Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Emanet!


28.08.2019 - Bu Yazı 172 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  “Kadınlar Bize Allah’ın Emanetidir #Eminebulut” Bu pankart, dün akşam stadyumda izlediğim Çaykur Rizespor ile Sivasspor arasında oynanan maçta karşı tribünde asılmıştı. Pankartı gördüğüm andan itibaren sahada oynanan futbolu bırakıp yazılan bu pankart üzerine düşündüm çokça… Hiç şüphe yok ki, iyi niyetle hazırlanıp asılmıştı. Cehenneme giden taşların iyi niyetle döşenmesi gibi…

Pankarttaki ‘bize’ erkekler anlamına geliyordu haliyle. Doğuştan kendine verilen her şeyin sahibi olduğuna inandırılan erkekler! Büyüdükçe bu gücün altında ezilen işler sarpa sarınca ne yapacağını şaşıran kötüye giden ilişkiye çözüm üretme yerine kendisine ‘emanet’ edilenin hıyanetine uğradığını düşünerek çareyi şiddette bulan kimi erkekler. Şiddetin bir acizlik olduğunun farkına varmadan bunun bir ‘delikanlılık’ olduğuna inandırılan zavallılık hali…

Oysa bu dünyada her canlı birbirine emanet. Doğanın bir dengesi var. İnsan aklın verdiği güçle bunu kendi lehine değiştirdi. Bitmez tükenmez hırsıyla daha da fazlasını isteyerek dünyayı yok etme pahasına kendine çalışıyor. Emanet bırakılanlar arasında dengesizlik insan lehine açıldıkça dünya yavaş yavaş yok oluyor…

Bizim gibi toplumlarda kadın-erkek ilişkileri insanlığın dünya ile kurduğu ilişkiden farklı değil. Toplumsal yaşamda doğuştan güç ‘bahşedilen’ erkek, kendisinden daha zayıf olduğunu düşündüğü kadına ‘acz’ içinde kaldığı durumlarda ya da sırf gücünü gösterme adına baskı uygulamaya kalkıyor, ipler de burada kopuyor haliyle. Kadının kendisine ‘biat’etmesi gerektiğine alıştırılan ve öyle yetiştirilen erkek, kendisine direneni şiddet uygulayarak bastırmaya kalkıyor. Her ne kadar son yıllarda bu algı epeyce kırılsa da toplumda bu şiddete başvurma zavallılığı genel kabul görüyor, ortada kurtarılması gereken bir namus, kendisine emanet edilenin hıyanetini ortadan kaldırma hali var çünkü… Kadına şu ya da bu şekilde şiddet uygulayan ‘erkeklerin’ sığındıkları limanlar  ‘namus’ ve emanetin hıyanet etmesidir ki, önce bu limanları yıkacaksın toplumsal kabulü yok edeceksin. Bunu yapabildiğimiz, başarabildiğimiz ölçüde bu şiddeti önlemekte başarılı oluruz. Her şehre darağacı kurarak değil… 

İdam çözüm olabilir mi?

Toplumsal infiale yol açan Emine Bulut cinayetleri gibi insanın aklını yitirme noktasında, idam cezasının yeniden konması hemen ülke gündemine sokuluyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdam cezası parlamentodan gelirse onaylarım’’ açıklamasını yaptı. Sanki idam cezası gelirse bu tür cinayetler bıçakla kesilip duracak algısı yaratılmak isteniyor toplumda. Oysa getirilmek istenen idam cezası, kadına şiddeti- cinayetleri önlemeyeceği gibi geçmişte yaşanılan toplumsal travmaları hortlatmaktan, yeni travmalar açmaktan başka işe yaramaz. İdamla ilgili birkaç kez yazdım; yeniden yazmakta fayda var bu toplum hala Adnan Menderes ve arkadaşlarının; onlardan yaklaşık 10 yıl sonra Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmelerinin bölünmüşlüğünü yaşıyor…Yeni bölünmelere zemin hazırlayacak olan idam cezası kadın cinayetlerinin önlenmesine kesinlikle fayda sağlamaz.  

Evet, insan bazen aklını yitirme noktasına gelebiliyor. Bu tür cinayetler karşısında soğukkanlı kalamayabiliyor. Bunu anlamak da o kadar zor değil. Aklına sağduyusuna inandığım, yazdıklarını her zaman kıymetli bulduğum ve faydalandığım aynı zamanda hukukçu olan bir dostum Emine Bulut cinayetinden sonra sosyal medya hesabına şöyle yazdı: Çok öfkeliyim. Çok kötü duygular içindeyim. Emine Bulut’u katleden HAYVANIN yaşamasını istemiyorum... Bütün soğukkanlı hukukçulara bu derin öfkemi duyurmak istiyorum

İtiraf etmem gerekirse benzer duyguları ben de yaşıyorum. Dünyanın steril bir yer olmadığını bilsek de zaman zaman bir olaya karşı öfke kontrolden çıkıyor. Devletin ise böyle bir öfkenin hezeyanına kapılma lüksü yok, olmamalı. Böyle hunharca cinayeti işleyen birinin yaşam hakkının korunduğu ölçüde hukuk devleti oluruz. Geçmişte yapıldığı gibi bu tür cinayetleri ‘kader kurbanı’ saymayıp, mahkemelerde ‘namus, kravat’ indirimi gibi indirimler yapmadan ‘katilin’ en ağır cezayı alması kamu vicdanını da rahatlatır. İnsanların bu tür cinayetleri görünce ‘idam’ cezasının aklına gelmesi, geçmişte yapılan hatalı uygulamalar ve çıkarılan ‘af’lardır. Bir insanın ömür boyu özgürlüğünün kısıtlanmasından daha ağır ceza ne olabilir Ölüm bir çeşit kurtuluş olmaz mı?

Bu bir savaş aslında, toplumda yaşanan kadınla erkeğin arasındaki eşitsizlik savaşı. Kadın, bu eşitsizliğe başkaldırdıkça, kendi hayatını yoluna koymaya çabaladıkça en yakınları tarafından şiddete uğruyor. Çok ağır bedeller ödüyor kadınlar. Kadının eşit olma, toplumda var olma savaşı bu. Devlete burada düşen görev ‘kadının namusunu’ erkeğe emanet etmeden kayıtsız şartsız kadının yanında olmaktır. ‘İdam’ cezası kolaycılığına kaçıp, hem toplumsal gazı alıp hem de ilerde kendisine karşı işlenecek suçlarda bu cezayı Demokles’in kılıcı gibi sallandırarak bir taşla birkaç kuş vurmak değil… 

Toplumsal duyarlılık, duyarsızlık…

Emine Bulut cinayeti üzerinden toplumsal duyarlılığın tavan yaptığı günlerde Şanlıurfa Barosu çocuk gebelikleriyle ilgili bir rapor yayınladı. Çok insanın haberi olmadı bu rapordan. Duyarlılığı tavan yapmış “Lütfen ölme anne”  etiketleriyle sosyal medya hesaplarını siyaha boyayanlar, okuyup geçti. Aklının bir yerine yer etmeden. Oysa Emine Bulut cinayeti kadar korkunçtu bu durum. Rapora göre Şanlıurfa’da yılın ilk altı ayında 21 çocuk gebelik yaşanmış! Bu sadece tespit edilenler. Ailelerin onayıyla erişkin olmadan evlendirilen, gebe kalan çocuklar Emine Bulut cinayeti kadar ürkütücü gelmiyorsa, hezeyan duymuyorsak toplumsal duyarlılık konusunda daha çok yol kat etmemiz gerekir. Bu durum sadece devlet eliyle, polisiye önlemlerle önlenemez. Öncelikle kadını ‘mal’ olarak gören ‘erkeklere emanetten’ çıkarmalı…

Yazı uzasa da bu konuyla ilgili aklıma takılan bir mevzuyu yazmadan edemeyeceğim. Emine Bulut, kalabalık bir ortamda, orada bulunanların gözleri önünde öldürüldü. Hatta orada bulunanlardan biri hepimizin bir şekilde yaşadığı ‘sosyal medya canavarlığına’ yenik düşüp vahşi cinayeti telefonuna kaydetti. Her şey sosyal medyada alınacak birkaç beğeni için.  Tam olarak öyle olmasa da benzer bir olay birkaç yıl önce başımdan geçti. Kadıköy’de sürekli takıldığım bir mekânda arkamızdaki masada beş altı kişi oturuyordu. Masada oturanların birkaçını tanıyorduk. Masada oturanlardan biri beraber oturduğu arkadaşına yanında getirdiği ekmek bıçağını sapladı. Adam, ikinci bıçak darbesini saplamak isterken sandalye vurarak engel olduk. Olduk olmasına da ilk bıçak darbesini alan kişi maalesef kurtarılamadı. Fakat Emine Bulut ile katil arasında görüntülerden anladığım kadarıyla bir itiş kakış bir boğuşma yaşandı ve kimse müdahale etmedi. Bu da bizim toplumsal duyarlılığımız olsun, olup bitene sadece seyirci kalma hastalığımız. Birçok yaşanan olayda olduğu gibi…

Facebook Yorumları

reklam
28.08.2019
Emanet!
28.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
12.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
26.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
22.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
26.2.2017
En alttakiler
19.2.2017
Çocuklar bizi gözetliyor…
12.2.2017
Hatalıysak aramızda kalsın!
2.2.2017
Aşıklar Şehri’nin büyüsü…
28.1.2017
Sana ne…
22.1.2017
10. yıl…
12.1.2017
Öküzün boynuzunda…
31.12.2016
Heykel…
24.12.2016
Teferruat
8.12.2016
Kapıları kilitlemek…
1.12.2016
İstanbul’dan gitmek…
20.11.2016
İnsanın içi üşür oğul…
16.11.2016
West World
1.11.2016
Eşyalar, insanlar ve düşünceler…
23.10.2016
Duvardaki sarmaşık...
9.10.2016
Kırmızı perşembe…
1.10.2016
Yozgat Blues
23.9.2016
Mesele ağaç, anladınız mı?
13.9.2016
Eylül’de bayram
29.8.2016
Vay Babako…
24.8.2016
Katilleri ayırmak
13.8.2016
Devrimin ‘idam’ sesleri
6.8.2016
Bayrak…
19.7.2016
12 Eylül’den 15 Temmuz’a…
15.4.2016
Bir katilin ardından…
27.11.2015
Memleket!
7.11.2015
Ha buni bize kim etti? (2)
22.10.2015
Çakma otomobil!
14.10.2015
*Vesikalık
8.10.2015
İnsanlık suçu ve gerçek!
3.10.2015
HDP siyasi parti olabilecek mi?
16.9.2015
Yurtsuz kalmak…
28.8.2015
PKK iki halkın da düşmanı!
11.7.2015
Sıradan faşizm…
20.6.2015
Sınır…
14.6.2015
Ha buni bize kim etti?
6.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
12.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
04.04.2015
Yaşamı savunmak mı ölümü kutsamak mı?
02.04.2015
En büyük hayali başbakan olmakmış
29.03.2015
Emekliliğin belgesi!
22.03.2015
Kanaviçe
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive