Uğur Gürses



Bookmark and Share

Merkez Bankası’ndan sinyalsiz sadeleşme


20.11.2020 - Bu Yazı 1704 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Merkez Bankası’nın yeni başkanı Naci Ağbal, bugünkü toplantıda bankanın uyguladığı kısa vadeli faizleri yüzde 10.25’ten yüzde 15’e yükseltti. Piyasaya bu tek faiz üzerinden likidite sağlanacağını da ilan etti. Geçmişte ara ara olduğu gibi ‘sadeleşme’ yoluna girdi.

Bu karar öncesinde Merkez Bankası, aylık repo ihaleleri düzenleyerek faizin borç alanların belirlediği yüzde 15’le, gecelik ve geç likidite penceresinden olmak üzere yüzde 14.75’le olmak üzere ortalama yüzde 14.80’le para veriyordu zaten piyasaya.  Bugünkü toplantıda bu, “tek faiz” olarak resmileştirildi.

Karmaşık bir görünümden tek faize geçilmesi gecikmiş ve yerinde bir karar.

Bunun mevcut halde bir sıkılaştırma olduğu söylenemez.

Kaldı ki Merkez Bankası sadece repo penceresi değil, bir o kadar da swap kanalından da TL verdiği biliniyor. Banka orada da yüzde 15’le para verecekse bankalar Merkez Bankası’na swap kanalından döviz vermeye devam ederler mi bilmiyoruz? Yok o kanaldaki faizler düşük tutulacaksa “sadeleşmeden” ya da tek faizden bahsedebilecek miyiz?

Her neyse; nihai olarak bu faiz kararını veren ne Naci Ağbal ne de Para Politikası Kurulu olmadı; Cumhurbaşkanı izniyle olduğuna hiç şüphe yok. “Faizlerin enflasyon seviyesinde tutulması gereğini” söyleyerek faiz artışına yol verdiğini zımnen ilan etmişti.

Ekim ayında yüzde 10.25’lik faizi 2 puan artıramayan, arttırmasına izin verilemeyen Merkez Bankası’na TL harap olduktan sonra 4.75 puan izin verilmiş olması çok geç.

Merkez Bankası’nın bu faiz artırımı bile “yerinde” karşılansa da son üç aydaki üretici fiyatlarındaki artış ve enflasyon ivmesi, gelecek enflasyon konusunda “iyi olacak, hoş olacak” mesajlarıyla geçiştirilecek bir durum değil.

Merkez Bankası dünkü toplantı karar açıklamasındaki metin, “Kasım ayına ilişkin takip edilen veriler, enflasyonda yakın dönemdeki döviz kuru oynaklığı kaynaklı bir yükselişe işaret etmekle birlikte, para politikasındaki kararlı duruşla beraber bu artışın geçici olacağı değerlendirilmektedir” biçiminde ve fazlasıyla enflasyon ivmesini hafife alır nitelikte.

TÜFE bazlı enflasyonun son 3 aydaki ortalaması yüzde 17’lik bir ivme gösterirken, üretici fiyatları bazlı enflasyonun ise son 3 aydaki ortalaması yüzde 30’un üzerinde.

Bu enflasyon ivmesinin en son ekim enflasyonu da hesaba katılarak hesaplandığı, Kasım ayında da kur artışının devam ettiği, yükseldiği ve yeniden Ekim seviyelerine geri döndüğü dikkate alınırsa geçmişteki maliyet etkisinin ortadan kalkmadığı, yüzde 15’lik faizin de frenlemeye yetmeyeceği açık.

Sisteki çan

Bir merkez bankasını sözlü yönlendirme ya da kılavuzluktaki etkililiği, geleceğe dair ışık tutmasındadır; ‘sisteki çan’ olabilmesindedir. Tepki fonksiyonu bilinmeyen, tepki fonksiyonunun ne olduğu bilinmeyen bir merkez bankası bu kılavuzluğu yerine getiremez.

Hiçbir ışık tutmadan, ‘gelecek ay bakarız, hala bozulma devam ediyorsa yeniden izin alırız’ temalı bir duruşla bu kılavuzluk yapılamaz.

Temel sorun, zaten Merkez Bankası’nın aşırı biçimde siyasi direktif altına girmiş olmasında. Faiz kararlarında artış da duruş da siyasi direktif altında yapıldığında bu kararların sonuçları da istenen sonucu getirmiyor.

Atanan Merkez Bankası Başkanı Ağbal’a fırsat ve belli bir kredibilite oluşturma olanağı verilmeden dahi yapılan siyasi açıklamayla, faiz artırma izni verildiği ima edilmişti. Ağbal’ın potansiyel kredibilite oluşturma alanı böylelikle daraltıldı.

En çarpıcı durum, Merkez Bankası Başkanı’nın değiştirildiği, Beştepe’den faiz artırım sinyalinin verildiği hafta yerleşik yurttaş ve şirketlerin rekor düzeyde döviz ve altın almaya devam etmiş olmalarıdır. Faiz artırım sinyali güçlü biçimde verildiğinde, döviz kurları 75 kuruş gerilemişti. Öyle görünüyor ki bu zirve kur seviyesinden gerileme bir ‘alım fırsatı’ olarak görülmüş.

Dolar kurunun 8.50 olduğu hafta döviz ve altın hesaplarında (parite ve ons fiyatındaki değişim etkileri arındırılmış) artış 2.7 milyar dolar iken, kurların yüzde 10’a yakın düştüğü geçen haftaki artış 2.3 milyar dolar olmuş.

Yabancı yatırımcıların 951 milyon dolarlık girişi yaptığı hafta, bırakın yurttaşların ve şirketlerin döviz bozdurmasını, tersine artış olması sadece faiz artışının yeterli olmadığını Ankara’ya alarm sinyali veriyor olmalı.

Ağbal’ın parti üyeliği

Bir başka boyut da Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Naci Ağbal’ın kamuoyunda bilinen “politik kimliği”.

Merkez Bankası’na siyasete girmiş, bakanlık yapmış bir teknokratın atanmasında bir sorun yok. Sorun, kamuoyunda yakın geçmişteki “politik şapkasının” durup durmadığının açık biçimde ilan edilmemesinde.

Türkiye’nin AB müzakere sürecinde “genişlemeden sorumlu AB komiseri” olan eski siyasetçi Olli Rehn şimdi Finlandiya’da 2018’den bu yana Suomen Pankki, Finlandiya Merkez Bankası Başkanı.

Merkez bankalarında siyasi gölge olmaması özenle gözetilmeli. Ağbal’ın arkasından gelecek “bagaj” da bu idi. Adı üzerinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası; herkesin merkez bankası.

Ben bu konuyu bir danışmanına sordum. Soruma gecikmeyle de olsa aldığım yanıt şuydu: Naci Bey’in Akparti üyeliği devam ediyor muydu? Aldığım yanıt: “Hayır üye değil”.

Oysa bunu ilk fırsatta kamuoyuna açıklayabilirdi.

Dönelim son duruma.

Piyasalara ve kamuoyuna “duymak istediklerini” söyleyen Ankara siyaseti, henüz “üzüm yeme” görünümünde değil. Ekonomide ilk elde faiz artışı beklenirken fiili durum resmiyete çevrildi. “Hukuk reformunda” ise adaletin yerini bulması için “bırak kıyamet kopsun” sözleri havada kaldığı gibi mafya tehditlerine refleks gösteremeyen bir yargı fotoğrafı, “adaletin terazisinin koptuğunu” söylüyor bize.

Ekonomik krizi “rölantiye alma” yani “mola” tercihi bile uzun soluklu olamayacak görünüyor.

Uğur Gürses

Facebook Yorumları

reklam
20.11.2020
Merkez Bankası’ndan sinyalsiz sadeleşme
11.11.2020
Ankara’daki krizin temeli yönetim krizi
9.11.2020
Faiz düşürme operasyonunda “Kahtalı Mıçı sendromu”
26.10.2020
Yangına körükle koşan itfaiyeci
21.10.2020
Türkiye’nin altın dosyası
30.09.2020
Eski hamam tasına yeni kulp: YEP
14.09.2020
Anketlerin diliyle ekonomide ekseni kayan seçmen
27.08.2020
Yerli ve milli komplocu üst akıl
18.08.2020
Hazine ‘Yerli dövizi’ nasıl basıyor?
1.08.2020
Ankara’daki döviz vakumu
25.07.2020
“Eriyen oylar sendromunun” ekonomik enkazı
7.07.2020
Maceracı ekonomi politikası deneyi
18.06.2020
TL’nin Suriye testi
12.06.2020
Covid-19: Yoksulluk salgını
2.06.2020
70’li yılların alet kutusundan çare ummak
26.05.2020
Bir Samuray swap sarmalı hikayesi
19.05.2020
Bir Merkez Bankası atamasının siyasi anatomisi
12.05.2020
Hisseli harikalar kumpanyası
8.05.2020
Dövize müdahale rehberi
4.05.2020
Dalgalanma korkusu
29.04.2020
Ankara’nın “Fed’den swap” rüyası
15.04.2020
IMF’den 2020 ve 2021 küresel ekonomik küçülme-toparlanma senaryoları
16.02.2020
Ankara’nın ‘Alla Turca’ kur rejimi (*)
11.02.2020
Asgari ücrette satın alma gücü paritesine sarılmak
4.02.2020
Nasıl Olunur?
7.01.2020
Sarayın matbaası (*)
12.12.2019
2018 EKONOMİK KRİZİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
2.10.2019
“Değişim Başlıyor”
6.09.2019
Bu gelen dijital paranın ayak sesleri
28.07.2019
“Faiz de düştü kur da düştü” özgüveni
5.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
4.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
25.06.2019
Siyasi depremden ekonomik reform çıkar mı?
19.05.2019
Analiz: Kamu bankalarına “seçim görev zararı”
21.4.2019
Arka kapı politikasının faturası
10.4.2019
Reform mu, “eski tas” mı?
14.2.2019
Ekonomide 1 Nisan şakasını kim yapacak?
12.1.2019
Kur 4’e düşecek ve “İlk 5’e” girecekmişiz
30.11.2018
İnşaata banknot matbaası
20.11.2018
Bu filmi görmüş müydünüz?
7.11.2018
Enflasyonun dişi hâla sağlam
5.11.2018
Eşitlikçi tüketiciler ayaklanın!
30.10.2018
Bas bas paraları Hazine’ye…
24.10.2018
10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi
5.10.2018
İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış
3.10.2018
Borsadan al İşsizlik Fonu haberini
28.9.2018
7 haftalık hasar raporu
23.9.2018
Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”
15.9.2018
Geç gelen itfaiye
11.9.2018
Katar’dan 3 milyar dolar (*) gelmiş
1.9.2018
“Ekonomik savaş” söylemi ve sonuçları
27.8.2018
Emisyondan al haberi…
14.7.2018
Kur, piyasa ve merkez bankası bağımsızlığı
11.7.2018
Bütçe hakkı yetim kalmasın
6.7.2018
Yolları çatallanan bahçe
4.7.2018
Seçim bitti geçim sınavı başlıyor
30.6.2018
Küresel yokuşta pahalı bir bedel
26.6.2018
‘Milli piyasa’ sahne aldı
19.6.2018
Milli araca başka milli paraya başka
12.6.2018
Yüzde 7’lik cari açıkla yüzde 7 büyüme
8.6.2018
Geç kalan pahalı ödüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive