Uğur Gürses



Bookmark and Share

Veri güvenilirliği tartışılıyor


4.07.2019 - Bu Yazı 177 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ekonominin sorunlarını çözmek yerine ortaya çıkan semptomları ortadan kaldırmaya dönük hareket eden, faizlere, kurlara, perakende fiyatlara, piyasa işleyişine kuralsız biçimde siyasi güçle müdahale eden, telefonla fiyat müdahalesi yapan ekonomi yönetimine aynı zamanda fiyatları ölçen kurum da bağlı ise hangi fiyatın doğru olduğu tartışma konusu olur.

Enflasyonda Haziran verilerinden sonra da soru işaretleri ortaya çıktı. Özellikle düşük gelirle yaşayan emeklilere enflasyon farkı ödemesi söz konusu iken. TÜİK ise sorulan sorulara yanıt vermiyor bir süredir.

TÜİK’in açıkladığı veriler ekonomide olan bitenin sonucu olduğu gibi, bu sonuçlara dayanarak çeşitli parametreler belirleniyor, kiralar, ücret artışları, emekli maaş artışları, sözleşme bedelleri gibi ekonominin çok kapsamlı bir alanında. TL’nin değerini koruma, fiyat istikrarını sağlama görevi olan Merkez Bankası bile istatistik kurumunun verilerine dayanarak politika oluşturuyor.

Hatalı bir raporlama, bu çok geniş alandaki ekonomik ilişkilere zarar verebilir. Bilerek isteyerek yapılacak yanlış bir raporlama ise güveni sarsacağı gibi, potansiyel olarak da mahkemelerde dava konusu olması bile muhtemel.

Son çeyrek yüzyılda Arjantin ve Yunanistan’ın düştüğü durum biliniyor; ülkeyi yönetenlerin talebiyle kamuoyunu yanıltıcı, durumu olduğundan daha iyi gösteren oynanmış raporlamalar yapılmıştı. Bu iki ülke toplumu, bedelini çok ağır ödedi. Örneğin Yunanistan, 2018’i yılı sonunda milli gelir seviyesi bakımından kriz öncesi 2007’ye göre yüzde 25 aşağıda kapadı.

CHP neye işaret etti?  

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Faik Öztrak, TÜİK’in diğer verileri ve enflasyon verileriyle ilgili olarak kalite konusunda çok ciddi iddialar gündemde olduğunu, araştırma önergelerine ise yanıt alamadıklarını anlatıyor.

“TÜİK’in diğer verileri ve enflasyon verileriyle ilgili olarak kalite konusunda çok ciddi iddialar gündemde. Bunları da araştırma önergeleri vasıtasıyla sorduk ama hiçbirine cevap alamıyoruz. Milletimiz soruların cevabını merakla bekliyor. Hatırlayacaksınız bu yıl başında gıdada fiyat toplama konusunda iş yeri seçim kriterlerinde TÜİK değişiklik yapmıştı. Eskiden çok sayıda yerden fiyat toplarken, şimdi en yüksek satış yapan sınırlı sayıda yerden fiyat topluyor. Buradan bakınca TÜİK endekslerinde gıda fiyatlarında aşağı doğru bir gidiş gördük. Bazı kalemlerde madde sepeti ağırlığı ve madde fiyatlarıyla hesaplanan ağırlık değişimleri ile aynı mal gruplarının piyasadaki fiyat değişimleri birbirini tutmuyor. Hatta bunun da ötesine gidilen bir şey var, şu anda konuşulan bazı üst düzey yetkililerin bu fiyat topladıkları sınırlı sayıdaki marketlere telefon açmak suretiyle “Bugün anketörlerimiz fiyat almaya gelecekler, şunda bu kadar indirim yapacaksınız” diye doğrudan fiyatlara müdahale ettiklerine yönelik iddialar var. Özellikle bu iddialar TÜİK’teki yönetim değişikliğinden sonra, mevcut başkanın MB yönetim kuruluna atanmasından sonra ayyuka çıktığını görüyoruz.”

İğne deliği “kalibresi”

Haziran ayı enflasyon verileri açıklandığında ilginç bir tablo ortaya çıktı; haziran ayında tüketici fiyatları endeksi On binde 3 artmıştı. Sayıyla yüzde 0.03 artış.

Sayılar açıklanmadan önce çeşitli kurumların piyasa analistleri ve ekonomistleri arasında yaptığı üç ayrı ankette beklentiler şöyleydi; Haziran ayı fiyat artışı tahmini Anadolu Ajansı Finans’ın anketine katılanlara göre yüzde 0.08, Bloomberg HT ve Reuters anketine göre yüzde 0.05, Foreks anketine göre ise yüzde 0.03 idi.

Anketlere katılanların yelpazesinin örnek olarak yüzde 0.5 düşüşle yüzde 1.2 artışa uzanan bir genişlikte olduğunu, örneğin “on binde 8” ya da “on binde 5” gibi sayıların bu beklentilerin ortalaması olduğunu anımsatmak gerekiyor.

On binde 3-8 gibi bir ortalamaya karşı, açıklanan enflasyonun yüzde 0.03 yani on binde 3 artış biçiminde açıklanması “iğne deliğinden geçmiş” bir tesadüf mü acaba?

Tüketici fiyat endeksi için TÜİK tarafından; 12 ana grupta olmak üzere, 43 alt grup altında toplanan 418 mal ve hizmet fiyatı, 81 il merkezinin tamamında, toplam 225 ilçede derleniyor. Ayda 28 bin 711 işyerinden 544 bin 256 fiyatın derleniyor.

Analistlerin bu kadar kapsamlı ve örümcek ağı dallara ayrılmış çoklu veri olmadan “on binde 1-2’lik” farklarla nokta tahmin yapmaları nerdeyse imkânsız.

TÜİK tarafından açıklanan aylık fiyat artışının on binde 5-8 gibi “saç kılı inceliğindeki” bir piyasa beklentisinin tam ortasına düşmesi soru işaretlerini barındırıyor.

En rahat kabul ise şurada; “piyasa beklentileriyle uyumlu çıkan veri”.

TÜİK üzerine tartışmalar ve “gri alanlar” giderek daha fazla gündemde. Bu yüzden, ülkenin istatistik kurumunun itibarını korumak için bir an önce açıklama yapılmalı.

TÜİK’in daha önce analistlerde tereddüt yaratan sorulara açıklıkla yanıt vererek üzerinde oluşan “bulutları” dağıtması gerekiyor.

Temel sorun şurada; ekonomi yönetiminin hem ekonomiye dair kararlar alıp hem de aynı zamanda bunun sonuçlarını toplayıp kamuoyuna açıklayan kurumu yönetmesidir. 17 yıllık Ak Parti iktidarında ilk defa istatistik kurumu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte ekonomi yönetimine bağlandı. İcraatı yapanla ölçen aynı bakana bağlı.

Nitekim bu konu giderek siyasi alanda da yerini buluyor.

Verilerin güvenilir olması için bir an önce istatistik kurumunda birkaç adım atılmalıdır.

Birincisi, kamuoyunda soru işaretleri barındıran konular açıklanmalıdır. Geçmiş yıllarda olduğu gibi ekonomi gazetecilerine, analistler ve ekonomistlere, akademisyenlerin soruları yanıtlanmalıdır.

İkincisi, tereddüt oluşan, soru işaretleri bulunan konuların Eurostat gibi kabul gören kurumların hakemliğinde aydınlığa kavuşturulması gerekliliğidir.

Üçüncüsü, kurumun doğrudan siyasi yönetim altından çıkarılarak, bütçesi ve idari yapısının bağımsız bir hale getirilmesi gerekiyor.

Uğur Gürses

Facebook Yorumları

reklam
4.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
25.06.2019
Siyasi depremden ekonomik reform çıkar mı?
19.05.2019
Analiz: Kamu bankalarına “seçim görev zararı”
21.4.2019
Arka kapı politikasının faturası
10.4.2019
Reform mu, “eski tas” mı?
14.2.2019
Ekonomide 1 Nisan şakasını kim yapacak?
12.1.2019
Kur 4’e düşecek ve “İlk 5’e” girecekmişiz
30.11.2018
İnşaata banknot matbaası
20.11.2018
Bu filmi görmüş müydünüz?
7.11.2018
Enflasyonun dişi hâla sağlam
5.11.2018
Eşitlikçi tüketiciler ayaklanın!
30.10.2018
Bas bas paraları Hazine’ye…
24.10.2018
10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi
5.10.2018
İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış
3.10.2018
Borsadan al İşsizlik Fonu haberini
28.9.2018
7 haftalık hasar raporu
23.9.2018
Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”
15.9.2018
Geç gelen itfaiye
11.9.2018
Katar’dan 3 milyar dolar (*) gelmiş
1.9.2018
“Ekonomik savaş” söylemi ve sonuçları
27.8.2018
Emisyondan al haberi…
14.7.2018
Kur, piyasa ve merkez bankası bağımsızlığı
11.7.2018
Bütçe hakkı yetim kalmasın
6.7.2018
Yolları çatallanan bahçe
4.7.2018
Seçim bitti geçim sınavı başlıyor
30.6.2018
Küresel yokuşta pahalı bir bedel
26.6.2018
‘Milli piyasa’ sahne aldı
19.6.2018
Milli araca başka milli paraya başka
12.6.2018
Yüzde 7’lik cari açıkla yüzde 7 büyüme
8.6.2018
Geç kalan pahalı ödüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive