Uğur Gürses



Bookmark and Share

Maceracı ekonomi politikasının sonu


2.01.2021 - Bu Yazı 3591 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “2020’nin özetini yap” deseniz tek cümleyle “maceranın sonu” derim.

2018 ortasında ‘Alla Turca’ başkanlık rejimi ile başlayan “uçuşa geçiyoruz” nidalarıyla girişilen bir maceranın. ‘Biz biliriz, siz göreceksiniz faizi de dövizi de’ türünden bir iddia ile başlayan maceranın.

2019 başları, yerel seçimi kazanma güdüsüyle kamu bankaları kanalıyla yürütülen hem kredi genişlemesi hem de döviz kurunu sabit tutma amacıyla rezervler eritilerek çerçevelenen yeni bir tür ‘komuta ekonomisine’ sahne oldu. Yerel seçimde iki büyük metropolün kaybı sonrası Merkez Bankası Başkanının görevden alınması “maceracı ekonomi politikasının” başlangıç işareti idi. Nitekim yeni atanan başkanla beraber faizler hızla düşürülürken, döviz rezervleri eritilmeye devam edildi.

2020’nin ilk çeyrek sonuna ise sorunları halı altına süpürülmüş ekonomi, pandemi krizine yakalanıyordu.

Dünyanın en liberal ülkeleri bile kendi yurttaşının cebine bütçe kaynaklarıyla çek koyarken, bu ‘maceracı ekonomi politikası’ kendi yurttaşlarına “ihtiyaç kredisini” işaret ediyordu.

Nitekim IMF verilerine göre; bütçeden sağlık dışı ilave harcamalar GSYH’ya oranla Avustralya’da yüzde 11.2, Kanada’da yüzde 11.6, ABD’de yüzde 10.3, Britanya’da yüzde 7.6, Almanya’da yüzde 7.7 olurken, Türkiye’de sadece yüzde 0.5 idi.

Türkiye gelişen ülkeler içinde pandemiye kamusal alanda devasa bir kredi genişlemesi ile yanıt veren tek ülke oldu.

Bu ‘maceracı ekonomi politikası’ bankalarını riskli kredilere zorlayan düzenlemeler icat etti. Bankacılık otoritesi BDDK ve Merkez Bankası bankaları kredi vermeye zorlayan kural ve düzenlemeler getirdi. Aksi halde çok yüksek cezalarla karşılaşacak bankalar, bu kuralları aşmak için hızla faiz düşürerek mevduat azaltmaya başladılar. Bu da negatif reel faizi köklendirdi. Bir taraftan da Merkez Bankası enflasyonun da politika faizinin de altında bankaları fonlarken, krediler özellikle de kamu bankaları bilançosunda patlama gösterdi. İthalat hızla yükseldi. Hane halkı ve şirketler döviz ve altına hücum etti. Türkiye 20 milyar doları aşan bir altın ithalatı yaptı. Kur patladı.

Kur patlayıp dolar 8.50 seviyesine geldiğinde, muhtemeldir ki “neden bu kuru tutamıyoruz?” sorusu sorulmuş olmalı Beştepe’de. Yanıt da yine muhtemelen “rezervleri tükettik, negatife geçtik” biçimde olunca hem Merkez Bankası Başkanı hem de ekonomiden sorumlu damat-bakan görevlerinden uzaklaştırıldılar.

Öyle ki Ankara kulisleri bu rezerv tükenişinden Cumhurbaşkanının haberinin olmadığını anlatırken, konuya yakın kaynaklar “durumun vahametine yeni vakıf olduğunu” anlatıyorlardı.

Mart 2019 sonunda bu satırların yazarı o dönemin Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya’ya bu rezerv erimesini, verilerin saklanmasını, swaplarla örtülmesini sorarken yanıt verilmemişti. Defalarca yazılıp çizilen, muhalefet partilerinin Meclis’te sorduğu bu durumun Beştepe’de duyulmamış olması mümkün müydü? Bir dolu danışman, baş danışman haberdar edememişler miydi, yoksa bilmiyorlar mıydı?

İşin siyaseten trajik tarafı, Türkiye 2018-2019 arası dönemde sarsılan ekonomisinde sorunlarını çözebilecek durumda iken, bizatihi Cumhurbaşkanı’nın güvenerek ekonominin yönetimine oturttuğu damadı ülkeyi IMF’ye olmadığı kadar yaklaştırdı. Yaklaştırdı; zira hem sorunu büyüttü hem de kötü yönetimle derinleştirdi.

Merkez Bankası’nın rezervlerinin tarihi olarak devasa bir negatif açık pozisyona getirilmesi, Hazine’nin döviz ve altın borçlandırılarak en pahalı TL borçlanmasından bile yüksek bir maliyetle borç yükü altına sokulması, bütçe açığının son 10 yılda görülmedik bir açığa zıplaması, bu maceracı ekonomi politikasının yarattığı bir enkaz olarak önümüzde duruyor. Henüz bütçeye ilave yük getirecek ‘koşullu yükümlülüklerin’ tam olarak boyutunu göremiyoruz. Zira dövize endeksli hasılat garantisine dayanan alt yapı projelerinden oluşan bu yükün de şimdiden “enkaz” niteliğinde olduğu çok açık.

Enkaz envanterine yazılacak bir başka unsur da TL’nin konvertibilitesinin olmadığı kadar büyük bir hasara uğraması. Küresel çapta TL’den kaçış yaşanması.

Sonuçta bakan ve Merkez Bankası Başkanı azledilip görevden uzaklaştırıldıktan sonra yeni gelen başkan faizleri 6.75 puan arttırıp, milli paranın değerindeki kanamayı durdurdu. Yeni gelen bakanla beraber yanlış kararlar birer birer geri alındı.

Bu ‘maceracı ekonomi politikasının’ bedeli, yöneten siyasetçinin kovulması ya da seçim kaybetmesiyle kalsa yurttaşlara zararı olmayacaktı. Oysa devasa bir mali enkaz yurttaşların üstüne çökerken, ekonominin şirketler kesimi kanalıyla yurttaşlara ‘dağıtacağı’ gelir kaybı ve işsizlik yoksullaşma olacak. Hali hazırda da bu yaşanıyor. Pandemi koşullarında yaklaşık 9 milyon kişi; işsizleri, işi olup da işbaşında olmayanları, iş bulmaktan umudunu kesmişleri, iş bulsa hemen çalışmaya başlayacakları içine alıyor. Bir taraftan da toplumun hem işsizleri hem de işi olup da asgari ücretle çalışan büyük bir kitlesi yıpratıcı bir enflasyonla baş etmeye çalışıyor.

2020’de Türkiye, 2021’deki büyümeden ödünç alarak muhtemelen pozitif büyüme ile bitiriyor olacak. Bu, diğer gelişmiş ve gelişen ülkeler grubunda ekonomik küçülmenin baskın olduğu bir küresel tabloda ülkeyi yönetenlerce “başarı” gibi pazarlanacak olsa da topluma, toplumun geleceğine bırakacağı bedeli çok ağır bir enkaz olacak.

2020’ye girerken ‘halı altına süpürülmüş’ sorunlar, 2020’deki bu ‘maceracı politika’ ile daha da büyüdü. Daha fazla sürdürülebilir bir patikası kalmadı.

Bu yüzden, 2021’de şirketler kesiminin büyüyememe ve borçları ödeyememe sorunu Türkiye’yi IMF kapısına doğru yaklaştırmıştır. 

2020 tarihe ‘maceracı ekonominin sonu’ olarak geçecek.

Uğur Gürses

Facebook Yorumları

reklam
22.01.2021
Bir ‘bütçe tasarrufu’ hikayesi…
2.01.2021
Maceracı ekonomi politikasının sonu
22.12.2020
Ağbal’ın Para ve Kur Politikası sınavı
20.11.2020
Merkez Bankası’ndan sinyalsiz sadeleşme
11.11.2020
Ankara’daki krizin temeli yönetim krizi
9.11.2020
Faiz düşürme operasyonunda “Kahtalı Mıçı sendromu”
26.10.2020
Yangına körükle koşan itfaiyeci
21.10.2020
Türkiye’nin altın dosyası
30.09.2020
Eski hamam tasına yeni kulp: YEP
14.09.2020
Anketlerin diliyle ekonomide ekseni kayan seçmen
27.08.2020
Yerli ve milli komplocu üst akıl
18.08.2020
Hazine ‘Yerli dövizi’ nasıl basıyor?
1.08.2020
Ankara’daki döviz vakumu
25.07.2020
“Eriyen oylar sendromunun” ekonomik enkazı
7.07.2020
Maceracı ekonomi politikası deneyi
18.06.2020
TL’nin Suriye testi
12.06.2020
Covid-19: Yoksulluk salgını
2.06.2020
70’li yılların alet kutusundan çare ummak
26.05.2020
Bir Samuray swap sarmalı hikayesi
19.05.2020
Bir Merkez Bankası atamasının siyasi anatomisi
12.05.2020
Hisseli harikalar kumpanyası
8.05.2020
Dövize müdahale rehberi
4.05.2020
Dalgalanma korkusu
29.04.2020
Ankara’nın “Fed’den swap” rüyası
15.04.2020
IMF’den 2020 ve 2021 küresel ekonomik küçülme-toparlanma senaryoları
16.02.2020
Ankara’nın ‘Alla Turca’ kur rejimi (*)
11.02.2020
Asgari ücrette satın alma gücü paritesine sarılmak
4.02.2020
Nasıl Olunur?
7.01.2020
Sarayın matbaası (*)
12.12.2019
2018 EKONOMİK KRİZİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
2.10.2019
“Değişim Başlıyor”
6.09.2019
Bu gelen dijital paranın ayak sesleri
28.07.2019
“Faiz de düştü kur da düştü” özgüveni
5.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
4.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
25.06.2019
Siyasi depremden ekonomik reform çıkar mı?
19.05.2019
Analiz: Kamu bankalarına “seçim görev zararı”
21.4.2019
Arka kapı politikasının faturası
10.4.2019
Reform mu, “eski tas” mı?
14.2.2019
Ekonomide 1 Nisan şakasını kim yapacak?
12.1.2019
Kur 4’e düşecek ve “İlk 5’e” girecekmişiz
30.11.2018
İnşaata banknot matbaası
20.11.2018
Bu filmi görmüş müydünüz?
7.11.2018
Enflasyonun dişi hâla sağlam
5.11.2018
Eşitlikçi tüketiciler ayaklanın!
30.10.2018
Bas bas paraları Hazine’ye…
24.10.2018
10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi
5.10.2018
İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış
3.10.2018
Borsadan al İşsizlik Fonu haberini
28.9.2018
7 haftalık hasar raporu
23.9.2018
Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”
15.9.2018
Geç gelen itfaiye
11.9.2018
Katar’dan 3 milyar dolar (*) gelmiş
1.9.2018
“Ekonomik savaş” söylemi ve sonuçları
27.8.2018
Emisyondan al haberi…
14.7.2018
Kur, piyasa ve merkez bankası bağımsızlığı
11.7.2018
Bütçe hakkı yetim kalmasın
6.7.2018
Yolları çatallanan bahçe
4.7.2018
Seçim bitti geçim sınavı başlıyor
30.6.2018
Küresel yokuşta pahalı bir bedel
26.6.2018
‘Milli piyasa’ sahne aldı
19.6.2018
Milli araca başka milli paraya başka
12.6.2018
Yüzde 7’lik cari açıkla yüzde 7 büyüme
8.6.2018
Geç kalan pahalı ödüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive