Tayfun Atay

T24



Bookmark and Share

Ya Alzheimer ya cinayet: Bir şaheserdir Şahsiyet!


1.12.2019 - Bu Yazı 287 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şahsiyet dizisine Haluk Bilginer'le gelen uluslararası Emmy ödülü sürpriz değil. Ben hiç şaşırmadım. Hatta diyebilirim ki şaşırtıcı olan, dizinin en iyi senaryo ve yönetmen ödüllerine neden layık görülmediğidir!..

Bunları bu kadar rahat söylüyorum. Çünkü, (beni yine hiç mi hiç şaşırtmayan şekilde) uluslararası düzeyde gelen başarı bir anda diziye bu topraklarda yayında olduğu zaman gösterilmemiş ilgiyi ancak şimdi var etmişken, ben daha ilk günden Şahsiyet'in sıkı bir takipçisi ve "okuyucusu" idim. Türkiye dizi tarihinde başyapıt düzeyinde bir çalışma ile karşı karşıya olduğumuzu da çok önceden hem dile getirdim hem yazdım.

Bunun bir uluslararası krediye sahip olacağı, o zamandan da belliydi.


Haluk Bilginer 2019 Uluslararası Emmy Ödülleri töreninde

Diziyi Puhutv'de yayına girmeden iki gün öncesinde, 15 Mart 2018'de düzenlenen basın gösteriminde izledim ilk olarak. O dönem Kerem Çatay'la birlikte Ay Yapım'ın bir parçası olan Pelin Diştaş'ın nazik ama bir o kadar da ısrarlı davetiyle oradaydım. İyi ki gitmişim. Çatay'ın yanı sıra dizinin hikâyesini borçlu olduğumuz Hakan Günday'la da enine boyuna sohbet imkânı buldum. İlk bölümü izledikten sonra Günday'a ilk sözümün, "Toplumun alzheimerlaşması'nı anlatmışsın" olduğunu hatırlıyorum. Onun, adeta foyası ortaya çıkmış muzip bir usta edasıyla tatlı tatlı gülümseyişini de…

Hakan Günday

Abarttığımı düşünmüyorum; Günday'ın kaleminden can bulan Şahsiyet, bizim coğrafyamızda edebiyatı dizi-film mecrasına taşımış sayılı yapıtlardan biridir.

Şahsiyet bir şaheserdir.            

Hem evrensel insanlık halimize, daha doğrusu hali pür melâlimize seslenir, hem de "yerli ve millî" bir acımıza, ayıbımıza, "ar"ımıza temas eder; derinden ve keskince ama hem edebi hem estetik bir özen ve titizlikle…

Bunda elbette yönetmen Onur Saylak'ın da payı, etkisi, emeği büyüktür ve o da takdir ve tebriği hak etmektedir.


Onur Saylak

Alzheimer insanın beyninde mi toplumun kalbinde mi?

Polisiye-suç-gerilim tarzında bir dizi olarak, adli kâtip memurluğundan emekli ve Alzheimer hastası olduğunu öğrendikten sonra bir seri katile dönüşmüş Agâh Beyoğlu'nun (Halûk Bilginer) dokunaklı hikâyesi üzerinden bizi kendisine çeker Şahsiyet. Hemen ardından da Alzheimer'ı bir "metafor"a dönüştürerek, onun toplumsal ve kültürel, bağlantılı olarak da ekonomi-politik çerçevede izini sürmeye davet eden bir içerikle kristalleşir.

İnsan denen canlıda, biyolojik (nörofizyolojik) "hatırlama" yetisi ile bir kültürel duyarlılık olan "hatıra"yı iç içe geçirerek açılan sahneleri izledikçe hayatımıza hâkim ve "yarışma-rekabet-tüketim" emreden bir sistem içinde asıl Alzheimer olanın insan ilişkilerimiz ve insanlık halimiz olduğunu fark ederiz. Hikâyesinin ana karakteri, Alzheimer hastası Agâh Beyoğlu'ya ilişkin (o dönem yönetmeni olduğum yayın için) yaptığı değerlendirmede Hakan Günday'ın da kaydettiği üzere: "[Agâh'ın] en büyük korkusu, anılarını unuttukça, kimliğini, dolayısıyla şahsiyetini de yitirmek. En büyük tereddüdü ise şu: Gerçekte Alzheimer hastası olan kim? Kendisi mi, yoksa içinde yaşadığı toplum mu?" (Cumhuriyet PA7AR, Sayı: 11, 18 Mart 2018).

Gerçekten öyle değil mi?..

Hayatın hayhuyu içinde anababaların-evlâtların dahi birbirlerini unuttuğu, ihmal ettiği, umursamaz olduğu; insanların birbirlerini dinlemediği-duymadığı; her şeyin otomatiğe bağlanıp hayatın da "trafik"ten ibaret olduğu bir dünyada…

Ömrü İstanbul'da Beyoğlu'nda geçmiş, soyadı bile Beyoğlu olan birinin, tarihini-kültürünü hiç mi hiç bilmeden orada yaşayan bir kalabalığın içinde kendini yapayalnız, kimsesiz, "hatırasızlaşmış" hissettiği toplumsal iklimde Alzheimer Agâh Bey'in beyninde midir? Yoksa yaşanılan hayatın kalbinde mi?!..


Şahsiyet (Ay Yapım)

Bir insanlık sorunundan memleket trajedisine…

Böylece, Alzheimer'ın günümüzde bir bireysel hastalık, bir tıbbî konu, bir biyolojik "anomali" olmaktan öte, adeta insanlığımızın toplumsal-kültürel "normal"i, dolayısıyla antropolojik-sosyolojik bir sorunsal haline geldiğini düşündüren bir yapıt çıkıyordu ortaya.

"Tüketim ve hız çağı"nda mazi, insanlık halimizin bir parçası olmaktan çıkmış; geleceği dahi tarih kılabilecek kapasiteye ulaşmış tekno-ekonomik akış eşliğinde, evet, toplumun Alzheimer'laşmasından söz edilebilecek noktaya gelinmişti.

Geçmişsiz-geleceksiz bir "yekpare-kopuşsuz an"da varlık bulan insan için unutuş, unutmak ve unutkanlık, artık eşyanın yeni tabiatı, yani "doğal"ı, yani normali idi. "Anormal"i değil…

Şahsiyet bunu tematize ederek bizi seyre çağırdı ama sonrasında, elbette bu tematik girdi sıfırlanmaksızın, onu kat be kat aşan bir memleket trajedisi, suçu, utancı faş oldu önümüzde... Ve kendi kültürel örüntümüzdeki bir canavarlık pratiğine ilişkin yakıcı bir sorgulamaya çıkardı dizi bizi...

12 bölümün sonunda gelen final, bu doğrultuda hem korkunç hem müthiş, hem dehşet verici hem mükemmel, hem iç kıyıcı hem yapıcı, hem çok acı hem çok güzeldi.

Elbette şimdi dijital ortamda yeniden ilgiye, belki öncesinden de çok daha fazla açık hale geldiğinden dizinin içeriğini konuşma hakkımız hâlâ yok. O yüzden yine genel çerçevede birkaç cümle sarf etmekle yetinelim!..

Şahsiyet'i izlediğinizde, canavarlığın sadece ve sadece insana özgü (kültürel) olduğu; canavarlaşmış toplumsal dünyamızda hasara uğrayanların ise önünde iki seçenek bulunduğu noktasına geleceksiniz: Ya unutmak ya öldürmek... Ya hafızanızı köreltmek, yani "Alzheimer"; ya da katil olmak, yani "Cinayet".

Şahsiyet'i izlediğinizde canavarlığın nasıl da sıradan, "âdet-gelenek"ten, neredeyse kendiliğinden olduğunu düşünürken, bunun karşısında cinayetin nasıl suç olmaktan çıktığı ve bir "nefs-i müdafaa"ya dönüşebildiği üzerine de kafa yoracaksınız.

Şahsiyet'i izlediğinizde şu gök kubbe altında yaşadıklarınıza dair bir dolu çağrışımla da sarmalanarak, hayatın içinde canavarlığın nasıl hukukileşebileceği, buna karşılık adaletin de nasıl cinaîleşebileceğinin efkarına kapılacaksınız!..


Haluk Bilginer ve Cansu Dere Şahsiyet'te

Bir elde Şahsiyet, bir elde "Suç ve Ceza" olsun!

Şahsiyet'i izlemediyseniz mutlaka izleyin; izlediyseniz mutlaka bir kez daha, hatta dönem dönem tekrar izleyin. Adeta bir klasik romanı nasıl her yaşam dönümünde tekrar tekrar dönüp okumak gerekirse, aynen öyle!..

Hatta "Mobil Çağı"ndayız ya, o zaman bir elinizde ekran formatında Hakan Günday-Onur Saylak ikilisinin Şahsiyet'i, diğer elinizde de kitap formatında Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sı olsun.

Etkileşimsel şekilde her ikisini de "açın", hem okuyun hem izleyin!..

İnsanlığımızın iyilik ve kötülük, meleklik ve şeytanlık, merhamet ve canavarlık bakımından bize nasıl ters-köşeler yapacak bir diyalektik akış içinde olduğunu hep hatırda tutmak, hiç "unutmamak" için…

Ve de artık hayatımızda bir "kültürel-evrensel" haline gelmiş "Alzheimer"la başa çıkmak için!..

Facebook Yorumları

reklam
5.12.2019
Toprak, Beton ve Kanal
3.12.2019
İrlandalı’nın Kızı
1.12.2019
Ya Alzheimer ya cinayet: Bir şaheserdir Şahsiyet!
19.11.2019
Büşra’nın 'mevlit-şov'u
17.11.2019
Başlangıçta tiyatro vardı!
14.11.2019
Doğallaştırma
10.11.2019
Fenomenlik, domestiklikten evlâdır!
7.11.2019
‘Ne kaa homofobi, o kaa İslamofobi!’
5.11.2019
AKP Katolikliği, CHP Protestanlığı ve cadılaştırılan HDP
3.11.2019
Hayatta olmayanı kurgudan beklemek ayıptır
31.10.2019
Vahşet Tanrısı, Uygarlık 'Tasma'sı
29.10.2019
Trump'ın suratından Bağdadi akıyor!
27.10.2019
Cumhurbaşkanlığı'na özel antropoloji tedrisatı: Araplık, Kürtlük, çöl, dağ, kültür
24.10.2019
Mevlânâ sizden utanırdı!
22.10.2019
Al Trump’ı vur Şevki’ye şevkle şehvetle!
20.10.2019
Savaşın pornografisi
15.10.2019
'Pınar'ınız ya IŞİD'e can suyu olursa!..
8.10.2019
Tapılacak en kutsal varlık 'Doğa'dır!
3.10.2019
Komediden rezalete, 'Etnospor-Türkiye'
1.10.2019
'Etnospor' komedisi: "Yâ Hak diye diye yunduk Yunan'dık!"
22.09.2019
'Helâl teşhir'de Türkiye'nin gururu: Modanisa
12.09.2019
Bir insanlık yenilgisi: ‘Erkeklik’
25.08.2019
'Yaratılmışların en şerefsizi': İnsan
20.08.2019
Amok koşusu
6.08.2019
Akif’in Akit’i normalleştirmesi
30.07.2019
Sen bahar toprağı gibisin Dersim, seni seviyorum!
26.07.2019
İthal ya da itlaf: Bütün mesele bu!
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
1.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
27.06.2019
AKP zarâfetle düşmesini bilecek mi?
25.06.2019
Bitmiş bir iktidarın yakın ölümü
20.06.2019
Dinbazlığı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır
17.06.2019
Binali Yıldırım: Elde var hüzün…
10.06.2019
“Yeni Türkiye”de dinî hiyerarşi ve dinbaz sıkışıklık
9.06.2019
Mevzubahis iktidarsa ‘Kürdistan’ teferruatmış!
3.06.2019
Dinbazlığın kırılma noktası: Gezi
27.05.2019
Bir 'dinî-ortodoksi' deklarasyonu: Diyanet raporu
26.05.2019
‘Devletin Tunç-eli’ yine mi inecek Dersim üzerine?
23.05.2019
Yeni Zelanda İslam’ı!
19.05.2019
"Hasta Türk’ün gençleşmesi": 19 Mayıs
9.05.2019
Bir ‘Ümmet-i iktidar’ komedisi
22.4.2019
Cumhuriyet’i cezasıyla sevdik biz!
21.4.2019
İmamoğlu’nun işareti: Dünya dünyevî yaşanır!
18.4.2019
Ya Cumhurbaşkanı ya ‘Biz’!
15.4.2019
‘Erkeklik kabuğu’nu kıran adam: Şener Şen
14.4.2019
Etnografi ‘mızrağı’nın İslamcılık ‘çuvalı’na sığmadığı Sudan
11.4.2019
'AKP Katolisizmi', Cadılar ve Seçimler
7.4.2019
Doktorun iyisi ‘palyaço’ olur!
5.4.2019
Kürdün olduğu kadar kurdun da hakkını gözeten Fatih Başkan
2.4.2019
'Beka sorunu’nun sonucu: Balkondaki yalnızlık
31.3.2019
İslam’da ilk seçim: Halifelik
28.3.2019
Bir ‘kriko’ olarak AKP
25.3.2019
Reis’e İskenderpaşa vız gelir tırıs gider
22.3.2019
Hangi Erdoğan?
4.3.2019
İslamiyet’te evrim
1.3.2019
Evet, Türkistan yoksa Kürdistan da yoktur!
25.2.2019
Komünizm ve din
21.2.2019
Hukukun ‘intikam’ olduğu yer: Cumhuriyet davası
18.2.2019
Siz ‘insan’ olun, kadından imam da olur peygamber de!
14.2.2019
Bir ‘ağıt’ olarak Sevgililer Günü
10.2.2019
Dede’cim seni söylüyorum, Reis’im sen anla!
4.2.2019
Hazzı kazıyın, altından hüzün çıkar: ‘Sex Education’
3.2.2019
Gutenberg asıl şimdi ölürken…
24.1.2019
A’dan Z’ye hep ‘memuriyet’tir işimiz!
21.1.2019
Hız zehri
14.1.2019
Kamu spotlarının ‘Kamu'dan bîhaberliği!
10.1.2019
Katil, adın ‘Şöhret' olsun!
27.12.2018
Bugünün ‘Abuzer'i kim?
24.12.2018
Kim milyonlara rezil olmak ister?
20.12.2018
Murat ve Acun, papağan ve aslan: 7 farkı bulun!
17.12.2018
Kadın vaiz, imanınızı mı gevşetir?!
13.12.2018
‘Usta'ya veda!
29.11.2018
Geçin ‘helâl turizm'i, ‘helâl porno' kapıda!
26.11.2018
'BİSMİLLAH'
22.11.2018
“Mühendis olmuş, matematik bilmiyor hocam!”
19.11.2018
Çocuk, insanın babasıdır!
15.11.2018
Mısıroğlu meselesi: Galip kim, mağlup kim?
12.11.2018
Türkçe ezan kimin fikriydi?
10.11.2018
Atatürk, cesarettir
5.11.2018
Birbirimizi yaşamak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive