Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914


23.08.2019 - Bu Yazı 535 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  “Bayram değil seyran değil”, o halde bu soykırım yazısı niye?

Nedeni, konunun sadece Nisan ayında konuşulan bir konu olmaktan çıkartılması gerekliliği değil; Osmanlı Arşivi’nde bulduğumuz bazı yeni bilgi ve belgeler.

Bu vesile ile, Osmanlı Arşiv yetkililerine bu belgeleri araştırmacıların hizmetine sundukları için teşekkür etmek isterim.

Arşivdeki bir dizi belge ve bilgi konu hakkındaki kuşku ve tereddütleri tamamıyla ortadan kaldıracak niteliğe sahip.

Artık daha net ve kesin konuşabilme şansına sahibiz.

Soru çok basit: Ermenilerin imha edilmesi doğrultusunda ilk karar ne zaman alınmıştır?

Cevabı da basit: Eldeki Osmanlı arşiv belgelerine göre, ilk imha kararı 1 Aralık 1914 tarihinde alınmıştır.

Kararı Erzurum “Merkez Komitesi” almıştır. Karar hemen aynı gün “gizli” notuyla İstanbul’a iletilmiştir. Ve özel olarak, “telgrafın telgrafhanedeki kopyası(nın)” imha edilmesi istenmiştir.

Karar Van ve Bitlis vilayetlerindeki Ermenilere ilişkindir.

Alınan karardaki ifade aynen şöyledir: “[Madde] 4. Gerek merkezde ve gerek mülhakâtta rehber-i ihtilal [ihtilal önderi] olacak veyahut İslamlara tasallut edecekleri [saldıracakları] maznun [şüpheli] Ermenilerin şimdiden bi’t-tevkif [önceden tutuklanarak] İslamlara tasallutları görüldüğü takdirde imha edilmek üzere hemen Bitlis’e sevkleri.”

Karar, bir ihtilale önderlik veya Müslümanlara saldırı zanlısı olabileceklerin toplanması ve imha edilmesini istiyor. Yani, esas olarak erkek nüfusa ilişkin. Bir nevi bir ön-tedbir.

İmha etmek kavramının belgede kullanılması son derece önemli.

1 Aralık 1914’de alınan bu kararın uygulamaya konduğunu ve sadece erkek nüfusla sınırlı kalmadığını ve kadın ve çocukları da kapsadığını başka kaynaklardan da biliyoruz.

Potansiyel bir tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla imha hemen birçok soykırımda gözlenen ortak bir özelliktir.

En bilinen örneği Nazilerin Yahudileri imhasıdır.

Yahudilerin ilk kitlesele imhası “Einsatztruppen” olarak bilinen özel birlikler tarafından 1942 yaz aylarında uygulamaya kondu.

Amaç, Rusya içlerine ilerleyen Alman Birliklerinin arkasında ayaklanma ihtimalini ortadan kaldırmak idi. Aynı Osmanlı örneğinde olduğu gibi, ilk önce erkek nüfusa yönelik olan imha uygulaması kısa sürede kadın ve çocukları da kapsayacaktı.

1 Aralık 1914 kararı bir bölge ile sınırlıdır.

Burada ikinci bir soru akla geliyor. Peki alınmış nihayi bir karar var mıdır, varsa ne zaman alınmıştır?

Bu soruya da artık kesinliğe yakın bir tarzda cevap verebiliyoruz.

Ermenilerin imhası için nihayi bir karar vardır ve bu karar 15 Şubat ile 3 Mart 1915 arasında alınmıştır.

Böylesi bir kararın alındığını bize söyleyen İttihat ve Terakki Merkez Komitesi üyesi ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın reisi Bahaettin Şakir’dir.

Şakir, 3 Mart 1915’de İttihat ve Terakki Adana görevlisine yazdığı bir mektupta, “Cemiyet, vatanı bu lanetlenmiş kavmin [Ermenilerin] ihtirasından kurtarmaya… [ve] Türkiye’de yaşayan bütün Ermenileri, bir tanesi kalmayıncaya kadar mahvetmeye karar, bu hususta da hükümete geniş yetki vermiştir. Hükümet katledip yok etmenin nasıl gerçekleşeceğikonusunda, vali ve ordu kumandanlarına gerekli izahatı verecektir.”

Mektubun altında Bahaettin Şakir’in imzası vardır.

Bu imzanın Şakir’e ait olduğunu da artık kolaylıkla gösterebiliyoruz.

Elimizde Bahaettin Şakir’e ait 100’ün üzerinde imza örneği vardır. Bunlar, İttihat ve Terakki Partisinin bölgelerle yaptığı yazışmaların tutulduğu 1905-1907 yıllarına ait Paris Defterleri içerisindedir. Hem kütüphanelerimizde mevcuttur hem de orijinal halleri ile yeniden basılmışlardır.

Burada akla çok önemli bir başka soru daha geliyor.

1 Aralık 1914’de bir bölge için alınan imha kararından, Şubat sonlarındaki nihayi imha kararına nasıl geçilmiştir?

Arada hangi aşamalardan geçilmiştir?

Gözlemlediğimiz, ortada bir radikalleşme süreci olduğudur.

Bu radikalleşmeyi Osmanlı arşivindeki belgelerden takip etmek mümkündür.

Arşivde mevcut birçok belge, 1 Aralık 1914 kararından sonra, özellikle Bitlis, Van, Erzurum, Mamüretülaziz ve Diyarbakır valilerinin İstanbul merkezi Ermenilerin imhası konusunda radikal bir karar için zorladıklarını gösteriyor. Yani Valiler, İstanbul’da alınmış kararların basit uygulayıcısı değiller, aksine, bu karar sürecinin önemli bir parçasıdırlar. Hatta İstanbul’u nihayi bir imha kararı için en çok sıkıştıran onlardır, diyebiliriz.

Valilerin İstanbul’a gönderdikleri telgrafların bir başka önemli özelliği daha var.

Valiler, imha kavramını kullanmaktan asla çekinmiyorlar. Son derece açık ve net, Ermenilerin imha edilmesinden söz ediyorlar. “Ermeniler hakkında karâr-ı kat’î ve ta’lîmât verilmesi zamanı gelmiştir,” diyerek İstanbul’u nihayi bir karar almaya zorluyorlar.

İstanbul başta temkinlidir ve “Ermeniler hakkında bir kat’i talimat verinceye kadar” Valilerin, bölgenin ihtiyaçlarına göre davranmalarını istemektedir.

Ama Valiler, birbiri ardı sıra çektikleri telgraflarda kendi yerel tedbirlerinin yeterli olmadığını ve kendilerine merkezce alınmış nihayi bir kararın tebliğ edilmesini istemektedirler.

Sivas Valisi’nin Ermenilerin imhası için karar alınmasını isteyen şu sözleri iyi bir örnek teşkil eder: “Ermenilerin “imha ve tenkilleri kararlaştırılmış ise”, elde yeteri kadar askeri kuvvet var olduğu için “şu sıranın icraata pek müsait olduğu…”.

Bitlis Valisi için, Ermenilerin imhası vatanını selameti için kaçınılmazdır: İstabul’a yazdığı bir telde, “mevcudiyetleri bünye-i vatan… için daima muzırr görülen bu unsurun [Ermenilerin] kuvva-yı maddiye ve maneviyesiyle imkân mertebesinde imhası selamet-i vataniye icabâtına göredir,” demektedir.

Yine Bitlis Valisine göre, ““İmha tedbirlerinin tatbik zamanı ve icraatı” ise “savaşın durumuna ve devletin siyasetine göre tayin” edilmelidir.

Bu belgelerin önemi, sadece açık olarak Ermenilerin imha edilmesinden söz ediyor olmaları değildir.

Bu belgeler şu anda Osmanlı Arşivi’nde mevcutturlar. Ve isteyen araştırmacılar bunları alıp okuyabilirler.

Belgeler 1915 konusundaki birçok lüzumsuz ve gereksiz tartışmaya son verdiği için son derece önemlidirler.

Ve Arşiv yetkilileri bu belgeleri bizlerin hizmetine sundukları için özel bir teşekkürü hak etmektedirler.

Keşke bu belgeleri daha önce koymuş olsalardı, keşke hala saklı tutulmakta olduğunu bildiğimiz diğer belgeler de kısa sürede bizlere sunsalar… Gereksiz bir sürü boş gevezelikten ve zaman kaybından kurtulmuş olurduk.

Osmanlı Arşivi’ndeki mevcut bu belgelerin bize gösterdiği basit bir gerçek vardır.

Artık kafamızı kuma sokarak gidebileceğimiz bir yer yoktur.

“Ermenilere yönelik imha kararı yoktur”, “Ermeniler sistematik olarak imha edilmemişlerdir”, “konu hakkındaki belgeler sahte ve uygdurmadır”, “Arşivlerimiz açıktır, isteyen gelip bakabilirler, orada imhaya ilişkin tek bir belge bulamazsınız”, gibi tezlerin bir kenara bırakılmasında fayda vardır.

Yüzyıla yakın sürdürülen ve artık iyice anlamsızlaşmış iddiaları bir kenara bırakmak ve gerçekle yüzleşmekte fayda vardır.

Aslında çok basit bir gerçekliğimiz var.

Ve bu gerçekliğin tüm siyasi partilerce görülmesi ve anlaşılması gerekir.

Tarihle yüzleşmez ve tarih üzerine konuşmazsak bugünkü problemelerimiz çözemeyiz.

Bugünkü problemlerin çözümü büyük ölçüde tarih üzerine dürüst ve samimi bir konuşma yapmaktan geçiyor.

Eğer Osmanlı’nın son döneminde, İttihat ve Terakki yöneticilerinin başta Ermeniler tüm Hristiyan vatandaşlarına yönelik katliamları üzerine konuşmayı başarabilseydik, bugün karşılaşılan bir sürü sorunla karşılaşmazdık.

Bugün, Kürt meselesi başta, etnik-kültürel kimliklere ilişkin sorunlara, demokrasi ve insan haklarına ilişkin sorunlara sahip olmamızın nedeni tarihle yüzleşmiyor olmamızdır.

Bugünün kangrenleşmiş birçok sorunun nedeni, tarihi gerçeklerin halı altına süpürülmesi, karanlıkta tutulmuş olmasıdır.

Geçmişini karartan geleceğini aydınlatamaz.

Sorun bir tek Türkiye ile de sınırlı değildir. Bugün bölgede barış ve istikrara ilişkin sorunların en temel nedenlerinden birisi, Türkiye’nin kendi tarihi üzerine konuşmuyor olmasıdır.

Bölge halklarının, devlet ve milletlerinin Türkiye’ye yönelik büyük bir güvensizlik taşıyor olmalarının nedeni tarihimizdir.

Eğer tarihimiz üzerine açık ve dürüst konuşabilirsek, bölgede barış ve istikrarın temellerini atabiliriz.

Sağcı, solcu, İslamcı, laik, muhafazakar, ilerici vb. önemli değil, siyasetin tüm aktörlerinin, tarih ile bugün arasındaki bu kuvvetli bağı görmesinde ve tarih üzerine konuşmayı gündeme almasında fayda vardır.

Son bir sözüm de şu: bu yazıyı okuyacak birilerinin, bahsettiğim Osmanlı belgelerini sayın Tayyip Erdoğan’ın dikkatine sunmalarında büyük fayda vardır. Cumhurbaşkanımızın lüzumsuz yere mahçup olmasına gerek yoktur.

Not: Bu yazıda sözü edilen Osmanlı belgeleri ve arşiv kayıtları hakkında bakınız: Taner Akçam, “Ermenilerin İmhası Kararı Ne Zaman Alındı?” Birikim Dergisi Ağustos 2019, sayı 364.

Facebook Yorumları

reklam
17.11.2019
Bizim mahallenin hocası Mümtaz Soysal
12.11.2019
Tarihi hakikatleri inkâr ve editoryal politika
9.11.2019
T24 meselesi bize niçin Hrant Dink’i hatırlatıyor?
15.10.2019
15 soruda Suriye ve Kürt meselesi
23.08.2019
Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914
22.06.2019
Bir açıklama ardından bazı sorular
22.05.2019
Büyük koalisyon ve Erdoğan’ın seçimleri erteleme veya iptal etme ihtimali
12.11.2018
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme
22.10.2018
Kaşıkçı cinayeti ve devlet-yurttaş arasındaki ‘güven’ ilişkisi
20.9.2018
Orta Doğu kördüğümü için alternatif çözüm: Türkiye İsrail ortaklığı
18.8.2018
“Kuşatma savaşı” ve düşündürdükleri
2.8.2018
Birinci Cumhuriyet esas alınıp İkinci Cumhuriyet'e muhalefet yapılamaz
7.7.2018
'Umdenken': Düşünme tarzımızı değiştirmek
30.6.2018
İkinci cumhuriyete hoş geldiniz
14.1.2018
HDP ve 'Türklük'
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
12.6.2016
Turkcell bir şirket mi yoksa 'vatandaş nasıl dolandırılır' kurumu mu?
9.5.2016
Helmut Oberdiek ile parça parça
20.11.2015
Ne ondurmak ne de öldürmek
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
13.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
16.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive