Ümit KARDAŞ

Artı gerçek



Bookmark and Share

Anayasacılık: Batı-Osmanlı Anayasa hareketleri


25.08.2019 - Bu Yazı 201 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasal düzeyde uzlaşma sağlayabilmiş toplumlar kadim sorunlarını önemli ölçüde çözerek toplumsal enerjilerini gelişme ve kalkınma yönünde seferber edebildiler. Türkiye ise neredeyse 143 yıldır uzlaşma ve barış koşulları içinde yaşayabileceği bir Anayasayı oluşturamamış durumda.

Yalancı baharlarla geçen bu sürede farklılıklarla birlikte yaşama konusunda uzlaşma sağlanamadı. Anayasa yapma süreçlerine toplumun katılması düşünülmediğinden anayasal metinlerin toplumsal meşruiyeti olmadı. Ayrıca yapılan Anayasaların hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemelerine pratikte uymama alışkanlığı normalleşti.

Bugün gelinen noktada siyasi ahlak yerlerde sürünürken, hukuk güvenliği yerini keyfiliğe ve polis devlet uygulamalarına bırakmışken, betonlaştırılan şehirlerde yağmurlar yolları yarar, altgeçitleri, dükkânları basarken, ormanlar ve doğa yağmalanırken, sendika yöneticileri güç ve çıkarlarını iktidarla paylaşıp çalışanları enflasyona ezdirirken, işsizlik azami seviyeye çıkmış, halkın alım gücü düşmüş ve ekonomi durgunluğa girmişken sıfırdan bir inşanın zamanı gelmiş demektir.

Siyasi, hukuki ve ekonomik çöküşün bir arada yaşandığı bu dönemde, artık eskinin referans alınmadığı yeni bir toplumsal sözleşmenin boş bir sayfaya uzlaşılarak yazılması ihtiyacının ortaya çıktığı açık. Toplumda hissedilen bu ihtiyacın siyasete de yansıdığı görülmekte.

Türkiye’nin gündemini önümüzdeki süreçte uzlaşmaya dayalı Anayasa inşası tartışmaları meşgul edecek. Bu nedenle katkı sunma amacıyla birkaç yazımı bu konuya ayıracağım.

Uzlaşmaya dayalı anayasanın hangi yöntemle inşa edileceği ve muhtevasının nasıl oluşturulacağını açıklamadan, niçin bu noktada bulunduğumuzu anlayabilmek için Batı Anayasacılığıyla Osmanlı Anayasacılığını karşılaştırmanın yerinde olacağı kanısındayım.            

Batı kökenli bir kavram olan Anayasaların temelinde parlamento oluşturma hareketleri ile hak ve özgürlük istemleri yatar. Hak ve özgürlük bildirilerinin ilki İngiltere’de Kral Yurtsuz Jean tarafından kabul edilen 1215 tarihli Manga Carta Libertatum’dur.

Özgürlük Büyük Şartı’nın 12. ve 14. maddelerine göre kral feodal beylerden ancak rızalarıyla yeni vergi alabilecekti. 39. maddeye göre kral özgür kişileri mahkeme kararı olmaksızın tutuklayamayacak, mallarına el koyamayacak , sürgüne gönderemeyecekti. 41. maddeye göre tüccarlar serbestçe ticaret yapabileceklerdi. 

1628 tarihli Petition of Rigths (Haklar Dilekçesi) ile vergi alınması kanuna bağlandı.1679 tarihli Habeas Corpus Act ile de İngiliz yurttaşlarına keyfi tutuklamalara karşı hukuk güvenliği sağlandı.

1689 tarihli Bill of Rights (Haklar Bildirisi), monarşi karşısında parlamentonun yetkilerini arttırırken, 1701 tarihli Act of Settlement ile kralın parlamento üzerindeki yetkileri sınırlandı. 

İdeolojik yaklaşımlardan uzak olan bu metinlerin ortak amacı bir yandan parlamentonun yetkilerini arttırarak, siyasi özgürlük alanını genişletmek, diğer yandan hak ve özgürlüklerin başta monark olmak üzere bütün kurumlar karşısında hukuku güvenliğiyle korunmasını sağlamaktı. 

Tüm bu belgelerin ve yargı organlarının katkılarıyla ortaya Common Law denilen İngiliz ortak hukuku çıktı. Siyasi iktidarlar ortak hukuka uymayı bir zorunluluk saydılar. İngiltere’de özgürlük anlayışının doğup gelişmesinde ve korunmasında İngiliz hâkim ve avukatları çok önemli bir rol oynadılar.

Avrupa ülkelerinde ve özellikle Fransa’da hâkimler yarı memur durumundayken, İngiltere’de hâkimlik egemen bir kurumdu. Hâkimler de avukatlar da halkın hak ve özgürlüklerini korumayı bildiler.

İngiltere’de özgürlüklerin düzene sokulması gibi bir sorun olmayıp, söz konusu olan bu özgürlüklerin korunmasıdır. Bu nedenle İngiltere’de özgürlükler de diğer kavramlar gibi muhafazakârdır.

İngiltere’de bu gelişmelerin sonucu yazılı bir anayasa oluşturulmadı. Her ne kadar son zamanlarda İngiltere’de yazılı bir anayasa yapılması tartışılıyor olsa da Common Law, bugüne kadar İngiliz yurttaşlarının hak ve özgürlüklerinin güvencesi olmayı başarmış durumda.

Amerika’ya ayak basanlar, özellikle İngiltere’ den göç edenler püriten inançlarını da birlikte götürdüler. Bunun anlamı Tanrının kendilerini doğuştan özgür varlıklar olarak yarattığına inanmalarıydı.

İngiliz belgelerinin de Amerika’da önemli etkileri oldu. Ancak Amerikan belgeleri İngiliz belgelerine göre evrensel bir karakter taşırken, Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni etkiledi.

Kongre, Mayıs 1776 tarihli çağrısıyla her koloninin kendi anayasasını yapma önerisinde bulundu ve Virginia bu öneriye önce uyarak anayasasını hazırladı, bu anayasanın başına da bir haklar bildirisi (bill of rights) ekledi. 

Kongre, kolonilerin İngiltere ile her türlü siyasal bağı kopardığını ve bağımsız olduğunu ilan ettiği 4 Temmuz 1776 tarihli Bağımsızlık Bildirisi’nde, Virginia Haklar Bildirisi’nin ilk üç maddesini büyük ölçüde yineleyen bir çizgi izledi. 

4.Temmuz. 1776 tarihinde kaleme alınan Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nin başlangıcında insanların doğuştan bir takım hakları olduğu belirtiliyordu.

”Bütün insanlar eşit yaratılmıştır. Yaradan, her insana kimsenin elinden alamayacağı bir takım haklar bağışlamıştır. Yaşamak, özgürlük, mutluluğu arama bu haklardandır. Yönetimler bu hakların korunması için insanlarca kurulmuştur.”                        

Bu bildiri Philadelphia Anayasasına esas oluşturdu.1787 tarihli Anayasa önsöz, alt bölümler içeren 7 madde ve 27 yasa değişikliğinden oluşmakta. Anayasanın temel referansı John Locke’a uzanmakta.

“Bütün insanlar doğuştan hür ve bağımsızdır. İnsanların doğuştan bir takım hakları vardır, topluma katılmakla bunlardan yoksun kılınamazlar.”

Amerika’da iktidar yurttaşların haklarını koruyan bir kurumdur.

Ayrıca Anayasa, bağımsız eyaletlerin haklarını da güvence altına alarak ABD’nin federal sistemini tesis etti.

Fransa’da 1789 döneminden önce mutlak krallık yönetimi söz konusuydu. Fransa’da İngiltere ve Amerika’da olduğu gibi hak bildirileri olmadığından özgürlüklerden de söz açılamıyordu. 

Devrimden sonra kurucu meclis evrensel niteliği bulunan ve Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nden de etkilenmiş olan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisini açıkladı. Bildiriye göre doğal haklar kutsal, vazgeçilemez, aktarılmaz haklardı. Devletin amacı bu hakları korumaktı.. 

Her üç ülkede ortaya çıkan belgelerin ve anayasaların ortak yönü özgürlüğün insanın özüne bağlı, ondan ayrılamayacak bir kavram olarak ele alınmasıdır. Siyasi iktidar özgürlüğü ortadan kaldıramaz, onlara dokunamaz. Özgürlük iktidarın ortaya çıkmasından önce vardı. Siyasi iktidarın görevi insan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasını sağlamaya yönelik olarak hukuk güvenliği sağlamaktır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda ise özgürlüklere dayalı bir insan hakları öğretisi var olamadı. Osmanlı İmparatorluğu’nda insanın önemi ancak 19 uncu yüzyıl ortalarında anlaşılmaya başlandı.

Batı’da siyasi iktidarın sınırını belirlemek daha önce başlamıştı.1789 devrimiyle hukuk önünde eşitlik, 1848 devrimiyle de ekonomik eşitlik ilkeleri yaşama geçmişti. Oysa Osmanlı İmparatorluğu’nda insan hakları doktrini 19 uncu yüzyılın ortalarına doğru kendini duyurmaya başladı.

Batı’daki köklü dönüşümlerin gerisinde hem düşüncenin gücü ( özgürlük, eşitlik, liberalizm,   demokrasi ) hem de maddenin gücü (sınıfsal ve siyasal mücadele) yatar. Bu kazanımlar bir mücadele süreci sonunda elde edildi. Batı’da belirleyici rolü feodal- aristokratik kurumlara karşı halk sınıflarını da arkasına alan burjuvazi oynadı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda bu gelişmeler Batı’da olduğu gibi olmadı. İmparatorlu’ta ne bu anlamda bir düşünce gücü vardı ne de iktidarın sınırlanmasının ve hak ve özgürlüklerin mücadelesini verecek sınıflar bulunmaktaydı. 

III. Selim’in tahta çıktığı tarih olan1789’dan itibaren 1918 yılına kadar geçen dönemde temel kaygı çok uluslu İmparatorluğu sürdürmek oldu.

Batı, Amerikan ve Fransız devrimlerinden sonra Anayasacılığın birinci dalgasını yaşadı. (ABD, Fransa, İsveç, Norveç, Hollanda, Yunanistan) Bu sırada Osmanlı İmparatorluğu’nda bireysel hak ve özgürlükler tanınmıyor, kulluk sistemi devam ediyordu.

Kanun önünde eşitlik hakkı söz konusu değildi. Hukuk güvenliği, can ve mal güvenliği yoktu. Bu durumdan çıkış daha çok dış, bir ölçüde de iç etkenlere dayalı olarak 1839 tarihli Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile sağlanmak istendi.

Bu belge hükümdardan gelen tek yanlı bir işlem olarak ferman niteliğindeydi. 

Ferman, kişi hak ve özgürlükleri bakımından eksik ama geç de olsa başlangıç olarak önemli bir liste getirmekteydi. 

Eksiklik liberalizmin henüz kökleşmemesinden ve burjuva sınıfının yokluğundan kaynaklanmaktaydı. Ancak kanun önünde eşitlik, kişi dokunulmazlığı ve güvenliği, eşitlik, can ve mal güvenliğinin sağlanması gibi kavramlar fermanda yer alıyordu.

Tanzimat döneminde genel ilkeleri gösteren Ferman’ın uygulanabilmesi için başka reform fermanları çıkarıldı. Bunların en önemlisi tamamen dış etki ürünü olan Islahat Fermanı’ydı. Bu fermanın hedefi Müslüman olmayan uyruklar için eşitlik getirmekti.

Bu iki önemli ferman da anayasa niteliğinde olmayıp, Amerikan ve Fransız bildirilerinin işlevini görmüşlerdi. Bu dönemde Batı 1830 ve 1848 devrimleriyle anayasacılıkta ikinci dalga dönemini yaşıyordu.(1831 Belçika,1848 Fransa ve İtalya,1850 Prusya)

İmparatorluğun Meşrutiyet’e geçişinde Batılı devletlerin rolü olduğu kadar, Balkan Anayasacılığının da etkisi oldu. Romanya (Eflak-Boğdan Özerk Prenslikleri )1834’te bir anayasal belgeyle seçime dayalı bir sisteme geçti. 

Sırbistan(özerk prenslik) 1869’da ilk anayasasını yaptı. Yunanistan’da anayasal yaşam genç Yunan burjuvazisinin önderliğinde 1844 Anayasası ile başladı.1864 Anayasası ile de parlamenter rejime geçildi.

Böylece kendisi bir anayasaya sahip bulunmayan Osmanlı Devleti, kendine bağlı özerk prensliklerin anayasal düzenlemelere geçmelerinin onaylayıcısı oldu. 

Osmanlı Devletinin ilk anayasal belgesi 1876 tarihli Kanun –i Esasi oldu. Kanun-i Esasi kişisel haklar ve hukuki güvenceler bakımından önemli yenilikler getirmişti. Ancak Kanun-i Esasi’nin bir anayasa olup olmadığı tartışmalıdır. Münci Kapani’ye göre Kanun-i Esasi gerçek bir anayasa değil, millete bağışlanmış bir berattır.(Charte Constitutionelle )

1876 Kanun-i Esasi’sinde 1909 yılında yapılan önemli değişikliklerle II Meşrutiyete geçildi ve monarşi gerçekten sınırlandı. Devlet aygıtının yeniden düzenlenişi ve kişi hakları açısından ilk kez parlamenter anayasal bir monarşi kuruldu.

1918’ den sonrası ulusal devletin kurulabilmesi sorununun yaşandığı dönemdir. Bu dönemde 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (anayasa ) kurtuluş mücadelesinin bir anayasa ile hukuki bir zeminde sürdürülmesi iradesinin bir ürünü oldu. Devam edeceğim.

Facebook Yorumları

reklam
25.08.2019
Anayasacılık: Batı-Osmanlı Anayasa hareketleri
13.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
31.05.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
18.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
16.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
14.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
22.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
1.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
20.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
1.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
22.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
8.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
3.3.2017
Meşruiyet ve temel mutabakat
13.7.2016
Devleti yeniden tanımlamak
6.7.2016
Emevi-Jöntürk geleneği
29.6.2016
Dışarıdan düşünmeye devam
25.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016 (4)
15.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016 (2)
8.6.2016
Ermeni meselesi: 1915-2016
6.6.2016
Hukuk güvenliği bağımsızlık ve tarafsızlık
30.5.2016
Dışarıdan düşünmek
23.5.2016
İçimizdeki faşizm
15.5.2016
Adil yargılanmanın önündeki engel: TMK
9.5.2016
Yapay bir kriz: Dokunulmazlık
27.2.2016
İnsanlığını zayıflatırsam insanlıktan çıkarım!
18.2.2016
Demokratik bir anayasa için toplumsal mutabakat
29.1.2016
İngiliz parlamentarizmi
21.1.2016
Başkanlık nereye götürür?
2.12.2015
‘Gücü gücü yetene’ rejimi
29.11.2015
Türkler- Hıristiyanlar- Araplar
24.11.2015
Benjamin- Geçmişten bugüne
21.11.2015
İnsan olmanın anlamı ve empati
7.11.2015
‘Sapiens’ insan türünün macerası
2.11.2015
Bundan sonrası önemli
27.10.2015
Fransa Cumhuriyeti ve Türkiye
24.10.2015
Soruşturmanın gizliliği ve yayın yasağı
20.10.2015
Kurmaca hukuk zihniyeti
17.10.2015
Kutsal zorba devlet (2)
13.10.2015
Katliamlar zinciri ve muhterisler
6.10.2015
Devleti yeniden tanımlamak ve sol
3.10.2015
Fasit daire
19.9.2015
Rumlar (4)
15.9.2015
Rumlar (3)
12.9.2015
Rumlar (2)
8.9.2015
Rumlar
5.9.2015
Kral çıplak!
1.9.2015
Sivil toplum ve kamusal müzakere
25.8.2015
Şiddetin sarmalında! (2)
22.8.2015
Şiddetin sarmalında!
18.8.2015
Çölde kaybolmamak! (2)
15.8.2015
Çölde kaybolmamak!
11.8.2015
Gömülme hakkı!
8.8.2015
Devlet milliyetçiliği
14.7.2015
Etnosfer
27.6.2015
AKP ile mümkün mü
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive