Uğur Gürses



Bookmark and Share

Eski hamam tasına yeni kulp: YEP


30.09.2020 - Bu Yazı 3921 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 2021-23 dönemini kapsayan 3 yıllık program Bakan Berat Albayrak tarafından açıklandı. Programın adı “Yeni Ekonomik Program” ama her yıl üzerine bir “yeni” daha ekleniyor. Bu yıl icat edilen program teması, “Yeni Dengelenme | Yeni Normal | Yeni Ekonomi” olmuş.

Ekonominin yapısal sorunlarına değil sorunların açığa çıkardığı semptom ve belirtilere “şal örten” bir çizgi sergileyen ekonomi yönetiminin, program sunuşunda yüzlerce kez “yeni” diyerek bu programa yeni nitelik sağlaması mümkün değil; “Eski hamam, eski tastan” yeni ekonomi çıkmaz.

Programın sunumundan sonra bakanın, gazeteci Hakan Güldağ’ın döviz kurlarının ne olacağına dair sorusuna verdiği yanıt şaşırtıcı: “Kur benim için hiç önemli değil. Hiç işin o tarafına bakmıyorum. Sanayi sağlam, üretim tarafı sağlam. Kur meselesinde bu süreçten en kârlı çıkan biz olacağız, çünkü artık kurun kontrolü bizim elimizde” diyor.

Ekonominin temel sorunları ve nasıl yönetildiği nihayetinde döviz kuruna, yani Türk Lirasının değerine yansıyor. Başka ülkelerin bastığı paraları satarak TL’ye itibar kazandıracağını sanan bir yönetimin, ülke rezervlerini çarçur ettikten sonra bu sözleri söylemesi başka bir ülkede olsa skandal olarak nitelenirdi. Döviz kuru denilen aslında TL’nin değeri demek; bununla ilgili kaygı bir tarafa ilgi kaybı bile anlaşılır değil. Ayrıca, rezervleri eritip kurun kontrolünü kaybettikten sonra “kontrol bizde” demesine de psikolojide ne deniyordu?

Bu “sorunları önemsizleştirme” çabası, mevcut ekonomi yönetiminin “sorunlara değil, semptomlara müdahale” bakışını ortaya koyuyor; topluma, “bilmiyorsanız duymuyorsanız önemsemiyorsanız mutlusunuz” biçiminde yatıştırma, unutturma çabası.

Ancak bakan da “görmezsem mutlu olurum” şiarında çok haksız değil; kuru kontrol edebileceğini düşünüp 100 milyar dolardan fazla ülke rezervini sıfırladıktan sonra, kurun rekor seviyede olduğu gün sunum için sahne aldığında yüzene vurulan bir soru ile karşılaşmak can sıkıcı olsa gerek.

Çizilmiş hedefe uydurulan varsayımlar

İşte bu tablo içinde açıklanan ekonomi programı özetle şöyle bir tahmin varsayımı içeriyor; 2021’de yüzde 5.8’lik bir büyüme patikasına, izleyen yıllarda yüzde 5’lik büyüme ile gidileceğini.

Peki nasıl olacakmış?

2021’de ihracat 2 puan, toplam iç talep de 3.8 puan katkı vermesi varsayımı ile.

Ya pandemi varsayımı? Buna dair hiçbir varsayım, tahmin konulmamış. Programın ana metninde hiçbir senaryo yer almıyor. Belli ki bu senaryo ihtiyacı sonradan akla gelmiş, bu da konuşma-sunum metnine girmiş.

Bakan Albayrak, sadece 2021 için düşük kulvarlı bir büyüme tahmini “kötü senaryo” olarak 2020’de yüzde 0.3 büyüme yerine yüzde 1.5 küçülme, 2021’de de yüzde 5.8 büyüme yerine yüzde 3.7 büyüme senaryosunu açıkladı.

Programın nasıl olduğu, ayrıntılarının ne olduğu bilinmeden böyle bir büyüme senaryosunu gören kimi analistler “ah çok gerçekçi olmuş” diyerek bakanın arzu ettiği “vitrini” sağlıyorlar.

Sorun şurada; pandemi nedeniyle bir belirsizlik var doğru, ancak sorun pandemi dışında ana varsayımlarda belirgin bir tutarsızlık olması. Örneğin, yakın bir gösterge olan 2020 yılsonu enflasyon oranı yüzde 10.5 olarak tahmin edilmiş. Bu, yılın kalan 4 ayında toplam 3 puanlık enflasyon varsayıldığı anlamına geliyor.

Son üç ayda yüzde 14, sadece son bir ayda yüzde 7 artan döviz kurları söz konusuyken, bankaları TL mevduat toplamaktan uzak tutan “aktif rasyosu” gibi bir saçmalık yürürlükteyken, arka kapı politikaları ile kuru kontrol etme, devasa kredi genişlemesi ve negatif reel faiz ortamı yaratan bir para politikası hala aynı çizgide giderek faiz artırımını bile “mış gibi yaparken”, aylık ortalama binde 7.5’luk bir enflasyon tahmini bile gerçeklerden uzak.

Gelecek kaygılarına “Alice” tablosu

Kaldı ki; milli gelir ve enflasyon tahminlerinin yanında döviz kurlarına dair varsayımlar da “Alice harikalar diyarında” kıvamında yapılmış. Bugünkü kurların 7.85 seviyesinde olduğu dikkate alınırsa üç yıl sonrası için, 2021’de ortalama 7.67, 2023 için de 8’lik bir kur tahmini ciddiye alınacak gibi değil. Zira bu kurun olması için Türkiye’de enflasyonun kayda değer biçimde geriletilmesi, hane halkının güveninin kayda değer biçimde yüksek olması gerekiyor. Bunun için de Türkiye’de halkın tüm kesimine güven veren bir siyasi atmosfer gerekiyor.

Bu tahminler sinyal açısından da sorunlu. Bugün “8’e çeyrek kala” seviyedeki dolar kurunu gören tasarrufçu, bu kur seviyesinin 3 yıl sonra gerçekleşeceğine inanır mı?

Hem yerleşik tasarrufçuların güvenini sarsan hem de yerleşik olmayan yatırımcılara “paramıza saldıran güçler” denilerek paralarını alıp çıkmaya mecbur eden bir hükümetin TL’ye değer kazandırma senaryosu gerçekçi değil.

Ayrıca döviz kurlarının temel belirleyicisi olan ödemeler dengesinde 2021 ve devamında oldukça minimal bir açık senaryosu da hayal. Bu olsa olsa dışa kapanmış, sermaye hareketleri kısıtlanmış, ekonomisi sıfır büyüme patikasında mümkün olabilir.

Bugünkü ekonomik politika çerçevesi ve yönetim tarzı ile hem cari açığı yüzde 2’nin altında tutup hem de yüzde 5 büyüyen bir ekonomi tablosu, olsa olsa “hayal tüccarlığı”.

 Ekonomik büyümenin kaynakları olarak 2021’de ihracatın 2 puan, toplam iç talebin de 3.8 puan katkı vermesi varsayımı ile yüzde 5.8 büyüme senaryosunda, kamu tüketimi yüzde 2.2 küçülürken, özel tüketimin yüzde 5.7 büyüyeceği varsayılıyor. Henüz kısa çalışma ödeneği ve zorunlu izne çıkarılarak işsizlik ödeneği alan 5 milyon kişinin düşük bir ücretle hayatlarını idameye çalışırken, işi olup da mevcut çalışanların da tanık oldukları bu belirsiz tabloda tüketim artışını nasıl gerçekleştirecekleri muamma. Daha fazlası bunun için, 2020’deki devasa genişlemeden sonra nasıl yeni bir kredi genişlemesi tahmin edilmiş, bu bilinmiyor?

Ayrıca, ekonomide milli gelirin yüzde 30’a yakın bir dilimini oluşturan yatırımlarda da kamunun yüzde 14.2, özel kesimin de yüzde 5.1 yatırım büyümesi sağlayacakları varsayılmış. Kamu bir tarafa, özel kesimin henüz salgın sona ermeden, salgının hasarını görmeden yatırım yapması mümkün görünmüyor. Son 8 çeyrekte ortalama yüzde 8.9 küçülen kamu dahil sabit sermaye yatırımlarının birden artışa geçmesi için hangi neden var?

Pandemi krizinde şirketlerin kapalı kalma, talep çökmesi ve kur zıplaması ile karşılaştıkları hasarlara dair program metninde bir politika çerçevesi de ortaya çıkmıyor. Bugün alttan alta büyüyen şirketler kesimindeki zorlukları ve potansiyel batıklara ön alıcı bir açı olmaması, olayların gerisinde kalma fotoğrafını perçinliyor.

Türkiye YEP’te öngörüldüğü gibi 2021’de diyelim ki yüzde 5.7 büyüdü, deflatör de varsayımındaki gibi yüzde 9.7 olsa; 2021’de ortalama kur, bugünkü kurun tüm yıl boyunca sabit kalarak 7.85’de duracağı varsayımı altında 719 milyar dolarlık bir milli gelir sağlıyor. 2020’de öngörülen ise 702 milyar dolar.

Türkiye bu milli gelirle 2009 seviyesine geri dönerken, 2013’teki 950 milyar dolarlık zirvenin de 250 milyar dolar altına düşmüş oldu.

Dahası yine program varsayımlarındaki gibi 2022 ve 2023’te yüzde 5 büyüdüğünü hesaba katalım. Deflatörler de programda öngörüldüğü gibi olsun. Yıllık kurun da 2021 için yukarıda varsaydığımız 7.85’in üzerine her yıl deflatör kadar arttığını varsayarsak; 2022 milli geliri 755 milyar dolar, 2023’te ise 793 milyar dolar ediyor. 800 milyar dolara erişemiyoruz bile.

YEP’te öngörüldüğü gibi bugünün döviz kurunun da altında ve 10-15 kuruş üstünde kur tahminleri ile yapılanın, tamamen milli geliri şişik göstermek için olduğu çok açık.

Özeti şu; geçmiş OVP ve YEP tahminleri ve hedeflerinin neden tutmadığının hesabını vermeyen bir program, gerçekçi olmayan varsayımları ile de yine baştan kredisiz başlıyor. Analistlerin geçmişte seslendirdiklerinden farklı değil, “Tutmaz, tutarsa ne ala”.

Uğur Gürses

Facebook Yorumları

reklam
26.10.2020
Yangına körükle koşan itfaiyeci
21.10.2020
Türkiye’nin altın dosyası
30.09.2020
Eski hamam tasına yeni kulp: YEP
14.09.2020
Anketlerin diliyle ekonomide ekseni kayan seçmen
27.08.2020
Yerli ve milli komplocu üst akıl
18.08.2020
Hazine ‘Yerli dövizi’ nasıl basıyor?
1.08.2020
Ankara’daki döviz vakumu
25.07.2020
“Eriyen oylar sendromunun” ekonomik enkazı
7.07.2020
Maceracı ekonomi politikası deneyi
18.06.2020
TL’nin Suriye testi
12.06.2020
Covid-19: Yoksulluk salgını
2.06.2020
70’li yılların alet kutusundan çare ummak
26.05.2020
Bir Samuray swap sarmalı hikayesi
19.05.2020
Bir Merkez Bankası atamasının siyasi anatomisi
12.05.2020
Hisseli harikalar kumpanyası
8.05.2020
Dövize müdahale rehberi
4.05.2020
Dalgalanma korkusu
29.04.2020
Ankara’nın “Fed’den swap” rüyası
15.04.2020
IMF’den 2020 ve 2021 küresel ekonomik küçülme-toparlanma senaryoları
16.02.2020
Ankara’nın ‘Alla Turca’ kur rejimi (*)
11.02.2020
Asgari ücrette satın alma gücü paritesine sarılmak
4.02.2020
Nasıl Olunur?
7.01.2020
Sarayın matbaası (*)
12.12.2019
2018 EKONOMİK KRİZİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
2.10.2019
“Değişim Başlıyor”
6.09.2019
Bu gelen dijital paranın ayak sesleri
28.07.2019
“Faiz de düştü kur da düştü” özgüveni
5.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
4.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
25.06.2019
Siyasi depremden ekonomik reform çıkar mı?
19.05.2019
Analiz: Kamu bankalarına “seçim görev zararı”
21.4.2019
Arka kapı politikasının faturası
10.4.2019
Reform mu, “eski tas” mı?
14.2.2019
Ekonomide 1 Nisan şakasını kim yapacak?
12.1.2019
Kur 4’e düşecek ve “İlk 5’e” girecekmişiz
30.11.2018
İnşaata banknot matbaası
20.11.2018
Bu filmi görmüş müydünüz?
7.11.2018
Enflasyonun dişi hâla sağlam
5.11.2018
Eşitlikçi tüketiciler ayaklanın!
30.10.2018
Bas bas paraları Hazine’ye…
24.10.2018
10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi
5.10.2018
İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış
3.10.2018
Borsadan al İşsizlik Fonu haberini
28.9.2018
7 haftalık hasar raporu
23.9.2018
Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”
15.9.2018
Geç gelen itfaiye
11.9.2018
Katar’dan 3 milyar dolar (*) gelmiş
1.9.2018
“Ekonomik savaş” söylemi ve sonuçları
27.8.2018
Emisyondan al haberi…
14.7.2018
Kur, piyasa ve merkez bankası bağımsızlığı
11.7.2018
Bütçe hakkı yetim kalmasın
6.7.2018
Yolları çatallanan bahçe
4.7.2018
Seçim bitti geçim sınavı başlıyor
30.6.2018
Küresel yokuşta pahalı bir bedel
26.6.2018
‘Milli piyasa’ sahne aldı
19.6.2018
Milli araca başka milli paraya başka
12.6.2018
Yüzde 7’lik cari açıkla yüzde 7 büyüme
8.6.2018
Geç kalan pahalı ödüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive