Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Bir doktoru özür dilemeye zorlamak…


20.03.2020 - Bu Yazı 450 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İnsanlık tarihi en önemli dönemeçlerinden geçtiği bir sınav veriyor. Koronavirüs salgınından bizde payımıza düşeni alıyoruz ve almaya da devam ediyoruz. Elbet bu virüsün tedavisi bulunacak, insanlık verdiği hasarı zamanla telafi ederek ileriye gidecektir. Ülke olarak dünyayı saran virüsten korunmak ve geleceğe daha az hasar alarak çıkmak için çaba harcıyoruz. Fakat toplumun tüm damarlarına işleyen virüs var ki, işte bundan nasıl kurtulacağız? Gelecekteki en önemli meselemiz bu olacak. Korku iklimi oluşturularak susma ya da zorunlu konuşma meselesi. Koronavirüs iyileştirilebilir bir hastalık, bu iyileştirilebilir mi? Emin değilim.

Dün sosyal medyada bir video ışık hızıyla yayıldı. Bana da birçok kanaldan geldi. Videoyu izlediğimde aklıma ilk gelen “İnşallah bunları anlatan doktorun başına bir iş gelmez” demek oldu. Daha sonra bunu yakın arkadaş gruplarında sosyal medya üzerinde konuştuk. Onların da aklına ilk gelen benim düşündüklerim olmuş. Konuştuğum insanlar, ülke gündemini takip eden, fikir üreten insanlar. Böyle bir kaygı duyuyorlarsa toplumun her yerini bu ‘korku virüsü’ sarmış demektir.

Videoda koronavirüsle mücadele eden doktor ki videoda ismi belli değildi yüzü net olarak görünmüyordu. Virüsle mücadele edecek sağlık çalışanlarına, mücadele sırasında nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyordu. Kapalı toplantıda doktor, Türkiye’deki vakaların sayısının açıklanandan fazla olduğunu belirtiyor. Durumun giderek vahimleşeceğinin üstüne basarak, olayın önemini vurguluyordu. O toplantıda brifinge katılan sağlık çalışanlarına mücadele sırasında azami dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyor, durumun ciddiyetini vurguluyordu.

Çok geçmedi, bizim arkadaş guruplarında konuşup korktuğumuz şey doktorun başına geldi. Doktorun çalıştığı Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi apar topar bir açıklama yayınlayarak Uzman Doktor Güle Çınar hakkında soruşturma başlatıldığını kamuoyuyla paylaştı. Bu soruşturma yetmemiş olacak ki, videoda konuşma yapan doktordan apar topar bir mektup alınıp özür diletilerek kamuoyu ile paylaşıldı. Doktor Çınar özür mektubu açıklamasında: ”.. Hizmet içi eğitim sırasında kullandığım bazı hatalı sözcüklerin toplumda farklı algıya sebep olabildiğini gördüm.  Çok üzgünüm. Bundan sonraki süreçte daha dikkatli olacağım.   Hastalarıma, üniversiteme, ülkeme hizmet için yoğun çalışmalarıma devam ederken sözcüklerimi daha özenle seçeceğim. Toplumsal olumsuz bir algıya neden olduğum için de herkesten özür diliyorum.” dedi.

Hizmet içi eğitim sırasında söyledikleri nedeniyle hayatını ortaya koyarak çalışma yapan bir doktoru böyle bir ‘özür’ açıklaması yapmaya zorlamak bana Faşizm ile ilgili yapılan bir tanımlamayı hatırlattı. Faşizm sadece susmak değil, aynı zamanda konuşmak zorunda olmaktır. Olağanüstü zamanlardan geçtiğimiz korona günlerinde bu hastalıkla mücadele eden bir doktorun söyledikleri nedeniyle soruşturmaya uğraması ve toplumdan özür diletilmesi herkese normal geliyor. Aksi olsaydı anormal gelirdi herhalde. Başta söylediğim gibi dünya ve ülke olarak daha çok dikkat ederek bu virüsü atlatacağız. Dilerim daha az hasarla atlatırız. Ama bu ortama yayılan ‘korku virüsünü’ atlatmamız epey zor ve zaman alıcı olacak.

Facebook Yorumları

reklam
2.04.2020
Begonvil…
29.11.2019
Öğretmen gibi oturmak…
18.11.2019
Kasaba...
12.11.2019
Cinayet süsü!
1.11.2019
Haydarpaşa ve Sirkeci’nin raconu!!!
19.10.2019
Bir anlaşmadan geriye kalanlar...
28.08.2019
Emanet!
20.03.2020
Bir doktoru özür dilemeye zorlamak…
28.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
12.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
26.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
22.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
26.2.2017
En alttakiler
19.2.2017
Çocuklar bizi gözetliyor…
12.2.2017
Hatalıysak aramızda kalsın!
2.2.2017
Aşıklar Şehri’nin büyüsü…
28.1.2017
Sana ne…
22.1.2017
10. yıl…
12.1.2017
Öküzün boynuzunda…
31.12.2016
Heykel…
24.12.2016
Teferruat
8.12.2016
Kapıları kilitlemek…
1.12.2016
İstanbul’dan gitmek…
20.11.2016
İnsanın içi üşür oğul…
16.11.2016
West World
1.11.2016
Eşyalar, insanlar ve düşünceler…
23.10.2016
Duvardaki sarmaşık...
9.10.2016
Kırmızı perşembe…
1.10.2016
Yozgat Blues
23.9.2016
Mesele ağaç, anladınız mı?
13.9.2016
Eylül’de bayram
29.8.2016
Vay Babako…
24.8.2016
Katilleri ayırmak
13.8.2016
Devrimin ‘idam’ sesleri
6.8.2016
Bayrak…
19.7.2016
12 Eylül’den 15 Temmuz’a…
15.4.2016
Bir katilin ardından…
27.11.2015
Memleket!
7.11.2015
Ha buni bize kim etti? (2)
22.10.2015
Çakma otomobil!
14.10.2015
*Vesikalık
8.10.2015
İnsanlık suçu ve gerçek!
3.10.2015
HDP siyasi parti olabilecek mi?
16.9.2015
Yurtsuz kalmak…
28.8.2015
PKK iki halkın da düşmanı!
11.7.2015
Sıradan faşizm…
20.6.2015
Sınır…
14.6.2015
Ha buni bize kim etti?
6.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
12.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
04.04.2015
Yaşamı savunmak mı ölümü kutsamak mı?
02.04.2015
En büyük hayali başbakan olmakmış
29.03.2015
Emekliliğin belgesi!
22.03.2015
Kanaviçe
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive