve Türkiye Cumhuriyet’ini temsil ettiği,

* Cumhurbaşkanına karşı gerçekleştirilen hakaret suçunun yalnızca kişiliğine değil, cumhurbaşkanının temsil ettiği değer ve fonksiyonlara karşı da işlendiği, burada cumhurbaşkanının kişiliği yanında devletin saygınlığının da korunduğu,

* Öngörülen ceza ile korunan hukuki fayda arasında orantı bulunduğu,

* Her ne kadar ifade hürriyeti eleştiri özgürlüğünün güvencesi olsa da bu hakkın kişilere hakaret hakkı vermediği,

* Bireyin şöhret ve itibarına karşı gerçekleştirilen bu saldırının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı.

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararda yer alan gerekçe, yargıdaki devletin kutsallığına ve soyut devleti ve onu temsil edenlerin bireye karşı korunmasına ilişkin zihniyeti en üst düzeyde göstermekte.

Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeleri AİHM içtihatları ile çelişmekte.

2002 yılında AİHM, başvurucunun Fas Kralı’na hakaret ettiği için 1881 tarihli Basın Özgürlüğü Yasası’nın 36. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ilişkin Fransa/Colombani davasında ihlal kararı vermiştir.

Karar gerekçesinde; “bir devletin başka devletlerle dostça ilişkiler sürdürme konusundaki çıkarı ne olursa olsun böyle bir ayrıcalık ulaşılmak istenen amaç için zorunluluk niteliğini taşımaz. Yabancı bir devlet başkanı hakarete uğradığını iddia ediyorsa, herkes için olağan başvuru yollarını kullanabilir ama bunun için ayrıcalıklı korumadan yararlanamaz.” denilmiştir. Bu karar üzerine Fransa ilgili hükmü kaldırmıştır.

Colombani kararında bir başka devletin başkanına ayrıcalık tanınmasını Sözleşme’ye aykırı bulan AİHM, 2007 yılında verdiği Türkiye/Artun ve Güvener kararında; devletin kendi başkanını koruma konusundaki çıkarı açısından ifade özgürlüğünün çok daha güçlü bir şekilde korunması gerektiğini ve ifade özgürlüğü karşısında devlet başkanının ayrıcalıklı statüsünün kabul göremeyeceğini belirtmiştir.

2011 yılında AİHM, İspanya/Otegi Mondragon/ kararında AİHM, özel yasalarla bazı kişilere hakarete karşı daha fazla koruma sağlanmasının Sözleşme’nin ruhuna aykırı olduğu, Kral’ın bile ayrıcalıklı bir korumadan yararlanamayacağı vurgusunu yaptıktan sonra, Kral’ın siyasi tartışmalarda tarafsız bir hakem ve devlet simgesi konumunda olmasının, onun, resmi görevlerinin ifasıyla ilgili veya devletin temsilcisi olarak, bu devletin, monarşi rejimi dâhil, anayasal yapısına meşru yollarla itiraz eden kişiler başta gelmek üzere, başkaları tarafından eleştirilemeyeceği anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir.

Bu kararlardan anlaşıldığı gibi AİHM devlet başkanlarını diğer bireylerden daha çok koruyan tüm düzenlemeleri AİHS’in 10. maddesine aykırı görmekte.

Türkiye’de son Anayasa değişiklikleriyle tarafsız cumhurbaşkanı partili cumhurbaşkanı durumuna gelmiş ve kendisi yürütmeyi yani icraatı üstlenmiştir. Cumhurbaşkanını ceza maddelerinin hukuka aykırı uygulamalarıyla eleştirilemez hale getirmekle bütün bir yürütme faaliyetinin eleştirilmesi engellenmiş olmakta.

TCK m. 299’da düzenlenen cumhurbaşkanına hakaret suçunun AİHS düzenlemelerine ve AİHM içtihatlarına aykırı olduğu açık.

Bu durum karşısında Anayasa Mahkemesi'nin 2013 yılında verdiği kararı değerlendirmek gerekir. Bu kararda “Anayasa’nın 90. maddenin beşinci fıkrası uyarınca, sözleşmeler hukuk sistemimizin bir parçası olup, kanunlar gibi uygulanma özelliğine sahiptir. Yine aynı fıkraya göre, uygulamada bir kanun hükmü ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan sözleşme hükümleri arasında bir uyuşmazlığın bulunması halinde, sözleşme hükümlerinin esas alınması zorunludur. Bu kural bir zımni ilga kuralı olup, temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümleriyle çatışan kanun hükümlerinin uygulanma kabiliyetini ortadan kaldırmaktadır” denilmekte.

Anayasa Mahkemesi’nin m. 90 ile ilgili kararı karşısında doktrinde ileri sürüldüğü gibi cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK m. 299 mahkeme kararlarına esas alınamaz ve uygulanamaz.

Anayasa Mahkemesi hukuka aykırı uzun tutukluluk süreleriyle ilgili hak ihlallerini görevini ihmal ederek yıllarca gündeme almadığı gibi TCK  m. 299 ile ilgili ihlal başvurularını da bekletmekte. Böylece AİHM süreci bloke edilirken AHİM de kendisini bu sürecin dışında tutarak işlevini kaybetmekte.

Modern ceza hukuku anlayışına göre kişisel onura karşı işlenen fiillerin suç olarak düzenlenmesine ihtiyaç bulunmamakta. Toplumsal olarak bir yarar sağlamayan ve kişisel bir nitelik taşıyan fiillerin ceza hukuku alanında tutulması kabul edilemez.

Söz konusu suçla ifade özgürlüğü alanına müdahalede bulunulduğu için, bu müdahalenin meşru amaçla orantılı olması gerekmekte. Uygulamada bu müdahalenin daha çok güce ve iktidara yönelik eleştirilerin ve muhalif düşüncelerin engellenmesinde ve bastırılmasında bir sindirme aracı olarak kullanıldığı görülmekte. Bu nedenle müdahalenin meşru amaca hizmet etmediği ve demokratik standartlara uymadığı açık.

Devletin ve onun temsilcilerinin kutsallığı zihniyetini esas alan bir ceza hukuku uygulamasıyla, hukukun üstünlüğüne ve adalet değerine dayalı çoğulcu ve özgürlükçü bir demokrasi inşa etme imkanı bulunmamakta.

Türkiye’nin de kurucu üyeleri arasında yer aldığı Avrupa Konseyi’ne bağlı görev yapan Venedik Komisyonu bu konuda hazırladığı raporda; Avrupa’daki genel uygulama ve uluslararası standartların, devlet başkanlarına hakaretin “suç olmaktan çıkarılması ya da bu suçun hapis cezası içermeyecek biçimde sadece en ciddi sözlü saldırılarla sınırlı tutulması” yönünde olduğu vurgulamış ve Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen TCK 299. maddenin “Avrupa normlarına uymadığı” gerekçesiyle kaldırılmasını istemişti.

TCK’da yer alan genel hakaret ve kamu görevlisine hakaret suçları ile başta cumhurbaşkanına hakaret suçu olmak üzere siyasi suç niteliğindeki tüm özel hakaret suçları TCK’dan çıkarılmalı. Hakarete uğrayan gerçek ve tüzel kişiler bakımından hukuk mahkemelerinde haksız fiil nedeniyle tazminat davası açma imkanı bulunmakta.

Facebook Yorumları

reklam
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
1.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
20.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
1.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
22.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
8.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
3.3.2017
Meşruiyet ve temel mutabakat
13.7.2016
Devleti yeniden tanımlamak
6.7.2016
Emevi-Jöntürk geleneği
29.6.2016
Dışarıdan düşünmeye devam
25.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016 (4)
15.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016 (2)
8.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016
6.6.2016
Hukuk güvenliği bağımsızlık ve tarafsızlık
30.5.2016
Dışarıdan düşünmek
23.5.2016
İçimizdeki faşizm
15.5.2016
Adil yargılanmanın önündeki engel: TMK
9.5.2016
Yapay bir kriz: Dokunulmazlık
27.2.2016
İnsanlığını zayıflatırsam insanlıktan çıkarım!
18.2.2016
Demokratik bir anayasa için toplumsal mutabakat
29.1.2016
İngiliz parlamentarizmi
21.1.2016
Başkanlık nereye götürür?
2.12.2015
‘Gücü gücü yetene’ rejimi
29.11.2015
Türkler- Hıristiyanlar- Araplar
24.11.2015
Benjamin- Geçmişten bugüne
21.11.2015
İnsan olmanın anlamı ve empati
7.11.2015
‘Sapiens’ insan türünün macerası
2.11.2015
Bundan sonrası önemli
27.10.2015
Fransa Cumhuriyeti ve Türkiye
24.10.2015
Soruşturmanın gizliliği ve yayın yasağı
20.10.2015
Kurmaca hukuk zihniyeti
17.10.2015
Kutsal zorba devlet (2)
13.10.2015
Katliamlar zinciri ve muhterisler
6.10.2015
Devleti yeniden tanımlamak ve sol
3.10.2015
Fasit daire
19.9.2015
Rumlar (4)
15.9.2015
Rumlar (3)
12.9.2015
Rumlar (2)
8.9.2015
Rumlar
5.9.2015
Kral çıplak!
1.9.2015
Sivil toplum ve kamusal müzakere
25.8.2015
Şiddetin sarmalında! (2)
22.8.2015
Şiddetin sarmalında!
18.8.2015
Çölde kaybolmamak! (2)
15.8.2015
Çölde kaybolmamak!
11.8.2015
Gömülme hakkı!
8.8.2015
Devlet milliyetçiliği
14.7.2015
Etnosfer
27.6.2015
AKP ile mümkün mü
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları